Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlükleri: Ölümle karşı karşıyayım

"Tek kişilik koğuşa alındım. Kaldığım ortamın temiz ve sıcak olması gerekiyor. Burası çok tozlu ve soğuk. Nefes almakta zorlanıyorum. İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa kapılmaktan endişe duyuyorum."


Mevlüt Öztaş’ın cezaevi günlüklerinin ikinci bölümünü yayımlıyoruz. Defterinde yer alan bu notlarda Öztaş’ın sağlık sorunlarından söz ettiği, tehlikeli bir hastalığa yakalanma endişesi taşıdığı görülüyor. Öztaş sağlık sorunlarına ve disiplin cezası bulunmamasına rağmen tek kişilik hücreye konulmuştu. Bu notların yazıldığı 2020’nin ilk aylarında Mevlüt Öztaş’ın kanser olduğu henüz ortaya çıkmamıştı.




‘GAZETECİLİK YAPTIĞIM İÇİN CEZALANDIRILIYORUM’


2 OCAK 2020 – 24 Aralık 2019’daki mahkemede tutukluluğumun devamına karar verildi. 703 günü tutuklu, 1541 gündür yargılanıyorum. Fakat bu süre içinde bir tane bile somut suç unsuru dosyama konulamadı. Ben gazeteci olduğum için yargılandım ve mesleğimi icra ettiğim için cezalandırılıyorum.

14 OCAK 2020 – Afyon Devlet Hastanesi’ne gittim ve doktorlar idrar tahlili için numune istedi. Tuvalete gitmek istedim fakat güvenlik görevlileri tuvalete gitmeme izin vermedi, ayakta idrar örneği vermek zorunda kaldım. Hasta mahremiyeti ihlal edildi.

17 OCAK 2020 – Doktora gitmek istedim. Tansiyon hastası olmama rağmen kabul edilmedi.

31 OCAK 2020 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gittim.

‘TEK KİŞİLİK HÜCREYE KONULDUM’

11 ŞUBAT 2020 – Sadece bilgi alma amaçlı yazdığım dilekçe sebebiyle tek kişilik hücreye konuldum.

‘GÜNLÜK 2 LİTRE SU İÇMEM GEREKİYOR AMA SU YOK’

13 ŞUBAT 2020 – Tek kişilik hücrede kalıyorum. Böbrek hastasıyım ve her gün 2 litre su içmek zorundayım. Fakat 2 günde 1 litre su içebildim. İçme suyuna ulaşma imkânı sağlanmıyor. Hücremdeki su bataryası da arızalıdır.

18 ŞUBAT 2020 – Tutuklandıktan tam 24 ay 2 hafta 3 gün sonra (747 gün), verilen 9 yıl 3 ay hapis cezasının gerekçeli kararı elime ulaştı.

‘BOĞULMA TEHLİKESİ YAŞIYORUM’

19 ŞUBAT 2020 (cezaevi yönetimine verdiği dilekçeden) – 11 Şubat 2020 tarihinden itibaren, herhangi bir disiplin suçu ve kınama almamama rağmen tek kişilik koğuşa alındım. Çeşitli sağlık problemlerim var. Mide fıtığı ve reflü ameliyatı oldum. Reflü tekrar nüksetti ve uyurken mide suyu nefes boruma kaçıyor ve boğulma tehlikesi yaşıyorum. Cezaevinde iki defa bu tehlikeyi yaşadım ve koğuş arkadaşlarımın yardımı ile atlattım. Ayrıca hipertansiyon, astım ve böbrek hastasıyım. Kaldığım ortamın temiz ve sıcak olması gerekiyor. Burası çok tozlu ve soğuk. Nefes almakta zorlanıyorum. İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa kapılmaktan endişe duyuyorum. Hücrede kalma uygulamasının sonlandırılmasını istiyorum.



‘ORGANLARIMIN İŞLEVİNİ YİTİRMESİNDEN KORKUYORUM’

20 ŞUBAT 2020 – 49 yıllık hayatımda hiçbir suça bulaşmadım. Bana isnat edilen suçlarla yakından uzaktan hiçbir ilgim yoktur. Hele ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçu beni kahrediyor. Ben sadece gazetecilik yaptım. Gözaltına alındığım ilk günden beri avukatıma ulaşımım engellendi, dijital materyallerimin imajı-kopyası evimde alınmadı, aleyhime tanıklık yapan kişilerle mahkemede yüzleştirilmedim. Tutuklu bulunduğum cezaevinde astım, reflü, göz bozukluğu, kronik böbrek yetmezliği, hipertansiyon, sol kasık fıtığı hastalıkları ortaya çıktı.

Telafisi mümkün olmayan sağlık problemlerimin ağırlaşmasından ve yenilerinin eklenmesinden, organlarımın birinin daha işlevini yitirmesinden endişe duyuyorum.

Ben terörist değilim. Eli kanlı çocuk katillerine verilen cezanın bana da verilmesi beni kahrediyor.

21 ŞUBAT 2020 – Rahatsızlığım sebebiyle doktora gitmek için dilekçe yazdım.



SUÇLAMA: HABER İÇİN MİLLETVEKİLLERİ İLE GÖRÜŞME YAPMAK

2 MART 2020 (mahkemeye yazdığı dilekçeden) – Bana yöneltilen suçlama dönemin MHP Milletvekili Durmuş Yılmaz, CHP Milletvekili Özkan Yalım gibi kişilerle haber amaçlı görüşmemin dökümüdür. Bu arada ben bir gazeteci olarak AKP’li belediye başkanı Nurullah Cahan, Uşak Milletvekilleri İsmail Güneş ve Mehmet Altay, İl Başkanı Basri Yıldırım ile de görüştüm. Fakat bu görüşmelerimin dökümü bana gösterilmedi. Kaldı ki bunlar suç mudur?

Sonuç olarak, ben sadece gazetecilik yaptım. Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel’e uygulanan adaletin bana da uygulanıp beraatıma ve tahliyeme karar verilmesini istiyorum.

‘KORONAVİRÜS SEBEBİYLE HERKESİN PSİKOLOJİSİ BOZULDU’

12 MART 2020 – Cezaevlerinde korona virüsü ile ilgili yeterli tedbir alınmıyor. Bütün hükümlü ve tutuklular aynı telefonları kullanıyor ve bu telefonlar dezenfekte edilmiyor. Cezaevlerindeki bu tedbirsizlik panik ataklara sebep oldu, herkesin psikolojisi altüst oldu.

‘VÜCUDUMDA SARILIK BAŞLADI’

29 MART 2020 –
Bugün acil olarak hastaneye kaldırıldım. Böbrek yetmezliğinin yanı sıra karaciğer yetmezliği sebebiyle vücutta sarılık başlamış.



‘AMACIM HAYATTA KALMAK’

30 MART 2020 (mahkemeye verdiği dilekçeden) – 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde ilk Korona vakası meydana gelmiş ve bu cezaevindeki insanları ve özellikle beni son derece endişelendirmiştir. Çünkü bilim insanları, ölenlerin yüzde 73.8’ini ‘hipertansiyon’ hastalarının oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastası olduğum için ben de risk grubundayım. Cezaevindeki gardiyanlar sürekli tutuklu ve mahkûmlarla temas halindeler, onlarda çıkacak bir virüs bütün cezaevinin hasta olması anlamına gelir.

Amacım hayatta kalmak. Şu anda ölümle karşı karşıyayım. Adli kontrol tedbirleri çerçevesinde tutuksuz yargılanma talep ediyorum.



‘BUGÜN AMELİYAT OLACAĞIM’

31 Mart 2020 – Pankreas kanalı tıkanmış, karaciğer yetmezliği oluşmuş ve bu da sarılığa ve iç kanamaya sebep olmuş. Doktor, “Tıkanıklığa sebep olan maddenin ne olduğu patoloji sonucuna göre belli olacak” deyince kanser olduğumu anladım.

BİRİNCİ BÖLÜM:


Kaynak: KRONOS
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ