Eğitim yok ki sancısı olsun

Bakana göre bu yıl eğitim sancısız başladı...
İsmail S. Gülümser/Aktifhaber

Partiyi desteklemeyen çok sayıda okul yöneticisi atılıyor, yöneticiler öğretmenler 80 öncesindeki gibi sürgüne gönderiliyor. Okullara yönetici seçimi için yapılan mülakatlarda torpil listeleri ayrımcılık ve adaletsizlikler basına yansıyor. Milli eğitim müdürleri her şeyi bırakmış, din eğitimi veren okullara öğrenci kaydını artırmaları için okul müdürlerine baskı yapıyor, partili gençlik yetiştirmeyle uğraşıyor. Eğitimimiz tüm uluslararası karşılaştırmalarda son sıralarda yer alıyor.   
 
Ama Milli Eğitim Bakanı hiçbir şey yokmuş gibi televizyon kanallarına, bu sene eğitimin sancısız başladığını, iyi yolda olduklarını, adalet, sevgi, sadakat ve doğruluk gibi temel değerler ile anadil, yabancı dil, dijital ve finansal yeterliliklerin geliştirilmesine yoğunlaştıklarını iddia ederek göz boyuyor.
 
ÖĞRETMENLER ENFLASYONA YENİK DÜŞÜYOR
İktidarın meslekten atma baskısı vb ayak oyunlarıyla çoğunluğu ele geçiren iktidar sendikası toplu sözleşme görüşmelerinde çalışanlar yerine iktidarı savununca, öğretmenler %10’un üzerinde enflasyona rağmen, 25 TL artışla enflasyon karşısında eziliyor. OECD’nin ülkelerin öğretmene verdiği değer yönünden yaptığı karşılaştırmada Türkiye son sıralarda yer alıyor. Ancak bir milyonu aşkın öğretmenin yaşadığı sıkıntılar Bakanı hiç ilgilendirmiyor, sorun yokmuş gibi davranıyor.
 
TÜM EĞİTİM DİN EĞİTİMİ VEREN OKULLARA GÖRE DİZAYN EDİLİYOR.
Bakana göre eğitim sistemi iyi bir yolda: Ortaokulların yaklaşık 2.500 tanesi din eğitimi veren ortaokula dönüştürülüyor. Ülkede genel liselerde öğrenci sayısı 1. 639.000 iken, din eğitimi veren liselerde 635.000, din eğitimi veren okullarda toplam öğrenci sayısı 1.295.000’e ulaşıyor. Genel lise ve ortaokullar mahallelinin itirazına rağmen din eğitimi veren okullara dönüştürülüyor. Bu okullar yeterince öğrenci bulanamayınca Milli Eğitim Müdürleri, ilkokul yöneticilerine mezunları din eğitimi veren okullara kayda zorlamak için velilere baskı yapmaları yönünde yazılı talimat gönderiyor. Ama Bakana göre eğitimde hiçbir sorun görünmüyor ve ülke eğitime sancısız başlıyor.
 
TİMMS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye ortalamanın çok altında 36. Sırada sadece bazı Afrika ülkelerinden iyi durumda, PISA 2014 araştırmasında 65 ülke arasında 44. sırada, OECD 2015’te 15-19 yaş grubunda eğitim kapasitesi açısından 35 ülke arasında 34.  sadece Meksika’nın üstünde sondan ikinci sırada,  OECD’de öğrenci başına eğitim harcamasında Meksika’nın da altında son sırada yer alıyor. Bakana göre eğitimimiz iyi yolda, eğitimin uluslar arası karşılaştırmalarda sos vermesini sorun olarak görmüyor.
 
İKİNCİ KEZ HATALARLA DOLU MÜFREDAT DENENMEDEN DAYATILIYOR
Daha önce pilot uygulama yapmadan uygulamaya geçirdikleri, milyarlara ulaşan masraftan sonra ilk zorlukta vazgeçtikleri, yapılandırıcı eğitim müfredatının yaşattığı travmanın etkileri hala sürerken, yeni müfredatla derse başlanacağını duyuruyor. 
 
Tüm dünyada yıllarca pilot uygulama ve izlemeden sonra müfredat değişiklikleri hayata geçirilirken, iktidar tam cahil cesaretiyle, hatalarla dolu bir müfredatı yine hiç denemeden topluma dayatıyor. Ülke kaynaklarını ikinci kez boşa harcanacağı bilimsellikten uzak bir düzenleme yapılıyor. Müfredat eğitime olumlu katkı sunmaktan çok cumhuriyetten öç almak için hazırlandığı yönünde sendikaların dile getirdiği görüşler yok sayılıyor. İktidarın politikalarına katılmayan sendika temsilcileri müfredatla ilgili görüşlerinin hiç dikkate alınmadığını basın toplantısıyla duyuruyor. Bakan ise parti görüşleri doğrultusunda hazırlanan müfredatın sorunsuz olduğunu her görüşe yer verdiklerini iddia ediyor.
 
Uygulamaları eleştirecek tüm entelektüeller temizleniyor
İktidarın uygulamalarına karşı çıkan gazeteciler, bilim adamları, sendikacılar, tüm entelektüeller tutuklanıyor, farklı görüştekiler korkutulup susturuluyor. Üniversitelerde farklı görüş bildirecek on bini bulan akademisyen atılıyor bir bölümü sindirilerek sesleri kesiliyor. Seçimler iptal edilerek tüm üniversitelere partili rektörler atanıyor. Sesini duyurabilen sendikalar arasında müfredattan çıkarılan ve eklenen konular yüzünden basın huzurunda kıyasıya tartışma yaşanıyor.  Ardından Bakan partili rektörlerin gönderdiği temsilcilerle tüm üniversitelerden görüş aldıklarını her görüşe müfredatta yer verdiklerini iddia ediyor. İktidarı eleştirenleri hapsederek, sadece parti görüşünü destekleyenlerden veya desteklemek zorunda kalanlardan alınan kanaatlerle toplumu kandırmaya çalışıyor.  
 
TÜM EVRENSEL DEĞERLER YOK EDİLİYOR
Değerler eğitiminden, 21. yüzyılda çocuklarımızın sahip olması gereken adalet, sevgi sadakat, doğruluk gibi temel değerlerden bahsediyor. Darbe girişiminden sonra, bırakın temel değerleri, imzaladıkları insan hakları sözleşmesini bile rafa kaldırdıklarını, mahkeme edilmeden 50 bine yakın eğitimci 150.000’den fazla memuru KHK ile atarak devleti memurlarına haksızlık ve adaletsizlilik yaptıklarını unutuyor.
 
Ülkede dünya görüşü ve düşüncesi yüzünden soykırım yaşanıyor. Parti politikalarını desteklemediği için işten atılan, hapsedilen, işkence gören, iftiraya uğrayan, parti gazetelerinde her gün yalan haberlerle linç edilen vatandaşların, elişi örüp satarak fakir öğrencilere yardım ettiği için çocuklarıyla birlikte tutuklanan hanımların, kişisel mülkleri yağmalanıp el konulan iş adamlarının, farklı görüşlerden entellektüellerin yaşadıkları bakanı hiç rahatsız etmiyor. İktidarı desteklemeyenlerin bırakın sevgiyi ve insanca muameleyi bile hak etmediğini düşünüyor, tüm dünyanın kınadığı insanlık dışı bu uygulamalar eğitimden sorumlu bir bakan için sorun gibi görünmüyor.
 
Yıllardır güneydoğuda eğitime ilgi uyarmak ve öğrencileri okula çekmek için emek veriliyor.  İktidar ise partiyi desteklemedikleri için güneydoğuda evleri bombalıyor, şehirleri yok ediyor, ırka dayalı bir soykırım yaşanıyor. Eğitim sen’in 2015-16 yılı raporunda Şırnak 40 bin, Cizre 40 bin, Nusaybin 32 bin Derik 7 bin, Dargeçit 17 bin, Silopi 39 bin, İdil 24 bin, Sur 30 bin, Silvan 28 bin, Yüksekova 33 bin, o yörede toplam 300 bin öğrencinin eğitime erişim hakkı ortadan kaldırılıyor. Bölgede ev yıkma ve bombalamalar artarak devam ettiğinden rakam giderek yükseliyor. Okulların açıldığı şu günlerde TV ekranlarına yansıyan evleri ve okulları yıkılan sokağa terk edilen insanların, çocukların feryatları bakanı hiç ilgilendirmiyor. O yöre insanın sırf partisinden dolayı cezalandırılması evsiz okulsuz eğitime başlaması bakanı hiç rahatsız etmiyor ve bunları saklayarak topluma insanlık dersi veriyor.
 
DAR GELİRLİ ANADOLU İNSANININ KENDİNİ GELİŞTİRMESİ ENGELLENİYOR
16 yıldan beri iktidarda olan bir parti olduklarını, kendi dönemlerinde okula başlayanların bugün üniversiteyi bitirme yaşında olduğunu, ülkedeki eğitim ürünlerinin kendi dönemlerine ait olduğunu unutuyor. Ana dille ilgili kayda değer hiçbir adımın olmadığından çocuklarımızın kendini ifadede zorlandığını saklıyor,  anadilin iyi kullanması için çalıştıklarını öne sürüyor. Yaptıkları ırka dayalı ayrımcılıkla güneydoğu halkının kendi anadilini öğrenmesi engelleniyor, bu bakanı hiç ilgilendirmiyor.
 
Ana dilimiz, yabancı dil, dijital yeterlilik ve finansal yeterliliğe önem verdiklerini iddia ediyor. Uygulamalarının bırakın yabancı dili kendi dilimizi bile öğretmekten uzak olduğunu, siyasi sonuç elde etmek için çalışmaktan eğitimin içeriğine vakit ayıramadıklarını, eğitimde tek hedeflerinin kolay yönlendirilecek partili gençlik yetiştirmek için din eğitimi veren okul ve öğrenci sayısını artırmak olduğunu saklıyor. Sonuçlardan başkası sorumlu imiş gibi eğitimin sorunsuz olduğunu iddia ediyor. 
 
HER ALANDA AYRIMCILIK YENİDEN BAŞLIYOR
Yeni müfredatın öznesinin ilim, hak, hukuk, adalet olduğundan bahsediyor. Her gün toplumun gözü önünde binler on binlerce insanın hakkının partililerce çiğnendiğini saklıyor. Kul hakkından bahsediyor, devlet ihalelerinin partililerce paylaşılmasının kul hakkı olmadığını düşünüyor. Çağdaş eğitimden bahsediyor, uygulamalarıyla hızla çağdaş değerlerden uzaklaşan dikta rejiminin kurulduğunu saklıyor. Ülkenin yarının aydınlık olacağından bahsediyor, ülkenin demokrasiden hızla uzaklaştığını her gün giderek istihbarat devletine dönüşüp karanlığa gömüldüğünü saklıyor. İktidarı desteklemeyen eğitim sendikası mensupları sendikal faaliyetlerinden dolayı görevden alınıyor, kimisi sürülüyor. Bakana göre bütün bunlar eğitimde sorun gibi görünmüyor.
 
Üniversite sınavlarına girenlerin yarısının (900.000’e yakın öğrencinin) hiçbir okul tercih etmemesi, yüksek öğretime ilgi duymamasının sorun olmadığını düşünüyor. Üniversitelere yerleşenlerin çoğunun gerçek hayatta karşılığı olmayan okullar ve bölümlere yerleşmesi, toplamda her yıl işsiz hedefsiz sokağa bırakılan gençler ve ailelerinin yaşadıkları bakanı ilgilendirmiyor. 16 yıldan beri buna bir çözüm üretemediklerini bakan görmüyor, eğitimin sorunsuz olduğunu iddia ediyor.
 
Mali imkânı olanlar başarı düzeyi yüksek okullarda iyi bir eğitimle üniversiteye hazırlanırken, orta halli vatandaşların çocuklarının dershanelerin kapatılmasıyla alternatif bulmakta zorlandığı ve eğitimden ümidini kestiği görülüyor. 80 öncesi gibi, ayrımcılık yapılarak iktidarın politikalarını benimsemeyen dar gelirli ailelerin çocuklarının ülke kaynaklarından eşit yararlanması engelleniyor. Bakan bunu da sorunu gibi görmüyor, belki partilileri gibi bazı çocukların eğitimden yararlanmayı hak etmediğini düşünüyor.
 
Okullara yönetici seçimi için yapılan mülakatlarda iktidar sendikasının “bize faydalı oluyor, yeni üyemiz düşüncesi bozuk olabilir, eski üyemiz .. vakfı müdavimi..” vb uzun bir torpil listesi basına yansıyor.  Diğer sendikalara mensup eğitimciler yazılıda yüksek puan almalarına rağmen mülakatta eleniyor. Eğitimde yönetici seçimi dini kimliğine, mezhebine, partisine, sendikasına, bakılarak yapılması demokrasiyle yönetilen tüm ülkelerde ayrımcılıktır ve insanlık dışıdır.  Yapılanları bakan adaletsizlik olarak görmüyor, hak ve adaletten bahsediyor ve eğitimde sancı olmadığını iddia ediyor
 
Bir ülke düşünün, okullara yönetici seçiminde yapılan mülakatı kazananların %90’ından fazlası iktidar yanlısı tek sendika mensuplarından oluşuyor, sağdan ve soldan muhalif sendikalara mensup yöneticiler bir bahane bulunup görevden alınarak yerine partililer getiriliyor, farklı görüşe sahip farklı sendika üyesi 50 binden fazla öğretmen ve akademisyen görevden atılıyor. Ülke yöneticileri yıllarca kendi çocuklarının eğitimini başarıyla sürdürmüş on binlerce eğitimciyi, delisiz bir gecede suçlu ilan edip tüm insan haklarını ellerinden alıyor.  Önemli bir bölümünü önce hapsediliyor, sonra işkencelerle suç uydurmaya çalışılıyor. Bakana göre eğitimde hiç sorun yok ve iktidar tüm evrensel değerleri yok ederken bakan evrensel değerler mesajları veriyor. 
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ