‘IŞİD bitse de ideolojisi tehdit olmayı sürdürüyor’

Münih Güvenlik Konferansı, IŞİD’le mücadeleyi masaya yatırdı. Konferansta hilafet ve cihat kavramları üzerinde hararetli tartışmalar yaşandı.
Münih Güvenlik Konferansı'nda, IŞİD'in ilan ettiği hilafetin ve bu terör örgütüyle mücadelenin mercek altına alındığı "Hilafet sonrası cihatçılık” başlıklı oturum hararetli tartışmalara sahne oldu.

Oturuma, Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Dan Coats, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Tunus Dışişleri Bakanı Khemaies Jhinaoui, Nijerya Cumhurbaşkanı'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Babagana Monguno ve AB Güvenlik Komiseri Julian King konuşmacı olarak katıldı.

Almanya İçişleri Bakanı de Maiziere, IŞİD ile Irak ve Suriye'de yürütülen askeri mücadelede sona gelindiğine işaret ederken, Avrupa'ya dönebilecek "yabancı savaşçılar” tehlikesine karşı hazırlıklı olunması uyarısında bulundu.


Bakan de Maiziere, IŞİD'le mücadelede, sadece daha sert güvenlik tedbirlerin yeterli olmayacağını, IŞİD'in zemin bulduğu nedenlere odaklanmak ve radikalleşmenin önlenmesine dönük adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

"Liberal bir İslam anlayışının güçlenmesi, radikallerle mücadele kadar önemli” diyen de Maiziere, radikalleşmeye yol açan nedenleri şöyle sıraladı:

"Yoksulluk, kötü idareler, Sünniler ile Şiiler arasındaki kavga, gayet tabii ki Ortadoğu sorunu, Batı'nın ekonomik üstünlüğü, tüm bunlar genç insanların radikalleşmesine yol açan nedenler arasında. Bunlar tabii asla teröre bir bahane ya da bir gerekçe olamaz. Bizim görevimiz önleyici çalışmalar yapmak olmalıdır.”

Türkiye'nin rolü

Thomas de Maiziere, muhalefetteki Sol Parti milletvekili Heike Haensel'ın, "Terörün önlenmesinden söz ettiniz. Bu bağlamda terörü destekleyen ülkelere silah verilmeye devam edilmesi konusu var. Sizin bakanlığınızın bir soru önergesine verdiği yanıtta, Türkiye'nin bölgede, terör örgütleri için eylem platformu olduğu ifade edilmişti. Bu bağlamda silah ihracatı açısından nasıl bir sonuç çıkartıyorsunuz?” sorusunu yanıtladı.

Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Alman İçişleri Bakanı, şöyle devam etti:

"Ayrıca gerçek şu ki, Türk Başbakan'ın konuşmasında da dinledik, konuşmasında eleştirebileceğim çok şey olmasına karşın Türkiye'nin Almanya'dan çok daha fazla terörün kurbanı olduğu açık. Türkiye'nin terörle mücadelede bizim için önemli bir ortak olduğu da açık. Suudi Arabistan da öyle. İlk içişleri bakanı olduğumda Suudi Arabistan'dan bir terör saldırısı hazırlığı ile ilgili çok değerli bilgiler aldık. ‘Kusura bakmayın, siyasi sisteminiz hoşumuza gitmiyor biz bu bilgiyi almayacağız' mı deseydim? Partnerlerimizi terörle mücadele yalnız bıraktığımız takdirde dünyanın daha güvenli olacağına inanmıyorum.”

"Kalbine kazığı çaktık”

ABD'nin Ulusal İstihbarat Direktörü Dan Coats ise IŞİD'in ilan ettiği hilafete son verildiğini "IŞİD'in kalbine kazığı çaktık” sözleriyle dile getirdi.

Coats, askeri alandaki başarının, İŞİD ve ideolojisiyle uzun vadeli bir mücadele sürecinin gerekli olduğu gerçeğini değiştirmediğini vurgularken, bu süreçte azim ve kararlılığın, ülkeler arasında istihbarat alanında işbirliği ve bilgi paylaşımının kilit önem taşıdığını vurguladı.

IŞİD'in tehdit oluşturmaya devam edeceğinin altını çizen ABD'li yetkili, "Çünkü IŞİD terör örgütünden daha fazlası, bir ideoloji ve hatta bir teoloji. Cephede kaybetmesine rağmen varlığını devam ettirebiliyor. Dünya genelinde umutsuz gruplara hitap ediyor, kanımca Kuran'ın bu şekilde sapkın bir yorumuna, kehanetin gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorlar…” diye konuştu.

Komünizmin, bu rejim altında yaşayan insanlar tarafından yıkıldığını hatırlatan ABD'li Coats, IŞİD ideolojisinin de ancak İslam dünyası, Arap ülkelerinin alimleri, imamları ve halklarının, "Bu Kuran'ın yanlış bir yorumudur”, "Artık yeter” demesiyle yıkılacağına savundu.

Uzun soluklu savaş

Tunus Dışişleri Bakanı Khemaies Jhinaoui, Irak ve Suriye'de IŞİD'e karşı verilen mücadelenin "uzun soluklu bir savaştaki tek bir muharebe” olarak tanımladı, IŞİD'in "isim ve adres değiştirerek varlıklarını sürdürecekleri” öngörüsünde bulundu.

Jhinaoui, "Hoşgörüyü, ötekini kabul etmeyi teşvik etmemiz lazım. Sadece Arap dünyasını kast etmiyorum. Bu Avrupa'da için de geçerli. Yabancı düşmanlığı ile ilgili yeni eğilime tanık oluyoruz. Bu sabah burada önemli liderlerin, Avrupa'nın dış sınırlarının nasıl daha çok güçlendirilmesi gerektiği yönündeki sözlerini dinledik…” diye konuştu.

B önlemleri artırdı

AB Komisyonu'nun güvenlikten sorumlu üyesi Julian King ise Avrupa'da dönmesi muhtemel yabancı savaşçılar konusunda teyakkuzda olduklarında söyledi.

King, IŞİD ideolojisinin Avrupa'da internet platformları üzerinden gençleri radikalleştirmeye devam ettiğinin de altını çizdi.

AB'de dış sınırların daha güçlü denetimi, tüm güvenlik birimleri arasında bilgi paylaşımı konusunda önlemlerin artırıldığına anlatan King, "AB üyesi istihbarat birimlerinin birlikte çalıştığı, günlük olarak istihbarat paylaştığı merkezler var” dedi.

Cihat ve hilafet tartışması

Bu arada oturumda IŞİD ve benzeri oluşumların ideolojileri ile ilgili yapılan cihat ve hilafet tanımlamaları tartışmaya yol açtı.

Nijerya Cumhurbaşkanı'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Babagana Monguno, İŞİD ve ideolojisinden söz ederken cihat ve hilafet kavramlarının yanlış kullanıldığını söyledi, "Bizim için cihat, iyi için uğraşmak anlamını taşıyor. Toplumları yok etmek için şiddet kullanmak anlamına gelmiyor” dedi.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de cihat ve hilafet kavramlarının IŞİD'in örgüte eleman temin etme amacıyla siyasi hedeflerle çarpıtılmış olarak kullanıldığına dikkat çekti.

Dinleyiciler arasında yer alan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebul Geyt söz alarak IŞİD ve ideolojisi için cihat kavramının kullanılmaması gerektiğini söyledi, "Müslümanlar için cihat kutsal bir gayedir, Allah'a hizmet eden anlamına geliyor, cennete gidecek olan anlamına geliyor, oysa bu insanlar suçlular ve onlar için cehenneme gidecek tekfirciler kavramı kullanılmalı” diye konuştu.

ABD'li Dan Coats, hassasiyetleri anlayışla karşıladığını belirtirken, "Başka bir kültür ve toplumla iletişimde dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Bizim uygun gördüğümüz kavramlarla her zaman mesaj vermek istediğimiz taraflara doğru mesajları veremiyor olabiliriz” dedi.

Almanya İçişleri Bakan de Maiziere de, "Dil, kullanılan kavramlar konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiği yönündeki görüşleri paylaşıyorum. Örneğin İŞİD ile ilgili ben sözde İslam Devleti demeyi tercih ediyorum yoksa bu katiller çetesinin devlet niteliğini kabullenmiş oluyoruz. Cihat kavramı kullanımı da doğru değil. En kolayı onlara terörist ve katiller dememiz. En uygun tanım bu” şeklinde konuştu.

© Deutsche Welle Türkçe


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ