GREVIO: Kürt coğrafyasındaki operasyonlar ve KHK’ler kadına şiddeti artırdı

İstanbul Sözleşmesi’nin İzleme ve Denetleme Komitesi-GREVIO, Türkiye raporunu yayınladı.
GREVIO’nun raporunda Türkiye’nin Kürt kentlerindeki güvenlik operasyonlarının ve başarısız darbe girişiminden sonra kamu hizmeti sektöründe memurların kitle halinde işten çıkarılmasının; kadınların şiddetten korunma konusunda olumsuzluklar doğurduğuna dikkat çekildi.

Bunun gibi bir dizi etmenin yetkililerin kadına karşı şiddeti önleme ve mücadele çabalarını baltaladığı kaydedilen GREVIO raporunda şu ifadelere yer verildi:

“Söz konusu etmenlerden biri genel politikaların, kadın erkek eşitliği ve kadına karşı şiddet üzerindeki potansiyel etkileri açısından sistematik ve kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmamış olmasıdır. İkinci bir etmen ise, kadının anne ve bakım sağlayıcı şeklindeki geleneksel rollerini vurgulama eğilimidir ki bu yaklaşım, kadın ve erkeğin aile ve toplumdaki rol ve sorumluluklarına ilişkin klişeleşmiş ayrımcı önyargılar ile mücadele konusunda yardımcı olmamaktadır.”


Bu etkenlerin, Türkiye’de kadına karşı şiddeti önlemeyi baltalayacağını belirten GREVIO, farkındalığın artırılmasına devam edilmesi ve kadına karşı şiddeti önleme ve mücadeleye yönelik tedbirlerin merkezindeki temel ilke olan toplumsal cinsiyet eşitliğinin fiilen yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi.

Türkiye’de kadına yönelik şiddet suçu işleyenlere yönelik soruşturmalar, kovuşturmalar ve cezalandırmalara ilişkin adli verilerin mevcut olmamasının, yetkililerin mahkûmiyet oranlarını izleme ve bunun sonucunda da yasaların kolluk kuvvetleri, savcılıklar ve mahkemelerce uygulanmasını etkili bir biçimde izlemesi önünde ciddi bir engel oluşturduğu belirtilen GREVIO raporu şu ifadelerle devam etti:

“GREVIO, devlet sisteminin mağdurları koruyamamasının, Türkiye’de kadınların zaman zaman, yeniden mağdur edilme ve/veya çifte mağduriyete uğrama nedeni olduğuna dair yeterli kanıtın var olduğunu tespit etmiştir.”

Raporda, OHAL sonrası kapatılan kadın kuruluşlarına da şu çarpıcı cümlelerle değinildi:

“GREVIO, özellikle de İstanbul Sözleşmesi’nin ve bu sözleşme ilkelerinin savunuculuğunu yapan bağımsız kadın kuruluşları da dâhil olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarının giderek kısıtlayıcı koşullarla karşı karşıya kalmalarından ciddi endişe duymaktadır."

Türk ceza mevzuatının İstanbul Sözleşmesi’yle uyumlu hale gelmesinin önemli olduğuna değinilen GREVIO raporu, Sözleşme’nin bir dizi gereğinin Türk yasa koyucularca henüz benimsenmediğini ve uygulamada tam karşılık bulamadığını da vurguladı. Raporda bunun sonuçları şöyle sıralandı:

“Bu durum özellikle de ısrarlı takiple tacizde bulunma, zorla evlendirme ve 15 ila 18 yaş arasındaki kızlara yönelik cinsel şiddet gibi, mevcut yasalarda henüz yeterli çözüm getirilmemiş suçlar için geçerlidir. Mahkemelerin uygulamalarının Sözleşme standartlarıyla uyumlu hale gelmesi açısından ilgili yasal mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir.”

Özellikle cinsel şiddet gibi bazı şiddet türlerinin yetkililere son derece sınırlı ölçüde bildirilmesinin kaygı kaynağı olduğu belirtilen raporda, bu yetersiz bildirimlerin altında yatanların nedenlerin irdelenmesi ve şiddete yönelik kurumsal cevaba dair güvenin artırılması gerektiği kaydedildi.

GREVIO, kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye’nin yerine getirmesi gereken hususları da şöyle sıraladı:

- İstanbul Sözleşmesi’nin kapsadığı her türlü şiddetin, özellikle de kadınlara ve kızlara yönelik cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ‘namus’ cinayetlerinin, etraflı bir biçimde ele alınarak, kadınlara yönelik şiddet konusundaki koordine cevabın güçlendirilmesi

- STK’ların desteklenmesi dâhil olmak üzere, gerek merkezi gerekse yerel düzeyde kadına karşı şiddetin önlenmesi ve bununla mücadeleye elverişli insan ve mali kaynakların tahsis edilmesi

- Milli koordinasyon kurumunu güçlendirerek ve özellikle de kadın STK’ları dâhil olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarının katılımını artırarak, politikaların koordinasyonu, izlenmesi ve değerlendirilmesinin geliştirilmesi

- Sağlık hizmetleri sektöründe veri toplamanın sistematik hale getirilmesi ve toplanan bütün idari ve adli verilerin veri toplama standartlarına uyumunun sağlanması

- Sözleşme kapsamındaki kadına karşı şiddetin farklı tezahürleriyle ilgili farkındalık artırıcı çabaların geliştirilmesi

- Kadın STK’larının eğitim tasarlama ve uygulamadaki uzmanlığını da devreye sokarak, ilgili tüm profesyonellere zorunlu ilk ve hizmet içi eğitimin sağlanmasına yönelik tedbirlerin uygulanması

- Yargı sürecinde adli yardım ve koruma tedbirleri sağlamanın yanı sıra, mağdurların tazminata erişiminin kolaylaştırması;

- Mağdurların cezai arabuluculuk sürecine kendi rızalarıyla katıldıklarını temin etmek üzere ilave tedbirlerin alınması

- İltica talebinde bulunan kadınlar için, uzman kadın STK’larıyla işbirliği içinde, toplumsal cinsiyet duyarlılığını içeren usul, kılavuz ve destek hizmetlerinin oluşturulması.



 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ