Net rezerv eksi 37,1 milyar TL’ye düştü; Merkez Bankası eriyor!

Swaplar yoluyla alınan ödünç dövizler hariç tutulduğunda net altın ve döviz rezervleri ise 17 Temmuz 2020 itibariyle eksi (-) 37,1 milyar dolara gerilemiş durumda.
Merkez Bankası’nın (MB) brüt rezervi 17 Temmuz itibariyle altınlar dahil 89 milyar 459 milyon dolar. MB’nin sitesindeki verilere göre 10 Temmuz 2020 Cuma günkü net altın ve döviz rezervleri toplamı ise 17,3 milyar dolar olarak gözüküyor. Swaplar yoluyla alınan ödünç dövizler hariç tutulduğunda net altın ve döviz rezervleri ise 17 Temmuz 2020 itibariyle eksi (-) 37,1 milyar dolara gerilemiş durumda. İki yıl önce söz konusu rakam 32 milyar dolar civarındaydı. İki yılda doları baskılamak için eritilen döviz miktarı 69,1 milyar dolar olarak görülüyor.

Bu arada kamu bankalarının kur riskleri de artıyor. Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat bankaları yasal döviz açığı sınırını siyasi kaygılar nedeniyle üst üste 5 haftadır aşıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre, 24 Temmuz itibarıyla üç kamu bankasının döviz açığı 10 milyar doları aştı. İktidar sadece MB’nin dövizlerini eritmekle yetinmiyor; kamu bankalarının rezervlerini de ‘arka kapıdan’ boşaltıyor.

CDS PUANI YENİDEN 600’ÜN ÜZERİNDE


Peki işe yaradı mı? 2018 yılı ocak ayında dolar kuru 3,75 civarındaydı. Bugün 7 TL’ye dayandı! İktidarın TL’yi güçlendirmek için attığı tüm adımlara rağmen dolara olan talep artıyor; zira insanlar rejime güvenmiyor. Geleceğe dair derin kaygı da insanların TL’den kaçmasına neden oluyor. Reuters’ta yayınlanan haber analizde, “Merkez Bankası bu hızla giderse (brüt) rezervlerini bitirecek.” denilmesi boşuna değil! Bu arada, kredi iflas riskini gösteren CDS’ler de 600 puanı aşarak tekrar nisan-mayıs dönemi seviyelerine yükseldi.

AKP rejiminin yaklaşık 2 aydır ‘arka kapı’dan yaptığı müdahalelerle 6,85’e sabitlediği dolar, tıpkı ekonomistlerin öngördüğü şekilde yeniden yükseliş trendine girerek 7 TL’ye dayandı. Rezervlerin eridiği gerçeği de dikkate alındığında doların önümüzdeki süreçte daha da yükselmesi bekleniyor.

Reuters tam da bu konuyla ilgili önceki gün bir haber analiz yayınladı. Analizde görüşüne yer verilen yatırım şirketi TD Securities’den Cristian Maggio, Merkez Bankası’nın rezervlerindeki erimenin dikkat çekici olduğunu anlatıyor: “Merkez Bankası bu yılki hızla giderse brüt rezervlerinin tamamını yaz sonu veya sonbahar başında bitireceğini düşünüyoruz.”

REZERVLER ‘EMANET’ PARA

Maggio, rezervlerin önemli bölümünün SWAP’la diğer bankalardan alınan borç paradan oluştuğunu anlatıyor analizde. Tamamen haklı! Geçtiğimiz ay itibariyle MB’nın brüt rezervi 89.4 milyar dolar. Net rezervi ise 17,3 milyar dolar. Net rezervden ödünç para (Swap) miktarı olan 54,4 milyar dolar düşüldüğünde swaplar hariç net rezervi buluyorsunuz; eksi (-) 37,1 milyar dolar. Bu şu anlama geliyor; 100 milyar dolar borcunuz var ama elinizde 62,9 milyar dolar var! Temmuz itibariyle 89,4 milyar dolarlık brüt rezervin yaklaşık yüzde 61’i swap’la alınan dövizlerden oluştu. Bu oran 2019 sonunda yüzde 17,4’tü.

İKİ YILDAKİ ERİME 69,1 MİLYAR DOLAR

Ekonomist Uğur Gürses’in önceki gün yayınlanan yazısına göre, iki yıl önce nisan ayında Merkez Bankası’nın rezervleri 112 milyar dolar seviyelerindeydi. Bunun 25.6 milyar doları altın, 86.6 milyar doları döviz rezervlerinden oluşuyordu. Yükümlülüklerini aşan döviz varlıkları, yani döviz pozisyon fazlası da 32 milyar dolardı. Bugün bu rakam – 37,1 milyar dolar. İki yılda 32 milyar dolar fazladan, 37,1 milyar dolar açığa gerilemiş rezervler.

KAMU BANKALARININ REZERVLERİ DE ERİTİLDİ

Rejim, dövizi baskılamak için sadece MB’nın değil, kamu bankalarının rezervlerini de eritti. BDDK’nın verilerine göre , 24 Temmuz itibarıyla üç kamu bankasının döviz açığı 10 milyar doları aştı. Uzmanlar, dolar kurunu frenlemek için yapılan satışların açığı büyüttüğünü, kur artışıyla birlikte kamu bankalarının açık kaynaklı zarara uğradığını belirtiyor. Sözcü gazetesine komuşan ekonomist Dr. Murat Kubilay, kamu bankalarının ciddi bir kur riski ile karşı karşıya olduklarını anlatıyor: “Merkez Bankası’nın 30 milyar dolar, 3 kamu bankasının ise 10 milyar dolar döviz pozisyonu açığı var. Ani olay akışına bağlı kur artışında finansal sistem çatırdayabilir. Para takası (swap) ticari işlemler için kullanılıyordu ancak istikrar sağlayıcı araç haline getirildi. Swap hariç döviz rezervi negatifte. MB parası yetmezmiş gibi kamu bankaları da eklenerek TL korunmaya çalışılmış ancak bu set yıkılmış gözüküyor.”

SORUN EKONOMİK DEĞİL, SİYASİ

Ekonomist Uğur Gürses, sorunun tamamen siyasi olduğunu anlatıyor: “Ankara’da bir döviz vakumu, önüne gelen tüm dövizleri yutuyor. İşte bu yüzden, Merkez Bankası ve kamu bankalarının dövizlerini eriten, özel bankaların da dövizlerini zorunlu karşılık artışı ile eksilten Ankara, iç borçlanma yolu ile de diğer kurumsal yatırımcı ve yurttaşların dövizlerini yutuyor. Hiçbir politika çerçevesi olmayan, böyle bir fütursuzca savurganlık dönemi hiçbir iktidar döneminde görülmedi. Şu hali ile bile büyük bir döviz rezervi enkazı yaratıldı; bu başlı başına bir ekonomik güvenlik sorunu da aynı zamanda. Türkiye’de siyasetin normalleşmesi, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğünün tesis edileceğinin ilk işaretlerinin güçlü biçimde ortaya çıkması bile ‘suyu çekilen’ dövizlerin tekrar sisteme dönmesini getirecektir. Güven artışı ile bir taraftan yerleşiklerin dövizden uzaklaşması ve sisteme sokması, diğer taraftan da yerleşik olmayanların döviz getirmesi ve Türk Lirası talebi ile hızlı toparlanma mümkündür. Siyasi kriz çözülmeden ekonomik krizin çözülmesi mümkün değildir.”

Kaynak: Tr724 
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ