Maduro, Erdoğan'dan ne öğrenmeli

Vanezuela'dan ne eksiğimiz var? Bir Türkiye Vanezuela karşılaştırması...
VENEZUELA'DAN NE EKSİĞİMİZ VAR? VEYA MADURO ERDOĞAN'DAN NE ÖĞRENMELİ?

Venezuela son yıllarda tarihinin en zor günlerini yaşıyor. 
Yanlış politikalar ülkeyi ekonomik iflasa sürekledi. 
Ultra enflasyon kontrolden çıktı. 
Ülkede temel gıda, su, elektirik ve ilaç sıkıntısı had safhada.
Durumu protesto eden halk sürekli sokağa döküldü, iktidar da gösterileri hep daha sert karşılık vererek bastırdı.

Artan toplumsal baskıyı daha fazla güçle aşabileceğini düşünen devlet başkanı Nicolas Maduro, iktidarı kaybetmemek için pek alışık olunmayan şekilde bir kararname ile 1 Mayıs'ta, Anayasal değişik yapabilecek Kurucu Meclis'i göreve çağırma kararı aldı.
Seçim için 30 Temmuz tarihi belirlendi. 

Muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis, Maduro'nun kararına karşı çıktı, 16 Temmuz'a alternatif referandum çağrısı yaptı. Resmi olmayan referenduma katılım çok düşük seviyede kaldı, sonuç değişmedi.
 
Maduro'ya yakın isimlerin aday olabildiği Kurucu Meclis seçimleri yapıldı.
Meclis'in ilk icraatı, Başsavcı Luisa Ortega Diaz'ı görevden alıp yerine Maduro'ya en yakın isimlerden, Tarek William Saab'ı atamak oldu. 

Yeni atanan Başsavcı Saab, selefinin gözetiminde 6 milyon dolarlık haraç çetesini yönettiği iddiasıyla Ortega'nın kocası German Ferrer hakkında şoruşturma başlattı.

Bir gün sonra, hükümet kontrolündeki Yüksek Mahkeme  eski Başsavcı Ortega'nın eşi Ferrer için tutuklama kararı aldı.

Ferrer iddiaları red etti.
Halk kararın politik olduğu görüşünde.
Tutuklama kararı sonrası izini kaybettiren Ortega ve eşinin önce sürat teknesi ile ülkenin kuzeyindeki Aruba adasına oradan da özel bir uçakla Kolombiya'ya kaçmak zorunda kaldığı ortaya çıktı.

İkili Kolombiya'dan sığınma talebinde bulunmadı.
Venezuela yönetimindeki sosyalist parti ile uzun süre uyum içinde çalışan Ortega kısa zaman önce Maduro ile yollarını ayırmış, ülkedeki kurumsal yapıyı hedef alan Kurucu Meclis'i göreve çağırma çabaları sonrası Maduro'yu açıktan eleştirir hale gelmişti.

Başsavcı hakkında, iktidar milletvekilleri ''muhalefet lideri gibi davranıyor ve ''akıl sağlığı'' yerinde değil'' diyerek suç duyurusunda bulunmuştu.

Başlatılan soruşturmada Yüksek Mahkeme, Haziran ayında, Ortega için yurt dışı çıkış yasağı ve banka hesaplarına tedbir koyma kararı aldı.

Yurt dışına kaçmasınlar diye seçim gecesi tutuklanan muhalif liderlerle aynı kaderi paylaşmaktan korkup soluğu Kolombiya'da alan eski başsavcı Ortega, Meksika'da bir araya gelen Latin Amerika Savcıları toplantısına telefonla bağlanarak, Maduro'nun kendisini, Brezilyalı Odebrecht şirketi ile Maduro ve yakın çevresinin 100 milyon dolarlık rüşvet ilişkisini ortaya çıkaran soruşturma yüzünden görevden aldığını söyledi. 

Amerikan Adalet Bakanlığı'nın da takibinde olan Brezilyalı şirket, itiraf pazarlığı sonrası ballı ihaleler karşılığında Latin Amerika ülkelerinde yetkililere rüşvet verdiğini kabul etmişti.
Hükümeti, başsavcılığı ele geçirmekle suçlayan Ortega, bir çok meslektaşının işkenceye maruz kaldığını söyledi. 

Maduro aleyhinde açıktan ilk kez Mart ayında, Yüksek Mahkeme'nin, muhalefet kontrolündeki Ulusal Kongre'yi hükümsüz kılan kararı sonrası konuşan Ortega, Mahkeme'yi, anayasal düzeni bozmakla suçlamıştı.

Karar, uluslararası yoğun eleştiriler sonrası geri alınmış ancak, yaklaşık 120 kişinin hayatını kaybedeceği protestoları tetiklemeye yetmişti.

Maduro'yu, Chavez'in mirasına ihanet etmekle suçlayan Ortega, protestolarda ölenler için yapılan resmi açıklamaları da gerçekçi bulmuyor.

Can kayıplarından güvenlik güçlerini, silahlı grupları ve hükümet yanlısı sivilleri sorumlu tutan Ortega, ailesinin de açıktan tehdit edildiğini söylüyor.

Maduro ve müttefikleri, sık sık Ortega'yı açıktan hedef alarak, Maduro yönetimini devirmek için uğraşan muhalefetin bir parçası gibi davranmakla suçladı.
Ortega, ''hain savcı'' ilan edildi.

30 Temmuz'da Venezuela'da, Maduro'nun kararı ile yapılan Kurucu Meclis seçim sonuçları dünya genelinde kabul görmedi. 

Anayasa'yı yeniden yazacak güce sahip Kurucu Meclis, ülkede zaten çok tartışmalı olan güçler ayrılığını tamamen sonlandıracak ve diktatörlüğe yol açacak eleştirisiyle uluslararası alanda tepki görüyor.

Komşu ülkeler Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Meksika, Panama ve Peru'nun yanı sıra AB ve ABD seçim sonuçlarını tanımadığını açıkladı. ABD, Maduro yönetimine karşı muhtemel yaptırımları gözden geçirirken, AB şimdilik yaptırım düşünmüyor.

Kurucu Meclis'in Başkanlık sistemini  bile ortadan kaldırabileceği öne sürülüyor.
Yanlış ekonomik ve yönetim politikalarının yanı sıra düşen petrol fiyatları ile son yıllarda çok zor günler yaşayan Venezula'da halkın tek isteği temel ihtiyaçların karşılanması. 

Maduro yanlısı kamu çalışanı 43 yaşındaki Carlos Hernandez, ''Kurucu Meclis'ten en çok isteğim ortaya aş koysunlar, eğer koymazlarsa halk çok daha fazla sinirlenecek.'' diyerek ülkede gelinen durumu özetliyor.

Yukarıda Venezuela için anlatılanlar, aslında Türkiye göz önüne alınca  ne kadar tanıdık geliyor değil mi?

Bir ülkenin sütunları yıkılmaya görsün, çöktü mü hepsi birden çöküyor; adalet, güçler ayrılığı, ekonomi, fikir özgürlüğü, sağlık, güvenlik, eğitim, istihdam, sanayi, üretim...

Venezuela'nın 30 Temmuz seçimleri ile OHAL'le yönetilen Türkiye'nin 16 Nisan referandumu arasında sonuçları itibariyle ne gibi fark var anlaşılmış değil.

Ancak, birisinde dünya kamuoyu sonuçları kabul etmezken, diğerinde şaibeli olduğu AGİT raporlarına giren yine de kıl payı kazanan Erdoğan'ın sonuçlarını meşru gördü. Dünya liderlerinden çatlak bir ses bile çıkmadı.

Atı alana Üsküdar'ı geç dediler!
15 Temmuz'dan bu yana yapılan zulüm, işkence, gözaltı, hapse atma, ihraç, sivil ölüme terk etmeyle Venezuela'dan eksiğimiz yok fazlamız vardır. 

Aslında bu Maduro işi bilmiyor.
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ