ABD ‘pastör vakası’ndan şu dersi çıkarmış: Türkiye’ye sopa göstermek işe yarıyor

​Düşünce Kuruluşu Amerikan İlerleme Merkezi’nden Max Hoffman, Amerikalı rahip (pastör) Andrew Craig Brunson’ın serbest bırakılmasını, “Amerika, (Türkiye’ye) sopa gösterme yöntemini işe yaradığını gördü” diye yorumladı.




Terör örgütlerine yardım ve ‘casusluk‘ suçlamasıyla 35 yıl hapsi istenen Brunson’ın davası ABD ile Türkiye ilişkilerini krize sürüklemişti. 12 Ekim’deki duruşmada üç yıl bir ay 15 gün hapis cezası verildikten sonra serbest bırakıldıktan sonrka Brunson’ın ülkesine dönmesinin ilişkilerin seyrini nasıl değiştireceği önümüzdeki dönemde izlenecek.

‘Serbest bırakma sorunları çözmedi’

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Amerikan İlerleme Merkezi’nin ‘ulusal güvenlik ve uluslararası politika bölümü’ müdür yardımcısı Hoffman, Brunson’ın serbest bırakılmasının sevindirici bir haber olmakla birlikte iki ülke arasındaki temel sorunları çözmediğini öne sürdü. Brunson’un serbest bırakılmasının Amerika’da yargı kararının sonucu olarak algılanmadığını belirten Hoffman algının Türk yargısının derin biçimde siyasileştirildiği, ABD Dışişleri Bakanlığı ve medyasında Türkiye’nin temel adaletten yoksun olduğu yönünde oluştuğunu söyledi.

“Amerika, (Türkiye’ye karşı) sopa gösterme yönteminin ve baskı kampanyasının işe yaradığını gördü” diyen Hoffman, iki ülke arasında çözüm bekleyen stratejik sorunlardan ilkinin kasımda yürürlüğe girecek İran’a yaptırımlarda Türkiye’nin ne seviyede işbirliği yapacağı, ikincisinin de Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini alıp almayacağı olduğunun altını çizdi.Reklam‘Güvenilir müttefik değil algısı ilişkiye renk verecek’

Türkiye’de tutukluluğu hala devam eden NASA uzmanı Serkan Gölge gibi diğer Amerikalı ve çifte vatandaşlık sahibi kişilerin davalarına da değinen Hoffman, Amerikalıların bu kişileri siyasi tutuklu olarak gördüğünü belirterek Brunson davasının sonucunun Türkiye’yle ilgili genel algıyı değiştirmediğini savundu: “Brunson artık özgür olduğu için Trump’ın Türkiye’yle daha az ilgilendiğini göreceksiniz çünkü Brunson davası Trump’ın çok kişisel yaklaştığı bir konuydu. Ancak Türkiye’nin pek güvenilir bir müttefik olmadığı, muhaliflere adaletsiz bir şekilde baskı yaptığı ve ABD’yle pazarlık yapabilmek adına neredeyse rehine tutma yollarına bile başvurduğu algısı devam edecek. Korkarım ki bu durum daha da uzayacak ve ABD’nin Türkiye ile ilişkilerine renk vermeye de devam edecek.”

Deniz Yücel davası ve Rus uçağı emsal olmuş

Max Hoffman, Amerikalı yetkililerin yalnızca Brunson davasından yola çıkarak değil, Almanya’yla gazeteci Deniz Yücel davası ve Rusya’yla uçak krizinde yaşadıklarına bakarak Türkiye’nin uzlaşma yolunu ‘sert çizgiler’ çizerek bulmayı tercih edebileceğini söyledi: “(Amerikalı yetkililer), ‘Erdoğan yalnızca sert çizgiler olduğunda karşılık veriyor ve onunla ancak bu şekilde ilerleyebiliriz’ düşüncesine varabilir. Ve bu düşüncede haklılık payı da var çünkü Erdoğan çok açık bir şekilde Brunson’u pazarlık unsuru olarak kullanmaya başlamıştı. Brunson bugün hala belirsiz olan nedenlerden dolayı tutuklanmıştı ve aslında siyasi koz amaçlı kullanıldığı, sürecin ilk başlarında bile hissedilmişti.”  

‘Trump, insan haklarında sıkıntı çıkarmayacak’ tespiti

ABD’nin bundan sonra Türkiye’deki insan hakları ihlallerine daha fazla odaklanıp odaklanmayacağı sorusuna ise Hoffman şu yanıtı verdi: “Bunun insan hakları konusunda yeni bir ilgi yaratacağını sanmıyorum. Trump yönetimi maalesef insan hakları ve demokrasi konularıyla çok az ilgileniyor. Yönetimin çok aşırı gerçekçi bir dünya görüşü var ve bu görüşe göre (yalnızca) güçlü liderler ve güçlü ülkeler anlaşma yapmak için bir araya gelebilir. Ancak bu anlaşmalar sadece stratejik ve ekonomik konularla ilgili, insan hakları gündeme bile gelmiyor.”  

Erdoğan’a dozunda baskı yorumu

Hoffman, Amerika’nın çekeceği sert çizgilerin Erdoğan’ı kendi tabanı karşısında zor durumda bırakacağı tespitini de yaparken, aşırı baskı hissetmesi durumunda Erdoğan’ın sert tepki vermeye ya da geri adım atmayı reddetmeye zorlanacağı uyarısında bulundu.

Hoffman’a göre kayıp Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın bulunması için Türkiye, ABD ve Suudi Arabistan arasında oluşturulabilecek olası bir işbirliği de Türk-Amerikan ilişkilerini tamamen düzeltmeye yetmeyebilir.












 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ