​Stanford profesörü: Terörist olmakla suçlanıyorum, McCarthyizm geri döndü!

Türkiye'de yürütülen cadı avına benzer bir durumun Amerika'da da yaşandığı ortaya çıktı. Stanford Üniversitesi Profesörü David Palumbo-Liu, ABD'de Mccarthyizm'in geri döndüğünü söyledi.
Türkiye'de 11 Ocak 2016’da sokağa çıkma yasakları, Kürt illerinde yürütülen operasyonları protesto etmek için Barış Bildirisi imzalayan yüzlerce akademisyen hakkında da soruşturma açıldı, binlerce akademisyen de Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile üniversitelerdeki görevlerinden alındı. Türkiye'de yürütülen bu cadı avının ilk örneğini 1950'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde görülmüştü.

ABD'de Stanford Üniversitesi Profesörü David Palumbo-Liu, Guardian için bir yazı kaleme aldı. Liu, ABD'de Mccarthyizm'in geri döndüğünü işaret ettiği yazıda birçok ismin fişlendiğini kaydetti. 
 
Sayısı tam olarak bilinmese de, yüzlerce akademisyenin yurtdışında yerleştiği ve zor durumdaki akademisyenler için hazırlanan programa başvurarak yabancı üniversitelerde geçici görevlendirmelerle işe başladığı sır değil.

 
Türkiye’de akademi böylesi zor bir dönemden geçerken, kimi zaman ileri demokrasiye sahip ülkelerde de akademik özgürlükleri sınırlayan örneklere rastlanabiliyor.
 
Onlardan biri Profesör David Palumbo-Liu.
 
Palumbo-Liu, yaşadıkları için özetle şu cümleyi kullanıyor:
 
“Küfürlü mesajlar almaya ve kamu önünde iftira atılmasına alışkınım ancak bana yönelen saldırılar şimdilerde sorun yaratan yeni seviyeye ulaştı.
 
İngiltere’de yayın yapan The Guardian Gazetesi için yaşadıklarını kaleme alan Palumbo-Liu, somut bir kanıta dahi gerek duyulmadan herkesin hedef olabileceği bir atmosfere işaret ediyor.
 
O yazıdan bazı önemli noktalar şöyle:
 
Bugün, herhangi bir kimse kanıt ya da gerçeklik temeli olmayan herhangi bir şeyle suçlanabilir ve bu suçlama herhangi bir gazetecilik standardı gereği kontrol edilmeden yayınlanabilir, yayılabilir.
 
Benim bu yıl öğrendiğim acı bir ders bu.
 
Cinsel saldırı, Filistin, anti-faşizm gibi konularda çalışan aktivist bir akademisyen olarak, tehdit ve küfür içerikli mesajlar almaya, kamuoyu önünde küçük düşürülmeye alışkınım. Ancak saldırılar sorun yaratan yeni bir seviyeye ulaştı.
Geçen ay, Peter Thiel tarafından desteklenen sağ görüşlü ve merkezi üniversitemin kampüsünde bulunan bir yayın olan the Stanford Review, “inkar edilemez şekilde terörist bir grubun parçası olan bir örgüt kurmaya yardım ettiğimi’ yazdı.
 
Bu makale, JihadWatch, Campus Fix, Campus Reform, Fox & Friends ve diğer sağ kanat medya organlarında yayınlandı.
 
Ait olduğum örgütün adı “Campus Antifascist Network” (Kampüs Anti-Faşist Ağı). Kampüste faşist şiddete karşı örgütlü bir direnişi  ve toplumumuzu, diğerlerini faşizmin doğasına karşı eğitmeyi savunuyoruz. 20. yüzyıl başlarına uzanan anti-faşizm geleneği ile dayanışmak gerektiğini söylüyoruz.
 
Bana yönelen saldırı aslında, Amerika Üniversite Profesörleri Birliği tarafından da dikkat çekilen ve üniversite kampüslerinin muhafazakar, aşırı sağ ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunan grupların yeni savaş alanı olduğunu belirttiği, daha kapsamlı bir olgunun parçası.
 
Bu gruplar, fakülte ve öğrencilerine gözdağı vermeyi, yeni üyeler edinmeyi ve kamuoyu önünde dikkat çekmeyi amaçlıyor. Sadece kariyer değil itibar da tehlikede -kimi zaman da kişisel güvenlik.
 
Bugün, geride bıraktığımız sefil bir olgunun dirilişine şahit oluyoruz: Bu, kanıtlanmamış suçlamalara dayalı rastgele iddialarla bireyleri hedef alan saldırı taktiklerinin kullanımını da içeren bir metot-McCrthyizm.
 
Profesörler, Turning Point USA’yi kuran Peter Thiel ya da Charlie Kirk gibilerinin desteğinden neşet eden örgütlerin suçlamalarına mukabelede bulunma konusunda tereddütten daha fazlasını yaşıyorlar.
 
CNN, benim gibi politik açıklamaları ve aktivizm nedeniyle ölüm tehdidi ile karşı karşıya kalan çok sayıda profesör hakkında bir haber hazırladı. Ancak, tehdit edilenler sadece politik ilerlemeciler ya da radikaller değil.
 
Bilim adamları da saldırı altında. Atmosferik bilimler profesörü ve Penn State Üniversitesi’nde Yeryüzü Sistem Bilimi Merkezi direktörü Michael Mann de iklim değişikliği çalışmaları nedeniyle ölüm tehdidi aldı.
 
Alarm verici bu gelişmeye karşın, üniversite yönetimleri agresif bir biçimde fakültelerini koruyor görünüyor. Üniversitem bir açıklama yapıp yapmamayı bana bıraktı ve Stanford toplumundan 700 kişinin bana destek için imzaladığı mektuba rağmen, Stanford Review’in kişiliğimi karalama kampanyası karşısında bir açıklama yapmamayı seçti.
 
Destekler de saldırıyı durduramadı.
 
Hakaret davası açmak için yeterli kaynaklarım yok. Kurucusu ve finansörü Peter Thiel olan bir gazeteye karşı bir avukat çıkaramam.
 
Baş ağrıtan soru şu: Kim yapabilir?
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ