Ekonomistler: ‘Seçim sonrası Türkiye IMF ile masaya oturmak zorunda’

Türkiye 24 Haziran seçimlerine doğru son viraja girerken sokağın nabzı ekonomideki gelişmelere ilişkin şekilleniyor. Adayların gündeminde de ekonomik vaaatler ön planda…


DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre 24 Haziran’da sandıkta kim kazanırsa kazansın, ufukta IMF ile yeniden masaya oturmak var.

DW Türkçe’ye konuşan uzmanlara göre, Türkiye ekonomisinin 2018’in ikinci yarısından itibaren ciddi bir durgunluğa girme ihtimali yükseliyor. Uzmanlar, AKP döneminde sanayi üretimi yerine inşaat sektörünün öne çıkarılmasıyla gerçekleşen "spekülatif büyümenin" artık sonuna gelindiğine vurgu yapıyorlar.


AKP’nin dünya ekonomisinin genişleme içerisinde olduğu bir dönemde iktidara geldiğini anlatan Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yeldan, şu değerlendirmeleri yapıyor:

“AKP’nin 16 yıllık ekonomi yönetiminin anahtar kelimesi kanımca 'spekülatif yönlü büyüme’dir. Bunun sonucunda Türkiye hem bir ithalat ülkesi hem de bir ucuz emek cenneti haline dönüştürüldü” diyor. AKP’nin 2009 krizine kadar olan dönemde faizleri yüksek tutarak sıcak para akımlarını Türkiye’ye çekmekte başarılı olduğunu ifade eden Yeldan, ancak bu modelle Türkiye’nin dış borçlarının hızla arttığına, ithalata bağımlılığın yükseldiğine ve büyümede sanayinin payının düştüğüne işaret ediyor. Yeldan, “Ekonomide konut ve yol inşaatı gibi döviz getirmeyen ve rant olgusu yüksek olan bir değerler sistemi ortaya çıktı.”

2014’ten itibaren Amerikan Merkez Bankası FED’in parasal genişlemeye son verme kararının ardından AKP’nin kurduğu ekonomik sistemin çökmeye başladığını kaydeden Prof. Yeldan’a göre, hükümet Varlık Fonu kurarak ve şeker fabrikalarını satarak ek döviz kazandırıcı son çarelere başvuruyor. 

AKP'nin son dönemde hep büyüme oranlarını öne çıkarmaya çalıştığna dikkat çeken Erinç Yeldan, “İktidar seçime doğru giderken ‘ne olursa olsun büyümeliyiz’ diyerek Türkiye’yi potansiyelinin çok üstünde büyümeye itti. Ekonomideki büyüme sağlıksız ve istikrarsız” diyor.

AKP’nin küresel para akışının arttığı bir dönemde iktidara geldiğini ve bu nedenle 2003-2013 arasında önemli ekonomik kazanımlara imza attığını dile getiren ekonomist Mustafa Sönmez de, bu dönemde alınan dış borcun ve borsaya giren yabancı yatırımın verimli kullanılamamasından dolayı 2013 sonrasında ekonomide bozulma başladığını söylüyor. Sönmez, aynı dönemde ABD’nin faiz artışı kararı almasıyla birlikte Türkiye’ye gelen yabancı kaynağın azalmaya başladığına işaret ediyor.

Rakamlar da Sönmez’i doğruluyor. Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye en fazla uluslararası doğrudan yatırımı 22 milyar dolarla 2007 yılında çekti. 2017 yılında Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırım tutarı ise bir önceki yıla göre yüzde 19 azalışla 10,8 milyar dolar oldu ve son 7 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. 2002-2017 yılları arasında gelen toplam yabancı yatırım ise 194,1 milyar dolara ulaştı.

Peki 24 Haziran’da sandıktan çıkacak sonuç,  ekonominin yakın gelecekteki sorunlarını nasıl etkileyecek?

Ekonomist Mustafa Sönmez’e göre, sandıktan ne sonuç çıkarsa çıksın, iktidara kim gelirse gelsin ekonomideki kötü gidişat gündemdeki en önemli sorun olmaya devam edecek. Türkiye’nin tekrar IMF ile masaya oturmak zorunda kalabileceği uyarısında bulunan Sönmez, şunları söylüyor:

“Türkiye’nin kendi özel şartları bir yana, artık uluslararası sermaye gelişmekte olan ülkelerden çekiliyor. Yani para bulmak giderek zorlaşıyor. Cari açık giderek büyüyor. Maalesef Türkiye yakın gelecekte Arjantin gibi kredi bulmak için yeniden IMF’nin kapısını çalabilir diye düşünüyorum. 24 Haziran’da iktidar değişse de değişmese de ekonomi ciddi bir problem alanı olamaya devam edecek.”

Türkiye’nin yakın gelecekte cari açık, yüksek enflasyon ve Türk Lirası’ndaki değer kaybının bedelini ödemek zorunda olduğunu dile getiren Prof. Dr. Erinç Yeldan ise, “2018’in ikinci yarısından itibaren ekonomide ciddi bir durgunluk artık yavaş yavaş kendini belli edecek” diyor. Kamu maliyesindeki bozulma ile birlikte Türkiye’nin yaklaşık yüzde 20 faizle çalışan bir ekonomi halini alacağını kaydeden Prof. Yeldan da Türkiye’nin tekrar IMF’nin kapısını çalacağı görüşünde:

“24 Haziran’dan sonra iktidarda kim olursa olsun, ekonomide durgunluk ve büyük olasılıkla IMF ile yeni bir stand by programı imzalamak zorunda kalacak. Bunu Erdoğan da olsa, başkası da olsa imzalayacak. Türkiye, bu sağlıksız büyümenin bedelini ödemek zorunda kalacak.”








Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ