'Siyasal islamcı zorbalar yapma yerine yıkmayı seçti'

Kimini devlet nimetlerinden yararlandırarak, kimini nimetleri kesmeyle korkutarak, kimini tehditle sindirerek, toplumu da yandaş basınla kandırarak ülkeyi yöneten dikta rejiminin yapma yerine yıkmayı seçen yönetim anlayışını İsmail S. Gülümser yazdı.
16 yıldır iktidarda olan Erdoğan yönetimi, 15 Temmuz 2016 da birkaç saatlik darbe girişimi sonrasında OHAL ilan ederek hukuk dışı uygulamalarına başladı. Demokratik ortamda, toplum kesimlerinin ve gelişmiş ülkelerin tepkilerden çekinerek yapamadığı art niyetli tüm hedeflerini OHAL’i sürekli uzatmak suretiyle bir bir hayata geçirdi.

Ülkedeki tüm kontrol mekanizmaları geri dönülmeyecek şekilde ele geçirildi ve tek adam yönetimi kurulmuş oldu. Kendileri göreve geldiğinden bu yana her şeyin iyi gittiğini, ülkenin şaha kalktığını, diğer ülkelerin Türkiye’nin başarısını kıskandığını anlatarak toplumu kandırdı. Ancak güç zehirlenmesi yaşayan bu iktidar döneminde, devletin tüm imkanları ellerindeyken eğitimin, ekonominin, hukukun, sağlığın en önemlisi toplumsal huzur, güven ve barışın geldiği nokta ülkeyi nereye getirdiklerini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Bu süreci değerlendiren Gülümser'in yazısı şöyle: 

Ülkelerini insanca yaşanabilir hale getirmek, maddeten ve manen geliştirip toplumlarda olumlu değişiklik yapmak isteyen yönetici, eğitimci, entelektüel ve aktivistlerin işi çok zordur. Onlar toplumdaki bencillik-şöhret-şehvet-haset-kibir-öfke-hırs-aç gözlülük-iradeyi kötü yolda kullanma-sabırsızlık-istediğini emek ve gayret sarf etmeden elde etmeye çalışma gibi sınır tanımayan istek ve arzuları dizginleyip doğruya yönlendirerek insanları motive etmeye, ülkenin hem insan kaynağını hem de maddi kaynaklarını geliştirmeye çalışırlar. Yıllarca emek vererek oluşturdukları havanın bozulmasını hiç istemez zaaflarının esiri olmuş birilerinin yapılanları yıkmasından üzüntü duyar ellerinden geldiğince buna engel olmaya çalışırlar.


Ancak her dönem kolay yoldan sonuç almaya çalışan mevcut birikimi suistimal edip, kirli emellerine ulaşmak isteyenler bulunur. Bunlarla bazen mücadele etme imkânı olur, bazen ellerine öyle büyük güç geçirirler ki çok dayanıklı onlar dışında kimse saldırılarına karşı mukavemet edemeyebilir. 

Samimi niyetlerle yola çıkmış birçok topluluk bu türden bir güçle mücadelenin imkânsız olduğunu düşünür ve faaliyetlerine son verir. Gücünü herkese kabul ettirmeye çalışan zorbalar onların bu zaafından yararlanır ve yapılmış tüm olumlu faaliyetleri yıkmayı bir marifet gibi sürdürürler. 

TAHRİP KOLAYDIR-ACİZLER YIKMAYI SEÇER

Güçle iş yapanlar genellikle kolay yoldan sonuç almayı tercih eder ve yapılmış işleri yıkmaya dururlar. Muhatapları yaptıklarının kolayca yıkıldığını görünce gerçekten onların başarılı olduğunu zannına kapılabilir ve mücadeleden vazgeçerek geri çekilebilir. Haklı oldukları halde zorbalığa boyun eğenlere karşı halkın da itimadı sarsılır, onların kendini savunmadığı yerde bizler niçin onlar adına savunma yapıp başımızı derde sokalım der ve güç karşısında susmayı seçerler.

Bediüzzaman eserlerinde “tahrip kolaydır bir kibrit bir köyü yakar” der. Bu ifade insanlarda her zaman ortaya çıkmayı bekleyen kötü duyguları harekete geçirmek isteyenlerin çok fazla emek sarf etmesine gerek olmadığını anlatır. İnsanların sınır tanımaz istek ve arzularına zaaflarına hitap edenlerin, onların taşkınlıklarını önleyen bentleri yıkarak etrafına kolayca müşteri toplayabileceğini, kötülüklerin kolayca yaygınlaşıp yapılan emekleri boşa çıkarabileceğini aktarır.   

Kötülerin kolay sonuca gitmesinin bir başarıdan kaynaklanmadığını, ıslah hareketlerinin uzun mücadelelere bağlı olduğundan, azınlıkta kaldıklarında bile biz asla başarılı olamayız yönünde bir ümitsizliğe düşmemeleri gerektiğini,  

“Galibiyetin ;  Güç ve iktidar ile olmadığını… Allah’ın yardım ve nusreti ile olduğunu….şer ve tahrip ne kadar kolay da olsa …inananların samimi bir niyetle Allah’a sığındıklarında….Allah’ın ipi olan Kur’an ve sünnete sarıldıklarında…galibiyeti vermesi onun adetinden olduğunu…   Allah’ın sonsuz kudreti karşısında (en büyük gücün bile)sinek vızıltısı gibi kalacağı”nı anlatır.

 “Tahrip esheldir; zayıf tahripçi olur” sözleriyle de, zayıf insanların yıkarak sonuç aldığını, bir eserin ortaya çıkması için bütün şartların hazırlanması gerektiğini, tahribi için ise bir tek şartın yok edilmesinin yeteceğini aktarır.  Onlarca yıl, yüzlerce şartın bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış bir ormanı bir kişinin bir kibritle yok edebileceğini, mizaç itibarıyla zayıf olan insanların zor ve meşakkatli olduğu için tamir yolunu seçmediğini, kısa yoldan sonuç alıp kahraman olmak isteyenlerin daima kolay olan tahriple yıkmayı tercih ettiğine vurgu yapar.



YAPANLAR VE YIKANLAR

80’den önce toplumu kolayca yönlendirmek isteyen derin yapılar, gruplar arasına nifak-düşmanlık tohumları ektiler ve onları ayrıştırarak birbirleriyle kavgalı hale getirdiler. Masum Anadolu çocuklarının birbirine karşı şefkat ve merhamet hissini yok etti, ellerine silah verip gençleri birbirine kırdırdılar.

Yıllarca suni sebeplerle birbiriyle kavga etmiş gruplar Özal’ın 4 eğilimi birleştirmek için gösterdiği üstün performans ve yapıcı gayretleriyle birbiriyle barıştı ülke geleceği için birlikte çalışılabileceğini gösterdiler. O dönemde insanlar arasındaki güvensizlik kaybolmaya ve birlikte yaşama kültürü gelişmeye başladı.

İnsanlar farklı görüşte de olsalar birbirine değer verdi, rekabet şartları önemli ölçüde eşitlendi çalışan her insanın başarılı olacağı bir ortam oluşmaya başladı. Ülke dışa kapanmış kendisiyle boğuşan bir yapıdan kurtarıldı onun yerine serbest piyasa ekonomisinin olduğu dışa açık bir yapıya kavuştu.

Özal’ın vefatından sonra bu bütünleştirici anlayış korunamadı, her gelen kazanılmış değerlerin bir bölümünü tahrip etti, uzlaşma kültürü terk edilmeye ve eski kavgalar yeniden alevlendirilmeye başladı. Yöneticilerin zaafı tetikte bekleyen derin yapıları harekete geçirdi ve 28 Şubat’ta asker eliyle uzlaşmalar tekrar yıkıldı, toplum kesimleri dünya görüşüne göre ayrımcılığa maruz kaldı, oluşan güvensizlik ortamında ekonomi de çöktü.

BU KEZ RANTÇILAR ÜLKEYİ KURTARMAYA SOYUNDU

İdarecilerin birbiriyle boğuşmasından ve ülke kaynaklarının israf edilip ekonominin çökmesinden bıkmış toplum kesimlerinin uzlaştırıcı bir dil aradığı bir dönemde, bu kez durumdan faydalanmaya çalışan samimiyetten uzak art niyetleri olan rantçılar sahneye çıktı.

Ülkede uzlaşı istediklerini iddia edip diğerlerine üstünlük sağladı ama gerçekte uzlaşıyı hiç istemediler, hep köprüleri yıkmak için uygun zamanı beklediler. Sağdan ve soldan isimleri vitrine koyarak görüntü oluşturdu onların birikimini kullandılar, ancak ortamı müsait gördükleri ilk fırsatta onları yolda bıraktılar.



Ekonomiyi düzelteceklerini iddia ettiler, özelleştirme adı altında ülkenin yıllardan beri oluşturduğu tüm kaynakları satarak, dış borçla şehirleri süsleyip gelişme algısı oluşturarak günü kurtarmaya çalıştılar.
Özelleştirdikleri kurumları bir yolunu bulup hiç bedel ödemeden kendi üzerlerine geçirdiler. Ülkenin geleceğini düşünecekleri yerde kendilerinin ve partilerinin geleceğini düşündüler, her projelerinde yapma yerine yıkmayı esas aldılar.

ZOR ZAMANDA SORUMLULUK ÜSTLENENLER

Ülkenin ümitsizlikle kıvrandığı, herkesin başkasından bir şeyler beklediği dönemlerde, insanların moral ve motivasyonunu yükseltmek için sığındıkları yerler genellikle STK lar ya da dayanışma grupları oldu.
O günün muktedirlerinin baskılarına rağmen, büyük bir özveri ile topluma faydalı olmayı sürdüren bu gruplar, özellikle antidemokratik dönemlerde hep sorgulandı. Yaptıkları en olumlu işler karalandı, ama onlar bıkmadan usanmadan insanımıza faydalı olmayı sürdürdü.

Normalleşme dönemlerinde faaliyetlerine kısmı de olsa izin verilen bu gruplar, devletten bir şey beklemeden kapasiteleri ve faaliyet alanlarına göre farklı toplumsal sorunlara çözüm geliştirdiler.

Örneğin Süleyman Efendi talebeleri moral değerler eğitiminin yasak olduğu dönemde gizli saklı yerlerde başladıkları Kur’an eğitimini donanımlı kurs binalarına taşıdı ve Kur’anın unutulmasını önlediler.
Tasavvuf ve gönül zenginliğinin yasaklanarak unutturulmak istendiği dönemlerde, birçok tarikat her şeyi göze alarak bizim değerlerimizin gönül dünyamızda oluşturacağı zenginliği korudu, topluma derinlik kazandırdılar.
Dinin toplumu zehirleyen bir afyon gibi görüldüğü imana ait tüm değerlerin yok edilmek istendiği dönemlerde, risale-i nur talebeleri imana ait meselelere kafa yordu, inançsızlıkla boğuşan nesillerin imdadına yetişti, onları moral değerlerle yeniden barıştırdılar.

Yıllarca yapılan propagandalarla eğitimin esir alınıp ülke değerlerine yabancılaşma aracı haline geldiği, insanların aşağılık kompleksine kapılıp kendi değerlerimiz etrafında bir eğitime inanmadığı bir dönemde, Gülen ve ekibi, temel kaynaklarımızdan çıkardıkları yeni modelle hem ülkede hem yurt dışında değerlerimiz etrafında insani bir eğitim modelini kurgulayıp başarılı oldular.



MİRASYEDİ BİR SİYASİ GRUP TÜM OLUMLU FAALİYETLERİ YUTMAYA YÖNELDİ

AKP; ülkenin sıkışmışlığını, toplumun tüm vatandaşlara eşit davranacak ilkeli yönetime olan özlemini kullanarak iktidara geldi,  aşamalı olarak toplumsal uzlaşmaya yol açan ne kadar ilke varsa her gün birini ortadan kaldırdı, en zor zamanlarında kendilerini destekleyen STK ları ve dayanışma gruplarını bile yok edecek planlar yaptılar. 

Bazı grupların içinde nifak tohumları ekip böldüler, bazılarının liderleri için ölümlü senaryolar hazırladılar, bazılarını ele geçirdikleri güvenlik güçleriyle taciz ettiler, bazılarını ise sudan bahanelerle tutukladılar.
Yıllarca kendilerine güvenmiş birçok kesime karşı acımasızca psikolojik savaş taktiklerine başladılar. Toplumu kendi etraflarında toplayacak bir ürün ortaya koymadan diğerlerini dağıtıma mensuplarını zorla kendilerine bağlama gibi çirkin bir tahrip yoluna girdiler.

Bugünlerde tahribin kolaylığını kullanıp polis zoruyla istedikleri kesimin üst yöneticilerini tutukluyor, istedikleri kesimi dağıtıyorlar. Bunu yaparken de hem liderlerini hem bağlılarını suni suçlar uydurup aşağılayarak toplumdaki itibarını yok etmeye çalışıyorlar.

Ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu durumundaki cemaatin faaliyetlerini engelleyip bağlılarını emek sarf etmeden etraflarına toplamayı düşündüler. Önce bölme girişiminde bulundu başarılı olamadılar. Cemaatin mesleki dayanışma için kurduğu birliklere üye olanları önce paralel devlet yapılanması olmakla suçladı, sonra terörist ilan edip yüz bini aşkın yetişmiş donanımlı kadroları işten attı, 50 binden fazlasını tutukladılar.

Cemaatin faaliyetlerini ortadan kaldırmak için onlarla bağlantılı ne kadar basın organı, eğitim kurumu ve STK varsa hepsini terör kapsamına sokup kapattılar. Destekçilerinin kişisel mülkleri dâhil tüm mal varlıklarına el koydular. Haklarını gasp ettikleri tüm kişi ve kurumlar için işkencelerle itiraf adı altında iftira metinleri imzalatıp onları sahte suçlarla itham ettiler. 

STK LAR VE CEMAATLER YAPIYOR AKP YIKIYOR

AKP, tüm dayanışma gruplarını karalayıp onların toplumdaki itibarını yıkarak gayri insani ve gayrı ahlaki yöntemlerle tek başına güç merkezi olmaya çalışıyor. Bu hedefine ulaşmak için olumlu bir sebep ortaya koymadan gereği bile duymuyor. Kolaycılığa kaçıp tahriple istediği grubu yıkarak bağlılarını ortada bırakmayı kerhen de olsa kendilerine mecbur etmeyi hayal ediyorlar.

Özellikle cemaatin ortaya koyduğu onlarca toplum projesi iktidar partisinin emriyle yamyamlara dönüşmüş devlet görevlileri tarafından yok ediliyor. Cemaatin toplumsal sorunları çözmek üzere geliştirdiği birçok başarılı proje hakkında onlarca suç üretildi yıllarca herkesin gözü önünde hizmet vermiş en masum faaliyetler karalandı.



İşte bunlardan birkaç örnek:

Çok sık sistem değiştirildiği için eğitimde bir türlü istikrar sağlanamadı ve verimsizlik giderilemedi. Değerler eğitiminde mutabakat kurulamadı, yıllardan beri gençlerimiz istenen düzeyde değerler eğitiminden yoksun bırakıldı. Aşağılık kompleksi içinde biz diğer ülkelerle rekabet edemeyiz denilerek toplum eğitimde başarıya hasret bırakıldı ve içine kapandı.

Toplumun ümitsizlik içinde bocaladığı bir dönemde cemaat eğitim devletin işidir bize ne demeden, sıfırdan başlayıp yıllarca büyük bir fedakârlık örnekleri sergileyerek, devlet gücünün yetersiz kaldığı bu problemleri çözmeye soyundu. Baskıcı yönetimlerin dar kalıplarından uzak dershanelerde gençler hem sınavlara hazırlandı, hem de akran grubu içinde değerler eğitimin verileceği yüzlerce yöntem denenip ve geliştirildi. Güzel örnekler devletten kısmen de olsa bağımsız özel okullarda uygulandı branş eğitimi ve değerler eğitiminde başarılı sonuçlar alındı.

AKP iktidarı 16 yıldan beri devletin tüm imkânları elindeyken eğitimin problemlerini çözemedi başarılı bir eğitim modeli geliştiremediği halde cemaatin eğitim kurumlarını yıkarak başarılı örnekleri yok etmeye çalışıyor. 2014 ten beri başlattığı kapatma işlemini darbeden sonra tamamladı. Bu günlerde mali imkânı olmayan ülke liderlerini para vaadiyle kandırıp yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil eden cemaat okullarını kapatarak yıkım işini sürdürmeye, henüz bir varlık ortaya koyamamış maarif vakfının üzerine geçirip zorla gasp etmeye çalışıyor.

Bir diğer örnek: Ülkemizin kuruluş felsefesinde askerler hâkim unsur olmuş ve ne kadar yumuşatılsa da ceberut devlet anlayışı yıllarca kendi vatandaşını bezdirmiştir. Özal döneminde hafif bir rahatlama olsa da vefatından sonra eski hastalıklar yeniden nüksetmiştir.

Özellikle güvenlik birimleri ve adalet sisteminin vatandaşa hizmet için var olduğu unutulmuş, yıllarca kendilerini ülkenin sahibi gibi görüp vatandaşına tepeden bakan, istediği zaman siyasete yön vermeye yeltenen bir baskı aracı gibi kullanılmıştır. Vatandaşından kopuk ülke değerlerinden uzak ve sorunlu olduğu bilinmesine rağmen tüm kesimler ellerinde güç bulunduran bu birimlerden korkmuş ıslahı için yeterli gayret gösterilmemiştir.

En güçlü siyasal iktidarların bile çekindiği bu problemin ülkenin geleceği adına ne kadar önemli olduğunu gören cemaat, yıllarca emek ve çaba sarf ederek çözüm yolları geliştirmiştir.  Okul yıllarından itibaren etik ve ahlaki değerlerle donatılan ilkeli gençler bu birimlere teşvik edilmiş, onlar görev aldıkça antidemokratik anlayışlar yerini daha demokratik, daha ilkeli bir kurumsal yapıya terk etmiştir.

İktidar partisi en çok mağdur olduğu bu birimlerdeki yapının düzelmesi için hiçbir gayret göstermediği gibi ıslahı için fedakarlık yapmış insanları top yekûn terörist ilan ederek işten atmış, bazılarını tutuklamış ve  bu birimleri zaaflara açık eski kadrolara teslim etmiştir.



İstisnalar olmakla birlikte uzun yıllar entelektüel kapasitesi yüksek insanlar genelde ülke değerlerinden uzak yetiştirilmiştir. Aydın kesim Anadolu insanına hep tepeden bakmış, kendilerini ülkeye yön verenler diğerlerini ise yönetilmeye muhtaç zavallılar olarak görmüştür.  Toplum katmanları arasındaki bu farkı ve ayrışma herkes tarafından bilindiği halde kimsenin çözmek için süreklilik arz eden bir gayreti olmamıştır.

İlk kez cemaat bu işi önemsemiş ve dar imkânlarla yukarıya tırmanma uğraşı veren Anadolu gençliğinin entelektüel kapasitesini yükseltecek ortamlar hazırlamıştır. Kimine örgün eğitim kurumlarında hazırladığı zengin içerikteki programlarla kimine yaygın eğitim diyeceğimiz toplantı ve seminerlerle ulaşmış ve onların entelektüel kapasitelerini yükselterek ülke geleceğinde sorumluluk almaya motive etmiştir.

Cemaat toplum kesimlerinin kendi içlerinde dayanışma grupları ve STK lar açmasını destekleyerek ülkenin gelişmesinde rol almalarını sağlamış ortak projeler üretmelerine zemin hazırlamıştır. Bu sayede çok sayıda dernek kurulmuş dernekler ilgi alanlarına giren konularda ülkenin gelişmesi için gayret göstermiştir.  

Yıllarca medyada tek seslilikten şikâyet edilmiş, geniş halk kitlelerinin sesi soluğu olacak, linç girişimlerine karşı mağdurları koruyacak büyük bir medya kuruluşuna ihtiyaç duyulmuş, ancak cılız gayretler dışında kimse yaşanan hukuksuzluklar karşısında demokratik değerleri savunacak ölçekte bir medya ortaya çıkaramamıştır.

İlk kez cemaat büyük çaplı ilkeli bir medyanın varlığıyla mağdurların demokratik haklarının savunulabileceğine inanmış ve problemi çözmek için elini taşın altına koyarak, ülkede denge unsuru birden fazla medya organı kurmuştur.


       


AKP toplumun entelektüel gelişimi için hiçbir gayret göstermediği gibi cemaatin kurduğu tüm eğitim ortamlarını dağıtarak halkın gelişme kaynaklarını kurutmuştur. Toplumda sorumluluk duygusu geliştirmek için hiçbir çalışma yapmadığı gibi toplumun her katmanına hitap eden çok sayıda STK yı kapatarak sorumluluk almak isteyenlerin sesini kesmiştir. Birçok kez medya linçine muhatap olmuş AKP kurmayları 16 yıllık iktidarları döneminde daha iyi örnekleri ortaya çıkaracağı yerde medya organlarını gasp edip yıkarak ele geçirmeyi, aykırı ses ve solukları işten atarak ya da para vererek susturmayı seçmiştir.

CEMAATİN YAPTIKLARI AKP NİN YIKTIKLARI

Cemaat her yıl yüz binlerce öğrenciye değerler eğitiminin verildiği binden fazla dershane açmış AKP yıkmıştır.

Cemaat ülkenin en başarılı özel okullarını kurmuş, AKP yıkıp okul binalarını gasp ederek yandaşlara dağıtmıştır

Cemaat dar gelirli aileden yüz binlerce çocuğa ev-yurt-etüt merkezi açıp eğitim fırsatı sunmuş AKP yıkmıştır.

Cemaat kimsenin gitmediği doğu ve güneydoğuyu ev-yurt-eğitim kurumlarıyla kucaklamış AKP evlerini yıkmıştır.

Cemaat güvenlik ve adalet birimlerinde demokratik anlayışı getirmiş AKP tüm demokratik yapıları yok etmiştir.

Cemaat medya kurup mağdurları korumuş linç kültürünü kaldırmış AKP gasp edip linç kültürünü geri getirmiştir.

Cemaat tüm kurum ve kuruluşlarında ahlaki ve etik değerleri oturtmuş, AKP devlette tüm değerleri yok etmiştir.

Cemaat örgün ve yaygın eğitim faaliyetleriyle toplumda insanı değerleri geliştirmiş AKP tüm değerleri yıkmıştır.

Cemaat kavgaları kaldırıp toplum kesimlerini uzlaştırmış, AKP ayrıştırıp eski savaşları yeniden başlatmıştır.

Cemaat dayanışma grupları kurarak toplumu nemelazımcılıktan kurtarmış AKP tüm dayanışmaları yok etmiştir.

Cemaat yeni ufuklar açmış içerde ve dışarıda yüzlerce proje üretmiş, AKP tüm olumlu projeleri kapatmıştır.

Cemaat yurt dışında okullar açıp başarılı olmuş, AKP tüm okulları kapatıp iş adamlarını kaçırmayı seçmiştir.

Cemaat toplumun her kesiminin birlikte proje üretebileceği dernekler STK lar kurmuş AKP hepsini dağıtmıştır.

Cemaat ülkede entellektül kapasitesi yüksek ilkeli insanlar yetiştirmiş AKP tüm entelektüel kadroları dağıtmıştır.

Cemaat toplumun kılcallarına kadar ulaşıp insanları sorumluluk almaya inandırmış AKP o inancı yok etmiştir.

Cemaat varlıklı insanlarda bağış kültürünü geliştirip dar gelirlilerle buluşturmuş AKP yok edip yeniden ayırmıştır.

Cemaat ülkedeki tüm antidemokratik yapıların ıslahı için çalışmış AKP onlarla ortak olup demokrasiyi yıkmıştır.

Cemaat hep mağdurların elinden tutmuş yukarı taşımış, AKP güçlülerle ortak olup mağdurları ezmiştir.

Cemaat yıllarca emek ve gayretlerle hak ederek kazanmış,  AKP emeksiz devlet gücüyle gasp etmeyi seçmiştir.

Cemaat iş adamlarının sosyal sorumluluk üstlenmesini sağlamış AKP yaptıkları fedakârlık için onları suçlamıştır. 

Cemaat başarılı gençleri en ücra köşelerden bulup önünü açmış, AKP onları delilsiz suçlayıp cezalandırmıştır.

Cemaat iş adamlarını yurt dışında iş yapmaya teşvik edip cesaretlendirmiş, AKP vatan haini ilan edip suçlamıştır.

Cemaat toplumu banka, sigorta, uluslar arası yardım kuruluşu kurmak için yüreklendirmiş, AKP hepsini yıkmıştır.

Cemaat yayın grubu ve dağıtım ağı kurup yazmayı özendirmiş AKP göz nuru binlerce yayını gasp edip yıkmıştır.

Cemaat tüm faaliyetlerini evrensel hukuk normlarına göre yürütmüş, AKP tüm evrensel normları yok etmiştir.

Cemaat herkese eşit mesafede açık demokrasiyi, AKP hesap vermeyeceği kapalı istihbarat devleti, diktatörlüğü seçmiştir.  





 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ