Bharara ve Rubin Türkiye'deki soruşturmayla dalga geçti

Amerika'nın tanınan 17 ismiyle ilgili "Gülenci" oldukları gerekçesiyle İstanbul'da inceleme başlatılmıştı.
İstanbul Barosu’na kayıtlı bir grup avukatın başvurusu üzerine 17 Amerikalı ve Türk asıllı Amerikan vatandaşı hakkında, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın gerekçesi bu kişilerin Fethullah Gülen hareketi ile ilişkili olmaları veya harekete yardım ettikleri iddiası. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başvuru üzerine soruşturma başlatıldığını duyurdu.

17 kişinin arasında Amerika’da tutuklu bulunan ve adı Türkiye’de 17-25 Aralık davasına da karışmış olan İran asıllı işadamı Rıza Sarraf ve Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın davalarının eski savcısı Preet Bharara da var.

Savcı Bharara dışında haklarında soruşturma açılan isimler, Amerikalı tanınmış senatör ve halen Senato'da azınlıktaki Demokrat Parti grubunun lideri Charles (Chuck) Schumer, araştırmacı yazar Michael Rubin, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Denetleme Dairesi Başkanı David Cohen,Türk Amerikan Birliği Başkanı Faruk Taban, Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Başkanı Kemal Öksüz, Türk Kültür Merkezi'nden Avukat Zafer Akın, Türk Amerikan ve Avrasya Konseyi’nden Emre Çelik, eski emniyet müdürü Ahmet Sait Yayla, öğretim üyesi ve araştırmacı Henri Barkey, eski CIA Direktörü John Brenan, eski CIA Türkiye masası şefi Graham E. Fuller, Orta Atlantik Türk Amerikan Federasyonu’ndan Mahmut Yeter, Türk Amerikan İş Grubu üyeleri Talha Saraç, Recep Özkan, Burak Yeneroğlu ve Ralph Peters.

Savcılığa suç duyurusunda bulunan avukatlardan Rıza Saka, Amerika’nın Sesi’ne soruşturma talepleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Rıza Saka: 'Yurtdışı bağlantıları hiç soruşturulmadı'

Saka öncelikle söz konusu soruşturma talebinin kesinlikle Amerikan hükümeti ya da yönetimi ile ilgili olmadığını söyledi. Rıza Saka, başvurularının amacının, bu kişilerin darbe girişimine katkıda bulunup bulunmadıklarının ya da darbeyi düzenleyen kişiler ile ilişkilerinin olup olmadığının, tespit edilmesi olduğunu belirtti.

Saka ayrıca bugüne kadar Türkiye’de darbe ile ilgili açılmış olan davaların hiçbirinde, yurtdışı bağlantıların araştırılması ile ilgili bir soruşturma olmamasına dikkat çekti.

Rıza Saka, ”Ben darbe ile ilgili davaları takip eden avukatlar platformunun başkanıyım. Bugüne dek ne Ankara ne İstanbul’daki darbe davalarına uluslararası bağlantılar konu oldu. Biz avukatlar olarak bunu yadırgadık ve başvuruda bulunduk. Kanlı darbe girişimi ile ilgili bizim soruşturma açılmasını istediğimiz yabancılara ilişkin birçok iddia söz konusu ve bunların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor” dedi.

"Darbe Öncesi Büyükada Toplantısı Gün Işığına Çıkmalı"

Avukat Rıza Saka soruşturma ile birlikte bu 17 kişiden bazılarının darbeden hemen önce Büyükada’da yaptıkları iddia edilen toplantı da olmak üzere pek çok karanlık nokta ve iddianın gün ışığına çıkmasını beklediklerini belirtti.

Saka “17-25 Aralık darbesi girişimi sırasında da bir kısım yabancıların Türkiye’ye geldikleri, 15 Temmuz günü de yine bazı isimlerin “tesadüfi” bir şekilde Büyükada’da toplanıp adeta bu girişimlerde bir orkestra şefi gibi davrandıkları iddiaları var. Tüm bu iddiaların yetkili kurumlarca araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Adalet mekanizması ve güvenlik güçleri bu kişilerin söz konusu tarihlerdeki Türkiye giriş çıkışlarını, telefon görüşmelerini ortaya çıkarmalı, beklentimiz bu” dedi.

Öte yandan Rıza Saka “Eğer bu kişiler gerçekten Türk-Amerikan dostluğuna fayda sağlamak istiyorlarsa bu soruşturmaya ve gerçeklerin ortaya çıkmasına katkıda bulunurlar. Şimdi önlerinde bir fırsat var, kendilerini Türkiye’nin dostu olarak nitelendiriyorlar ve kendileri üzerindeki şaibenin de kalkmasını istiyorlarsa, bunu yapmalılar” diye konuştu.

Michael Rubin: 'Gülen Hareketi ile hiçbir bağım yok'

Adı soruşturmaya dahil olan isimler arasında bulunan Araştırmacı-yazar ve eski ABD Savunma Bakanlığı danışmanlarından Michael Rubin de Amerika’nın Sesi’ne soruşturma ile ilgili yorumlarda bulundu.

Rubin, Gülen Hareketi ile hiçbir bağının bulunmadığını, hareketin savunucusu olmadığını, bir hediye ya da para almadığını yada herhangi bir başka fayda sağlamadığını söyledi. Rubin Gülen hareketini, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yükselişi ve otoriterleşmesine yardımcı olduğu gerekçesi ile de eleştirdiğini de savundu ve “Gülen ile Erdoğan’ın arası iyi iken beni Türkiye’ye bir geziye davet etmişlerdi ancak katılmayı reddettim” dedi.

Soruşturmanın yasal olarak hiçbir anlamı olmadığını söyleyen Michael Rubin. "Bu tamamen Türkiye’de iç siyasete yönelik olarak atılmış bir adım. Böyle bir soruşturmanın açılıyor olması Türkiye’de savcı ve hakimlerin ne şekilde siyasi gücün baskısı altında olduklarının bir işareti. Bu tamamen Erdoğan’ın politik gündemi ile ilgili bir durum, yargı ve hukuk ile hiç ilgisi yok” diye konuştu.

Soruşturma ile ilgili Amerikan hükümetinden de bir tepki beklemediğini belirten Michael Rubin “Bu tip davalar Amerika’da Türk yargı sisteminin ciddiye alınması ile ilgili soru işaretlerini arttırıyor” diye konuştu.

Cam eşya esprisi

Dava nedeniyle Türkiye’ye yapacağınız seyahatlerinizi iptal edecek misiniz sorusuna da Rubin “Türkiye’ye üniversiteler ve düşünce kuruluşlarından davetler aldıkça gidiyorum. Bu tarz bir soruşturmadan dolayı Türkiye’de yabancı ülke vatandaşlarının tutuklanacaklarını sanmıyorum. Şunu söyleyeyim Türkiye’ye gitmezsem burada kaybeden Paşabahçe olacak çünkü o zaman maaşımın tamamını onların cam eşyalarını satın alarak harcayamamış olacağım” dedi.

Bharara Twitter'dan mesaj verdi

Rıza Sarraf ve Halbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandıkları davanın eski savcısı Preet Bharara da soruşturma talebinin ardından Twitter hesabından bir mesaj yayınladı.

Savcı, “Putin tarafından yasaklandım, şimdi Erdoğan tarafından suçlanıyorum. Bir bağlantı var demiyorum ama eğer Duterte (Filipinler Devlet Başkanı) de beni uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlarsa, birşeyler oluyor diye düşüneceğim” diye yazdı.

Kaynak: Amerikanın sesi
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ