Yandaş Yazar Yıldıray Oğur, ByLockla ilgili çelişkileri tek tek sıraladı

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Karar Gazetesi'nin yandaş yazarı Yıldıray Oğur, ByLock'a ilişkin çelişkilere dikkat çekti.
Karar Gazetesi Yazarı Yıldıray Oğur, ByLock iddiasıyla ilgisi olmayan insanların teker teker nasıl derdest edildiğine dikkat çekti. ByLock ile ilgili mağduriyetleri teker teker yazan Oğur, "Darbeden önce F.. aleyhine verdiği kararlarla bilinen bir hakim, Habertürk televizyonunda çalışan bir kadın spor spikeri,  AKP’nin eski Yalova milletvekili, bir suikast sonucu hayatını kaybeden Atatürkçü yazar Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı,  30 yıldır Türkiye gazetesinde yazan bir köşe yazarı, Yeni Şafak’tan Mehmet Acet’e konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün verdiği bilgiye göre 15 Temmuz’da Beştepe önünde hayatını kaybetmiş bir şehit..." şeklinde eklemeler yaptı. Bu insanların tamamının ByLock gerekçesyile ya hapse atıldığını yada işten çıkarıldığını kaydeden Oğur, listeye son olarak darbe gecesi Cumhurbaşkanı ve ailesini Marmaris’ten Dalaman’a taşıyan helikopterin teknisyeni Tayyip'in de eklendiğine dikkat çekti. 

Birbirine değmesi mümkün olmayan bu kadar farklı insan Bylock listelerinde buluşturduğuna vurgu yapan Oğur, devletin, kendini korumak için gösterdiği titizliği, vatandaşların haklarını korumak için göstermediğine vurgu yaptı.

Oğur, yazıya şu şekilde devam ediyor;

Telefonlarına bakılmadan, herhangi bir şey yazıp yazmadıkları incelenmeden, böyle bir örgütün üyesi olup olmadıkları hakkında başka bir inceleme dahi yapılmadan sadece listelerde Bylock sunucusuna IPleri giriş yapmış gözüktüğü için tutuklananlar, gözaltına alınanlar, işini kaybedenler, pasaportuna el konanlar oldu. Hatta AK Parti eski Yalova milletvekili sadece bir sinyal kaydından 6 yıl 3 ay mahkumiyet bile almıştı.

Eğer Ankara’da bir savcının Bylock’tan gözaltına alınan bir kadın avukat tanıdığı çıkmasa, şüphelenip, pek çok sanık için lüks olan bir uygulamayla, onun durumunu bilirkişiye inceletmese, eğer mağdur avukatın Bylock girişi yaptığı tarihte kullandığı telefon hala elinde olmasa ve o telefon hiç formatlanmamış olmasa ve başka bir mağdur savcılığın paylaşmadığı bu raporu elde edip kamuoyuyla paylaşmasa, Tarkan’dan Kuzu Kuzu dinlerken bile Bylock’a girilebileceği, yani Morbeyin uygulamaları meselesi ortaya çıkmayacak, 11.480 kişi de hala kimsenin mağduriyetlerine inanmadığı, “asla hata olmaz” denen listelerden kendilerini çıkarmaya çalışan, ya hapiste ya işsiz ama muhakkak damgalanmış insanlar olarak kalacaklardı.

Çünkü, AK Parti eski milletvekilini ya da Cumhurbaşkanı’nı  darbe gecesi havaalanına ulaştıran helikopterin teknisyenini gözaltına aldıran savcılar, tutuklayan hakimler gibi binlerce başka savcı ve hakim, herhangi bir bilirkişi incelemesine gerek duymadan sadece bir listede adlarının olmasından hareketle hükümlerini vermişlerdi.

O yüzden en azından bu saatten sonra hüküm verilirken 11.480 kişinin durumu hep akılda tutulmalı. İtirazlara delili zayıflatmak, sulandırmak denmemeli, devletin sorumluluğu da  “kumpas kurmuşlar” diye geçiştirilmemeli.

Bu hatadan dönülmüş olması her ne kadar adalet, mağdurlar için sevindirici bir haber olsa da memur forumlarındaki itirazlar, gelen maillerden meselenin hala çözülemediği anlaşılıyor.

Çünkü sorunun kaynağı hala önyargısız ve hakkaniyetle tespit edilemedi.

Sorunun neden hala devam ettiğini en iyi anlatan, Temmuz 2014’ten itibaren Bylock’u keşfedip peşine düşen ve gizli ağı ele geçirmeyi başaran MİT’in Bylock ile ilgili yayınladığı, Adliye’lere ve Emniyet’e gönderdiği rapordaki rakamlar.

Bu rakamlara göre ilk açıklanan Bylock’a kayıtlı kullanıcı sayısı 215.092’di.

Aylar sonra 9 Aralık 2016 tarihinde bu sayı “üç günden fazla erişim” gibi bir kriterle 102.192’ye düşürüldü. Bu 102.192 rakamı içinde en dikkat çekici olanı ise “Bylock uygulamasında en az bir kez mesaj atmış veya almış şahıs sayısı”; 60.473.

Yani 41. 719 kişinin adı Bylock kullanıcısı listesinde ama hiç mesaj atmamış ya da almamış gözüküyorlar.  Bu 42. 719 kişiden 11.480 kişi aylar sonra Morbeyin uygulamaları, namaz vakitleri, kıble pusulası gibi programlara yerleştirilmiş tuzak bağlantılar üzerinden Bylock’a bağlanmış gibi gözüktükleri tespit edilerek nihayet bu listeden çıktı.

Peki geriye kalan 30.239 kişi?

Bylock sunucusuyla üç günden fazla IP teması kurmuş gibi görünüyorlar ama bir kez bile mesaj atmamış ya da almamışlar.

Dosyalarını gördüklerim arasında bir günde 24 saatten fazla Bylock’a girmiş gözüktüğü için hala tutuklu olan bir hakime hanım, Nokia 1200 telefonuyla Bylock’a girdiği iddia edilen ve hala tutuklu olan yaşlı bir öğretim üyesi, kullandığı şebekenin çekmediği, aylardır görev yaptığı Diyarbakır’daki üs bölgesindeyken Bylock’a girmiş gibi görünen, telefonuna bu uygulamayı indirmediği raporu olmasına rağmen işten atılmış bir yüzbaşı gibi örnekler var...

Memurlar.net gibi forum sitelerindeki itirazların başında Morbeyin uygulaması mağdurları tespit edilirken Ağustos 2014 ile Kasım 2014 arasının alınması geliyor. Bu tarih aralığının seçilmesinin sebebi, tuzağın Ağustos 2014’ten sonra yönlendirmeye başladığının düşünülmesi ve 17 Kasım 2014’ten sonra da F..’nün Türkiye’den Bylock’a VPN’siz ulaşımı engellemesi.

Ama bu tuzağı ortaya çıkaran isimlerden Adli Bilişimci Koray Peksayar, tuzağın ilk tespit edildiği Ankaralı avukat vakasında bu aralığın 3 Haziran 2014’ten 10 Mart 2015’e kadar uzanabildiğine dikkat çekti.
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ