"Tek parti devri geri geldi, eğitim AKP'nin siyasi hedeflerinin oyuncağı oldu"

"2018-2019 eğitim istatistikleri yayınlandı rakamlara baktığınızda eğitimde art niyetli uygulamalarının sonuçları açıkça görünüyor. 17 yıldan beri AKP iktidarı eğitimin genel ihtiyaçlarından çok, siyasi ve ideolojik hedeflerini öne çıkardı."



İsmail S. Gülümser/Aktif Haber


Erdoğan’ın talimatına boyun eğecek partili bakanlar göreve getirilip istedikleri düzenlemeleri yaptılar, ardından hiçbir şey olmamış gibi Nimet Çubukçu, Ziya Selçuk gibi parti tabanından gelmeyen isimlere yer verip görüntüyü kurtarmaya yöneldiler.

Selçuk bir yıldan fazla süreden beri bakanlık koltuğunda oturuyor, yıllardan beri AKP nin ihmallerinden ya da ideolojik yaklaşımlarından kaynaklanan eğitimin bütün kötü çıktılarından bir yıllık bir bakanın sorumlu tutulmayacağı ortada. Yayınlanan son eğitim istatistikleri bakanın görev yaptığı dönemi kapsasa bile bakan geçmişin hesabını benden sormayın diyerek sonuçlardan sorumlu olmadığını açıkça ifade etti. Selçuk dâhil tüm bakanların hareket alanının olmadığını Erdoğan onay vermediği sürece kendi projelerini hayata geçirmeyeceğini eğitim camiası biliyor. Ama bakan siyasi ve ideolojik hedeflere kilitlenmiş tam saha pres uygulayan bir iktidarın baskısı altındaki olduğunu açıkça belirtmeden, ikna edebileceğini düşündüğü bazı konularda ürkek düzenlemelerle şansını deniyor.

Bu güne kadar girişimlerinden bir kısmı AKP kurmaylarını rahatsız etti, bazılarından Selçuk geri adım attı bazılarına partililer katlandı. Rahatsızlık karar mekanizmasındaki her şeyi siyasi sonuç alma düşüncesiyle değiştiren kadrolar da ne zaman infial uyaracak bunu hep birlikte göreceğiz.   Biz onun görevde olduğu yıla ait istatistiklere bakarak eğitimin ne yönde ilerlediğini göstermeye çalışalım.

İSTATİSTİKLER AKP NİN EĞİTİMDE TEK HEDEFİ SİYASİ SONUÇ DİYOR   

Okul öncesinde okullaşma oranı bakanın göreve gelmesinden sonra neredeyse hiç değişmemiş üç yaş gurubunda %12 ve bu oran diğer gruplarla birlikte %45 ler civarında seyrediyor bu rakam OECD ortalaması olan % 74 ün çok altında. Bu temel eğitim ve orta öğretimde de benzer şekilde sonuçlanmış %88, okullaşma oranları bakımından bakanın olumlu bir katkısından bahsetmek zor. Geçtiğimiz sene ortaokullardan 1,2 milyon, liselerden 550 bin, meslek liselerinden 500 bin, üniversitelerden ise 770 bin öğrenci mezun olmuş. Mezunlar arasında özel öğretimin payı ortaokulda %7, genel liselerde %9, mesleki eğitimde %5 düzeyinde. Bütün bu verilerden hareketle AKP nin ideolojik değişiklikleri dışında eğitimin genel gidişi hakkında bakanların etkili olamayacaklarını söylemek zor değil. İktidar merkezden verdiği kararlarla ortaokulların önemli bir bölümünü imam hatip ortaokulu yaparak sınavla öğrenci alan okulların nerdeyse 1/3 ünü imam hatiplere ayırdı eğitimi parti gençliği yetiştirecek şekilde kendilerine göre düzenledi. İhtiyaç olup olmadığına bakmadan bu okulların sayısını artırmaya devam ediyorlar, bu düzenlemelere de bakanın müdahale hakkı bulunmuyor.

2018 yılında 40 bini 4 yıllık olmak üzere yaklaşık 700 bin öğrenci yüksek öğretime yerleştirilmiş. Mezunlarla birlikte 2,5 milyon öğrencinin girdiği sınavlar sonucu açık öğretim dâhil 850 bin öğrenci yerleştirilmiş, neredeyse yeni mezunların hepsini yerleştirecek kadar kontenjan oluşturulmuş. İstihdam vb sebeplerle birçok bölüm boş kalmasına rağmen, eski mezunları dâhil lise çıkışlıların ancak %25’i, meslek lisesi çıkışlılar ancak % 7 si (çoğu meslek yüksek okulu ve açık öğretim)  yerleştirilebilmiş. Sınavlarda yapılan soru adetlerine baktığınızda eğitimin sonuçlarının ne kadar kötü olduğu ortaya çıkıyor özellik matematik ve fen derslerinden ülke genelinde ciddi bir başarısızlık söz konusu. Yüksek öğretimde kredi yurtlar kurumu ve üniversitelerde göreve getirdikleri partili yurt müdürü ve rektörlerle parti dernekleri dışındaki öğrenci derneklerinin faaliyetlerini kısıtlıyorlar, yüksek öğretimi parti hizmetinde kullanmak istiyorlar, yüksek öğretimin sadece parti hizmetine sunulmasına da bakanların karşı çıkması mümkün değil.

Hâsılı cemaati kendi imkânlarıyla açtığı kendi kurumlarında yetiştirdiği her dünya görüşüne açık öğrenciler yüzünden devleti ele geçirmekle suçlayan Erdoğan, bakanları bile devre dışı bırakıp hiç emek sarf etmeden devletin imkân ve kadrolarını parti gençliği yetiştirmek üzere seferber ediyor, eğitim sistemini kendi dünya görüşleri dışında tüm görüşlere kapatarak tüm çıktılarını parti hizmetine sunacak hale getirip parti devleti kurmaya yönelmiş görünüyor.

SİYASİ HEDEFLERİNE GÖRE OKUL VE ÖĞRENCİ SAYILARIYLA OYNUYORLAR

Meslek lisesi ve genel liselerin okul ve öğrenci sayılarını karşılaştırdığınızda yıllara göre ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Mesela iktidarın siyasi ve ideolojik tercihlerini öne çıkardığı 2012 yılına kadar tabi seyri içinde artışla meslek lisesi sayısı 6.078 e yükselmişken, farklı okul gruplarıyla oynayarak bugün sayı 4.200 lere kadar düşürülmüş. Bunun anlamı şu iktidar her yıl mesleki eğitimde farklı değişiklikler yaparak sanki gelişme görüntüsü oluşturmuş ancak okul sayısı hala onların ilk göreve geldikleri yıldaki sayıda kalmış, görünen o ki 17 yılda ülke nüfusu artarken iktidar partisi nüfus artışına denk olacak kadar bile yeni meslek lisesi açmamış.

Aynı durumu öğrenci sayısında da görmek mümkün 2012 yılına kadar meslek liselerinde öğrenci sayısı tabi seyri içinde artmış ve 2 milyona kadar ulaşmış ancak şimdi bu sayı 1.5 milyona yani 2008 yılındaki rakama kadar düşmüş. Katsayı engelinin kaldırılmasından sonra meslek liselerinde artış eğilimi yerini azalma eğilimine bırakmış.

İktidar mesleki eğitim için gerekli özeni göstermediği gibi, orta öğretim kademesinde akademik eğitimle de dilediği gibi oynamış. Göreve geldiklerinde 2 milyon öğrencisi olan bu okullar, sadece nüfus artışına bağlı artışla öğrenci sayısının 2,5 milyonu geçmesi beklenirdi. Hâlbuki iktidar partisi siyasi tercihlerden dolayı süper liselerden başlayarak birçok okul grubunu kapattı, buna rağmen 3.300 lere çıkmış okul sayısını son yılda 3 bine öğrenci sayısını da aşamalı olarak 2,2 milyondan 1,6 milyona düşürdü.   Bu sonuçlar iktidarın kasıtlı ve planlı bir faaliyetle hem akademik eğitimi hem de mesleki eğitimi engellediği anlamına geliyor.

Özellikle 2010 yılından bu yana bir yandan liseler ve meslek liseleri ve onlardaki öğrenci sayısını azaltırken yerine hızla imam hatip lisesi açıyorlar, son yıllarda açılan İHL sayısı 1.200 ü aşmış durumda, İHL ortaokullarıyla birlikte bu sayı 4 binlere yaklaşıyor. İktidar göreve geldiğinde 71 bin olan İHL öğrenci sayısı 605 bine çıkmış, imam hatip ortaokullardaki 760 bin öğrenciyle birlikte 1,4 milyona kadar yaklaşmış. Mesleki eğitimle din öğretimi arasındaki tercihlerini burslu öğrenci sayısında da görmek mümkün. 1,5 milyon öğrencinin eğitim gördüğü meslek liselerinde 6 bin öğrenciye burs verirken 1,4 milyon öğrencinin eğitim gördüğü İHL lelerde bunun 4 katından fazla 26 bin öğrenciye burs vermişler.

Şu anda örgün resmi öğretim okullarındaki öğrenci dağılımına baktığınızda AKP nin siyasi tercihlerinin nasıl öne çıktığını açıkça görüyorsunuz. Akademik gelecek için tercih edilen liselerle, mesleki gelecek için tercih edilen meslek liselerindeki öğrenci sayısı kadar öğrenci grubunu hiçbir somut sonucu olmayan bir okul olan İHL lere zorlamalı yöntemlerle kaydetmişler okul grupların öğrenci sayısını;

-Akademik eğitimin verildiği genel orta öğretimde 1.5 milyon,

-Mesleki eğitimin verildiği mesleki ve teknik liselerde 1,6 milyon,

-Din eğitiminin verildiği okullarda ortaokul kısmı dâhil 1,4 milyonla dengelemiş sayıları neredeyse eşitlemişler.

Tüm dünyada eğitim tek çatı altında toplanmışken, özellikle gelişmiş ülkelerde din eğitimi genel eğitim sisteminden ayrılıp o dini benimseyenlerin desteklediği sivil kuruluşlar üzerinden yürütülürken, AKP yönetimi  dünyada örneği görülmeyecek bir yolla tüm halkın vergileriyle oluşturulan eğitim kaynaklarının üçte birini (%30 dan fazlasını) kendi siyasi gençliğini (parti militanı) yetiştireceği okullara ayırmış. Din eğitiminin verildiği okullara asker-polis-hâkim-savcı gibi kritik görevler dâhil tüm devlet görevlerine girişte ek avantajlar sunarak bu okulları parti devleti kurmanın alt yapısı olarak kullanmayı planlıyorlar.

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINI SİYASİ TERCİHLERİNE GÖRE DİZAYN ETTİLER

İstatistiklerde imam hatipler yanında sayısı artan bir diğer kurum da özel okullar, öğrenci başına destek verdikleri özel okul açma şartlarına güvenlik soruşturması ekleyerek, kendilerini desteklemeyenlerin özel okul açmasını engelliyorlar. Çoğu yandaşlar tarafından açılanlar olmak üzere özel öğretimde okul sayısı son yıllarda hızla artırmış, sadece geçen yıl bin civarında yeni özel okula izin vermişler. 5 binden fazla okul öncesi kurumla birlikte okul sayısı 12 bine, öğrenci sayısı 100 bin artışla 1,4 milyona ulaşmış. 580 bin özel orta öğretim öğrencisinin altıda biri yaklaşık 100 bini özel meslek liselerinde okuyor.

Kurumunu tek okul grubuyla dolduramayan kurucular aynı binada çok sayıda farklı kurumlar açarak binalarını doldurmaya çalışmışlar, bu yüzden bina sayısı artmasa bile özel lise sayısı 850 temel liseyle birlikte 3 bine kadar çıkmış. Öğrenci başına verdikleri destekten cemaatin yararlanmasını engellemek için içinde 138 bin öğrencisi olan binden fazla okulu kapattılar, yerine çoğu yandaşlarca açılmış özel okullara devlet kaynaklarını aktarıyor, devlet imkânlarını peşkeş çekerek özel okul sayısını artırıyorlar.

İktidarın hışmından nasibini alan bir diğer kurum okul dışı destek hizmeti veren dershaneler, 2013 yılı istatistiklerinde yaklaşık içinde 1 milyondan fazla öğrencinin eğitim gördüğü 3.300 civarında dershane vardı. Tamamen siyasi gerekçelerle bu kurumları kapattılar, şimdi istatistiklerde bazı dershanelerin dönüşümünden oluşan 850 temel lisede devletlin desteklediği 200 bin civarında öğrenci olduğu görülüyor. Kalan dershanelerin bir kısmı ya kapandı ya da etüt merkezine dönüştü. Ancak iktidar partisi etüt merkezlerini de dershane gibi kullanıldığını iddia ederek kapattı, kurucuları özel öğretim kursuna dönüşmeye zorladı. Halen 2.800 özel öğretim kursunda 205 bin öğrenci eğitim görüyor, tek ders mecburiyetinden dolayı kurum başına 75 yani 3 sınıflık öğrenci düşen bu kurumların da ayakta kalması zor.

Muhtelif kurs adı altında faaliyet yapan 5.200 mesleki eğitim kursunda 460 bin öğrenci var kurum başına 90 öğrencinin olduğu bu kurumlar da zorlanıyor. İktidar partisi komünist rejimlerdeki gibi siyasi hedeflerine engel gördüğü özel kurumları kapatarak okul dışı ek eğitim faaliyetlerini devlet tekeline alıyor. Öğrencilerin ek eğitim taleplerini karşılayan kurumları kapatıp onları yetersiz okul ve halk eğitim kurslarına mahkûm ediyor, yani iktidar kurum sayı ve türleriyle siyasi tercihlerine göre dilediği gibi oynayarak siyasi hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Cemaate ait yaklaşık 800 özel yurdu kapatıp bir kısmını yandaşlara devrettiler. Çoğu yandaş vakıf ve derneklerce açılmış 4.500 civarı özel yurtta 174 bin öğrenci barınmış, bunların 130 bini yüksek öğretim öğrencisi. Ancak parti tabanı oluşturmak için açtıkları bu yurtların da birçok sorunu var, yaklaşık 280 bin yani neredeyse mevcudun 1,5 katı kadar kapasite boş kalmış doldurulamamış.

Tek başına karar alma fırsatını siyasi tercihleri yönünde fütursuzca kullanarak özel öğretim sektörünü diledikleri gibi dizayn ettiler, bazıların önünü açarken bazılarını delilsiz suçlayıp kapattılar.

EĞİTİME AYRILAN KAYNAKLARI SİYASİ HEDEFLERİ İÇİN KULLANIYORLAR

İktidar birçok köy okulunu kapatıp çocukları taşımalı eğitimle merkezi yerlerdeki okullara taşıyor. Bu uygulamadan yaklaşık 500 bin öğrenci etkilenmiş, çocuklar sabahın erken saatinde kalkıp il ilçe merkezlerindeki taşımalı eğitimin verildiği 5 bin civarında okula her gün ortalama 100 civarındaki öğrenci taşınıyor. Çoğu ihalenin yandaşlara verildiği taşımalı eğitimde özellikle kışın şiddetli geçtiği bölgelerdeki çocuklar ciddi sorunlar yaşıyor, servise yetişemeyenlerle devamsızlık oranları artıyor, uykularını alamayan çocuklar derste uyukluyor, servis şoförlerinin sigara dumanı araca başka yolcu alması bağırıp çağırması çocukları taciz ediyor, dağınık köy yollarında çocuklar uzun süre araçta kalıyor, şoförler çocukları köy girişinde bırakıp ayrılıyor...

Kredi yurtlar kurumuna ait 777 yurtta 600 bin öğrencilik kapasite oluşturulmuş, 1.180.000 öğrenciye kredi ve 400 bin öğrenciye de aylık 500 TL tutarında burs vermişler. Güvenlik soruşturma vb uygulamalarla barınma, burs ve kredi gibi öğrenci desteklerini de sadece istediklerine verecek yollar geliştirdiler. Kredi yurtlar kurumuna bağlı yurtlarda ve üniversitelerde parti gençliği dışındaki öğrenci gruplarının faaliyetine izin vermiyorlar partili yurt müdür ve rektörlerle yurt ve üniversiteleri de partili gençlik yetiştirecekleri şekle dönüştürmeye çalışıyorlar. Öğretmenler için toplam 550 öğretmen evinde 24 bin bir milyon civarındaki öğretmen için ancak %2 si kadar yatak kapasitesi oluşturmuşlar, özellikle tatil beldelerindekileri yandaşlarla bölüşüyorlar.

Yurt dışında eğitim kurumu açarak cemaatin etkisini kırmak istiyorlar, bu güne kadar, gelişmiş ülkelerde okul açmaya pek cesaret edemediler, Romanya ve Moldova’nın da aralarında olduğu Türk cumhuriyetlerinden bazılarında açtıkları MEV ait  8 okulda 4.500 öğrenciye eğitim verebilmişler. Türkçe eğitim merkezlerinde 2.500 öğrenciye Türkiye Türkçesini anlatmışlar. Gelişmiş ülkeler yabancı öğrenciye verdikleri hizmetlerle ülkelerini eğitim turizmine açmışken ülkemizin bütün dünyadan topladığı öğrenci sayısı sadece 16 bin yani yüksek öğretimin sadece binde 4 ü kadar yabancı öğrenci var. Gelenlerin çoğu da Suriye, Afganistan, Filistin, Irak, gibi ülkelerdeki kargaşadan kaçan öğrencilerden oluşuyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da siyaseti öne çıkardılar cemaatin gayretleriyle ülkemize getirilmiş öğrencileri ülkelerine geri gönderdiler onların eğitim imkânını ellerinden aldılar.

70 yıllarda bile yabancı uyruklu öğrenci çeken ülkemiz ideolojik yaklaşımlarla giderek dışarıdan kopuyor.  Dışarıdan öğrenci çekemedikleri gibi yurt dışına öğrenci göndermeyi de siyasi sonuç amacıyla kullanıyorlar, siyasi ve ideolojik gerekçelerle, yurt dışındaki birçok gencin bursunu kestiler şu anda çoğu yandaşlardan oluşan 2.800 öğrenciye ABD ve İngiltere yoğunlukta olmak üzere yurt dışı eğitim imkânı sunuyorlar.

Yaklaşık 1 milyarlık merkezi yönetim bütçesinin 113 milyarını (%11) ini gayrı safi hâsılanın yüzde 2,5 unu milli eğitime ayırmışlar, Merkezi yönetim bütçesini %25 artırırken milli eğitim bütçesini %23 artırmış geçen seneye oranla milli eğitime ayrılan payı düşürmüşler. Milli eğitim bütçesinin 85 milyarı (%75) i personel giderlerine harcanıyor,  10 milyar (%15) i mal ve hizmet alımına, kalanı ise sermaye giderleri ve transferlere ayrılmış. Nüfus artışı devam eden bir ülkede eğitim yatırımları için ayrılan kaynağı 7,7 milyardan 5,5 milyara (%5) e gayrı safı hâsılanın binde birine düşürmüşler. Bu rakam rutin hizmetler için bile yeterli değil, okulların hijyen ve temizliği için yeterli kadro vermiyorlar, örneğin 6 kişi gerekli bir okula temizlik için 1 ya da 2 kişi görevlendirmişler, idareciler kalan kısmını velilerden toplanan kaynaklardan karşılamak zorunda.

Nüfus artışına vb sebeplerle her yıl yeni derslik yapılmasına ihtiyaç var, inşaat işini yandaşlarla bölüşüp okul yapımını ranta dönüştürdüler. 2006 yılında 28 bin derslik yapılmışken yatırımlara ayrılan kaynaklar düşürüldüğü için 2018 yılında 18 bin derslik yapılmış. 2018 e göre yatırıma ayrılan pay 2 milyar(%28) azaldığı için önümüzdeki sene yapılan derslik sayısı daha da azalacak. Halkın eğitim katkıları da 450 milyonlardan 82 milyona kadar özel idarenin eğitime katkısı 1,2 milyardan 500 milyona düşmüş.  64 binden fazla eğitim kurumunun 20 milyon civarı öğrencinin olduğu bir ülkede eğitim yatırımları için ayrılan bu kaynaklarla olumlu gelişme sağlamak çok zor. Tamir ve bakım için 500 milyon, yapı tesisler için 4 milyar, makine teçhizat ile projeler için sadece 1 milyar ayrılmış bu rakamlarla eğitimde faydalı sonuç ummak hayal.   

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ