AKP ideolojik hedefleriyle uğraşırken eğitim sistemi çöküyor

İktidar partisinin Milli Eğitim Bakanlığı'nı yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Eğitim Yazarı İsmail S. Gülümser, AKP hükümetinin ideolojik yaklaşımla Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeniden dizayn edilmeye çalışıldığına dikkat çekti.
İsmail S. Gülümser

İktidar partisi Milli Eğitimi gayrı ahlaki gayrı insani radikal ve ideolojik hedeflerine göre yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Tüm önceliklerini ideolojik hedeflerine yoğunlaştırdıkları için eğitim sisteminin problemleri onları hiç ilgilendirmiyor. Göstermelik hamasi nutuklarla her şeyin iyi gittiği kanaati oluşturmaya çalışıyorlar, ancak eğitimde yaşananlar sistemin çöktüğünün sinyallerini veriyor.

AKP'NİN İDEOLOJİK, EĞİTİMİ ELE GEÇİRME HAMLELERİNDEN BAZILARI


Tüm etik ahlaki ilkeleri bir kenara bırakıp 80 öncesinin ideolojik kavgalarını yeniden canlandırarak okulların yönetimini partililere devrediyorlar. Bunun için yılların tecrübesine sahip deneyimli idarecileri yeniden mülakata alıyor, rotasyon tabi tutuyor ve türlü hilelerle sistem dışına iterek yerine partilileri dolduruyorlar.
Mevcut öğretmenleri dünya görüşüne göre fişliyor, yerleşik düzene alışmış eğitimcileri sürgüne gönderip emekliliğe zorluyorlar. Bir yandan beğenmediklerini fişleyip atarken yeni alınacakları partili komisyonlarda mülakattan geçirerek eğitimi sadece partili öğretmenlerle sürdürmeyi planlıyorlar. Komünist ülkelerdeki gibi parti sendikası mensuplarına öğretmenlik hakkı tanırken diğerlerini engelleyecek yollar geliştiriyorlar.

Ülke genelinde illerin en başarılılarından oluşan 170 okulu proje okulu yapıp yönetimlerine partilileri getirerek köklü okulları ele geçiriyor,  okulların dernek ve vakıflarını devre dışı bırakacak kirli oyunlar sahneliyorlar.

Bazı özel okulların kanuni hakkı olan eğitim desteğinden yararlanmasını engelleyerek, bazı okulları terörle ilişkilendirip kapatarak, bazı okul zincirlerini gizli ortaklarıyla satın alarak,  güvenlik soruşturması getirip istemediği okulun açılışını engelleyerek çoğu partililerce işletilen binleri aşkın okulu emek sarf etmeden kontrollerine alıyor, özel okulların devlet kaynaklarıyla partilere geçmesini sağlıyorlar.
En çok şikâyet ettikleri YÖK’ü bir baskı aracına dönüştürüp KHK larla dünya görüşünü beğenmediği binlerce akademisyeni atarak, rektör seçimlerini tekellerine alıp üniversite yönetimlerini partililere devrederek,  köklü üniversiteleri yeni üniversite açıyoruz bahanesiyle bölüp oturmuş kadroları dağıtarak, hem akademik özgürlüğü yok ediyor hem üniversiteleri partililere devrediyorlar.

Lise ve üniversitelerde dünya görüşünü beğenmediği öğrenci birliklerini yasaklayıp önderlik edenleri tutuklayarak faaliyetlerini engellerken, okullarda sadece azınlık durumundaki partili gençliğin örgütlenmesine izin veriyor, öğrenci örgütlenmelerinin sadece partililerce yürütülmesine zemin hazırlıyorlar.

Gençler arasında partililerin çoğunluğu ele geçirmesi için okulların yarısını imam hatibe çeviriyor, sınavla öğrenci alan okulların önemli kısmı kapatıp öğrencilerini imam hatibe yönlendirecek yollar geliştiriyorlar.

AKP eğitimi ele geçirme savaşı verirken eğitim sistemi çöküyor ancak bu onları hiç ilgilendirmiyor. Eğitimi partililerce ele geçirip, radikal parti politikalarını aktaracakları ortamı oluşturmayı her şeyin önünde görüyorlar.

İKTİDAR EĞİTİMİ ELE GEÇİRMEKLE MEŞGUL EĞİTİM SORUNLARINA AYIRACAK VAKTİ YOK

Eğitim yöneticileri ideolojik hedeflere kilitlenince okul öncesinden başlayarak eğitimin her kademesi sorunlar yumağıyla boğuşuyor. AKP 16 yıldan beri iktidarda ve eğitimde başarılı olduklarını iddia ediyorlar. Ancak uluslar arası karşılaştırmalar bunun gerçek olmadığını gösteriyor.

UNICEF in raporuna göre Türkiye okul öncesinde ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamada sonuncu sırada yer alıyor. Öğrenme becerilerinin en yüksek olduğu okul öncesi dönemde çocukların yarıdan fazlası eğitime alınamıyor.

Temel eğitim ve orta öğretimde okullaşma oranları düşüyor, çok büyük bir grup eğitime erişim güçlüğü çekiyor. Köylerde kültürel gelişmeye katkı sunan okulların kapısına kilit vurulmuş, öğrenciler servislerle merkezlere taşınıyor. Ülke şartları gereği bazı bölgelerde taşıma küçük yaşta çocukların eğitimde verimini yok ediyor.
Hem okulu kapatılan köy çocukları, hem doğu ve güneydoğuda Türkçe bilmeyen Kürt kökenli ailelerin çocukları eğitim fırsatlarından eşit yararlanamıyor. Son dönemde buna güneydoğuda evlerin yıkılması, uzun süreli sıkıyönetim ilanı gibi unsurlar eklenmiş. Bir milyonu aşkın Suriyeli göçmenin çocuklarla birlikte ülkemizde eğitim çağındaki çok büyük bir grup eğitimden uzak hayata hazırlanıyor. Dezavantajlı bölgelerde yaşam şartlarının ağırlığından öğretmenler kalıcı olmuyor, sürekli öğretmen değişmesi eğitimi daha da verimsiz hale getiriyor.
Darbeden sonra eğitimin genel ihtiyaçları tamamen unutulmuş, iktidar tek başına hiçbir araştırmaya dayanmayan gündelik kararlarla eğitim sistemini kökten değiştirmeye soyunuyor. Eğitim sistemi AKP nin toplumun ihtiyaçlarıyla örtüşmeyen radikal anlayışına göre yeniden dizayn ediliyor, sistem partinin çıkarları doğrultusunda değiştirilerek eğitimde onarılması yıllar sürecek derin yaralar açılıyor.    
Okul yetersizliğinden dolayı hala 10 binden fazla okulda (%20 sinde) halen ikili öğretim yapılmaktadır. Bütçede eğitim ayrılan kaynakların %80 i personel giderlerine harcanırken eğitimin gelişmesine kaynak ayrılamamaktadır. İmam hatip okullarına pozitif ayrımcılık yapılıp kollanırken diğer okulların önemli bir bölümünde temizlik, ısınma, aydınlanma gibi zaruri ihtiyaçları karşılayacak kaynak bile bulunamamaktadır.  
Bakan öğrenci başına yıllık 2.500 dolar harcamayla (döviz artışlarıyla bu rakam her geçen gün düşmektedir) eğitime önem verdiklerini dünyayla rekabet edecek düzeye geleceklerini aktarıyor. Hâlbuki OECD ülkeleri bizim 4 katımızdan fazla harcama yapıyor, öğrenci başına yaptığı harcama 10.000 doları geçiyor. OECD ülkeleri içinde eğitime en az kaynak ayıran işsiz ve eğitimsiz genç oranı en yüksek ülkelerden biri Türkiye’dir. Dünya da eğitime ayırdığı kaynak yönüyle Türkiye 132 inci sıradadır.  

Sansasyonel reklamlarla 2011 yılında başlattıkları Fatih projesi tamamen rant kapısı haline gelmiş, aradan 6 yıl geçmesine rağmen projenin ancak % 10’u gerçekleştirilebilmiştir. Sınıfların çok azına akıllı tahta kurulabilmiş, öğrencilere tablet dağıtımı %5-10’larda kalmış, geçen yıllarda tablet ihalesiyle birçok partiliye rant dağıtılırken, bu yıl sabit bilgisayara geri dönülmüş yeni rant kapıları açılmıştır.

EĞİTİMDE NİTELİK SORUNU ÇÖZÜLEMİYOR

Türkiye de eğitimin en önemli sorunlarından biri nitelik sorunudur. Öğrencilerimiz özellikle üst düzey düşünme becerilerinde akranlarına göre çok zayıftır. Gelişmiş ülkeler fen ve teknoloji okuryazarlığı, yabancı dil öğretimi, sosyal beceriler ve vatandaşlık becerileri kazandırılması gibi konularda eğitim çıktılarını izleyip değerlendirerek çocuklarını geleceğe hazırlarken bizde bunların hiçbirinde kayda değer bir çalışma yoktur. AKP iktidarının eğitimin içeriğinde olumlu bir adımı olmadığı gibi tamamen ideolojik gerekçelerle eğitimin izlenmesi ve değerlendirmesiyle ilgili köklü birimleri dağıtmış yerine sağlıklı bir düzenleme yapamamıştır.
 
PISA sonuçları AKP nin devraldığı dönemin de gerisine düşmüş, öğrencilerimize dünyayla rekabet edecek zihinsel, duygusal, bedensel becerilerin hiç birini kazandıramadığımız ortadadır. Ülkemizde nitelikli eğitim verilemediği için eğitimin kalitesi bakımından dünya da 95 inci sıradadır. AKP döneminde ülkenin rekabet gücü 12 basamak daha düşmüş dünya da 73 üncü sıraya gerilemiştir. Öğrencilerimizin yarıya yakını eğitim fırsatlarına erişimde dezavantajlı konumdadır ve dezavantajlı bölgelerde öğrenciler en temel matematik becerilerinden yoksun olarak yetişmekte, iktidar yaşananları seyretmektedir. ABD de sadece bir firmanın aldığı yıllık patent sayısı 10.000 bulmaktadır. Ülkemizde tüm iş kollarında alınan patent sayısı 2 bine bile ulaşmamıştır. Alınan patentlerde dünyayla rekabet edecek nitelikte değildir.
Öğretmen yetiştirme sistemi eğitimden bağımsız olarak sürdürüldüğünden hem içerik hem hedefler açısından ciddi problemler içermektedir. Öğretmenlik hayaliyle mezun olan yaklaşık 400.000 genç mesleğe giriş için sıra beklemekte öğretmenlik şansı verilmemektedir. Öğretmenlerin meslek öncesi eğitimleri sorunlu olduğu gibi meslek içi eğitimleri hem yetersiz hem de içerikten yoksundur, eğitimler göstermelik olduğundan kaynak israfından başka bir işe yaramamaktadır. Tüm dünya da sözleşmeli öğretmenlik başarıyı artıracak şekilde işletilirken iktidar sözleşmeli öğretmenliği güvencesiz ucuz öğretmen çalıştırmanın bir yolu olarak kullanmaktadır.  Öğretmenler arasında öğrenciye kazandırılacak davranışlarda ortak mutabakat oluşmadığı için eğitimin ürünü gençlerde ciddi davranış bozuklukları görülmektedir.
Eğitimin en önemi hedeflerinden bir gelecek nesillere olumlu davranış kazandırmadır. Ancak okullarda görülen manzara Bakanlığın asıl eğitim çıktısı olan gençlerin davranışlarıyla ilgili hiçbir projesi olmadığını göstermektedir. Sadece yasaklayarak olumlu davranış kazandıracağını düşünen bir anlayış hâkimdir. Öğrencileri 12 yıl zorunlu eğitimde tutup,  okulda kalmaya mecbur ederek topluma faydalı, iyi yetişmiş, ülkenin refah seviyesini yükseltmede sorumluluk alacak, kültürlü gençler yetiştirmek imkânsızdır.

Gelişmiş ülkelerde gençlerin kişisel hayatında sorunları olsa bile toplum yaşamında herkesimce kabul edilmiş kurallar vardır ve bunlar davranışa dönüşmüştür. Türkiye’de ne örgün ve yaygın eğitim kurumları ne de gençlerin yetiştiği çevre olumlu davranış kazandırmaya göre düzenlenmemiştir. Hatta 16 yıldan beri AKP iktidarda olmasına rağmen toplumda hangi davranışların kazandırılması gerektiği konusunda bir mutabakat arayışı bile olmamıştır. Bu günlerde iktidar partisi onca insanlık dışı tutumdan sonra kendine göre olumlu dediği radikalizm kokan davranışları yani parti hedeflerini gençlere dayatma peşindedir.

AKP hazırladığı müfredat erdemli, vasıflı ve gelişmiş ülkelerdeki yaşıtları ile aynı donanıma sahip bireyler yetiştirmekten, her kesimi kucaklamaktan uzaktır. Müfredat iktidarın ideolojik önceliklerine göre hazırlanmış,  tutucu, otoriter ve çatışmacıdır, parti ideolojisine herkesi boyun eğmeye zorlayacak tarzdadır. Barış, hoşgörü, farklılıklara saygı gibi insani ahlaki ve etik ilkelerden yoksundur, gelişmeye, çoğulculuğa açık, değildir.

Öğrencilerine kitap okuma alışkanlığı kazandıran ülkelerde toplumsal başarı artmaktadır. Kütüphaneler gençlerle dolup taşmakta, her yaştan bireyler için kitap okuma yaşamın bir parçası haline gelmektedir. ABD de Amazon gibi bir satış platformunda en çok satılan ürün kitaptır. Ülkemizde kitap okuma alışkanlığı için hiçbir adım atılmamış, okullardaki göstermelik kütüphaneler kullanılmadığı gibi şehir kütüphanelerine de ilgi yoktur.

AKP NİN GAYRI AHLAKİ GAYRI İNSANİ RADİKAL EĞİTİM ANLAYIŞI

Eğitim toplumsal uzlaşmanın bir aracı olması gerekirken AKP yeniden kavgaların alanı haline getirmiş, il yöneticilerinden başlayarak öğretmenler ve velileri birbiriyle çatışmaya, birbirini yok etmeye zorlamıştır. Birlikte yaşamaya alışmış farklı dünya görüşünden öğretmenler, idareciler birbirini vatan haini ilan ederek ispiyonlamıştır. Ülkede 80 den bu yan unutulmuş siyasi kavgalar yeniden alevlenmiş, eğitimcilerin nereyse %20-30 u suçlu ilan edilmiştir.

Akademik çevreler iktidarın yanlışlarını desteklemeye zorlanmakta akademik özgürlükler tamamen yok edilmekte, eleştirenler vatan haini ilan edilip atılmaktadır.  Ülkede fikir üretme şansını kaybeden binlerce akademisyen yurt dışına kaçışın çarelerini aramakta, kaçanlar gittikleri yerlerde zorlu kabul süreçlerini aşmaya çalışmaktadır.

Fakir öğrencilere yardım amacıyla yapılan sosyal projeler bile terör delili sayılmış, ülkenin en özverili eğitimcileri önce meslekten atılmış bir kısmı tutuklanmıştır. Geçtiğimiz günlerde dünya devlet eliyle kaçırılan öğretmen haberleriyle çalkalanmış, çocuklar ölmesin dediği için çocuğu ile birlikte hapse gönderilen Ayşe öğretmenin acıklı dramını izlemiştir. Bugünlerde ise dünya hapiste iki eğitimcinin ölüm haberiyle sarsılmıştır. Birkaç gün önce hapishane şartlarında kanseri metastaz yapıp ölen yıllarca eğitime gönül vermiş fedakâr eğitimci Cemal Gürer’in vefat haberinin sıcaklığı soğumadan hapiste gencecik bir bayan öğretmenin vefat haberi duyulmuştur.
İktidarın zorbalıklarından geçim darlığına düşen ailelere yardım ettiği için tutuklanan İngilizce öğretmeni Halime Gürsu’ya kullanması gereken ilaçları 15 günlük gözaltı süresinde verilmemiştir. Hapishane şartlarında hastalığı nüksetmiş, 2 kez komaya girerek dili boğazına kaçmış ölmekten tutukluların müdahalesi ile kurtarılmıştır. Doktorların yoğun bakımda kalması gerekir yönündeki tüm uyarılarına rağmen hapse geri gönderilmiş ve hapishanede yaşamını yitirmiştir. AKP ülkede estirdiği gayrı ahlaki, gayrı insani radikal devlet anlayışıyla, tüm devlet kadrolarını dünya görüşünü beğenmediği öğretmenlerin ölümünden zevk alır hale getirmiştir. Masum öğretmenin sağlık gerekçesiyle tutuksuz yargılanması mümkünken, hapishanede sağlık problemiyle boğuşmak zorunda bırakılmış ve devlet eliyle bir cinayet işlenmiştir, ancak ülkede toplum kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekildiği için ölümü basında ve eğitim camiasında gündeme bile gelmemiştir.

Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ