AKP, cemaatten sonra dünya görüşünü beğenmediği diğer öğretmenleri atmanın yollarını arıyor

AKP Hükümeti, şaibeli 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında cadı avına dönüştürerek 'cemaate üye' olduğu iddiasıyla binlerce öğretmeni görevden uzaklaştırdı. Cemaatten sonra dünya görüşünü beğenmedikleri diğer öğretmenleri atmanın yollarına bakıyor.
İsmail S. Gülümser

AKP için öğretmenlerin dünya görüşü çok önemli, görüşünü beğenmedikleri öğretmenleri hileli yöntemlerle toz kaldırmadan, kimseyi uyandırmadan meslekten atmanın yollarını arıyorlar. Eğer bu yolla maksatlarına ulaşamazlarsa demokrasiyi ve tüm demokratik ilkeleri bir kenara bırakıp şiddet kullanarak hedeflerine ulaşmaktan çekinmiyorlar.

OHAL ile aldıkları devleti tek başlarına yönetme yetkisini ülke çıkarları için kullanacakları yerde, parti çıkarları doğrultusunda kullanıyor, devletin tüm birimlerini hukuksuz işlerine alet ediyorlar. Anayasaya ve en temel insan haklarına aykırı olarak çıkardıkları KHK larla 70 bin eğitimciyi mahkemeye bile gerek görmeden sırf dünya görüşünden dolayı işten attılar. Ardından devlet birimlerini parti çıkarları doğrultusundaki hukuksuz emirlerini yapmaya zorladı, vatandaşlara karşı şiddet içeren yöntemlerde kullandılar.


Bu günlerde gündeme gelen “öğretmen performans değerlendirme sistemi” de öğretmenleri dünya görüşüne göre şiddet kullanmadan mevzuat oyunlarıyla ayıklamak için hazırlanmış sinsi bir tuzak ve tüm eğitim sendikaları tuzağın farkında olduklarını basın açıklamalarıyla duyuruyorlar.

DEVLET YETKİSİNİ SUİSTİMAL ETTİLER,  BEĞENMEDİKLERİ ÖĞRETMENLERİ ŞİDDET UYGULAYIP ATTILAR

15 Temmuz sonrası devlet kadrolarından yaklaşık 34.000 öğretmen ihraç edildi, özel sektörden de 28.000 öğretmenin çalışma iznini iptal ettiler. Üniversitelerden 6 bin akademisyen de ihraç edilenler arasına katılınca yaklaşık 70.000 eğitimci işinden oldu.  Peki, ihraç edilen ya da çalışma izini iptal edilen eğitimcileri kim ne zaman ve nasıl belirledi.

AKP darbe teşebbüsünden yaklaşık 10 gün sonra yayınladığı KHK ile eğitimcileri liste halinde ihraç ettiğini, çalışma izinlerini iptal ettiğini açıkladı. Diğer devlet memurlarında olduğu gibi eğitimcilerin hangi kriterlere göre belirlendiği uzun süre iktidar tarafından açıklanamadı. Darbeye karışmış oldukları iddiasını savundular, ancak dünyaya atılanların hangi mahkeme kararına göre bu cezayı hak ettiklerini ve nasıl belirlediklerini bir türlü izah edemediler.

Aslında bir dünya görüşüne sahip olanlar önceden fişlemişti bunların meslekten atılması için çare aranıyordu. Normal yollarla hayatında hiç suça bulaşmamış masum eğitimcileri meslekten atma imkânı olmadığından kısa yoldan netice almayı seçtiler, önce demokratik normları bir kenara bırakarak dünya görüşünü beğenmedikleri eğitimcileri gerekçe göstermeden attılar. Sonra sebebini hazırlamaya koyuldular.
Mazeret uydurmak üzere cemaati terör örgütü ilan ettiler, arkasından atılanların cemaatle ilişkisini ispatlamada, cemaatin başarılı yasal projelerinde yer alma,  hizmetlerinden yararlanma veya toplumda olumlu davranış kazandırmada amaçlı sohbetlerine katılmış olmayı terör örgütü üyeliği için yeterli delil saydılar.
Devlet birimlerini örgütlü bir suç şebekesi gibi çalıştırarak, bir grupla ilişkisi olmuş tüm eğitimcileri kanun ve kural tanımadan nerede hazırlandığı bilinmeyen listelerle meslekten attılar. Atılanların ilerde hak aramasını önlemek için her biri hakkında terör örgütü üyeliğinden dava açtılar. Üst mahkemelerden yapıldığında suç olmayan yasal faaliyetler için örgüt suçu kararı çıkarttı ve üst mahkeme kararına dayanarak eğitimcilere 7-10 yıl hapis cezası verdiler.   Eğitimde etkili bir grubun öğretmenlerini meslekten atarak temizlediklerini, sıranın dünya görüşünü beğenmedikleri diğer öğretmenlere geldiğini düşünüyorlar.

PERFORMANSINI (DÜNYA GÖRÜŞÜNÜ) BEĞENMEDİKLERİ ÖĞRETMENLERİ ATACAK YOLLAR ARIYORLAR

AKP’in hiçbir projesi gerçekten ülkeye olumlu bir katkı sunmak üzere hazırlanmıyor. Vitrine süslü ibareler eklenerek maksat saklanmaya çalışılsa bile her projelerinde art niyetleri daha ilk günden itibaren kendini hissettiriyor. Son dönemde tartışılan öğretmen performans değerlendirme sistemi de bunlardan biri. Tüm sendikalar performans sistemiyle ilgili ağır eleştiriler yaptılar.  İktidar partisi uzun süreden beri eğitimi sadece kendilerince belirlenecek dünya görüşüne göre sürdürmenin, eğitimde etkin farklı görüşten öğretmenleri temizlemenin yollarını arıyor, öncelikle eğitimde aktif roller üstlenmiş cemaati etkisiz hale getirmenin planlarını yapıyordu. Sürekli rehabilitasyonla insan hatalarını asgari düzeye indiren cemaat mensuplarını normal yollarla etkisiz hale getiremeyince şiddete başvurarak netice almayı seçtiler. Ancak farklı dünya görüşüne sahip diğer öğretmenler için yeni taktikler geliştiriyorlar.
Öğretmenlerin performansını değerlendirip verimliliği artırmak üzere hazırlandığı iddia edilen sistem tam da AKP nin radikal eğilimleri olan yöneticilerine yeni suistimal fırsatları sunacak bir düzenleme. Öğretmenler görünüşte, öğrenci, veli, müdür ve diğer öğretmenler tarafından değerlendirilecek. Buna 4 yılda bir uygulanan sınav puanı da eklenerek öğretmenin performansı belirlenecek.   Yöneticilerin neredeyse tamamının iktidar yanlılarından oluştuğu ve iktidarın yanlı davranmayan yöneticileri ablukaya aldığı bir ortamda yöneticilerden objektif değerlendirme beklemek imkânsız. Bugüne kadar yaptıklarına bakarak iktidarın gerektiğinde verileri değiştirerek yandaşları kayırıp diğerlerini harcayacak düzeyde radikal ve objektiflikten uzak bir yönetim sergilediğini taraflar biliyor. Yönetici ve sözleşmeli öğretmen alımında yapılan mülakatlarda yaşananlar, iktidarın yanlı ve radikal yaklaşımını açıkça ortaya koydu.

Kısacası bu sistem öğretmenleri hizaya getirmek üzere hazırlanmış iktidar sopası olarak kullanılacağı konusunda öğretmen sendikalarında yaygın bir kanaat var. İktidar partisine yön veren kadrolar hala 1980 öncesi hesapların öcünü alma peşindeler, tüm projeleri muhalifini yok etme üzerine kurulmuş ahlak dışı yaklaşımlarla ülkeyi yönetiyor, kimini açıktan kimini sinsi zamana yayılmış planlarla yok etmenin kirli hesaplarını yapıyorlar. Cemaatin tüm görüşleri kucaklayan yaklaşımı AKP nin eski hesaplaşmalarına izin vermiyordu. Önce cemaati etkisiz hale getirdiler şimdi de performans değerlendirme sistemini kullanıp TÖBDER ile yeni adıyla Eğitim sen vb ile kalan eski hesaplarını kapatmayı düşünüyorlar. Onlarla hesaplaşmaları biterse sıra ülkücü öğretmenlere gelecek onlarla olan eski kavgalarını tamamlayacaklar. Ömürleri yeterse öğretmenlerin tamamını ya kandırarak ya şiddet kullanarak yaptıkları hukuksuzlukları kabule zorlayacaklar.

ÖĞRETMEN DEĞERLENDİRME ADI ALTINDA ÖĞRENCİ VELİ VE ÖĞRETMENLERİ FİŞLEYECEKLER

En büyük skandal ise arkadan gelecek, tüm ülkeyi dinlemeye ve fişlemeye meraklı AKP istihbarat devletinde halkın dünya görüşüne göre fişlenmesi için çareler aranıyor. İstanbul belediyesinden itibaren belediye kasasından kendi keselerine para aktarmak için gizli yazılımla başladıkları art niyetli çalışmaları artırarak sürdürüyorlar. Toplumu demokrasi ile yönetme şanslarını kaybettiler, baskı rejimlerini giderek yaygınlaştırırlarsa ancak ayakta kalabileceklerine inanıyorlar. Darbeden 10 gün sonra tüm cemaat mensuplarını dünya görüşüne göre hemen ayıkladıkları gibi ileride yapacakları her ayıklamada kullanmak üzere veri havuzu oluşturmayı planlıyorlar.
Halen önem sırasına göre toplum kesimlerinin telefonlarını dinliyor veri havuzu oluşturuyorlar. Öğrenciler, öğretmenler, velilerin yapacağı değerlendirmeleri tasnif edip toplumun görüşüne göre haritasını çıkaracaklar. Bu güne kadar ele geçirdikleri verileri devlet hizmetinde ayrımcılık yapmada kullandılar, ileride ayrımcılığı öğrenci ve velileri de kapsayacak şekilde genişletmeyi devlet hizmetinde ayrımcılığı yaygınlaştırıp muhaliflerini sindirmeyi düşünüyorlar.

DEĞERLENDİRME SONUÇLARINI EĞİTİMİ GELİŞTİRMEDE KULLANMAYI DÜŞÜNMÜYORLAR

AKP tüm toplumun temsilcisi olduğu yaklaşımıyla politika geliştiren bir parti değil. Hatta oyunu aldığı kesimlerden birçoklarını bile devletin sunduğu hizmetlerden eşit yararlandırmayacak kadar bencilce yaklaşımlar sergiliyor.  Toplumu yaptıklarına boyun eğerse hizmet götürmeye layık, eleştirirse yok edilmesi gereken kitleler olarak gören çok bağnaz bir yaklaşımla ülke yönetiyor. Tüm projeleri farklı görüşlere sahip insanların elindeki imkânları alarak toplumdan soyutlama ve insanlık dışı muameleye ile susturmaya dayanıyor.

Öğretmenler için tasarladıkları sistemde bu yaklaşımları açıkça ortaya çıkıyor. Öğretmenlere verilecek notun %30’u öğrenci ve velilerden, %25’i yöneticilerden, %20’si zümre öğretmenlerinden, %15’ini diğer öğretmenlerden %10’unu da öz değerlendirme puanından oluşacak. Öğretmenler 4 yılda bir sınava alınacak 90-100 arası A,  76-89 arası B, 60-75 arası C, 0-59 arası D düzeyinde sayılacak. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri gelişmeyi sağlama yerine cezalandırmaya dönüştürülmüş, başarısızlık sırasına göre D’den başlayarak hizmet içi eğitime almacak ve bu puanlara göre atama ve ödüllendirme yapacaklar. Uzman öğretmenlik için son 8 yıldaki değerlendirmelerin en az 4’ünün, başöğretmenlik için son 14 yıllık değerlendirmenin en az 7’sinin, müdürlük için son 4 yıldaki değerlendirmenin en az 2’sinin A olması isteniyor.

Buraya kadar her şey sıradan gibi görünüyor. Ancak her konuda yaptıkları gibi yönetici değerlendirmesine %25’lik bir pay ayırarak, sisteme AKP’nin istemediği bir eğitimcinin başarılı olmasını engelleyecek hileli bayağı bir yol sıkıştırmışlar, istediklerinin önünü açacak, istediklerinin önüne türlü barajlar koyup engelleyecekler.

EĞİTİM SENDİKALARI HEDEFLENEN OYUNUN FARKINDALAR AMA BAZILARINI SESLENDİREMİYORLAR

Tüm sendikalar sistemin kamu otoritesine güvencesiz istihdam yetkisi vermeyi amaçladığını, sözleşmeli öğretmenlerden başlayarak tüm öğretmenler üzerinde yönetim baskısının oluşturacağını düşünüyorlar. Bakanlığın objektifliği tartışılacak sınavlar, ve yandaş değerlendirmeleri ile öğretmeni her açıdan ağır performans baskısı altına alacak art niyetli bir sistemle eğitimi evrensel standartlardan uzaklaştıracağına inanıyorlar. Yönetici atamalarında kullanılan ek hizmet puanı, yurt dışı görevleri, başarı belgesi verilmesi, kariyer basamaklarında yükselme gibi kritik kararlarda bu puanların kullanılacak olması değerlendirmenin eğitimi düzeltme amacı taşımadığı öğretmenleri yargılamak baskı oluşturmak amacıyla hazırlandığını açıkça gösteriyor.

Sendikaların tespitlerinden bazıları:
Bakanlığın 16 yıldan beri her yıl sistem değiştirerek oluşturduğu dağınıklığın faturasını öğretmenlere kesmek için bu düzenlemeyi yaptığını belirtiyorlar. Getirilmek istenen sistem eğitimin niteliğini yükseltmekten uzak, eğitimi ticari bir işletme gibi görüp çalışanlara puan vererek, puanı düşük olanları tehdit ederek motive edeceğini sanan bir anlayışın ürünü diyorlar.

Okulda herkesin birbirine not vereceği, öğretmenlerin arasındaki mesleki dayanışmaya ve okulun olumlu iklimine zarar verecek, her şeyden önemlisi eğitimciler arasında gereksiz rekabete yol açıp çalışma barışını bozacak bir uygulama olduğunu belirtiyorlar. Sistem okul ortamının özerk ve özgür yapısını değiştirecek, müdürlere okulda ideolojik sulta kurma yolu açacaktır. 4 yılda bir yapılacak sınavın yasal dayanağı olmadığı gibi karar vericilere istediği gibi eğitme yön verme yetkisi vereceğinden eğitime katkı sunmaktan uzaktır. Geniş toplum kesimlerinin katkısıyla öğretmeni değerlendirdikleri kanaati oluşturmak isteselerde, değerlendiricilerin kendilerinden olması tüm çıktıların siyasi amaçlı kullanılacağını açıkça gösteriyor. Böyle bir sistem dünyada olmadığı gibi olanların hiçbirisinde alınan puanların öğretmenin geleceğini belirlemede kullanılacağı acımasız bir sistemi eğitimle bağdaştırmak mümkün değildir. Buna değerlendirmelerin toplandığı il ve bakanlık merkezinde karar vericilerin ideolojik kaygılarını öne çıkarmaları da eklenince sistemin çok tehlikeli bir gidişin habercisi olduğu açıktır.   

İktidar her konuda olduğu gibi ülkeyi geçici süre yönetmek üzere görev aldığını unutmuş kendini ülkenin sahibi gibi görmektedir. Düzenleme iktidarın kendini toplumun ve öğretmenlerin patronu gibi görme anlayışının ürünüdür. Nasıl işverenler kendine ait işyerinde beğenmediklerini atıyorsa iktidar partisi de dünya görüşünün beğenmediği öğretmenleri performans bahanesiyle atacak, kendine göre objektif olduğunu ileri sürdüğü kriterlerle istediği temizliği yapacaktır. Öğretmenler atılma korkusu altında müdürün kölesi olacak zaten çalışmayan eğitim sistemi sadece dünya görüşünden dolayı göreve gelmiş müdürlerin tehdidi altında daha da bağnaz bir yapıya kavuşacaktır.

İktidar öğretmenleri siyasal ve ideolojik hedeflerine ulaşmada bir araç olarak görmektedir. Bunu kabullenenlerin korunup yükseleceği, bir sistemle parti devletini pekiştirmenin hesaplarını yapmaktadır.  Öğretmenleri kendi arasında ve velilerle karşı karşıya getirerek kutuplaşmalardan medet beklemektedir. Eğitimin tüm nitelik problemlerini öğretmenlerle çözeceğini sanan sakat bir anlayışla hazırlanmıştır, öğretmenlik mesleğini toplumca tartışılan bir meslek haline getirip itibarsızlaştıracaktır.  Benzeri değerlendirmeyi yapan gelişmiş ülkelerde sonuçlar öğretmeni yargılamada değil, geri bildirimle eğitimin kalitesini artırmada ve eğitimde standartlar oluşturmada kullanılmaktadır. İktidarın öğretmenleri motive edecek çalışmalar yapma yerine aceleci ve plansız bir yaklaşımla hukuki dayanağı olmayan onu yargılayarak motivasyonun düşürecek yollara girmesi sendikalar tarafından yadırganmakta, öğretmene, öğrenciye ve eğitime somut hiçbir katkısı olmayacağı belirtilmektedir.   İdarecilere biçilen rol olumlu okul ortamı oluşturma yerine okulun patronu olup öğretmenleri sürekli yargılama olduğundan eğitimde olan istekliliği azaltacaktır diyorlar.

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ