Ankara'ya sürülmüş Kürtlere de huzur yok

Devlet Ankara'daki 5 köyün okulunu kapattı..
Ankara'nın ilçeleri, Haymana, Polatlı ve Bala, Cumhuriyet'in ilk yıllarında nüfusun seyreltilmesi projesi kapsamında Güneydoğu'dan sürülen Kürtlerin yerleştirildiği ilçeler. Bu ilçelerdeki köylerde zorunlu iskana tabi tutulan Kürtlerin temel geçim kaynağı ise hayvancılık. Ancak aradan on yıllar geçtikten sonra Ankaralı Kürtler bir kez daha sürgünle karşı karşıya. 

OKULLARINI KAPATTILAR

Ankara'ya 80 km uzaklıktaki Balâ ilçesinin beş köyündeki ilkokullar, öğrenci azlığı gerekçisiyle bu eğitim öğretim yılında kapatıldı.

Keklicek, Davdanlı, Bektaşlı, Suyugüzel ile Aydoğan köylerindeki öğrencilerin bir kısmı taşımalı eğitimle ilçe merkezindeki okullarda eğitimlerine devam ediyor.

Fakat taşımalı eğitime sıcak bakmayarak çocuklarını okula göndermemeyi tercih eden aileler de var.

Balâ ilçesine 25 km uzaklıktaki Keklicek Köyü'nde gencinden yaşlısına tüm köy haklı, mevcut okullarının yeniden eğitime açılmasını istiyor.

Eğitimde 2012 yılında yürürlüğe giren 4+4+4 sistemiyle, çocukların okula başlama yaşı düştü ve 69-71 aylık arasındaki çocukların okula başlaması kanunen zorunlu hale getirildi.

Fakat Keklicek köyünde olduğu gibi, bazı aileler yaklaşık 5,5 yaşında olan çocuklarını taşımalı sistemle uzak ilçelerdeki ilkokullara göndermek istemediklerini ifade ediyor.

70 yaşındaki Döndü Kılıç, torunu Eyüp'ün bu sene ilkokula başlaması gerektiğini ancak göndermediklerini anlatıyor:

"Annesinin ufak bir çocuğu daha var. Her gün Eyüp'ü Balâ'ya götüremeyeceği için Eyüp bu sene okula başlayamadı. Her şeyi içinde okulumuzun, hiçbir sorunu yoktu. Köyümüze bir tane bile olsa öğretmen istiyoruz."


BİZİ DE GÖÇ ETMEYE ZORLUYORLAR

Eğitimciler, köylerde uygulanan bu sistemin dezavantajları bir yana, kız çocuklarının eğitime devamı için için gerekli olduğunu konusunda birleşiyor. Çünkü aileler, özellikle kız çocuklarını uzak ilçelerdeki okullara taşımalı sistemle göndermek istemiyor.

BBC Türkçe'ye konuşan bir baba, tam da aynı sebepten iki kızına da Balâ'daki okula göndermeyeceğini söylüyor:

"Bir tane çocuğum birinci sınıfa, diğeri de üçüncü sınıfa gidecek ama ben göndermiyorum. Göndermek mecburiyetinde de değilim. Beni tutuklasalar yine de göndermeyeceğim. Çünkü ben her çocuğumun başına buradan 26 km gidemem. Eğer çocuğumun başına orada bir iş gelirse yetişemem ve bedelini ödeyemezler."

Baba, kendi gençliğinde köyde 480 tane öğrencinin okuduğunu ama zamanla bu sayısının azaldığını söyleyerek, kendilerinin de göçe zorlandığını ifade ediyor:

"Biz köyde hayvancılık yapan 10 kişi kaldık. Eğer bizim de gitmemizi istiyorlarsa, biz de hayvanlarımızı satıp köyü terk edelim. Çocuklarımı okula gönderemediğim için vicdan azabı çekiyorum ama yapacak bir şey yok. Zaten köydeki okul açılmazsa Elmadağ'a ya da Ankara'ya göç edeceğiz."

Köyde istemeye istemeye de olsa kızını Balâ'daki ilkokula taşımalı sistemle gönderen aileler de var. Cevat Aktaş, kızının geçen yıla kadar köyde okuduğunu ama bu sene Balâ'ya göndermek zorunda olduğunu söylüyor:

"Bizim için köyümüzde gözümüzün önünde okuması daha iyiydi, şimdi içimiz hiç rahat değil. Bir de yasak çıkarmışlar, eğer okula göndermezsek Milli Eğitim bize ceza yazacakmış, gelip çocuğumuzu alıp götürecekmiş. Aslında eşim kızımızı göndermiyordu ama, bunu öğrendikten sonra mecburen gönderiyoruz."

Sadece Keklicek köyünde okul çağında olmasına rağmen bu yıl okula başlamayan sekiz öğrenci bulunuyor. Konuştuğumuz hemen herkes, 'Bizim de mi göç etmemizi istiyorlar?' diye soruyor.

Geçtiğimiz yıllarda yeni yapılan köy okulu ise içindeki boş sıralar ve bahçesindeki musalla taşıyla, artık köyde cenazelerin kalktığı yer olarak kullanılıyor.
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ