Ekonomistler uyardı: Merkez Bankası’nın elinde rezerv kalmazsa iflas ederiz

ABD’nin Rahip Brunson davası üzerinden başlattığı ilk yaptırımın devamı gelmeye başladı ve döviz kurları da tarihi rekorlarını hızla yenilemeye devam ediyor.Piyasalarda tam bir şok hâli mevcut.
Dolar temmuz ayını 4.89 düzeyinde kapattı. Geçen hafta sonu 6.50’yi aşarken haftanın ilk gününe 7 lirayı da geçerek başladı.

Döviz krizi tırmandıkça Türk şirketlerinin 250 milyar dolarlık borç yüküne ilişkin endişeler de artıyor. Şimdi sırada Türkiye’deki kur krizinin bir bankacılık krizine dönüşmesi ihtimali var...

Deutsche Welle Türkçe’den Aram Duran Ekinci’nin haberine göre, özellikle yabancı finans kuruluşlarından alınan yaklaşık 140 milyar dolarlık borcun geri ödemesinde yaşanabilecek sıkıntılardan endişe ediliyor. 


Uzmanlar, bir an önce kur seviyesini aşağı indirecek adımlar atılmadığı takdirde, krizin yerli ve yabancı bankalara da sıçrayabileceğine işaret ediyor.

Uluslararası Borçlar Bankası'na (BIS) göre, Türk şirketlerin İspanya'daki bankalara 83.3 milyar dolar, Fransız bankalarına 38.4 milyar dolar ve İtalyan borç verenlere de 17 milyar dolar borcu bulunuyor. Bu nedenle Türkiye'de yaşanabilecek iflas olaylarının Avrupa bankacılık sistemine de zarar verebileceği belirtiliyor.

Geçen hafta ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs’tan yapılan açıklamada, Türkiye’deki kur krizinin bankacılık sektörünü tehdit ettiğine işaret edildi Goldman Sachs analistleri tarafından yapılan açıklamada, "Türk lirasının artan değer kaybı, özellikle düşük sermaye seviyesi olan bankalar için sermaye endişelerini arttırabilir" dendi.

Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman da New York Times gazetesinde yayımlanan makalesinde Türkiye'de TL'nin tarihin en düşük düzeylerine gerilemesiyle birlikte yaşananların 1998 Asya Krizi'nin tekrarına benzediğini yazanlardan.

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı, “Şu anda basına yansımıyor ama reel sektörde de bankacılık sektöründe de işten çıkarmalar yaşanıyor. Bu, durgunluk ve işsizliğin bir arada ortaya çıkmasına neden olacak” diyor ve ekliyor:

“Türkiye kaçınılmaz bir sonuca doğru gidiyor.”

Bugün yaşananların 2001 krizinden farklı özellikler taşıdığını dile getiren Günçavdı, “2001’de kriz Hazine ve bankacılık sektörü kaynaklıydı. Bugün ise sorun şirketlerin borçlarından çıkıyor. Yani aslında ülke ekonomisi ve hane halkı açısından çok daha kapsamlı ve büyük bir kriz yaşanabilir” görüşünü dile getiriyor.

Ekonomist Atilla Yeşilada da, Türk bankacılık sektörü açısından bugün itibarıyla finansal bir sorun bulunmasa da, piyasalardaki güven krizinin devam etmesi hâlinde bankalar birkaç ay içinde zor duruma düşeceğini söylüyor.

Bundan sonraki dönemde Merkez Bankası’nın faiz arttırması ya da kamu bütçesinde kesintilerin durumu düzeltmeye yetmeyeceğini dile getiren Yeşilada, “ABD’nin ekonomik yaptırımlarına devam etmesi hâlinde piyasada çok ciddi panik başlar. Türkiye'yi finansal sistemden çıkarırlar. Ticari kredi alamazsınız, şirketler batar. Merkez Bankası’nın elinde rezerv kalmaz ve iflas ederiz. Bu işin şakası yok” diyor.

Türk bankalarının her ay vadesi gelen 10-12 milyar dolar tutarında borç ödemesi yaptığını belirten Yeşilada, şöyle devam ediyor:

“Gün gelir de bankalar bu miktarda yeniden borçlanamazsa döviz kuru daha da yükselir ve sonunda Türkiye ekonomisi durur. Ondan sonra ya Arjantin gibi IMF’ye başvurursunuz ya da Özal’dan önce olduğu gibi döviz tutmayı yasaklarsınız. Bu noktaya gelmemize üç ay var.” 

Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ