İmam Hatip dönüşümünün sırrı

Dönüşümde bu kadar aşırıya kaçılmasının sırrı "iç savaş" açıklamalarında.
Eğitimde "imam hatip" dönüşümü
 
Dr İsmail S. Gülümser/Aktifhaber
 
28 Şubat 1998’de yönetimde etkili bazı askerlerin din eğitimi veren okulların artmasından rahatsız olup önünü kesecek kararlar aldığı gibi, son dönemde iyi niyetle izah edilemeyecek bir yaklaşımla tüm objektif kriterler bir kenara bırakılarak adeta rövanş alma mantığı içinde tam tersi bir planın hayata geçirildiği görülüyor.
     

Son 4-5 yılda din eğitimi veren okul sayısı 450’den 2800’lere çıkarıldı


Eğitim-sen’in raporuna göre;

“Son 12 yılda din eğitimi veren lise sayısı 450’den 1.149’a çıkmış okul sayısı hiçbir okul grubunda olmayan bir oranda( %139)  artırılmıştır. Okul sayısı 2002’den 2010 yılına kadarki 8 yıl içinde sadece 15 artarak 450 den 465 e çıkmış (%3) artmışken o tarihten sonra, planlı bir çalışma yapılarak her yıl ortalama 150 ye yakın yeni okul eklenmiş ve okul sayısı 1.149 a ulaşmıştır. Tüm meslek liseleri arasında din eğitimi verenlerin oranı %35’lere ulaşmıştır. Sadece bazı büyük şehirlerdeki din eğitimi veren okul sayısına bakılarak değişim hakkında fikir edinilebilir. İstanbul 142, İzmir 34, Bursa 39, Ankara 46, Konya 50, Urfa’da 42 din eğitimi veren okul vardır.  Bu rakamlara darbe bahanesiyle el konulup din eğitimi veren okulların hizmetine sunulan binalar dâhil değildir. Bir yandan din eğitimi veren lise sayısını artırmak için aşamalı bir plan hayata geçirilmiş bir yandan da din eğitimi veren okulların ortaokul kısımlarının açılması için çareler aranmıştır.
 
Altta detayları verilen bir yolla 2012 yılından itibaren devletin ilköğretim binalarının bir bölümü din eğitimi veren ortaokullara devredilerek önce 730 din eğitime veren ortaokul açılmış sonra dört yıl içinde bu sayı 1622’ye çıkarılmıştır. 1149 din öğretimi yapan lise de eklenirse toplam din öğretimi yapan okul sayısının 2.800’lere çıktığı görülecektir. Yani son 4-5 yılda okul sayısı 6 kat (%600) artırılmıştır.
 
Din eğitimi veren okullara öğrenci geçişi için hileli yollar geliştirildi


Raporda bu okullardaki öğrenci sayısının 71.000 den 1.201.000’e yükseldiği” tespiti yapılmıştır.  2010 yılına kadarki 8 yıllık dönemde öğrenci sayısı sadece 127.000 (yani her yıl ortalama 15.000) artmışken, bu tarihten sonra uygulanan aşamalı bir planlamayla liselerde öğrenci sayısı her yıl 100.000’e yakın artırılmıştır. Buna din öğretimi yapan ortaokulların eklenmesiyle son 4-5 yılda öğrenci sayısı (ortalama her yıl 200.000 artışla) 6 kat (%600) artırılarak 198.000 den 1.202.000 çıkarılmıştır.
 
Öğrenci velilerinin kendi istekleriyle din öğretimi veren okullara yönelmesine kimsenin itirazı olmamalıdır. Ancak yaşananlar bu değişimin normal olmayan yöntemler kullanılarak zorlamalı bir planlama ile aşama aşama gerçekleştiğini göstermektedir. Uzun dönemden beri eğitim sisteminde din eğitimi veren okullara yönelimi engel olduğu düşünülen her konuda başka gerekçeler arasında sıkıştırılmış düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.
 
Öğrencilerin din eğitimi veren okulları tercihini engellediği düşünülerek 2004 yılından itibaren birkaç kez fen ve Anadolu liselerine giriş sınavlarının kaldırılması gündeme gelmiş ancak başarı düzeyi yüksek bu okullara toplumsal talebin fazla olmasından dolayı kaldırılamamıştır. Bu konuda başarısız olununca tabii olmayan yöntemlerle zorlamalı düzenlemeler devreye sokulmuştur.   
 
Meslek liselerinden sadece din eğitimi verenlerin orta kısmı açıldı


1998 de yaşanan 28 Şubat sürecinde 8 yıllık kesintisiz eğitim ile tüm meslek liseleri yanında din eğitime veren okulların da ortaokul kısımları kapatılmıştır. Bakanlık 2012 yılında “farklı yaş gruplarının aynı ortamda bulunmasının pedagojik açıdan mahzurlarını” öne sürerek 8 yıllık kesintisiz ilköğretimi 4+4 şeklinde kesintili hale getirmiş. Bunu yaparken düzenlemelere din eğitimi veren okullara öğrenci geçişini sağlamaya dönük bir konu gözden kaçırılarak sıkıştırılmıştır. Hiçbir meslek okulunun ortaokul kısmı açılmamış, sadece din eğitimi veren okulların ortaokul kısmı açılarak din eğitimi veren okullar lehine bir fark oluşturulmuştur.
 
En seçkin ilköğretim binaları din eğitimi yapan ortaokula dönüştürüldü


Özelikle gelir düzeyi yüksek bölgelerdeki en iyi ortaokul binaları seçilerek ortaokulların %10’undan fazlası din eğitimi veren ortaokula dönüştürülmüş, adeta aileler yakındaki din eğitimi veren okulu tercih zorunda bırakılmıştır. Geçmişte din eğitimi veren okullar aleyhinde yapılan kampanyalardan dolayı çocuklarını göndermekten kaçınan veliler. Çeşitli manevralarla kayda zorlanmış, bakanlığın 2015 istatistiklerine göre din eğitimi veren ortaokullardaki öğrenci sayısı 600.000’e ulaşmıştır.
 
Din öğretime verenler kaydı artırmak için öğretmen liseleri ve diğer bazı meslek okulları kapatıldı

Genel lise programı uygulayan meslek lisesi türü olan, 165 yıldan beri ülkeye hizmet vermiş TEOG da öğrencilerin çok tercih ettiği köklü bir okul grubu Anadolu öğretmen liseleri; okul çeşitliliğini azaltma gibi basit bir gerekçe arkasına saklanılarak kapatılmış, ülkenin birikimlerini yok etme göze alınarak din eğitimi veren okulların önündeki önemli bir engel kaldırılmıştır.
 
Sınav sistemi din eğitimi veren okullara geçişi sağlamak için birkaç kez değiştirildi

Bir diğer iyi niyetle izahı mümkün olmayan dolaylı zorlama yöntemi, liselerin tümünün sınavla öğrenci alan okula dönüştürülmesiyle yaşanmıştır. Halen Türkiye’de TEOG’da başarılı olamayanların gidebileceği hiçbir genel lise kalmamıştır. Sınavda başarılı olamayan öğrenciler ya meslek lisesine gidecek ya da genel lise mezunlarının haklarından yaralanmak istiyorlarsa din eğitimi veren okulları seçecektir.  Çocuklarını meslek lisesine göndermek istemeyen ailelerin önüne tek seçenek din eğitimi veren okullar sunularak aileler dolaylı yoldan din eğitimi veren okullara zorlanmıştır.
 
TEOG sınavlarının uygulandığı ilk yıl sınavı kazanamamış öğrencilerin bir bölümü hiç tercih etmedikleri halde merkezi yerleştirme ile din eğitimi veren okullara yerleştirilmiş daha sonra ailelerden itiraz edenlerin çocuklarının yerleri değiştirilmiş itiraz edemeyenler istemedikleri bir okulda okumak zorunda bırakılmıştır.
 
Din eğitimi veren okullara yönelim için devlet memuru alım yöntemleri tümden değiştirildi

En büyük düzenlemeler ise darbe teşebbüsünden sonra OHAL ilanı ile yapılmış, din eğitimi veren okullara kaydı artıma hedefiyle çok sayıda kuruluşun sistemi kökten değiştirilmiştir.  Bu güne kadar güvenlikle ilgili birimlere siyasi etkilere açık oldukları gerekçesiyle din eğitimi veren okul mezunları alınmazken, son düzenlemelerle din eğitimi veren okulların önündeki engeller kaldırılmış, hatta bununla da kalınmamış, tüm devlet birimlerine eleman alımında subjektif kullanıma açık mülakat getirilerek, din eğitimi veren okul mezunlarına ayrıcalıklı tanıma fırsatı oluşturulmuştur. 
 
Yıllara göre din eğitimi veren okullardaki öğrenci artışına bakıldığında en fazla artışların zorlamalı yeni düzenlemelerin yapıldığı dönemden sonra başladığı görülecektir. Bütün bunlarla din eğitimi veren okullardaki öğrenci sayısı eğitimin hiçbir biriminde olmayan bir artışla toplamda 17 kat artmıştır.
 
Peki din eğitimi veren okul ve öğrenci sayısını artırma ülkeyi yönetenlerce neden bu kadar öncelikli bir mesele haline getirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde din eğitimi veren kurumlar devletin kontrolü dışındadır. Bu yüzden okulların artmasından kimse rahatsızlık duymaz. Türkiye’de ise din eğitimi veren okullar devletin kontrolündedir. Eğitim sen ve diğer eğitim izleme raporlarına göre; “Bu okullar toplumu dönüştürme aracı gibi kullanılmak üzere planlı olarak artırılmaktadır.”
 
Yetkiyi elinde bulunduranlar,  gençlerin heyecanından kolay yararlanma eğilimindedir. Uzun süreden beri iktidarda olunmasına rağmen toplumda geniş genç kitleleri üzerinde etkili olunamadığı bilinmekte ve din eğitimi veren okullarda okuyanların kolay yönlendirilebileceği hesap edilmektedir. İktidarda olmanın ve son dönemde de OHAL ile tek başına yetkiyi kullanmanın avantajını değerlendirip tüm eğitim sistemi din eğitimi veren okullara göre yeniden düzenlenmektedir. Gençler için gelecek vadeden inandırıcı hedefler geliştirip beğenilerini kazanma yerine kolaycılığa kaçıp din eğitimi veren okullar aracılığıyla genç kadro oluşturma ve gençler üzerinde baskın konuma gelme hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu amaçla yukarıda sayılan birçok zorlama içeren objektiflikten uzak düzenlemeyle din eğitimi veren okullara öğrenci kaydını artırma çok öncelikli bir hedef haline getirilmiştir.
 
Ülkenin en başarılı okul zinciri din eğitimi verenlere kaydı artırmak için terörist ilan edilip kapatıldı


Hatta son birkaç yıldan beri sistematik olarak yıpratma kampanyası düzenlenip zor durumda bırakılan, en son darbe bahanesiyle kapatılan bazı özel okul ve dershaneler hakkında yapılanların arka planın da da din eğitimi veren okullara öğrenci akışını sağlama olduğu anlaşılmaktadır. Ailelerin din eğitimi veren okullardan çok bu okulları tercih etmesi ve bu okullarda okuyanların siyasi yönlendirmelere açık olmaması, yönetimdekileri uzun süreden beri rahatsız ettiği, engellemek için farklı yollar denedikleri görülmektedir. Ancak başarılarından dolayı bu okullara olan ilgiyi engellenemeyince tüm demokratik normlar bir kenara bırakılıp devlet gücünü kullanılarak önce bu kurumlar hakkında yıpratma kampanyası başlatılmış, ardından OHAL ile alınan yetki kullanılarak eğitim kurumlarına el konulmuş ve açıktan eğitimi faaliyetlerini engellemede beis görülmemiştir.
 
Bütün buraya kadar anlatılanlar bazılarınca 28 Şubata karşı tepki sonucu ortaya çıkan aşırılıklar olarak değerlendirilse de, din eğitimi veren bir okul grubunu öne çıkarmak için insan hakları, mülkiyet hakkı gibi haklar dâhil tüm yasal, etik ve ahlaki normların çiğnendiği açıkça görülmektedir.
 
Din eğitimi verenlerdeki öğrenciler kolay sokağa dökülebilecek hale getirilmek isteniyor

 Ancak asıl tehlike arkadan gelmektedir. Son günlerde yönetimdekiler gençlerden istedikleri desteği alamayınca 80 öncesinde olduğu gibi toplumu kutuplaştırıp gençlerde heyecan oluşturma yolunu seçtikleri hissedilmektedir. Birkaç yıldan beri basın yayın organlarında toplumsal uzlaşma öğütleri verenlerin sesleri kesilirken ayrıştıcı dil kullananların öne çıkarıldığı görülmektedir.

Cami kürsüleri dâhil, toplumun tüm bilgi kaynakları birbiriyle uzlaşmış kesimleri ayrıştırma amacıyla kullanılmaktadır. Bundan tüm toplum kesimleri etkilendiği gibi eğitim çağındaki gençler özellikle din eğitimi veren okullardaki gençler etkilenmektedir. İslam dinin hoşgörü anlayışından uzaklaştırılan cami cemaati, dini gruplar, din eğitimi veren liselerdeki 600.000 den fazla genç gerektiğinde verilen direktiflere göre sokağa dökülebilecek hale getirilmesi gibi tehlikeli yolların telaffuz edildiği görülmektedir.

Bunun ilk denemesi darbe teşebbüsü sırasında yaşanmış ve galeyana getirilmiş halk kitleleri ne olduğundan habersiz askeri okul öğrencilerinin üzerine salınmış ve masum birçok cana kıyılmıştır.  Şimdilerde yetkili ağızların istedikleri sonuç alınamazsa iç savaş çıkacağı yönündeki konuşmaları bu okulların dönüşümde bu kadar aşırılıklara kaçılmasının arkasında yatan gerekçeyi daha iyi izah etmektedir.
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ