İki bine yakın dershane nasıl yokedildi?

Eğitim sisteminin yokedilmesinin hikayesi..
İsmail S. Gülümser/Aktifhaber
 
2012’den itibaren “fırsat eşitliğini bozduğu, öğrencilerin sosyalleşmesini önlediği, okulları önemsiz hale getirdiği, rant kapısı olduğu” iddialarıyla dershanelerin kapatılacağı yönünde tartışma başlatıldı. Bir yıla yakın tartışmadan sonra dershaneleri özel okula dönüşmeye zorlayan tasarı basına yansıdı. Yetkililer illerde dershane birlikleriyle ikna toplantıları yaptı basın önüne çıkıp arka arkaya kimseyi mağdur etmeyeceklerine dair söz verdiler. Dershanelere anket uyguladı bina kapasiteleri hakkında bilgi derleyip eşit davranacakları yönünde kanaat oluşturdular.
 
Partinin önemli isimlerine dershanelerin kapatılmayacağını “gündemimize kapatma yok(Meclis Başkanı M Ali Şahin), dershane hür teşebbüstür kapatılamaz(Başbakan Yard. Bülent Arınç).. ” şeklinde açıklamalar yaptırdılar. Başbakan Erdoğan da “çocukların oynamak, çimende yuvarlanmak hakkı var”, diyerek amaçlarının kapatmak olmadığını, eğitime faydalı bir düzenleme yapmak istediklerini anlatmaya çalıştı.
 
EĞİTİMİ ELE GEÇİRMEK AMACIYLA YAPILDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Başlangıçta Erdoğan’ın “okullar varsa dershaneler niye var” ifadeleriyle okulları özendirmek amacıyla yapıldığı iddia edilen düzenlemeler, zaman ilerledikçe yine Erdoğan’ın seçim mitinglerinde “göndermeyin bunların okullarına, dershanelerine çocuklarınızı” sözleriyle şekil değiştirmeye başladı. Hedefin eğitimde faydalı bir düzenleme yapmak olmadığı, bir eğitim grubunun tüm faaliyetlerini yok etmek, kurumlarını kapatmak için gayrı ahlaki yollar geliştirildiği, bakanların topluma verdikleri sözlerin sadece toplumu kandırıp zaman kazanmak amacıyla söylendiği ortaya çıktı.  Bunu Cüneyt Özdemir “dershanelerin kapatılma nedeni başka” şeklinde özetledi.
 
Başbakan ileride kendine rakip olabilecek partilere ve dayanışma gruplarına yaptığı gibi cemaati yok etmek, etkisizleştirmek için 2004 den itibaren sınavlarla oynayarak bazı denmeler yapmış ama kendi çevresini iknada zorlanmıştı. 2008 de sadece yakın çevresinden birkaç kişiyle paylaştığı cemaati yok etme düşüncesini, 2010’dan itibaren “dershaneleri kapatalım" diyerek parti grubunda seslendirdi.
 
Partililer Başbakan’ın toplum için faydalı hizmet üreten bir grup hakkındaki art niyetli düşüncelerini anlamakta zorlanıyor, sesini yükseltebilenler bunu basın önünde dile getirmekten çekinmiyordu. Başbakanın “dershaneler kapanacak” açıklamasına karşılık, aynı günlerde Bakanlar: Nimet Çubukçu “dershaneler kaldırılamaz”, Faruk Çelik, “dershaneler Güney doğuda önemli hizmet görüyor, gençliğe sahip çıkıyor” sözleriyle yapılacak düzenlemenin faydasına inanmadıklarını açıklıyordu.
 
Erdoğan ilk günlerde hep toplumu hem partilileri eğitime faydalı bir düzenleme yapacakları yönünde inandırmaya çalışmış, ancak kendi bakanlarını bile ikna edememişti. Kararını uygulayabilmek için 3 Eğitim Bakanı (Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer) görevden alınmıştı.
 
Nabi Avcı hedeflenen grubu bitirme sözü verdikten sonra göreve getirildi. Avcı döneminde dershanelerle ilgili çalışmalar hızlandırıldı. Bakanlık açıktan ayrımcılık yaptı, Kanun hazırlık çalışmalarına yok etmeyi planladıkları dershane grubu temsilcileri davet edilmedi.
 
BAKANLAR KURULU VE MECLİSİ YALANLA KANDIRDILAR
Başbakan dershane kapatmanın eğitime faydalı bir düzenleme olduğu söyleyerek, hem toplumu, hem de hileli bir sunuyla kendi bakanlarını kandırma yoluna gitti. Devletin en üst kurumunu bile kişisel hedefleri için yalanla kandırıp onay aldılar.
 
Bakanlar karşı çıktığı gibi birçok konuda Erdoğan’ı desteklemesiyle bilinen Ahmet Taşgetiren “Dershane kapatmak, bir ticari kurumun kapısına devlet eliyle kilit vurmak.., buna yetkiniz yok”, Taha Akyol “karar AHİM den döner”, Gülay Göktürk “rekabetin olduğu yerde hazırlığı engellemenin mantığı yok” diyerek itirazını dile getiriyor, Başbakan partisini ve toplumu ikna edemiyordu.
 
2014 yılında tüm kamuoyunun itirazına rağmen, partili milletvekillerinin eline eğitime faydalı düzenlemeler yapıldığı yönünde metinler verildi. Mecliste parti disiplini baskısıyla vekillere inanmadıkları yönde konuşmalar yaptırıldı. İktidar muhaliflerini yok etmek planına devletin en önemli organlarını hem bakanlar kurulunu hem meclisi alet etti, kimseyi mağdur etmeyeceklerine dair verdikleri sözlerle toplumu, meclisi ve bakanlar kurulunu yalanla kandırdılar.
 
ANAYASAYA AYKIRI KANUNLA AYRIMCILIĞA BAŞLADILAR
Hukuk normları yok sayan, dershaneleri özel okula dönüşmeye zorlayan kanun, 2014 yılında ayrımcılıkla ilgili tartışmaların gölgesinde meclis çoğunluğu kullanılarak çıkarıldı. Anayasaya aykırı iptal edileceği kesin bir kanuna dayalı düzenlemelerle dershaneler dönüşüme zorlandı.
 
Bu aşamadan sonra devlet hizmetlerinden yararlanmada din dil, ırk, dünya görüşünü ayırt etmeden tüm vatandaşların kanun karşısında eşit olduğu hükmünü ve demokrasinin temel ilkelerini çiğnediler. Anayasanın asla kısıtlanamaz dediği en temel hak ve hürriyetleri kısıtlayacak düzenlemelerle, dönüşüme başvuran dershanelerin bazılarının kanuni haktan yararlanmasını engelleyeceklerini basın önünde açıklamaktan çekinmediler. Yok etmek istedikleri eğitim kurumlarının başvurularını gerekçe göstermeden reddetti, ayrımcılık içeren uygulamalar yaptılar.  
 
Yaklaşık 2.500 dershane zorunlu dönüşüme başvuru yaptı, istediklerini eleyerek şartlarını taşıyan sadece 1.500’ünün dönüşümü hak etiğini duyurdular. Başvurusu kabul edilmeyenlerin önemli bir bölümü Başbakanın yok etmek istediği gruba aitti. Ayrımcılıkla ilgili gayrı insani uygulamalara alışık olmayan bazı devlet görevlileri ilerde suçlanacakları korkusuyla hukuksuz talimatları uygulamaktan kaçındılar. Grubun 950 kurumundan sadece 100 civarındaki(%10) kısmı dönüşüm izni alabildi. Çoğunun kanuni haklardan yararlanması devlet gücünü muhalifleri yok etmede kullanan art niyetli bir yönetici grubu tarafından engellendi.
 
SİYASİ EMELLERİ İÇİN HUKUKU YOK ETTİLER
Kanunun iptali için yapılan başvurunun AYM’de görüşülmesini geciktirdiler. Anayasaya aykırı iptal edileceği kesin kanunla 1,5 yıl işlem yaptı anayasayı çiğnediler. Sürecin bitmesine 2 ay kala AYM kanunu iptal etti. Genelgeler yayınlayıp dershaneleri dönüşüme zorladı AYM iptal kararını da çiğnediler. AYM kararına aykırı olarak çıkarılan genelgeler Danıştay tarafından iptal edildi. Ancak iptal edilmiş düzenlemelerle Milli Eğitim-Belediye-Polis gibi devlet birimlerini kullanarak kurum kapattı, üst mahkemelerin kararlarını çiğnediler. Yerel mahkemeler hukuksuz kapatma işlemlerini iptal etti, tüm bu kararları yok saydı kurumların çalışmasını engelledi, yerel mahkemelerin kararlarını çiğnediler.
 
Devlet memurlarına hukuk dışı emirler verdi birçok kirli işlerine alet ettiler. İl Eğitim birimlerinden yok etmek istedikleri dershanelerin günlük işlemlerini engelleme ve kurumlar aleyhinde düzmece rapor yazmalarını, belediyelerden işyeri açma ruhsatlarının iptali için bahane bulmalarını, kolluk kuvvetlerinden gerekçesiz baskınlarla taciz etmelerini istediler. Her gün devlet görevlilerinin grupla ilişkili bir dershaneye basit gerekçelerle baskın yaptığı basına yansıdı.  Bir siyasi parti yöneticisi, mafya liderleri gibi hukukla yapamadığı işlerde devlet görevlilerini kullandı, devlet gücüyle zorbalık yaparak kurumları kapatmaya kalktılar.
 
Temel hak ve hürriyetlerini yok eden baskılardan öncelikle gruba ait dershaneler büyük zarar gördü ancak oluşan olumsuz ortam tüm dershaneleri etkiledi. Baskılardan kurtulmak için dönüşmek zorunda kalanlarla, her şeye rağmen faaliyetini sürdürmek için mücadele verenler dışındakiler; yapılan aleyhte kampanyalardan, devlet görevlilerinin hukuk dışı baskısından iş yapamaz hale geldi ve kapandı çok sayıda eğitimci işsiz kaldı. Kanun çıkıncaya kadarki dönemde dershane tartışmalarından zara gören 3.800 dershaneden 600’ü kapandı, süreç sonunda ise yaklaşık 1.000 kurum ayakta kalabildi.
 
Başbakan ve bakanlar kimseyi mağdur etmeyeceklerine dair söz verdiler. Ancak daha sonra 2.800’e yakın kurum ve 30-40 bin çalışanın mağduriyetine yol açtılar. Zararı karşılama gereği bile duymadı, borçlarıyla baş başa bırakıp yaşanan mağduriyette hiç sorumlulukları yokmuş gibi davrandılar.
 
Gruba ait dershanelerin önemli bir bölümü anayasal hakları ve demokratik ilkeler çiğnenerek işlevsiz hale getirildi, birçoğu kapanmaya zorlandı. Devletin zorbalığından kaçan eğitimciler, farklı alternatiflere yöneldi bir kısmı çareyi etüt merkezine dönüşmekte buldular. Ancak iktidar dershanelerin etüt merkezine dönüşmesini de engelleyecek düzenlemelerle geçiş yollarını tıkadı. İptal kararına rağmen 2015-16 eğitim yılı özellikle grupla irtibatlı dershaneler açısından iktidarın kanunsuz, kararı uygulatmak için yaptığı gayrı ahlaki yöntemlerle mücadeleyle geçti.
 
Gruba Hitler’in Yahudilere yaptığı gibi soykırım planı uyguladılar. Memurlara grup mensuplarına acımayacaksınız, hukuku bir kenara bırakın grubun faaliyetlerini yok edin, biz arkanızdayız talimatı verdiler. Yaşanan soykırımı toplum ve devlet yöneticileri kimisi korku içinde ürkerek izledi, kimi güç karşısında boyun eğdi, istemeseler bile soykırıma alet olmak zorunda kaldılar. Ülkenin grupla irtibatlı başarılı dershanelerinin çoğu kapandı, çalışanlar işsiz kaldı.
 
TÜM DEVLETİ SİSTEMİNİ YOK ETTİLER
Ardından Devlet yetkisini yaptıkları hukuksuzlukların hesabından kurtulmak için kullandı, grubun eğitim dâhil tüm insani faaliyetlerini terör kapsamına sokup, gurubun eğitim kurumlarını yok etmeye çalıştılar. Bu amaçla devletin en üst güvenlik birimi MGK yı araç olarak kullanmaya kalktı, Kurulu grubun faaliyetlerini terör kapsamına almaya zorladılar, ancak istedikleri yönde karar çıkartamadılar.
 
Darbe senaryosunu grubun üzerine yıkarak hem kalan dershaneleri kapatıp soykırımı tamamlamayı hem de geçmiş soykırımın hesabından kurtulmayı planladılar. Hiçbir delil göstermeden kalan dershaneleri darbeye karışmakla suçlayıp, kapattı mallarına el koydu, çalışanlarını terörist ilan etti kimisini tutukladılar. Sansasyonel haberler ve toplumda infial uyaran açıklamalarla devlet görevlilerini “akrabalarını, dostlarını terörle suçlayıp işletmelerini yağmalamaya, çalışanlarına soykırım uygulamaya” teşvik ettiler.  
 
Yönetimi ele geçiren ve ileride ülke yönetimine ortak olabilecek tüm tarafları yok etmek için insanlık dışı yöntemlere başlayan bir siyasi parti lideri: 950 üyesi olan bir eğitim topluluğunu yok etmek için tüm dershanecilere zarar verdi. Eğitim çarklarının sadece partili insan yetiştirmesini sağlamak için tüm eğitim sistemine zarar verdi. Devletin tüm birimlerinin partililerce ele geçirilmesi için tüm devlet sistemine zarar verdiler.
 
Her gün ayrı bir hukuksuzluk yaparak hedeflerine ulaştı yaklaşık 400 bin öğrenciye hizmet sunan 950 eğitim kurumu kapattı, çalışanlarını işsiz bıraktı, kimisini terörist diyerek tutukladı, mal varlıklarına el koydu, iktidarlarını daha uzun süre devam ettirebilmek için 40 e yakın eğitimcinin yaşam hakkını elinden alıp soykırım uyguladılar. 
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ