Türkiye'de eğitim AKP'nin gizli ajandasına esir oldu

AKP döneminde kötüye giden eğitime ilişkin bir yazı..

İsmail S. Gülümser

Tüm gelişmiş ülkelerde eğitimde hedeflenen amaçların gerçekleştiğini gözlemek için devamlılık esas kabul edilir. Ancak ciddi araştırmalara dayalı olarak eğitimin tarafları ve toplumun genel kanaatiyle ortaya çıkan zorunluluk hallerinde sadece gerekli küçük düzenlemelerle yetinilir. Değişikliğin ne getirip ne götürdüğü pilot uygulamayla gözlenir ondan sonra hedeflenen maksada hizmet ediyorsa uygulanmasına karar verilir.


AKP iktidarında ise eğitim düzenlemeleri hiçbir ön araştırmaya dayanmıyor, toplumun neye ihtiyaç duyduğuna eğitimciler değil siyasiler karar veriyor. Kendi gizli ajandalarını gerçekleştirmek için toplum bir bahaneyle kandırılıyor, amaçlarını gerçekleştirecek değişiklikleri yaptıktan sonra toplum önünde konuştuklarını unutturuyorlar.

DEVRİM NİTELİĞİNDE İŞLER YAPTIKLARINI İDDİA EDİYORLAR.

Eski Sovyet rejiminde halkı düşündüklerini ileri sürüp ideolojik amaçlarını gerçekleştirme yönelen polit büro gibi,

İran’da mollaların halkı kurtarma adına yaptıkları devrimden sonra ideolojik hedeflerini gerçekleştirmeye yöneldikleri gibi...

AKP iktidarı da 28 Şubatçıların baskısından ve siyasal karışıklıklardan bunalmış halkı kurtarmak üzere geliyor. İlk yıllarda bazı olumlu işlerle halkın gözünü boyadıktan sonra kendi ideolojileri gerçekleştirmeye yöneliyorlar.

Polit büronun halkı güç sahiplerinden kurtarmak için başlattığı “proleterya savaşı” polit büronun güç elde etme savaşına dönüyor. Bu kez halk polit büro üyelerin baskısı altında inliyor, ancak Rusya parçalandıktan sonra acımasız polit bürodan kurtuluyorlar.  İran da halkı Şah rejiminin baskısından kurtaranlar, kendi diktatörlüklerini kuruyor ve son günlerde onların halka yaptıkları zulümlere karşı isyan hareketleri başlıyor.  Türkiye de halkı egemen güçlerden kurtaracağına inanılan AKP çeşitli manipilasyonlarla çoğunluğu arkasına aldıktan sonra kendi egemen gücünü kurmaya yöneliyor. Özellikle OHAL den sonra tek başına tüm ülkeyi kendi ideolojisine göre dizayn eden bir diktatörlük ortaya çıkıyor.

Evet Türkiye’de birçok konuda olduğu gibi eğitimde de devrim niteliğinde şeyler oluyor. Ancak bu toplum için faydalı olanların hayata geçirilmesi değil AKP nin gizli ajandasının gerçekleşeceği, her alanda onların hegemonyasının kurulacağı bir devrim. Şu anda toplumsal talepleri araç gibi kullanarak kendi ideolojik devrimlerini yapıyorlar.

Sadece bu eğitim yılı başında yaşanan iki örnek;  
  
1. SINAVLARI KALDIRMA BAHANESİYLE ÖĞRENCİLERİ KENDİ OKULLARINA MECBUR EDİYORLAR   

Erdoğan 15 Eylül 2017 günü A televizyonuna yaptığı açıklamada,  “Ben artık TEOG olayını istemiyorum, yanlış buluyorum, kaldırılması lazım. ..Biz TEOG'la mı geldik? Ne TEOG vardı, ne bir şey vardı. Okursun, sene içinde notların bellidir, bu notlarınla beraber yürürsün. Gelirsin üniversite sırasına, orada da girersin üniversite imtihanlarına. Üniversite imtihanında da sosyalde, sayısalda başarı durumun neyse bu başarıya göre girmen gereken yer nereyse girersin... Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Bakanıma, Başbakanıma bir kere söylerim olur biter.” Bakanlık bunu emir kabul etti, eğitim taraflarının öğrenci ve velilerin nasıl etkileneceğini hiç dikkate almadan kısa sürede çalışma yaptı TEOG sınavını kaldırdılar.
Toplum sınavların kaldırılacağını düşünüyordu sınavları kaldırmadılar, TEOG u kaldırıp yerine LKS yi getirdiler. Bu arada kendi ideolojilerine uygun okullara ayrıcalık kazandıracak düzenlemeler yapmayı ihmal etmediler.   
Sizce İran’da mollalar gibi devrimle gelselerdi ne yaparlardı, devletin en gözde okullarını kapatıp kendi mollalarını yetiştirecek okullar açarlardı.
AKP kendi devrimini yapıyor ideolojik maçlarına engel gördükleri okulları bir bir kapatıyorlar

Süper liseleri kapattılar

Anadolu öğretmen liselerini kapattılar

Cemaat okullarını kapattı tüm mallarına el koydular

Anadolu liselerini kapatıyorlar

Fen ve sosyal bilimler liselerini proje okulla eşitleyip içini boşaltıyorlar

Eğitimde toplumun beğenerek öğrenci gönderdiği tüm okul gruplarını aşamalı olarak bahaneler uydurup hissettirmeden ya kapatıyor ya ilgiyi azaltacak yollar geliştiriyorlar. Ek eğitim veren yerleri kendi ideolojilerine göre düzenlemek için, önce dershaneleri, sonra etüt merkezleri kapatıyorlar. Önümüzdeki günlerde temel liseleri de kapatarak, okul dışında ek eğitim faaliyetlerini engellemeyi planlıyorlar.
Geriye ne kaldı

-Başarı düzeyi yüksek öğrencilerin gittiği sınavla öğrenci alan 2.500 den fazla okulun %80’ini kapattıp, 600’e düşürüyorlar

-Lise isteyenlere halkın başarısız bulduğu pek tercih edilmeyen genel liseleri tek tercih yolu olarak koyuyorlar

-Sınavda başarısız öğrencilerin kerhen gittiği,  istihdam şansı olmayan meslek liselerini alternatif gibi sunuyorlar

-Tüm okulları kapatırken öğrencilerin önüne tek seçenek mantar gibi her yere açtıkları İHL koyuyorlar.
TEOG’u kaldırma bahanesi arkasına saklanarak eğitimde kendi devrimlerini yapıyor, dolambaçlı yollar kullanıp gözlerden saklayarak halkı kendi istedikleri okullara kayda mecbur ediyorlar. İstedikleri okul mezunlarına tüm devlet birimlerine girişte ayrıcalık tanıyarak halkı bu okullara kayda zorluyorlar.    
  
2.ÜNİVERSİTE SINAVLARINI KALDIRMA BAHANE

20 Eylülde 2017 de Erdoğan’ın açıklaması için gazetecilerin eline “üniversite sınavları kalkacak mı?” sorusu veriliyor. Erdoğan “oda olacak arkadaşlarımız çalışıyorlar” diyor. Gizli ajandalarını gerçekleştirmek için yaptıkları çalışmanın ipuçlarını veriyor. Güya YÖK bu emri hayata geçiriyor, aslında AKP nin ideolojik amaçlı düzenlemeleri için yaptığı çalışmayı basına bu senaryo ile duyuruyorlar.
O güne kadar üniversite girişi için hazırlık yapmış öğrencilerin nasıl etkileneceğine bakmadan sınavlara 4-5 ay kala sistem değişikliğine gideceklerini açıklıyorlar.  1998 de kaldırılıp on iki yıl uygulandıktan sonra 2010 da geri döndükleri iki aşamalı sınavdan vazgeçiliyor aynı gün iki oturumda yapılacak YKS getiriliyor. İlk oturumda Türkçe (40)ve matematikten(40) toplam 80 soruluk Temel Yeterlilik Testi yapılacak ve bu testin sonuçları %40 oranında etkili olacak. İkinci oturumda 5 farklı dersten 40’ar soru sorulacağı açıklanıyor. Bu bölümün de %60 etkili olacağı bildiriliyor. Daha birkaç yıl önce büyük iddialarla savundukları 15 puan türünü bu kez 5’e düşürüyorlar.
Aynı gün yapılan sınavla öğrencilere ikinci aşama sınavı için ek hazırlık yapma süresini ortadan kaldırıp, öğrencileri başarısızlıkta eşitlemeye çalışıyorlar. Tüm koparılan yaygara iki sınavın aynı günde yapılması için miydi? Sorusu akla geliyor. Amacın bu olmadığı çalışan öğrencilerin bireysel başarılarını önemsiz hale getirerek, kendi dünya görüşlerine uygun öğrencilerin diğerleriyle kolay yarışabileceği şartlar oluşturmak olduğu ortaya çıkıyor. Sınav içeriğine din dersi sorularının eklendiği, puan türleri ve derslerin etki oranları belirlenirken ideolojik hedefler güdüldüğü, henüz tam açıklık kazanmasa da yerleştirme puanı hesaplamalarında ideolojik hedeflerine uygun okullara ek avantajlar sağlayacak bazı düzenlemelerin sokuşturulduğu sızan bilgiler arasında. AKP bu düzenlemeleri eğitimin ihtiyaçlarını karşılamak için yapmıyor 28 Şubatın rövanşını alıyor.

SON 5 YILDA TÜM DÜZENLEMELER GİZLİ AJANDALARINA GÖRE YAPILIYOR

Son beş yıldan bu yana düzenlemelerin neredeyse tamamı sadece ideolojik kaygılarla yapıldığı için, 2003 yılından beri PİSA sonuçlarında az da olsa ilerleme yaşanırken 2015 yılında 2003 daki değerlerin bile gerisine düşülüyor. 70 ülkenin katıldığı değerlendirmelerde ülkemiz fenden 52, matematikten 49, okumada 50 inci sırada yer alıyor.

Öğretim programlarını güncelleme bahanesi arkasına saklanarak kendi iktidarları döneminde getirdikleri müfredatı kaldırıyor yerine ideolojik içeriklerle dolu müfredatı devreye sokuyorlar. Ders kitaplarında kendi ideolojilerine uygun olmayan konular çıkarılıyor, 15 Temmuz gibi kendi kurguları bir darbe senaryosunu kullanılarak okullarda toplum kesimleri arasına kin ve nefret tohumları ekecek konular ilave ediliyor, radikalizmden beslenen yorumlar eklenerek cihat gibi içerikler yerleştiriliyor.
İktidarları döneminde 2005’te Anadolu liselerinin önündeki hazırlık sınıfını kaldırmışlardı, okul sayılarını ideolojilerine uygun şekilde düzenledikten sonra tüm liselerin 5 sınıfları yeniden hazırlık sınıfına dönüştürülüyor, gerekli gereksiz demeden tüm okullarda bir yıl yabancı dil eğitimi zorunluluğu getiriyorlar. Birçok okulda başarısız olacağı için öğrencilerin gereksiz zaman kaybı olarak göreceği bir uygulamaya okulları ve öğrencileri zorluyorlar.

Eğitimcilerin tamamını sendikasına ve dünya görüşüne göre fişlediler, 2016 ve 2017 de dünya görüşünü beğenmedikleri 34 binden fazla eğitimciyi 8 bin civarı üniversite görevlisini darbeye karışma bahanesiyle delilsiz işten attı, bazılarını tutukladılar. Şu anda güvenlik güçlerinden fazla sayıda eğitimcinin darbe bahanesiyle tutuklu olduğu bildiriliyor. Birçok öğretmene sendikasından ve sendikal faaliyetlerinden dolayı soruşturma açtı, bazılarını sürgüne gönderip istifaya zorladılar.

Özel okullara öğrenci başına destek verirken, istemedikleri özel okulun bu destekten yararlanmasını engelleyecek, yoruma açık ifadeler koydular. Bunda başarılı olamayınca cemaatle ilişkisi olduğunu tespit ettikleri tüm okulları hukuksuz bir şekilde kapatarak, sadece istedikleri okulların yararlanmasını sağlayacak ortam oluşturdular. Özel dershanelerin dönüşümünde istemedikleri dershaneleri engelleyecek yollar geliştirdi devlet hizmetinde ayrımcılık yaptılar.

Performans değerlendirmesi amacıyla yaptıkları kendi çalışmalarını uygulama imkânı olmadan kaldırdılar. Farklı görüşten yöneticileri görevden alıp, tüm okul yöneticilerini partililerden atadılar. Öğretmenleri görüşüne göre fişleyip istedikleri öğretmenin görevine son vermek için performans değerlendirmesini yeniden getiriyor, öğretmenleri belli peryotlarla sınava alıp istediklerini görevden atmanın yollarını geliştiriyorlar. Doğu ve güneydoğuya öğretmen gönderilemediğini bahane edip o bölgelerde okulları mülakatla ideolojilerine göre aldıkları sözleşmeli öğretmenlerle dolduruyorlar.

2016-2107 yılında; eğitimi ideolojilerine uygun vakıf ve derneklere teslim etmek için bakanlıkla bu gruplar arasında ayrımcılık içeren protokoller yapıldığı, devlet imkân ve kaynaklarının buralara aktarıldığı görülüyor. Hedef eğitime hizmet etmek olmayınca eğitim bikrimi olmayan partililerin elde ettikleri mali ya da iktidar gücüyle çocuk istismarına yöneldiği, iç disiplinden yoksun bazı grupların eğitim birimlerinde tecavüzlerin yaşandığı görülüyor.

İktidar siyasi hedeflerini gerçekleştirmek için 3 milyon göçmen kabul ediyor. Bunların tüm giderlerini Avrupa birliğine yıkarak onlardan büyük miktarlarda mali kaynak alıyor. Alınan onca kaynağa rağmen göçmen çocukların eğitimiyle ilgilenmiyor ve eğitimsiz binlerce çocuk sokaklara salınıyor. Ardından çocukların cinsel istismara uğradığı on binlerce göçmen çocuğa tecavüz edildiği 10-15 yaşlarında çok sayıda göçmen çocuğun hamilelik için hastane kayıtlarına girdiği bunların saklanması için iktidarın basına talimat yağdırdığı ortaya çıkıyor.

İktidarın ideolojik eğitim karnesinden kısa kesitte sunduklarımız sadece dışa yansıyanlardan bazıları. Basına yansımayan ülkenin gün geçtikçe felakete gittiğini gösteren çok sayıda örnek yaşanıyor, ülke hem akademik eğitimde hem değerler eğitiminde gün geçtikçe kan kaybediyor. Değerler eğitiminde ve olumlu davranış kazandırmada en etkin öğretmenler eğitim yöneticileri gençlere şiddet öğretmedikleri için sırf ideolojik nedenlerle işten atılıp hapislerde çürütülürken, yerini radikal değerleri öne çıkaran, masum Anadolu çocuklarını sokak hareketlerinde kullanacak kesimler eğitim sistemini esir alıyor.

İktidar tamamen şiddetten besleniyor. Eğitim ve gençlerin başarısı onları hiç ilgilendirmiyor, kendi aralarında muhtemel bir toplumsal tepkide kaç kişiyi sokağa dökebileceklerinin ve kaç kişiyi etkisiz hale getirebileceklerinin hesabını yapıyorlar. Ülkede toplum kesimleri arasında kin ve nefret tohumları ekilirken bir kez daha ülke insanı bölünüp parçalanarak birbiriyle kavgaya hazırlanıyor. Bir yandan ülkeyi hızla 80 öncesinin kavga ortamına sürüklerken bir yandan da toplumda ortaya çıkabilecek çatışmalarda üstün gelmek için hazırlık yapılıyor. Kurulmakta olan radikal AKP rejiminin devam ettirilmesi için yaptıklara yanlışlara toplumun geniş kesimlerinden gelecek itirazları şiddetle bastıracak gençlik yetiştiriliyor. Toplumun tamamı ya radikal AKP rejimini kabul edecek ya da tüm insan haklarından mahrum edileceği bir tercihle karşı karşıya bırakılıyor.

 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ