Spekülasyonlar ve El Bab gerçekleri

"Onurlu geri çekilme" konuşulmaya başlandı. Sahadan son bilgiler..
Son günlerde Reuters ve Washington Post’ta yayımlanan haberler üzerinden bir yandan TSK’nin Suriye ordusu ile karşı karşıya gelebileceği bir yandan da ABD’nin Kürtleri desteklemekten vazgeçip TSK’nın Münbiç’e yönelik bir operasyonuna kapı araladığı şeklinde değerlendirmeler dolaşıma girdi. Peki, Saray medyasının iştahla üstüne atladığı bu spekülasyonlar karşısındaki gerçek ne?

AYLARDIR EL BAB'A GİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR AMA
Fırat Kalkanı operasyonu kapsamında Suriye’de bulunan TSK birlikleri aylardır Halep’in kuzeyindeki El-Bab’a girmeye çalışıyor ancak ağır kayıplara karşın gerçek bir ilerleme sağlanabilmiş değil.


Savaş uzadıkça spekülasyonlar da çoğalıyor. Son günlerde Reuters ve Washington Post’ta yayımlanan haberler üzerinden bir yandan TSK’nin Suriye ordusu ile karşı karşıya gelebileceği bir yandan da ABD’nin Kürtleri desteklemekten vazgeçip TSK’nın Münbiç’e yönelik bir operasyonuna kapı araladığı şeklinde değerlendirmeler medyaya yansıdı.

Bataklığa saplanan Saray iktidarı El Bab hezimetinden ABD ve Obama yönetimini sorumlu tutuyor. İncirlik blöfü sonrası geri adım atmak zorunda kalan iktidar umutlarını Donald Trump’a bağlamıştı. Umut ışığı arayan AKP, Washington Post’un aslında Trump’ın Kürtleri Obama’nınkinden farklı bir planla silahlandırma düşüncesinde olduğunu anlatan “Obama’nın Kürtleri silahlandırma planı rafa kalktı” haberini “Kürt koridoruna darbe” olarak yorumlandı.

Reuters’te bir haber: Suriye ordusu, TSK ve ÖSO’yu hedef alabilir

Tayyip Erdoğan, Afrika ziyareti dönüşünde “El-Bab’da bundan sonraki süreçte süratle mesafe almak suretiyle oradaki işi bitirmek, daha derinliğine gitmemek lazım” demişti.

Erdoğan bu açıklamayı yaptığı sırada Suriye ordusunun Doğu Halep kırsalında El-Bab’a doğru ilerleyişi devam ediyordu. Suriye ordusu ve müttefikleri, 17 Ocak-2 Şubat tarihlerinde 30 kasaba ve köyü (250 kilometrekareden fazla alan) IŞİD’den temizledi.

29 Ocak’ta Tuman kasabasının da kontrol altına alınmasıyla Suriye ordusu, El-Bab’a olan mesafeyi güneyden 6 km’ye kadar düşürdü. Hemen ertesi gün (30 Ocak) bölgede yeni bir cephe açan Suriye ordusu, IŞİD’in elindeki Deyr Hafir beldesine yöneldi.

Suriye ordusunun başlattığı operasyon sonrası 1 Şubat tarihinde konu ile ilgili Reuters’te bir haber yayımlandı. Haberde, Suriye ordusunun Doğu Halep’te ilerleyişi anlatılırken, Suriye ordusuna bağlı olduğu belirtilen ve ismi açıklanmayan rütbeli bir askerin değerlendirmesine yer verildi. Haberde söz konusu kaynağın TSK ile birlikte hareket eden cihatçı gruplarla savaşmaya hazır olduklarını, gerekirse El-Bab için TSK ile de savaşacaklarını söylediği iddia edildi.

Şam yönetimine yakın haber ajansı Al Masdar’da ise ilerleyişin sürdüğü ancak asıl hedefin El-Bab mı yoksa daha güneyde bulunan Deyr Hafir mi olduğunun henüz bilinmediği yazıldı.

Reuters’in spekülasyonuna cevap

Reuters’in haberlerinin ardından Rusya’ya yakın haber ajansı South Front cevap niteliğinde bir haber yayımladı. Haberde bölgede bulunan tarafların anlaşmalı ve koordineli çalıştığı vurgulandı ve Astana süreci buna dayanak olarak gösterildi.

South Front’un Türk ve Rus uçaklarının bölgede ortak saldırılar düzenlediğine dikkat çekilen haberinde taraflar arasında anlaşmazlıklar olsa da, tarafların IŞİD’in bölgeden temizlenmesi konusunda anlaştığı ve birbirleriyle savaşmayacakları belirtildi.

TSK’nin yeni hedefi Münbiç mi?

El Bab’dan sonra ne olacak sorusuna havuz medyası kanalıyla “Sonra Münbiç’e doğru yönelinecek” diye cevap veren iktidar cephesi açısından işler Bab’ın doğusunda da iç açıcı değil. Fırat’ın batısı kırmızı çizgimizdir diyen iktidarın kırmızı çizgisini aşarak Münbiç’i kontrol altına alan YPG liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ABD’nin desteğine sahip. Öte yandan ABD Fırat Kalkanı’na destek vermiyor.

İktidar, ABD’nin Fırat Kalkanı’na destek vermeme tutumu üzerine İncirlik blöfüne başvurmuştu. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık “Koalisyonun destek vermemesi İncirlik’i sorgulatıyor” derken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, “İncirlik’i kapatma hakkı bizim elimizde” diye konuşmuştu.

AKP’nin İncirlik blöfü tutmadı ve gün sektirmeden Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Şu anda İncirlik Üssü’nün kapatılması gündemde değil ama özellikle DEAŞ için gelen ülkeler bu desteği vermeyecekse burada kalmasının bir anlamı da yok” demek zorunda kaldı.

Bir spekülasyon da AKP medyasından

İktidar son olarak Washington Post’ta 3 Şubat’ta yayımlanan haber üzerinden abartılı değerlendirmeleri sayfalarına taşıdı. Washington Post, Obama yönetiminin, Türkiye’nin Rakka’da IŞİD’e karşı söz verdiği yardım gitmeyince YPG’yi silahlandırmaya karar verdiğini ancak gecikme nedeniyle operasyonun Trump’a devredildiğini, yeni yönetimin de, “yetersiz” diyerek planı rafa kaldırdığını yazdı.

İşin doğrusu silahlandırma planı rafa kaldırılmamış, yetersiz bulunmuştu.

Sorunun kaynağı Kürtler değil

AKP medyası Washington Post haberini “PYD’nin Rakka planı iptal” şeklinde duyurmayı tercih etti. Ancak Trump yönetiminin Obama planını neden reddettiğine bakılınca iptalden çok bir yeniden değerlendirmenin söz konusu olduğu görülüyor.

3 maddede sıralanan iptal gerekçeleri şöyle: Birincisi, plan YPG’lilerin eğitimi konusunda kaç ABD askerinin gerektiğini ve eğitimin nerede verileceğini belirtilmemesi. İkincisi Türkiye’nin tepkisinin nasıl yatıştırılacağı konusunda önlemler olmaması. Üçüncüsü Rusya ile koordinasyon konusu pas geçilmesi.

Bab’ın faturası

Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Dabık köyünün 16 Ekim 2016’da alınmasının ardından hedefi El Bab olarak belirleyen Saray iktidarı, El Bab’da bir bataklıkla karşı karşıya kaldı. TSK ve MİT güdümlü cihatçı çetelerle aylardır süren El Bab kuşatmasında şu ana kadar 54 asker hayatını kaybetti (Bu sayıya IŞİD’in yakarak katlettiği iki asker dahil değil). Bu kayıpların çoğu El Bab’ın batısında bulunan hastane bölgesini ve stratejik Akil dağını kontrol altına almak için yürütülen operasyonlarda verildi.

Sadece IŞİD’in 21-22 Aralık’taki saldırısı sonrası en az 16 asker hayatını kaybetti, 85’i de yaralandı. Yine bu saldırıda TSK’ye ait 11 tank, 2 Zırhlı Muharebe Aracı, 1 Gelişmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı ve 1 Kobra tipi zırhlı aracı IŞİD saldırıları sonucu vuruldu ya da askerler tarafından terk edildi.

Toplam zırhlı askeri araç kaybı konusunda sağlıklı bir bilgi olmamakla birlikte 50’yi aştığı sanılıyor.

Savaşın IŞİD dışındaki güçlerle savaşı da içerecek şekilde genişleyeceği yönündeki spekülasyonlara rağmen El-Bab’da Türkiye’nin önünde “onurlu bir geri çekilme”den daha iyi bir senaryo görünmüyor. Erdoğan da bunun farkında ki, “süratle işi halledip daha derinliğine gitmemekten” söz ediyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ