65 milyar dolarlık rezerv ‘kayıp’: Türk lirasında Brunson kâbusu geri döndü

Koronavirüs salgını ile birlikte Türkiye’de ekonomik kriz de derinleşiyor. Türk lirası, yabancı para birimi karşısında Ağustos 2018’den bu yana tarihi kayıplarını yaşıyor.






2020 yılına 5,94 seviyelerinden giriş yapan dolar/TL çarşamba günü 7,19'u gördü. 

Böylece kurda dört aylık artış yüzde 20'yi aştı. Türk lirası, en son ABD ile Brunson krizinin yaşandığı Ağustos 2018’de tüm zamanların en büyük kaybını yaşamış ve dolar karşısında 7,23 lira değerine düşmüştü. 

Türk lirası, Euro karşısında da tarihi kayıplar yaşamaya devam ediyor. Çarşamba günü Euro/TL 7,78’i de aştı. 

Öte yandan bu süreçte iktidarın ABD'den maddi destek yolları aradığı ortaya çıktı. 

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, ABD Merkez Bankası’nın (FED), SWAP (takas) hattına dahil edilmesi için Türkiye’nin girişimlerde bulunduğunu doğrulamıştı.

Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nin düzenlediği çevrimiçi bir toplantıda konuşan Satterfield, ABD Merkez Bankası’nın (FED) Türkiye’nin takas hattına (SWAP line) dahil edilmesi için gereken koşulların finans ve para konuları temel alınarak oluşturulduğunu, bu koşulların siyasi olmadığını söylemişti.

Satterfield, ‘‘FED’in serbest piyasa komiteleri tarafından belirlenen koşulları var. Bunlar siyasetle bağlantısı olmayan, para ve finans içerikli gereklilik ve koşullar’’ diye de eklemişti.

Merkez Bankası (MB) rezervlerindeki hareketler de 2019 yılından bu yana ciddi döviz kaybının yaşandığını ortaya koyuyor. Dolar kurunu 7 TL sınırında tutmak uğruna milyarlarca dolar satış yapıldığı dış basında gündeme getiriliyor.

Öyle ki, net uluslararası rezervde 2019 yılından bu yana 66.7 milyar dolarlık artış görülmesi gerektiğini ancak bilançonun sadece 900 milyon dolarlık artışa işaret ettiğini belirten deneyimli bankacı Kerim Rota, “Dile kolay 15 ayda (Ocak 2019- Mart 2020) 65.7 milyar dolar harcanmış” açıklaması yaptı.

Ekonomistlerde, hükümetin doları dizginleme hamlelerinin etkisiz kaldığı konusunda genel bir görüş hâkim.

İnfo Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Mert Yılmaz de, Merkez Bankası rezervlerine dair tartışmalar ve swap anlaşması sürecinin uzamasının kurdaki artışta önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.

“Dolar/TL’de 7 seviyesinin aşılması sonrasında 7,20’lere doğru bir hareketi bekliyordum” diyen Yılmaz, bugün de söz konusu noktaya yaklaşıldığını söylüyor.

Tera Yatırım'dan ekonomist Enver Erkan, BDDK'nın yabancının TL'ye ulaşmasını kısıtlayarak kurdaki artışını önlemeye çalıştığını ancak TL'nin cazip hale gelmesi için yurt dışından döviz getirici hamlelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın saat 16.00’da başlayan uluslararası yatırımcılarla telekonferans aracılığıyla yaptığı görüşme sona ererken, Bloomberght, Albayrak’ın toplantıda “Swap için G-20 ile görüşüyoruz, sonuçlandırılması konusunda iyimserim” ve “Türkiye’nin rezervleri fazlasıyla yeterli seviyede” dediğini aktardı.

BDDK de, yabancıların TL’ye ulaşmasını daha da sınırlayarak TL’deki değer kaybının önüne geçmek üzere dün gece bir adım daha attı.

Kurum, “Bankaların, yurt dışındaki konsolidasyona tabi kredi kuruluşu ve finansal kuruluş niteliğini haiz ortaklıkları ile yurt dışındaki şubeleri de dahil olmak üzere, yurt dışında yerleşik finansal kuruluşlara yapacakları TL plasmanlar, TL depo, TL repo ve TL kredilerin toplamının bankaların en son hesapladıkları yasal özkaynaklarının yüzde 0,5'i ile sınırlandırdılmasına” karar verdi.

Ekonomist Uğur Gürses de yaşanan döviz krizinin perde arkasına ilişkin kişisel blogunda bir yazı kaleme aldı.

Döviz kurunu baskılama girişimlerine dikkat çeken Gürses, "Müdahale etme arzusu olan ancak yeterince deneyimi olmayan, ama bunu hakkını vererek yapmak isteyenler için bir kılavuz yazsaydık içinde ne olurdu?" sorusuna cevap arayarak 18 maddelik bir rehber hazırladı.

1- İlk kural, korumaya çalıştığınız para birimine, Türk Lirası’na bakın; korunma kalkanı olan TL faizleri yeterince koruma sağlıyor mu? TL faizi gerektiği kadar yüksek mi? Koruma sağlamıyorsa TL faizlerini yükseltin.

2- Şeffaf olun; hiçbir zaman merkez bankanızın bilançonuzu saklamayın. Düzenli olarak açıkladığınız veriyi bir noktada kamuoyundan saklamaya başlamayın. Bilanço dışı varlık ya da yükümlülük tutmayın, o yola da sapmayın. Unutmayın herkes her şeyi görebiliyor. Dövizle ilgili alım-satım verilerini gecikmeli de olsa yayımlayın.

3- Fazlası, bilanço makyajına girişmeyin. Yapay biçimde rezervi şişkin göstermeye çalışmayın.
Konvertibilitesi olmayan ya da zayıf döviz cinsleri ile dış ticarette ağırlığı olmayan ülke paralarıyla swap gibi ölçüsüz şişirmelere gitmeyin.

4- Şeffaf ve hesap verebilir oldukça, “rezervlerin hepsi kullanılabilir” vurgusunu daha güçlü yapabilirsiniz. Unutmayın; merkez bankasının müdahale gücü rezervi ile değil piyasadaki itibarı ile başlar. İtibarı kalmayan merkez bankasının rezervleri tartışılır.

5- Kur artışının döviz likiditesi kaynaklı olup olmadığını her aşamada kontrol edin. Likidite kaynaklı ise piyasaya döviz likiditesi verin. Eğer piyasadan döviz likiditesi çekiyorsanız (swap vb. araçlarla) bunu durdurun. Tersine bankalararası mevduatla (depo) döviz borç verin, swapla bankalara döviz verip TL çekin.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ