Sanayici binaya ‘mektup’ yazdı: Erdoğan, ne dediyse yaptım ama…

'Erdoğan ne dediyse yaptım' diyen ancak sıkıntıya giren tekstilci Kavut, Erdoğan'a İkitelli'deki sekiz katlı binasının dış cephesinden mektupla seslendi.



32 yıldır tekstil sektöründe faaliyet gösteren iş insanı Çetin Kavut, İkitelli’deki binasında satış mağazısıyla da hizmet veriyor. Ekonomide yaşanan sıkıntılardan nasibini alan ve elindeki son seçenek konkortado ilan etmek olan Kavut, “Bu en kolayı olurdu” dedi ve sıkıntılarını çözmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup yazdı.




‘ERDOĞAN NE DEDİYSE YAPTIM’

TEM otoyolunda da görünen, İkitelli’deki sekiz katlı binasının dış cephesine mektubunu yazan Kavut, Ankara’dan gelecek yanıtı bekliyor. İş hayatı için “Erdoğan ne dediyse yaptım” diyen Kavut, tüm tekstil sektörünü ilgilendiren sıkıntılarını Sözcü’ye anlattı.

Malatya’da 2015 yılının Haziran ayında fabrikasını kurduğunu ve sadece 23 gün sonra 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiğini söyleyen Kavut,“Darbe girişiminden sonra bütün siparişler iptal oldu. Yurt dışından müşteriler gelmemeye başladı. Biz müşterilerimize garanti vererek ‘Buyurun gelin, biz size garanti veriyoruz. Herhangi bir tatsızlık olmayacak. Darbe girişimi bastırıldı’ dedik. Tabi bu arada siparişler iptal olunca ne yapacağız diye düşünürken piyasada işsizlik ve krizde söz konusuyken radikal bir kararla elimizdeki parayı da makinelere yatırdık” dedi.

SONRA ERKEN SEÇİMLER…

İşlerinin bir süre iyi gittiğini ancak erken seçim kararıyla birlikte tekrar sıkıntılı günlerinin başladığını belirten Kavut, “Erken seçim kararının alınmasıyla birlikte mevcut müşterilerimiz hepsi sipariş iptaline gitti. Bir nevi kendilerini korumaya aldılar. İktidar değişirse bir güven ortamı oluşmazsa, seçim ikinci tura kalırsa düşüncesiyle ihracat azaldı. Ciddi bir boşluk oluştu. 2-3 ay kadar bu boşluğu yönetebildik. Seçimlerden sonra tekrar piyasa hareketlenmeye başladı, sipariş oluşabilecek ortam oluştu derken bu seferde dolar ve euro fırladı” ifadelerini kullandı.

DAHA SONRA DOLAR VE EURO’DAKİ ARTIŞ…

Oluşan siparişleri üretebilmenin çok mantıklı olmadığını ve çok ciddi kur farkı söz konusu olduğunu ve müşterilerin kur farkı vermekten yana olmadıkları için siparişlerini iptal ettiğini söyleyen Kavut, siparişlerin iptal edilmesiyle ihracatla bu boşluğu doldurduklarını ancak bu boşluktan dolayı da likidite açığı oluştuğunu anlattı.



‘KONKORDATO İLAN ETMEK EN KOLAYIYDI’

Dolar ve eurodaki artışlarla sıkıntılı günlerin tekrar kapısını çaldığını ve bu süreci atlatabilmek için de önünde sadece iki seçenek olduğuna dikkat çeken Kavut, “Önümde iki seçenek vardı. Birisi konkordato ilan etmek, diğeri ise Eximbank kredisi kullanıp borcu yapılandırmak, ileri tarihe atmaktı” dedi ve yaşadıklarını şu sözlerle anlattı;

“Konkordato ilan etmek en kolayıydı. Konkordato ilan ederek kendimi korumaya alırdım. Ancak konkordato ilan edersem bize çalışan yerleri, alım yaptığımız yerlere ‘batarlarsa batsın’ demiş olacaktım. Hesap yaptık ve ekime kadar süreci yönetebileceğimizi anladık. Bu arada da Eximbank kredisini onaylatırsak kriz bizi teğet geçer diye düşündük. Tabi bu arada Eximbank kredisi çıksın diye siyasi kanalları da zorladık. Bizim Eximbank’ta kullabileceğimiz limit 3 milyon 600 bin euro söz konusuydu. Biz ihtiyacımız olan 1.5 milyon euroya karşı 1 milyon 900 bin euro kredi başvurusunda bulunduk. Bunun sonucunda da 1.5 milyon dolar bize kredi tahsis edildi. Bu kredi tahsisi banka teminat mektubu ile verildi. Kriz ortamlarında banka kredi kartınızın limitini bile artırmanız mümkün değildir. Biz tekrar Eximbank ile görüştüğümüzde bunu Kredi Garanti Fonu’na (KGF) çevirebileceğimizi KGF teminat mektubu ile bunu kullabileceğimizi söylediler. KGF ile görüştüğümüzde KGF’de bir anlam veremeyerek ‘Biz de sizin limitleriniz var zaten. Neden sizi banka teminat mektubuna yönlendirmişler?’ dedi. Süreç her geçen gün daraldı.”

‘KONKORDATOYA DİRENDİM AMA…’

“Sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz” diyen Kavut, “Bu arada çeklerimiz neredeyse yazılma noktasına geldi. Devletin kaynakları var. Bu kaynakları asıl üreticiler kullanmıyor. Bu kaynakları aracı şirketler, dış ticaret şirketleri ve hiçbir riski almayan ama bilançolarına baktığınızda yoğun ihracat yapan şirketler kullanıyor. KDV iadelerini çabuk ödedikleri için dış ticaret şirketleri rağbet görüyor. Bizim gibi üreticiler ihracatını bu şirketler üzerinden yapıyor. Müşteri riski, tahsilat riski, pazarlama riski yok. Eximbank’ta bilançolara göre hareket ettiği için ve bunlar da bütün üretim kaynaklarını, üreticilerin ürettiği ürünleri ihracat ettiği için bu şirketlerin ciroları yüksek çıkıyor ve kaynakları da bu şirketlere kullandırtıyorlar. Benim, Cumhurbaşkanımızla görüşmek istememdeki sebepte bunu dile getirmek, bu sorunları dile getirmek. Kullanılan kaynakları gerçek üreticilere ve gerçekten istihdam sağlayan şirketlere aktarıldığında kriz daha rahat atlatılacak” diye konuştu.









 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ