BM İnsan Hakları Konseyi'nde tutuklu gazeteciler için serbest kalmaları çağrısı

Cenevre'de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin 38. Oturumu kapsamında Türkiye'de tutuklu gazetecilerin serbest kalması çağrısı yinelendi.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin Cenevre’deki genel merkezinde, konseyin 38. oturumu kapsamında düzenlenen ‘Türkiye’de Basın Özgürlüğü’ başlıklı toplantıda Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

BM’ye danışman kuruluşlardan Press Emblem Campaign’in (PEC) düzenlediği oturuma Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFC) yardımcı genel sekreteri Jeremy Dear, PEC’in genel sekreteri Blaise Lempen, BM Bağımsız Uzmanı Alfred de Zayas ve Stockholm Center for Freedom (SCF) Koordinatörü ve TR724 yazarı Levent Kenez katıldı.

Tutuklu durumdaki meslektaşlarının en önemli taleplerinin unutulmamak olduğunu hatırlatan Kenez, Türkiye’deki gazetecilerin hangi delillerle tutuklandığını anlattı. “Politik ya da ideolojik herhangi bir içeriği olmayan bir tweet bile tutuklanma gerekçesi olabiliyor.” dedi. “İronik bir biçimde, bazı meslektaşlarım çalıştıkları gazeteye abone olmakla suçlanıyorlar.” diyen Kenez, aynı zamanda 15 Temmuz’un gazeteci tutuklamaları için bahane hâline getirildiğinin altını çizdi. “Hapishanedeki gazetecilerin yüzde 90’ından fazlası 15 Temmuz 2016’daki tartışmalı darbe girişiminden sonra özgürlüklerini kaybetti. Bu da Erdoğan hükümetinin darbeden sonra ilân ettiği olağanüstü hâli nasıl kullandığını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.


Anadolu Ajansı’nın Amerikan filmlerindeki ‘Wanted’ posterlerine benzer şekilde tecrübeli Türk gazetecileri listelediği görselleri gösteren Gazeteci Levent Kenez, Türkiye’de hükümetin gazetecileri düşmanlaştırdığını ve nefreti körüklediğini örnekleriyle aktardı. Kendisinin de darbeden sonra kısa süre gözaltına alındığını ve serbest kaldıktan sonra yurt dışına çıkmayı tercih ettiğini söyledi.

IFC’den Jeremy Dear, Türkiye’deki hükümetin tek amacının muhalif gazetecileri susturmak olduğunun açık olduğunu vurguladı. Dear, uluslararası topluma çağrıda bulunarak Türk Ceza Kanunu’nun gazetecileri tutuklamak için abartılı şekilde kullanılmasına son verme çabalarını desteklerini istedi. Jeremy Dear, “Türkiye’de medyaya yönelik baskı, dünyada en kötüsü,” dedi.

Toplantının ev sahibi Blaise Lempen de, Türkiye’deki savcıların hiçbir iddialarının doğru çıkmadığının altını çizerken, Erdoğan hükümetinin baskıcı icraatlarının ancak anti-demokratik ve diktatöryal rejimlerde görülebileceğini kaydetti.

Moderatör Alfred de Zayas ise, “Türkiye’deki basın özgürlüğünün durumu, dışarıdakilerin düşündüğün kötü durumda. Uluslararası toplum tutuklu gazetecilerin seslerinin duyulması için daha çok çalışmalı.” tespitini yaptı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ