Alman basınında 'Ankara’nın ikiyüzlülüğü' haberi

Ankara, duyulmasın diye kapılarını sıkıca kapatıyor. Ancak tepinme sesleri dünyanın bir ucundan duyuluyor.


Kriz kapı eşiğinde değil, bütün sancılarıyla içeri dalmış durumda. Yapılan yardım arayışları nafile. Yara açık ve kanıyor. Bir şeyler yapılmalı. Katar’ın tek başına derde derman olmadığı görüldü. Washington ile bir süre daha yaşanan sürtüşme bir süre daha devam edeceğe benziyor. Bu yüzden Ankara, bunun öncesinde ABD ile mesafeli olan Avrupa’ya bir kez daha dümeni kırdı.  Perde açılışını tabii ki yandaş medya yaptı.

Geçtiğimiz yıl neredeyse hükümet yanlısı bütün gazeteler, Almanya’yı hedef tahtasına koyarak “Hitler devleti” olmakla suçladı. Güneş Gazetesi, Almanya Başbakanı Angela Merkel’i “dişi Hitler” ithamıyla manşetine taşımıştı. Şu anda ise, Merkel’in özenle rötuşlanmış fotoğrafını manşetlerine taşıyarak “Avrupa’dan Türkiye’ye destek mesajları” öne çıkarılıyor.


Alman basını, bunun farkında. Ancak bunu pek gündeme getirmedi. Alman politikacılarının Türkiye’ye yardım konusunda ortak açıklamalar yapmasının ardından bu tartışmalar medyada yeniden yer buldu. Gazeteci Meşale Tolu’ya uygulanan yurt dışı yasağının kaldırılmasıyla birlikte Almanya basını, Ankara’yı açıktan ikiyüzlü olmakla suçladı.

T. Online Gazetesi, hükümetin yüzünü Avrupa'ya dönmesinin arkasında yatan nedenleri masaya yatırdı.

“Ankara zevzek, ikiyüzlü politika yapıyor” yorumunu ara başlık olarak kullandı. “Ankara’nın iki yüzlülüğü: Türkiye’den Avrupa’ya ani U dönüşü” başlığıyla haberi sayfalarına taşıyan gazete, şöyle devam etti:

“Türk politikacıları, önce Almanya’yı övmeye başladı. Ardından örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılaması devam eden Alman gazeteci Meşale Tolu’ya uygulanan yurt dışı yasağını kaldırıldı. Aynı durum, bir yıl boyunca Die Welt muhabiri Deniz Yücel ve İnsan hakları savunucusu Peter Steudner serbest bırakılma sürecinde de yaşandı. Bu yöntem ile gergin olan Türkiye-Almanya ilişkileri soğutulmaya çalışıldı. Ancak bu yumuşama dönemi uzun sürmedi. Tolu, gazeteci olarak kalburüstü bir önceliği sahip. Fakat o, bu mağduriyeti yaşayanlardan sadece bir tanesi. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, pazartesi günü yaptığı açıklamada ‘Tolu’nun serbest bırakılmasına tabii ki sevinilmeli. Tabii ki sevinilmeli. Ama aynı durumda olan bir çok hükümlünün durumu da gözden kaçırılmamalı."

Şu anda politik nedenlerden dolayı yedi Alman vatandaşı Türkiye’de tutuklu bulunuyor. Bunlar arasında bir yıldan beridir hakkında bir iddianame hazırlanmayan 73 yaşındaki Enver Altaylı da bulunuyor. Bununla birlikte tutuklamalar devam ediyor. Geçen haftalarda yine Kürt kökenli bir Alman vatandaşı, sosyal medya üzerinde “örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle hapse atıldı. Tolu’nun serbest bırakılması öncelikli olarak, Türkiye’nin menfaatlerinin değiştiğini gösteriyor. İstanbul Heinrich-Böll Vakfı yöneticisi Kristian Brakel, ‘Türkiye mali yardımlarda somut adım atacak arkadaşa ihtiyaç duyuyor. Mesela uluslararası büyük finans kuruluşlarının kredilerin önünün açılması bu anlamda önemli.’diyor.”

T.Online, ABD ve Türkiye arasında tırmanan gerginliğe gönderme yapıyor, iki ülke arasında yaşanan kriz ile ilgili son gelişmeleri aktarıyor. Bununla ilgili olarak çeşitli kurumların görüşlerine yer veriyor. Ankara’nın neden aniden Avrupa’ya yüzünü döndüğü konusunda şu yorumu yapıyor:

”Türkiye beklenmedik bir şekilde dümeni Avrupa’ya kırdı. Ani bir şekilde gazeteci Tolu, kararı çıktı, keza aynı şey insan hakları savunucusu Taner Kılıç için de çıktı. İki Yunan askeri yine benzer şekilde salıverildi. Ne oldu da Türkiye böyle bir dönüş yaptı? Avrupa hükümetleri, 2016 yılında yapılan darbe girişimi ardından devreye sokulan ve korkulara yol açan OHAL uygulamasıyla artan Erdoğan otoritesini  çok sert bir şekilde eleştirdi. Buna ek olarak, Alman vatandaşları, rahip Brunson’un tutuklandı, yine iki Yunan askerinin hapse atıldı. ‘Foreign Policy’nin Ankara’nın yaptığı siyaseti, ‘rehin diplomasisi’ kavramıyla tanımladı. Şimdi Türkiye, dünya imparatoru ABD ile, beklenmedik şekilde Brunson’u siyasi malzeme aracına dönüştürerek şartlı rehin pazarlığı yapıyor. Ankara, her durumda çok açık bir şekilde zevzeklik yapmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta, Ekonomi ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, insan haklarına olan saygısı nedeniyle Almanya’ya teşekkür etti. Bundan önce Şansölye, Türkiye ekonomisinde istikrarın sağlanmasının Avrupa için önemli olduğunu açıkladı. Merkel, yani Berlin, Ankara’nın bu ikiyüzlülüğünü alçak gönüllü bir tavır ile dinliyor.  Alman hükümeti, Tolu’nun seyahat etme önündeki engellerin kaldırılması konusunda tatmin edici bir yorumda bulunmadı."

Analiz haberde, Alman politikacıların Türkiye’ye mali yardımlar konusunda yaptığı açıklamaları yeniden sayfalarında gördü. Tartışmalarlar konusunda Berlin’in politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çekti. Ankara ile ilişkilerine mesafeli bir tavrın ortaya konması gerektiğine işaret etti. Ankara’nın tavrı konusunda şu notu düştü:

“Sessiz adımlarla yönünü değiştiren Ankara’nın tavrı şaşırtıcı değil. Birkaç ay öncesinde Erdoğan’ın gelişi konusunda ikna olan ne Merkel, ne de Dışişleri Bakanı Maas, Erdoğan’ın arıza yapabileceğini unutmamalılar. Türk bakanlarının seçim propagandası Almanya’da engellendiği için Erdoğan, ülkeyi ‘Nazi metotları’ uygulamakla suçladı. Buna karşın Şansölye, Suriye konusunda sağlanamayan politik çözümsüzlük nedeniyle Ankara’ya muhtaç olduğunu biliyor. Ankara’ya karşı net bir tavır, mülteci krizinin kendisine daha çok yaklaşması anlamına gelecek. Bu yüzden Berlin’in Suriye konusunda kalıcı bir çözüm bulmak zorunda. Merkel, ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin gibi, Türkiye ile provokasyona açık bir sahada bir pazarlık içine giremiyor. Ancak Merkel, Ankara’nın en üst düzeyde kendisine ve politikasına yönelik hakaretlere hiç bir şekilde izin vermemeli. Şimdi bunun bedeli ödenmesi gerekiyor. Ankara’nın Türk-Alman işbirliğini gerçekten isteyip istemediğini gelecek ayın sonunda ortaya çıkacak. Erdoğan ya ilişkiler konusunda somut adımlar atar ya da taktik icabı gevezelik yapıp gidecek. 28 ve 29 Eylül’de Erdoğan resmi olarak Almanya devletini ziyaret ediyor. Erdoğan, sadece Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile yapılacak resmi askeri tören ile karşılanmayacak, aynı zamanda Merkel ile görüşecek.”










Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ