Türkiye-Rusya anlaşmasının muhatapları sürece nasıl bakıyor?

Sahadaki aktörlerden anlaşmanın etkisini hissedecek taraflar ile İdlib'deki silahlı gruplara kadar sürecin muhatapları Rusya-Türkiye anlaşmasına dönük görüşlerini açıkladılar.



Türkiye ile Rusya arasında pazartesi günü varılan Soçi mutabakatı kapsamında 15 Ekim'e kadar İdlib'in güneyinde 15-20 kilometrelik silahlardan arındırılmış bölge oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda cihatçıların da aralarında bulunduğu muhalif grupların silah bırakarak arındırılmış bölgenin dışına çıkma konusunda işbirliği yapmalarına ikna edilmeleri gerekiyor. 3,5 milyon sivilin yaşadığı İdlib'e yönelik topyekûn bir saldırının başlatacağı mülteci akınını engellemek isteyen Ankara'nın önünde yaklaşık 1 aylık bir süre bulunuyor. 


Gerek bölgesel aktörler, gerekse Batı anlaşmayı memnuniyetle karşılasa da, Soçi mutabakatının en kilit noktası, İdlib'de bulunan ve aralarında Heyet Tahrir El Şam ile Türkistan İslam Cephesi gibi radikal grupların da bulunduğu unsurların işbirliğine gidip gitmeyeceği... İdlib'in yüzde 60'ında kontrolü elinde bulunduran Heyet Tahrir El Şam'dan yapılan 'resmi açıklama'da mutabakatın Beşşar Esad'ın çıkarlarına hizmet ettiği yorumu yapılırken, anlaşmadaki bazı maddelerin örgütü zayıflatacağı savunuldu. Şehrin güneybatısındaki Cisr Eş Şuğur şehrinin altındaki bir alanı kontrol eden ve Uygur cihatçıların bir araya geldiği Türkistan İslam Partisi'nin de Tahrir El Şam'la birlikte hareket etmesi bekleniyor. Kentte bulunan unsurlardan biri de Ulusal Kurtuluş Cephesi.  Bu koalisyon içinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bünyesinde yer alan gruplar da bulunuyor. Soçi mutabakatının uygulanması konusunda Türkiye'nin bu kesimi ikna etme şansı yüksek olarak görülüyor.

Ankara'yla Moskova arasındaki mutabakatta aşağıdaki hedeflerin yerine getirilmesi planlanıyor:

- İdlib gerginliği azaltma bölgesi korunacak. Türkiye gözlem noktaları güçlendirilecek

- Rusya Federasyonu, İdlib'de askeri operasyonlar ve saldırılardan kaçınılması için gerekli önlemleri alacak ve mevcut statüko korunacak.

- Silahsızlandırma bölgesi oluşturulacak ve bölge 15 - 20 km olacak. 

- Silahsızlandırma bölgesinin sınırları sahadaki çalışmalarla - Tüm radikal terörist gruplar silahlasızlandırma bölgesinden 15 Ekim'e kadar çıkarılacak.

- Çatışan taraflara ait tüm tanklar, çok namlulu roketatarlar, toplar ve havanların da aralarında olduğu ağır silahlar 10 Ekim'de İdlib'deki silahsızlandırma bölgesinden çekilecek.

- Silahsızlandırma bölgelerindeki denetimler Türk ve Rus askerleri tarafından yapılacak. Denetimler insansız hava araçlarıyla havadan da yapılacak.

- M4 - M5 otoyolu güvenliği yıl sonuna kadar sağlanacak ve trafiğe açılacak.

- İdlib'de sürdürülebilir ateşkes rejiminin sağlanabilmesi için etkili önlemler alınacak. İran, Türkiye, Rusya ortak koordinasyon merkezi geliştirecek. 

Anlaşmanın uygulunabilirliği tartışılırken, bölgedeki aktörler ve örgütlerden de farklı açıklamalar geliyor. Soçi mutabakatıyla ilgili tarafların yaptığı açıklamalar şöyle:

İRAN'DAN FARKLI SESLER

Soçi görüşmesinden 10 gün önce Tahran'da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i üçlü zirvede ağırlayan İran yönetimi, mutabakatı olumlu karşıladığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi  "Ankara ve Şam ziyaretlerim, ardından İran-Rusya-Türkiye Tahran Zirvesi ve Soçi toplantısıyla son haftalarda izlenen yoğun sorumlu diplomasi, aşırılıkçı terörle mücadele etme konusunda güçlü bir taahhütle, İdlib'de savaşı önleme konusunda başarılı oluyor. Diplomasi işe yarıyor" dedi.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi nezdindeki eski Büyükelçisi Ali Hurrem'se Rusya'ya tepki gösteren isimler arasında yer aldı. Hurrem, Soçi'deki görüşmeyi "Tahran zirvesi neydi ki zirveye katılan iki ülke, 10 gün sonra önceki anlaşmanın aksine yeni bir anlaşma yaptılar?" ifadeleriyle eleştirdi.

Hurrem, şöyle devam etti:

"Tahran zirvesinde İran, Suriye'yi de temsil etmeye çalıştı. İran'ın yaklaşımının aksine, Putin bir kez daha hile ve pazarlık ehli olduğunu gösterdi. Mesela bu durum petrol ihracatı konusunda da görüldü. Putin bazen ABD ile birlikte bazen de İsrail’le birlikte İran'a karşı hileli anlaşmalar yaptı. Şu anda da Türkiye ile birlikte İran'a karşı hareket edebilir."

SURİYE: MEMNUNİYET DUYDUK

Suriye devlet ajansı ve televizyonuna konuşan Suriye Dışişleri Bakanlığından bir kaynak, Soçi'deki zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında varılan İdlib'de silahsız bölge mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Ancak Esad yönetiminin Suriye'nin tamamında yeniden kontrolü sağlama hedefini yineleyen Dışişleri yetkilisi, ''Suriye toprağının son karışı kurtarılana dek terörle savaşımızı devam ettireceğiz'' dedi. Yetkili ''Hükümet, Suriye toprağının son karışı ister askeri operasyonlarla isterse yerel uzlaşmalarla kurtarılana dek teröre karşı savaşını kararlılıkla sürdüreceğini teyit eder" diye konuştu.

HİZBULLAH: ANLAŞMA DAKİK OLMALI

Hizbullah lideri Hasan Nasrullah, İdlib hakkında Soçi’deki anlaşmanın, Suriye’de siyasi çözüme giden yolda atılmış bir adım olduğunu; ancak başarılı olmasının dakik bir şekilde hayata geçirilmesiyle koşullu olduğunu belirtti. Nasrullah yaptığı konuşmada; Hizbullah Partisi'nin bu anlaşma konusundaki tutumunun, Suriye’nin tutumuyla uyumlu olduğunu söyledi.

'İRAN VE SURİYE ANLAŞMAYI BOZMAK İSTEYEBİLİR' İDDİASI

İranlı ve Suriyeli yetkililer kameralar önünde anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklasalar da, Tahran ve Şam'ın mutabakatı bozma girişiminde bulunabilecekleri yönünde yorumlar da yapıldı. Amerika merkezli istihbarat kuruluşu Stratfor, "İdlib'e topyekûn bir saldırıda Rusya'nın tam desteğini almaya kararlı olan Tahran ve Şam, kameralar karşısında onaylasalar da, anlaşmadan memnun olmayacaktır. Anlaşmayı yok edip Rusya - Türkiye ilişkisini zayıflamaya motive olan Suriye hükümeti, İran'ın yardımıyla isyancı güçlerle sürtüşmeye girebilir, hatta bölgedeki aşırılıkçı gruplara misilleme iddiasıyla kendi saldırılarını düzenleyebilir" yorumunda bulundu.


BATI NE DEDİ?

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Türkiye ile Rusya’nın, Esad rejimi ile müttefiklerinin İdlib’de askeri bir saldırısını önlemeye yönelik adımlar attığını görmekten cesaretlendik. Suriye’de şiddeti azaltacak her samimi çabayı memnuniyetle karşılıyoruz. Umarız (İdlib’deki) çatışmasızlık kalıcı olur” dendi.

AB Komisyonu Sözcüsü Maja Kojiancic de, “Anlaşmanın, sivil hayatların korunmasını ve insani yardımların aralıksız sürmesini garanti altına almasını bekliyoruz” açıklamasını yaptı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da, Suriye’de insani felaketin engellenmesine katkı sağlayan her şeyin iyi olduğunu söyledi ve Soçi’de varılan anlaşmanın şimdi uygulanması gerektiğini belirtti.

SALİH MÜSLİM: İDLİB'DEN ÇIKAN GRUPLAR AFRİN'E GÖNDERİLECEK

Öte yandan, Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Dış İlişkiler Sorumlusu Salih Müslim, silahtan arındırılmış bölgeden çıkarılacak muhalif grupların Afrin'e gönderileceği iddiasında bulundu. Müslim, "Idlib’teki terörist gruplar kentten çıkarıldığında nereye gönderilecek? Şüphesiz ki Türkiye buradaki terörist grupları Efrîn’e göndermeyi planlıyor. Bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz ve bu çete grupları ile savaşacağız. Efrîn bizim için hayati noktadadır ve hiçbir şekilde buradan vazgeçmeyeceğiz. Çetelerin Efrîn’e geçirilmesi ile bölgedeki durum iyice sertleşecek. Bu durum da Türkiye’nin hiçbir şekilde çözüm aramadığını gösteriyor" dedi.

HEYET TAHRİR EL ŞAM: DEVRİMCİLERİ ZAYIFLATMAYA YÖNELİK

Soçi mutabakatının en kilit noktası, İdlib'de bulunan ve aralarında Tahrir El Şam ile Türkistan İslam Cephesi gibi radikal grupların da bulunduğu unsurların işbirliğine gidip gitmeyeceği... Bölgedeki kaynaklar Tahrir El Şam içerisinde işbirliği tartışmalarının yapıldığını iletirken, örgütün 'Şura Konseyi'nin vereceği kararın diğer silahlı gruplar üzerinde etki yaratacağı yorumları yapılıyor. Ancak Tahrir El Şam'a yakın internet sitesi 'İba Haber'de örgütün mutabakata yaklaşımını yansıtan görüşler yer aldı.

Açıklamada, mutabakatın Beşşar Esad'ın çıkarlarına hizmet ettiği yorumu yapıldı ve şu ifadelere yer verildi:

"Belge, devrimin ilkelerini tanımayan ve daha önce bazı savaşçı grupların ve üçlü (Rusya-Türkiye-İran) devletlerinin onayladığı Astana düzenlemelerinde anlaşmaya varılan 'gerginliğin azaltılması' bölgeleri kapsamında 15-20 km. derinliğinde silahsız bölge oluşturma gerekçesiyle, silahların alınmasıyla devrimcilerin ve mücahidlerin zayıflatılmasına neden olacak maddeler içermekte."

TÜRKİSTAN İSLAM PARTİSİ NE YAPACAK?

Uygur kökenli cihatçılardan oluşan Türkistan İslam Partisi de bölgede radikal unsurlardan biri olarak görülüyor. Gruptan henüz Soçi süreciyle ilgili bir açıklama gelmese de, Heyet Tahrir El Şam'ın nüfuzunun Türkistan İslam Partisi üzerinde de etkili olacağı düşünülüyor. El Kaide çizgisindeki Türkistan İslam Partisi, Cisr el Şuğur kasabasının hemen altındaki bir alanı kontrol ediyor. 

ULUSAL KURTULUŞ CEPHESİ'NDE TÜRKİYE ETKİSİ

Türkiye'nin Astana sürecinde resmi muhalefet olarak tanınan, ateşkes rejiminin güvencesi altındaki silahlı muhalefet grupların bir araya geldiği ‘Ulusal Kurtuluş Cephesi’ üzerinde nüfuzu bulunuyor. Soçi mutabakatının uygulanması konusunda Türkiye'nin bu kesimi ikna etme şansı yüksek olarak görülüyor. Bu koalisyon içinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bünyesinde yer alan gruplar da bulunuyor. Bu kesimden mutabakata gelen tepkilerin olumlu olduğu belirtiliyor.





 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ