‘2019 iflaslar yılı olacak: AKP faturayı seçim sonrasına bırakıyor’

Ekonomi yazarı Bahadır Özgür, alınan erken seçim kararının ülke ekonomisiyle bağlantısına dikkat çekti. Bahadır Özgür, seçimi, 'AKP'nin gelecek ağır faturayı ödememek için siyasi ikbali garantiye alma girişimi' olarak değerlendirdi.
Türkiye ekonomisinde büyüme dinamiğinin 2010 yılından bu yana borçla oluşturulduğuna dikkat çeken iktisatçı Bahadır Özgür, 2019 yılının Türkiye için “borçları çevirememe ve iflaslar yılı” olabileceği uyarısında bulundu ve seçimlerin erkene alınmasını “Bu tamamen gelecek ağır faturayı seçimden önce ödememek için siyasi ikbali garantiye alma seçimidir” sözleriyle değerlendirdi.

Kimi iktisatçılar Türkiye’nin ekonomik krizle karşı karşıya olduğu yönünde uyarı yaparken, hükümet kanadından yapılan açıklamalarda da bu durum dillendirilmeye başladı. Ekonomi yazarı Bahadır Özgür, alınan erken seçim kararının ülke ekonomisiyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Necla Demir ve Bilal Seçkin’e konuşan Bahadır Özgür, “Bu erken seçim kararının çıkması, bu kadar baskın olmasının nedeninin temelinde iki şey var. Birincisi ekonomi, ikincisi de dış ilişkiler. Afrin operasyonu, Suriye’deki çatışmalar ve burada yaşanan sıkışmışlıklar” diye konuştu.


‘BORÇLAR İÇİN MİLLİ GELİRİN DÖRTTE BİRİ KADAR PARA GEREK’

2010 yılından bu yana büyüme dinamiğinin borçla oluşturulduğuna dikkat çeken Özgür, “Hükümet en iddialı olduğu ekonomi alanında buradaki iddiasını sürdürebilmek adına aslında bu borçlanmaya kredi ile büyümeye göz yumdu hatta teşvik etti. Ama bütün bu krediler kamu bankalarından karşılandı” dedi.

Özgür, Doğuş ve Ülker ile başlayan süreçte büyük şirketlerin ağır borç yükü altına girdiğinin altını çizerek, borçların neredeyse üçte ikisinin yabancı kaynaklı olmasına dikkat çekti.

“Türkiye’nin bu yıldan itibaren her yıl sadece borçlar için 230 milyar dolar nakit para bulması lazım” vurgusu yapan Özgür, “Bizim milli gelirimizin 800 milyar dolar olduğunu düşünürsek tüm ülkede üretilen mal ve hizmetin parasal değerinin dörtte biri olarak nakit para bulmak lazım” dedi ve şu uyarıda bulundu: ”Bu durum Türkiye açısından iflaslar ve borçları çevirememe yılı olarak görülüyor.”

‘BU BİR ŞOK KRİZİ DEĞİL’ 

2019’dan itibaren Türkiye’deki şirketlerin borçlarını ödeyememe sorununun ortaya çıkacağını kaydeden Özgür, devamla şöyle dedi: “Kamu bankaları da bu borçlardan dolayı tıkandığı zaman doğrudan vatandaşa yüklenecek bir yük demektir. 2019 sonra başlayacak sıkıntılardan biri de bu. Bence en temel sıcak şey bu. Çünkü bu borçları günlük olarak yürütmen lazım.”

Türkiye’nin sürekli kriz üreten bir yapıya sahip olduğunu ve geçmiş tarihlerde bunun örneklerinin çok fazla yaşandığını ifade eden Özgür, yaklaşmakta olan krizin 1994 ile 2001 krizlerinden ayrıldığını vurguladı:

“Şu anki bir şok krizi değil, olmaz da. Kurbağa örneği vardır sıcak suda yavaş yavaş haşlanır. Onun gibi bu da. Krizi yaşıyoruz ve bunun için bir tetikleyicisi lazım. Bu tetikleyicinin de hükümet bence 2019 yılından itibaren dünyada başlayacak sıkıntılar olacağını düşündü. Çünkü orada sıkıntı başladığı anda Türkiye ekonomisinin tamamı da etkilenecek.”

SİYASİ İSTİKBALİ GARANTİYE ALMA SEÇİMİ’ 

Özgür, son olarak şu değerlendirmede bulundu:

“Seçimin maliyeti elbette çok büyük maliyet ama bu gizlenmiş bir şey. Ödeyeceği fatura çok büyük olduğu için hükümet bu maliyeti göze aldı şuan. Eylül ayı bile riskliydi. Biz, bu yazın nasıl geçeceğini bilmiyoruz. Bu tamamen gelecek ağır faturayı seçimden önce ödememek için siyasi ikbali garantiye alma seçimidir. Başka hiçbir anlamı yoktur. Erdoğan’ın her konuşması seçim konuşmasıdır. AKP seçim kazanma holdingi gibi neredeyse kurulmuş bir şey ama bu kadar acil ve hızlı karar almalarının nedeni demek ki yazın dahil bir şeyler beklemelerinden kaynaklıdır.” 





Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ