Atilla Yeşilada: Kim alacak o arabaları?

Atilla Yeşilada ekonomideki yeni dengesizliğe dikkat çekti: Araba parçası üretene hükümet korkusuyla kredi veriliyor ama tüketiciye verilmiyor. Kim alacak o arabaları?


Ekonomist Atilla Yeşilada, bankaların mevduat faizlerindeki artışın faturasını tüketiciye çıkarttığını belirterek, “Kurumsal kredi faizleri hala hükümet korkusuyla düşük, fakat tüketici kredisi faizleri hemen zıplamış” ifadesini kullandı.

Yeşilada, “Tüketiciye kredi haram” başlıklı yazısında, Türkiye ekonomisinin tüketimle büyüyeceğini, ekonominin itici gücü arz değil talep olduğunu dile getirdi.


Arz veya üretimin talebe tepki verdiğini belirten Yeşilada, şöyle devam etti:

“Bu basit gerçekleri kavramadan sırf GSYİH tahmin gücü yüksek diye sanayi üretimi gibi veriler üzerinden ekonomik aktivitenin geleceğini öngörmeye çalışmak bizi ağır hatalara yöneltir. Elimizde tüketici davranışlarını tahmin etmeye yarayan 2 temel gösterge var. Birincisi tüketici güven anketleri. Tüketici güveninin yükselmesi harcamalarda artış olacağı anlamını taşır. En taze ölçüm olan BloombergHT nisan öncü anketinde %9.31 A/A gerileme rapor edildi.

İkinci veri ise haftalık kredi istatistikleri. Tüketici kredilerinde toparlanma ise vatandaşın konut, oto, mobilya gibi taksitle alınan dayanıklı tüketim mallarına ilgi gösterdiğinin somut kanıtıdır.

Mudilerin hızla dövize kaymasından kaygılanan hükümet nihayet bankalara TL faiz oranlarını 200-250 baz puan artırma izni verdi. Aşağıdaki grafikte görüleceği gibi ilk tepki özel bankaların kredi arzında daralma olarak tezahür etti. Kamu bankaları hangi risk ölçümlerine dayandıkları belli olmadan şirketlere kredi yağdırmaya devam ediyor.




Mevduat faizi yükselince, kredi faizi de yükselecek ki banka kar, yani faiz marjını koruyabilsin. Aşağıdaki grafik mevduat faizlerindeki artışın faturasının tüketicilere çıkartıldığını çok açıkça ortaya koyuyor. Kurumsal kredi faizleri hala hükümet korkusuyla düşük, fakat tüketici kredisi faizleri hemen zıplamış.




Tüketici kredileri yılbaşından bu yana %1.2, son bir yılda ise sadece %1.5 büyümüş. Enflasyonun %20 olduğunu hatırlarsak, hanehalkının çok sert bir kaldıraç azaltma sürecinin ortasında olduğunu görürüz. Kimse vatandaşın burnuna kadar krediye gömülüp haciz memuruyla uğraşmasını istemez. Ama makul bir büyüme oranı ya da borcun yavaş azaltılması ekonominin dengede kalmasını sağlar.



Ankara’da herhalde kimse şu soruyu sormuyor: Araba parçası üreten firmaya bol keseden krediyi verdin de, tüketiciye haram kıldın. Kim alacak o arabaları?
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ