Pazarcı ayrı tüketici ayrı dertli: ‘Bu fiyatlar aç bırakır’

Sancılı bir yılın ardından yeni yıla rekor zamlar ve enflasyonla giren Türkiye halkı, marketlerden yüzü asık dönüyor. Krizin etkisi en çok sofralara yansırken çarşı pazarlar da artık ateş pahası...
Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Ankara’da pazarlarda ıspanağın kilosu 4 TL’yi buldu. Markette ise 10 lira. Bir tas yemek pişirmenin bile zorlaştığı belirtilen haberde, aynı marka aynı gramajdaki ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat makasının uçuk boyutlara ulaştığı kaydediliyor. Buna göre ülke genelinde yaygın olan büyük marketler, giderlerinin daha fazla olması sebebiyle, aynı ürünleri yerel marketlere göre 1-2 lira daha pahalıya satabiliyordu. Ancak son dönemde fiyat farkının 25 liraya dayandığına dikkat çekiliyor. 

Açlık sınırının 2 bin TL, yoksulluk sınırının ise 7 bin TL’ye dayandığı bir ülke tablosunda temel gıda ürünlerine gelen fahiş zamlar durumu daha da zora sokuyor.

İstanbul Üsküdar, Şişli ve Avcılar’da yedi  farklı markette yapılan incelemede, fiyat farkının gıdadan temizlik ve deterjan ürünlerine kadar tüm ürünleri kapsadığını gözlemleniyor. 


Haberde aktarılana göre markaları ve gramajları aynı olmasına rağmen iki litre naturel sızma zeytinyağı Şişli’deki büyük zincir marketlerin birinde 65.95 TL’ye satılırken, aynı ebattaki ürün Şişli’deki daha küçük bir markette kampanyalı fiyatla 39.99 TL’den satılıyor. Ürünün indirimsiz fiyatı ise 59.99 TL.

Üsküdar’daki bölgesel bir markette 10.95 TL’den satılan 500 gram süzme beyaz peynirin Avcılar’daki bir marketteki fiyatı, ‘tavsiye edilen satış fiyatı’ etiketiyle 8.95 TL’ye iniyor. Aynı ürünün büyük zincir marketlerdeki fiyatı ise 10.75 TL.

Şişli’de yine büyük zincir markette, 250 gram yemeklik tereyağını 17.90 TL’ye satarken, aynı marka ürün, aynı ilçedeki daha küçük bölgesel markette, ‘tavsiye edilen satış fiyatı’ etiketiyle 12.95 TL’den satılıyor. Zincir marketlerde satılan 500 gram siyah zeytinin fiyatı 20 TL iken, aynı marka ürün yerelde 16 TL’ye düşüyor. 

İşletmeci Mustafa Altunbilek, fiyatının serbest piyasa koşullarına göre belirlendiğini anlatarak, “Aynı üründe yüzde 3-5 fiyat farkları olması normal. Serbest piyasa ile açıklanabilir. Ancak bu fark yüzde 20’lere çıkamaz. Hiçbir perakendecinin aynı ürünü ‘rakibimden daha pahalıya satayım’ deme gibi bir lüksü yok” görüşünü dile getiriyor.

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, küçük esnafın azalıp zincir marketlerin çoğalmasıyla piyasada hâkim duruma gelen bazı firmaların, tüketicilerin mecburiyetlerini istismar ettiğini savunuyor.

Yine haberde yer alan izlenimlere göre alışveriş yapmaya gelen başkentlilerden “fiyatlar iyi” diyen yok. Hepsi “pazarda bile fiyatlar uçuk” diyor. Ayrıca pazar fiyatlarının semte göre değiştiğini de söylüyorlar. Çankaya’daki bazı pazarlarda fiyatların çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyorlar. 

Fiyatların yüksekliğinden pazarcıların da şikâyetçi olduğunun altı çizilen haberde. “Halden yüksek fiyata ürün alıyoruz. Patlıcanı, biberi şu anda zararına satıyoruz” diyen pazarcı esnafına göre tek kazananlar komisyoncular.

Üreticiye doğrudan ulaşamamaktan yakınan pazarcılar, “Ürünü getirebilmek için aracın K belgeli olması gerekiyor. Bu belgenin fiyatı da 20 bin lira civarında. Biz bu parayı nereden bulalım, nasıl alalım. Mecbur halden, komisyonculardan ürünü alıyoruz. Onlar da kârını koyuyor, pahalıya veriyor. Biz kendimiz üreticiden alabilsek fiyatlar da düşer. 200 lira kazanıyoruz, 400 lira mazota veriyoruz” tepkisini gösteriyor.

Türkiye, naylon poşette 25 kuruş uygulamasına geçerken bu durum pazara yansımamış. Pazarcılar, “Adam 30 liralık alışveriş yapmış. 25 kuruşun peşine mi düşelim? Pazarda poşete para olmaz” diyerek durumu açıklıyorlar.




 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ