Ayşe Kulin: İlahi adalet yaşanan bu zulmün hesabını mutlaka sorar

Yazar Ayşe Kulin, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumla ilgili olarak, “Adalet eğer mahkemede tecelli edemediyse, ilahi adalet hesabını gün geliyor mutlaka soruyor. Kenan Evren’in sonunu başka türlü açıklayabilir miyiz?” dedi.
Türkiye’de romanları en çok okunan yazarlar arasında bulunan ve özellikle son dönemlerdeki üretkenliğiyle dikkat çeken Ayşe Kulin, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklar ve insan hakları ihlallerinin  er geç sorgulanacağını söyleyerek Kenan Evren’in ölmeden önce hakim karşısına çıkartılmasını hatırlattı.

Cumhuriyet gazetesinden Ezgi Atabilen’e konuşan Kulin, “Bayramı haksız yere tutuldukları cezaevinde, açlık grevinde, direnişte, nöbette ve Adalet Yürüyüşünde geçireceklere vermek istediğiniz bir mesaj var mı” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Adalet eğer mahkemede tecelli edemediyse, ilahi adalet zulmün hesabını gün geliyor mutlaka soruyor. Kenan Evren’in üzücü sonunu başka türlü açıklayabilir miyiz? Haksızlığa uğramış tüm mağdurlara, bayram mesajı olarak şunu söylemek isterim: Umudunuzu asla kaybetmeyin, acılarınızı denizdeki balık görmese, halik görür ve her gecenin mutlaka bir gündüzü vardır.”


Ayşe Kulin, eğitim müfredatında ve okulların yapısında yaşanan değişikliklerle ilgili soru üzerine ise “Eğitim bugün çıkmaz sokaktadır” diyerek şöyle devam etti:

‘KİNDAR VE DİNDAR KUŞAKLA BİR HEZİMET DAHA YAŞADIĞIMIZDA…’

“Elbette bir gün yanlıştan dönülecektir ama Türkiye’ye çok zaman kaybettirmiş olarak. Osmanlı’nın bürokratının dışında halkını hiç eğitmemiş olmasının bedeli, imparatorluk topraklarının beşte dördü kaybedilerek ödendi. Cumhuriyetin eğitim devrimi bir fırsat olabilirdi ama sekteye uğradı, yarım kaldı. Bugün gelişmiş ülkeler başka gezegenlere gitme imkânları araştırırken, biz bina inşaatı seviyesinde kalmış, tüccar bir toplumuz. Köprü yapımını bile dış ülkelere ihale ediyoruz çünkü devasa köprülerin teknolojisi bizde yok. Evrim teorisi ABD’de 1912’de bir lisede, kilise ve eğitimciler arasında dava konusu yapılmış. Ben bu olayın hikâyesini sanırım 70’li yıllarda sinemada izlemiştim, Spencer Tracy ile Frederich Marsh oynamışlardı. Din ve bilim çatışması, insanlığın her ikisine de ihtiyacı olduğu anlayışı ile 100 yıl önce sonuçlandı. Bizim ülke dinbazları dünyadan habersiz oldukları için tartışmaya yeni başladılar. Kindar ve dindar yetişmiş kuşakla, ilerde kaçınılmaz olarak bir hezimet daha yaşadığımızda, umarım yeniden aklımızı başımıza toplarız.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ