Sebze-meyve fiyatları neden artıyor, tanzim satış çözüm olabilir mi?

İstanbul'un en büyük ilçelerinden Bağcılar'ın ana meydanında ara ara atıştıran yağmura rağmen onlarca kişilik bir kuyruk var. Meydan, İstanbul ve Ankara'da toplam 65 noktada kurulan tanzim satış çadırlarından birine ev sahipliği yapıyor.




Kimileri gelip sırayı görünce geri dönüyor. Kuyrukta bekleyenlerden daha büyük bir kalabalıksa olanı biteni izliyor. Çoğunluk emeklilerden, ev kadınlarından ve işsizlerden oluşuyor.


Hem bekleyenler hem de gözlemleyenler zamanlarını tanzim satışı ve memleket meselelerini yorumlayarak geçiriyor. Alan, bir nevi tartışma forumuna dönüşmüş durumda.

Uygulamayı çok olumlu bulanlar da var, sert bir şekilde eleştirenler de.

BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici İstanbul'daki tanzim satış noktasına gitti, gözlemlerini aktardı. 

Satış noktasındaki kuyruktakiler arasındaki bir kısım yurttaş fiyat artışlarına stokçuların, spekülatörlerin ve marketlerin neden olduğunu söyleyerek uygulamayı olumlu bulduğunu söylüyor.

Meseleyle ilgili tartışmalar zaman zaman gerginleşiyor, "Buna karşı çıkanlar dış güçlerdir, Fetöcülerdir" sözleri havada uçuyor.

"İnşallah pazardaki ateşi düşürür en azından" diyor bir emekli.

Bir genç gelip "Şimdi aradılar, Şok'ta da fiyatlar düşmüş bak nasıl işe yarıyor işte" diyor. "Göreceksiniz hepsi düşürecek. Allah bu hükümetten razı olsun" diye cümleye giriyor bir ev hanımı.

Uygulamayı olumlu bulup kuyrukları eleştirenler de var. Örneğin bir emekli "Ben koyu bir AK Partiliyim ama bu sistemi hiç beğenmiyorum" diye başlıyor konuşmasına ve devam ediyor:

"Bu millete işkence vermesinler. Yapıyorsa büyük bir alan yapsın, herkes gelsin fakir fukara faydalansın. Bu insanların haline bak, gelen geri gidiyor. Yüzlerce insan kuyrukta var, iki kişi görev yapıyor. Devletin bekası için oy veriyoruz biz. Allah razı olsun devleti ayakta durdurmaya çalışıyor ama bu işkenceyi de millete çektirmesin."

Kuyruğa girmeden ürün almasına görevlilerin izin vermediği bir kadınsa, "65 yaşında kadınlara sıra olmasın. Kuyruk kötü, ben tansiyon hastasıyım. Tayyip Erdoğan beni duysun" diyor.

Birisi hükümeti eleştirmeye başladığındaysa ona da destek çıkanlar oluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek "Bizi bu çukura kendisi soktu, şimdi çıkarmaya çalışıyor" diyor bir ev hanımı. Metrodan çıkan bazı kişiler kuyruğun yanından geçerken "Valla rezillik" diye tepki gösteriyor.

Peki sebze, meyve fiyatlarındaki artışın temel sebebi ne?

Bu soruya yanıt aramak için öncelikle üreticiden çıkan bir ürünün tüketiciye ulaşıncaya kadar fiyatının nasıl oluştuğuna bakmak gerekiyor.

Dünya gazetesi tarım yazarı, 4 Mevsim Tarım Dergisi Yayın Yönetmeni Ali Ekber Yıldırım bir ürünün tarladan tezgaha hikayesini özetliyor:

"Türkiye'de sebze ya yaz aylarında tarlada ya da serada üretiliyor. Domates, salatalık, biber, serada en çok üretilen ürünler. Bu üretimin de çok önemli bir bölümü Antalya, Mersin ve İzmir'de yapılıyor. Büyük seralardaki ürünlerin çoğu ihracata gidiyor. Tüketiciye sunulan ürünlerin çoğu ise küçük üretici tarafından üretiliyor.

Küçük üreticiler bir üretim yapmak için genellikle bir hal komisyoncusuyla anlaşıyor ve ondan üretim için gerekli girdileri alıyor. Fide, gübre, ilaç, finansman vs. desteği alıyor. Sonra ürününü o komisyoncuya teslim ediyor. O üreticinin artık fiyat belirleme yetkisi kalmıyor. O komisyoncu da hal yasasına göre ürün üzerinden yasal olarak yüzde 8 komisyon kesinti yapıyor. Bunun üstüne yüzde 4 de vergi ödüyor."

Ali Ekber Yıldırım'ın anlatımına görev, komisyoncu ürünü sonra işlemeciler denilen tüccar grubuna veriyor. Onlar ürünü alıp, halin içerisindeki tesislerinde boylamasını yapıyor, çürüklerini atıyor, kaliteli olanları ayırıyor. Ekber "Orada bir emek harcıyor, işçi çalıştırıyor, işletme giderleri oluyor. Burada ürüne yüzde 37, yüzde 40 civarında bir maliyet daha biniyor. Bu işlemden sonra ürün ya büyükşehirdeki hale veya bir market zincirine gönderiliyor. Bu sefer üzerine lojistik maliyeti biniyor. Ürün örneğin İstanbul'daki tüketici haline geldiğinde üzerine burada tekrar bir komisyon ücreti geliyor. Tüketici halinden de ya market zinciri ya da manav, pazarcıya satılıp üzerine maliyet, kar eklenip satıyor. Bunun sonucu olarak örneğin Antalya'da üreticinin elinden bir liradan çıkan domates İstanbul'da iki liraya tüketiciye ulaşmış oluyor" diyor. 

Peki meyve, sebze fiyatı son dönemde neden artıyor? Uzmanlar ağırlıklı olarak, meseleyi fiyat üzerinden tartışmanın doğru olmadığı, sorunu üretimden başlayarak bir bütün olarak ele alma kanısında.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Prof. Gökhan Özertan, artışların hem arz hem de taleple ilgili nedenleri olduğunu savunuyor:

"Arz tarafında öncelikle maliyetler çok yükselmiş durumda. 2018'de gübre, tohum, ilaç gibi temel girdilerde yüzde 60 ila yüzde 120 arasında artış oldu. Buna elektrik ve kısmen mazotla enerji fiyatları da ekleniyor. Dolayısıyla fiyatlar yukarı doğru gitmek durumunda. İkinci durumsa talepten kaynaklanıyor. Hem Türkiye'de yaşayan Türkiyelilerin nüfus artışı hem Suriyeli mülteciler hem de artan turist sayısını birleştirdiğimizde talebin yarattığı bir baskı var ama arzdaki sorunlar daha önemli."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ