'Anayasa Mahkemesi uyuşturucu satıcısının önüne yattı'

Anayasa Mahkemesi'nin kararına ilişkin Gazeteci Mehmet Yıldız, polise uyuşturucu satmaya çalışırken yakalayan polis memurlarının başına gelenleri yazdı.
Mehmet Yıldız / TR724

Başlık biraz fazla ağır olmuş diyebilirsiniz. Yazıyı okuyunca siz de hak vereceksiniz.

Önce bir haber: 10 Nisan tarihinde Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde yayınlanan bir basın duyurusu pek çok kişi gibi beni de heyecanlandırdı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu toplanmış, hukuka aykırı delillere dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesini hak ihlali olduğuna karar vermiş.


Ne güzel bir karar değil mi? Gelin kararın detaylarına bakalım:

2011 yılında Fatih ilçe emniyet müdürlüğünde görev yapan iki polis memurunun yanına yaklaşan Sertif Kılıç (asıl adı Orhan Kılıç) adında bir uyuşturucu satıcısı, M.E. ve Ö.Ö adlı polislere uyuşturucuya ihtiyaçları olup olmadığını sormuş. Teklif karşısında şaşıran polisler, daha fazla uyuşturucu madde ele geçirebilmek için başvurucunun yaşadığı eve gitmiş ve evde bulunan uyuşturucu maddeye el koymuşlar.

Evde ele geçirdikleri uyuşturucu maddeleri muhafaza altına aldıktan 18 saat sonra Cumhuriyet savcısına bildirmiş ve bu işlemle ilgili bir de tutanak düzenlemişler. Tutanakta, daha fazla uyuşturucuya ulaşmak düşüncesiyle başlangıçta alıcı gibi hareket ettiklerini, evden hassas terazi, çok sayıda uyuşturucu hap, değişik miktarlarda kokain ve eroin maddesi ele geçirdiklerini belirtmişler.

Sonraki işlemler savcının talimatı ile başka polisler tarafından sürdürülmüş ve açılan kamu davası üzerine uyuşturucu satıcısı mahkûm edilmiş.

Öte yandan polis memurları M.E. ve Ö.Ö. hakkında yasal işlem yapmama karşılığında başvurucu ile anlaşma yaptıkları gerekçesiyle rüşvet suçundan soruşturma başlatılmış. Yapılan yargılama sonucunda polis memurları ceza almış. Bu da yetmemiş, haklarında konut dokunulmazlığını ihlal ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından da kamu davası açılmış, yargılama sonunda atılı suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde karar verilmiş.

Aradan 3 yıl geçmiş. 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvuran uyuşturucu satıcısı, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş. 

Bu başvuruyu değerlendirmek üzere toplanan Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, şu karara varmış:

Ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi, hukuk devletinin temel ilkelerinden sayılmaktadır.

Somut olayda konuttaki aramanın kanuna aykırı şekilde yapıldığı açıktır. Zira kolluk görevlilerinin konutta arama yapmaları için hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmamaktadır. Ayrıca arama uzun bir süre geçtikten sonra nöbetçi Cumhuriyet savcısına bildirilmiştir. 

Mahkeme kararından anlaşıldığına göre mahkûmiyet hükmü, belirleyici olarak gerçekleştirilen hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delilleredayandırılmıştır. Mahkûmiyet hükmünün esaslı ve belirleyici delilleri, aramada ele geçirilen hassas terazi ve uyuşturucu maddelerdir. Dayanılan diğer deliller ise arama yapan ve rüşvet suçundan mahkûm olan polis memurlarının ifadeleri ile başvurucunun uyuşturucu madde kullandığına dair beyanıdır. Hâlbuki mahkûmiyet kararı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilmiştir. Kararda, başvurucunun aramanın icra ediliş şekline yönelik iddia ve itirazları hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, açıklanan nedenlerle adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararın özeti bu.

Peki bundan sonra ne olacak?

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verdiği için adı geçen uyuşturucu satıcısı yeniden yargılanacak. Karara göre ortada hukuka uygun elde edilmiş bir delil olmadığına göre beraat edecek. Tutuklu olduğu süre içinde uğradığı zararlar için devletimiz tazminat ödemek zorunda kalacak!

Bu karar bana geçen ay okuduğum bir başka haberi hatırlattı.

15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle tutuklu olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Akın Öztürk, kendisini Sincan Cezaevi’nde ziyaret ederek darp eden Alaattin Çakıcı’nın avukatı Mehmet Sinan İnce hakkında şikâyette bulunur.

Şikâyet üzerine, İnce’nin evinde yapılan aramada 1 dolar bulunur. Ardından gözaltına alınarak Cemaat üyeliği iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılır ve 5 Ağustos 2016’da tutuklanır.

Çakıcı’nın avukatı, ifadesinde “1 Doları için kokain içerken kullanıyordum. Mümkünse banknot üzerinde kriminal inceleme yapılsın. O zaman kokain artıklarına rastlanacaktır” der. Dediği gibi de çıkar, yapılan incelemede 1 Dolar üzerinde kokain kalıntısı tespit edilir ve İnce 9 Eylül 2016’da tahliye edilir. Ankara Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararı verir. Buna karşılık İnce hakkında Akın Öztürk’ü darp etmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmaz.

Bu da güzel bir haber değil mi?

Yüksek mahkemeden başlayarak en alttaki kolluk görevlisine kadar adi suçluların haklarını koruma konusunda gösterilen ihtimam nedense hizmet hareketi mensuplarına gösterilmiyor.

Burs verdi, kurban bağışladı, Bankasya’ya para yatırdı, çocuğunu cemaat okuluna yazdırdı, gazetesine abone, sendikasına üye oldu gibi bahanelerle yüzbinlerce masum inim inim inletilirken bu iniltilere kulak vermeyen Anayasa Mahkemesi bir uyuşturucu satıcısının feryadına yetişebiliyor.

Son tahlilde, Anayasa Mahkemesinin verdiği karar doğru bir karar. Hukuka aykırı elde edilen delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi Anayasa’nın 38. maddesine aykırıdır.

Peki hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen başta Bylock vb. deliller yüzünden hayatları karartılan yüzbinlerin durumu ne olacak?

***

Dün akşam saatlerinde ‘Anayasa Mahkemesi, eski üyesi Tercan’ın bireysel başvurusunu karara bağladı’ haberi ajanslara düştü.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından bırakın hukuka aykırı delili, 16 Temmuz 2016 günü gözaltına alındıktan sonra hiçbir delil olmaksızın tutuklanan ve meslekten çıkarılan eski Anayasa Mahkemesi üyesi Erdal Tercan, Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuruda hakkında uygulanan yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ile tutuklamaya doğal hakim, bağımsız ve tarafsız hakim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hakimliklerince karar verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, hukuka aykırı bir şekilde meslekten çıkarma kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği öne sürmüştü.

Eski üye Tercan’ın başvurusunu dünkü gündem toplantısında ele alan Anayasa Mahkemesi, başvurunun tutukluluğa itiraz bölümüyle ilgili oy çokluğu ile ihlal kararı vermiş, diğer şikayetleri ise kabul edilemez bulmuş. 20 Temmuz 2016’da tutuklanan Tercan’ın, tutukluluğa itiraz başvurusunun, hâkim karşısına çıkarılmadan, dosya üzerinden yapılmasını hak ihlali sayan AYM, özellikle 1,5 yılı geçen tutukluluklarda itirazların hakim karşısına çıkarılarak yapılması gerektiğini belirtmiş. AYM neye göre 1,5 yıl demiş bilemem ama 21 aydır tutuklu olan eski AYM üyesinin yargılaması henüz başlamadı. Bu karara göre özellikle 1,5 yıldan sonra verilen tutukluluk kararlarının geçerliliği kalmamıştır. Ne olacağını bekleyip göreceğiz.

Anayasa Mahkemesi’nin uyuşturucu satıcılarının hakkını koruduğu kadar delilsiz bir şekilde 21 aydır tutuklu bulunan eski mesai arkadaşlarının hukukunu koruyamamıştır. 2016’da yapıldığı anlaşılan başvurusunu daha bugün ele almış olmalarının izahı yoktur.

Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ