Sebep-sonuç ve ön hazırlıklarıyla; 15 Temmuz başarılmış Erdoğan-Ergenekon Darbesi

"Erdoğan ve suç ortakları darbeyi cemaatin üzerine yıkmaya göre plan yaptı, hala her fırsatta ölümlerden cemaati sorumlu gösterip onları terörist ilan ediyor."







İsmail S. Gülümser/Aktif Haber

Ülkede doğruları korkmadan yazabilecek tüm cesur gazetecileri hapsettiler, ilerleyen günlerde gördüklerini yazanlar hakkında dava açtı tutuklayıp denetimli serbestlikle susturdular,   15 Temmuzla ilgili olarak ülke içinde yazabilecek kimse bırakmadılar. Ancak yurt dışında bulunan Ahmet Nesin, Ahmet Dönmez, Âdem Yavuz Aslan, Cevheri Güven, Can Dündar gibi az sayıda gazeteci kısıtlı imkânlarla ulaşabildiği bilgi ve belgeler ışığında darbenin gerçek yüzü hakkında haber yapabiliyor. Onların olayların öncesi ve sonrasıyla ilgili olarak ulaştıkları tanıklar ve mahkeme dosyalarından aktardıkları ile darbenin Erdoğan ve ekibince planlandığı hakkında her geçen gün yeni bilgi ve belgeler ortaya çıkıyor.

Geçen haftalarda Adem Yavuz Aslan sıkıyönetim direktiflerini darbecilerin hazırlamış olmasının imkansız olduğunu gösteren bir belge yayınladı. Mahkeme kayıtlarından hareketle darbeyi yapan “Yurtta Sulh Konseyi” dedikleri başkanı bile hala belirlenememiş bir grubun yayınladığı söylenen “sıkıyönetim direktifleri” ile aynı dosyalardaki fişleme listelerinin birebir örtüştüğünü gösteren delillere yer verdi.

Bu veriler darbe suçunu üzerine yıktıkları bir grup asker tarafından planlanmadığının kesin kanıtı niteliğinde. Çünkü direktiflerde yer alan görev dağılım bilgilerinde ciddi yanlışlar var, Aslan yazısında yanlışların sebebini araştırınca ilginç bir bilgiye ulaşmış. Aslında bu direktifler Ergenekon ekibince hazırlanmış olan fişleme listelerinden aynen kopye edilmiş. Sıkıyönetim direktifi olarak sunulan çok sayıda asker-hâkim vb yargılanmasında kullanılan veriler, fişleme listeleri elinde olan bir grup tarafından, yani Erdoğan ve Ergenekon ekibince birlikte hazırlanmış.

Bu hafta Dönmez köşesinde yeni bir veri daha yayınladı bu bilgilere göre darbeden 2-3 hafta kadar önce Erdoğan ve Hulusi Akar korumaları olmadan sivil kıyafetle Gül’ü ziyaret ediyorlar. Dönmez bu görüşmede darbenin konuşulup konuşulmadığını merak ediyor, şeffaflık ilkesiyle parti kurduklarını iddia eden Babacan ve onun destekçisi Gül’den ilkelerine saygı gereği bu görüşmenin içeriğini paylaşmalarını istiyor. Nesin köşesinde bu görüşmede darbe konuşulması halinde Erdoğan’ın Gül’e büyük bir koz vermiş olacağını belirtsede kaynaklarına dayanarak 5-10 kişinin bildiği bu sır görüşmenin varlığından emin olmamızı sağlıyor.

Şimdilik ülke şartları Erdoğan ve suç ortakları hakkında soruşturma açmaya müsait olmadığı için ortaya saçılan bilgi ve belgelerin arkasını takip edecek kimse çıkmıyor, ancak ilerleyen dönemde ülke azıcık da olsa hukuk nizamına geri dönerse bu verilerin onlar için ciddi problem oluşturacağı ortada.

ERDOĞAN-ERGENEKON İKİLİSİ 15 TEMMUZ ÖNCESİ FİŞLEMELERLE DARBENİN ÖN HAZIRLIĞINI YAPMIŞLAR

Derin devlet yapılarıyla anlaşan Erdoğan cemaatle ilişkili basın yayın organlarını 2013'ten itibaren önce polis baskınlarıyla taciz ediliyor ve mart 2014 te kanun açık hükmüne aykırı olarak kayyum atayıp müsadere ederek gazete ve dergi abone listeleri üzerinden cemaat mensuplarını fişleme çalışmasını başlatıyor.

Ardından para yatıranların listeleri üzerinden cemaat mensuplarını fişlemek için, Şubat 2015 te Bank Asya’ya kayyum atanıyor.

Kasım 2015 te hizmet hareketine ait kurum ve yöneticilerinin belirlenmesi için Kaynak holdinge kayyum atanıyor.

Mart 2014 te cemaate ait eğitim kurumlarının bağlı olduğu genel müdürlüğe 6 ay önce özel sektörden milli eğime geçirdikleri deneyimsiz biri getirilerek cemaate bağlı kurumlarda çalışanların listesi ele geçiriliyor.

2014 ten itibaren cemaatle irtibatlı eğitim kurumlarındaki öğrenci velisi listelerini ele geçirmek büyük kurumlardan başlanarak eğitim kurumlarına sudan sebeplerle kayyum atanıyor.    

2014 ten itibaren tahliye ettirdikleri Ergenekon balyoz davası sanıkları kullanılarak ordudaki cemaatle ilişkili subayların isimleri belirleniyor. Adı kirli işlere bulaşmış olan polislerle anlaşarak emniyetteki dürüstlüğü ile tanınmış cemaatle irtibatlı polisler belirleniyor. Adliyede cemaat mensuplarının varlığından rahatsız adı birçok olaya karışmış marjinal gruplar kullanılarak masum hakim ve savcılar fişleniyor.

2015 ten itibaren başlatılan çalışmalarla aşamalı olarak ByLock telefon uygulaması yasadışı yöntemlerle ele geçirilerek cemaat mensuplarının fişleme dalgası genişletiliyor.

2015 yılında fişleme listeleri büyük ölçüde tamamlanıyor ve ardından; gazete aboneliği, banka hesabı, ByLock telefon uygulaması, öğrenci kaydı, dernek sendika üyeliği gibi yasal faaliyetler suç kapsamına alınıyor ve düzenlemeler geriye doğru işletilerek kişiler geçmişte yasalar çerçevesinde yaptığı eylemlerle suçlanıp tutuklanıyor.   

Darbeden iki gün sonra 2.700 den fazla hâkim ve savcı, 140 Yargıtay üyesi, 2 AYM üyesinin ihraç edilmesi bir kısmının tutuklanması, 140 bine yakın devlet memurunun ihracı hakkındaki listelerin darbeden bir hafta sonra yayınlanması darbenden birkaç yıl öncesinden beri iktidarın tutuklama listeleri üzerinde çalışarak darbeye hazırlandığını gösteriyor.

Yani Erdoğan ve Ergenekon ekibinden oluşan adı farklı suçlara karışmış devlet içindeki yapılar cemaat karşıtlığı konusunda birbiriyle anlaşıp kendileriyle ilgili davaları sürdürebilecek tek dayanışma grubu olan cemaati ortadan kaldırarak suçlardan kurtulmayı planlıyorlar. Bu amaç için 2013 ten itibaren belki daha önce birlikte planlı bir çalışma yaparak cemaat mensuplarını fişliyorlar.

ERDOĞAN VE ERGENEKON’UN ORTAK DARBE PLANI TIKIR TIKIR İŞLİYOR

Erdoğan darbeden günler önce sadece onun planladığı kişilerin ulaşacağı başkasının bilmediği bir yere saklanıp tedbir alınıyor. Hayatı boyunca Cumayı kaçırmamış biri torununa kuran öğretme bahanesiyle cumaya gitmiyor. Tatil diyerek gittikleri bölgeye yakın tüm deniz araçları bölgeden uzaklaştırılıyor. Erdoğan’ı almak üzere Marmaris’e kim tarafından yönlendirildiği bir türlü belirlenemeyen bir ekip gönderiliyor ancak gönderenler onların Erdoğan’a ulaşmasını engellemek için saatlerce İzmir’de bekletiyor, Erdoğan Marmaris’ten ayrıldıktan sonra ekip oraya ulaşabiliyor. Üstelik Erdoğan’ın otelinin yerini bilmeden gönderilen ekip yolda otelin yerini başkalarına sorarak öğreniyor.

Sönmezateş ekibi İzmir’de bekletilirken, sırlı bir helikopter ışıkları söndürülmüş olarak onlardan saatler önce Erdoğan’ın kaldığı otele ulaşıyor, helikopterden açılan ateş sonucu iki polis ölüyor 25 kişi yaralanıyor ve bu ölümden, saat değiştirilerek çok sonra oraya ulaşan Sönmezateş ekibi suçlanmak istiyor, ancak ifadelerdeki çelişkiler ortaya çıktığı için senaryoları kullanılamıyor.

Darbenin en kritik merkezi Zekai Aksakallı’nın başında olduğu Özel kuvvetler komutanlığı darbe görüntüsü oluşturacak birçok olay onun tarafından planlanıyor. Her yıl Cuma günü yapılan ihtisas kursu mezuniyet töreni gerekçe göstermeden Perşembe gününe alınıyor. Hiçbir MİT müsteşarının katılmadığı törene ilk kez Hakan Fidan katılıyor. Paraşütle atlama bölümü iptal ediliyor ve törenden sonraki yemeğe Akar da katılıyor.   Akar-Fidan-Aksakallı üçlüsü protokolde kendilerine ayrılan masaya oturmuyor bir kenara çekilip 3,5 saat birlikte görüşme yapıyorlar, Akar ayrıldıktan sonra Fidan, Aksakallı ile bir saat daha ayrıca görüşüyor. 15 Temmuz günü Genelkurmayda yapılan görüşmeyi de dâhil ederseniz Akar’la Fidan iki gün içinde toplamda 6,5 saat görüşme yapıyorlar bir bölümünde Aksakallı da bulunuyor ve ne görüştüklerini kimse bilmiyor.

Darbeye karışmakla suçlanan insanların yaptıkları tüm faaliyetlerde Akasakkallı ve Fidan’ın parmağının olduğu belirleniyor. Basına cemaatin darbe yapacağı konusunda haberlerin servis edilerek cemaati suçlu ilan edilmesiyle ilgili haberleri Fidan MİT te hazırlatıyor. Camilerden yapılan anonslarla halkın sokağa dökülmesi işini Fidan darbeyi eşimden öğrendim diyen diyanet işleri başkanıyla birlikte organize ediyor.

Aksakallı darbeden birkaç gün önce bazı astlarına 15 Temmuz günü özel harekât planı denilen tatbikat yapılacağına ilişkin yazılar gönderiyor. Darbeden 2 gün önce askerin olaylara müdahalesine imkân veren 2010 e kaldırılmış Emasya protokolü yeniden yürürlüğe sokulup darbeye adı karıştırılacaklar için hazırlık yapılıyor. Genelkurmayı bastığı iddia edilen 33 kişilik ekibi, Aksakallı’nın iki gün önce imzalanan protokole dayalı olarak gönderdiği ortaya çıkıyor.

Aksakallı’nın gece boyunca elinde telefon Semih Terzi’nin de aralarında olduğu birçok kişinin öldürülmesi konusunda talimat verdiği, Genelkurmayda öldürülen tek kişi olan Mehmet Akkurt’un öldürülmesini istediği darbenin gerçek gibi görünmesi için senaryoda aktif rol aldığı belirleniyor.

Uçuşların yasaklandığı darbe gecesi Terzi ile asla yıldızları barışmayan Aksakallı’nın o gece birden müşfikleştiği ve babasının hastalığı için onun Ankara’ya getirtilmesi amacıyla özel kargo uçağı gönderdiği sonra da öldürülmesini istediği anlaşılıyor.

Onun darbeye adının karıştırılması için kendi planladıkları sıkıyönetim direktifinde onu özel kuvvetler komutanı olarak görevlendiriyorlar, sonra da darbeye karışmakla suçlayıp öldürülmesini istiyorlar. Aksakallı, önce Ömer Halisdemir’den Terzi’yi vurmasını istiyor sonra Halisdemir’in öldürülmesini sağlayıp iz kaybettirmeye çalışıyor.

Genelkurmaydaki bir koruma astsubayını arıyor ve orada olan kendi gönderdiği özel kuvvetler personelinin hepsinin vurulmasını isteyerek olaydaki rolünü saklamaya çalışıyor. Silopi’yi arıyor kurmay başkanının vurulmasını istiyor. Birçok birimde komutanın öldürüldüğü izlenimi vermek, darbenin ülke genelinde yaygın bir faaliyet olduğu izlenimi oluşturmak için her yere öldürme emirleri gönderiyor. Mahkeme kayıtlarına göre toplamda 40 tan fazla komutanın öldürülmesi için talimat veriyor.

Darbecilerin bin civarında silahlı korumanın olduğu saraydan Erdoğan’ı almak üzere 5-6 asker görevlendirdiği söyleniyor, onlar sarayın girişini bulamıyor çevredekilerden soruyor. İşin ciddiyetten uzak sadece görüntü oluşturmak için kurgulandığı ortaya çıkıyor.

Nesin köşesinde; darbeciler TV kanallarını ele geçirmeyi unuttukları için onlar kanalları hiç kullanmıyor, Erdoğan ve ekibi tüm kanallardan gerçek bir darbe varmış gibi renkli sinemaskop film izletircesine darbe senaryosunu aktarmaya devam etmesinin garipliğini  “böyle dandik darbe mi olur” sözleriyle anlatıyor. Darbe bildirisi okumak için giden bir kaç kişiyi orada hazır bekleyen askerleri etkisiz hale getiriyor. Uçaklar Meclisi ve Külliyeyi bombalıyor ancak o kadar maharetli pilotlar bombaları bahçeye bırakıyor. Meclis bombalandı görüntüsü oluşturmak için içeride bir şey patlatılıyor ve basına servis ediliyor.

DARBE SUÇU AKIN ÖZTÜRK ÜZERİNE ATILMAK İSTENİYOR AMA BAŞARILI OLAMIYORLAR

Akıncı üssünden kaldırılan uçakların sorumluluğunu Akın Öztürk’ün üzerine atmak üzere plan yapıyorlar, işkence ile Öztürk’e suçu kabul ettirebileceklerini düşünüyorlar ancak o işkencelere rağmen suçu kabul etmeyince darbenin lideri olarak ilan ettikleri isim oyunlarını boşa çıkarıyor.

Darbe senaryosunun en önemli ayaklarından biri Akıncı üssü Genelkurmaydan getirilen komutanlar orada tutuluyor, darbeyle ilişkilendirdikleri cemaat mensuplarının üste görüntüleri yayınlanıyor, üs komutanı darbede uçak kaldırmakla suçlanıyor. Ancak ilerleyen zaman diliminde üsten kalkan ve bombalama eylemlerinde kullanılan uçak ve helikopterleri yine kurguyu planlayan Erdoğan ve suç ortaklarının koordine ettiği ortaya çıkıyor. Ergenekon ekibince üsse gizlice sokulan eski pilotlar bombalama eylemlerinde kullanılarak üssün adı darbe eylemlerine karıştırılıyor.

Deniz kuvvetlerinde de benzer şeyler yaşanıyor, Kuvvet komutanı Bülent Bostanoğlu ve donanma komutanı Veysel Kösele kimsenin ulaşamayacağı yerlere saklanıp astlarını darbeye bulaştırmaya çalışıyor. Emirlerindeki gemilere denize açılma talimatı verdikten sonra saklanan bu iki komutan kendi talimatıyla denize açılmışları darbeye karışmakla suçluyor. Limana yanaşırlarsa kendilerine ateş açılacağını anons ettirerek onların yaklaşmasını engellemeye çalışıyor.

Hava kuvvetlerinde Komutan Abidin Ünal, Akın Öztürk’ü üsse davet edip onun olaylara karışmış gibi gösterilmesini sağlıyor, harp okulunu ziyaret edip öğrencilere gece köprü işgalinde yanınızdayız mesajı veriyor. Bütün bunlarla kuvvet komutanları darbe girişimini kendilerinin planladığı izlenimi vererek astlarını tuzağa düşürüyor.

Kara kuvvetleri komutanın kara havacılık okuluna kontrol için bir savcıyla birlikte gönderdiği Salih Zeki Çolak, savcıyı bırakıp içeriye kendisi gidiyor, orada harekete hazır halde bekleyen helikopter pilotlarını görüyor ama dönüp her şey normal raporu vererek Gölbaşında 44 polisin ölümüne 270 den fazlasının yaralanmasına yol açan helikopterlerin kalkışına fırsat veriyor.  Çolak emrindeki tankların konvansiyonel olmayan tatbikat bahanesiyle kışlalarından çıkarılmasını sağlıyor, bu tanklar bazı yerlerdeki olaylarda kullanılıyor, ama kimse onun rolünü sorgulamıyor.

Akar’ın da aralarında olduğu kuvvet komutanları Erdoğan’la anlaşıp olaylara zamanında müdahale ederek bir emirle durdurmaları mümkünken hadiselerin büyümesini ve ölümlerin artmasını bekliyorlar. Akar’ın “sizi liderimiz Gülen’le görüştürelim dediler” sözüyle suçu Gülen’in üzerine atma görevini üstleniyor. Ancak aynı odada bulunanlar onun verdiği bu bilgiyi doğrulamıyor hiç şahidi olmayan bu sözüyle Akar’ın da diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte Erdoğan’ın senaryosunun parçası olduğu ve kendi personelini tuzağa düşürmede rol aldığı ortaya çıkıyor. Komutanlar ordunun %1,5 unun karıştığı bir girişimi ellerindeki diğer askerleri kullanıp önlemeleri mümkünken Aksakallı gibileri kullanıp silahsız halkı sokağa davet ediyor ölümlerin artmasına zemin hazırlıyorlar.

Fidan ve Akar’ında aralarında olduğu kuvvet komutanlarınca hazırlanan senaryodaki çok daha fazla sayıda ölüm olması ülke genelinde yaygın bir darbe görüntüsü oluşması isteniyor. Ancak planladıkları bazı ölümlü eylemler gerçekleşirken bazıları ilgili birimdeki komutanların basiretiyle önleniyor.

GÜLEN’İN DARBEYE İHTİYACI YOK AMA ERDOĞAN’IN VAR

Nesin daha önceki yazılarında hizmet grubunun darbe yapmasının mantıki izahının olmadığını, çünkü onların darbeye ihtiyaçlarının olmadığını şu ifadelerle anlatıyor. Orduda hizmet hareketinin kendi seyri için gelişerek mesafe alabildiğini, emniyet ve adliyede kadro yetiştirmede zorlanmadığını ve devletin her kademesinde görev yapan en başarılı insanları onların yetiştirdiğini anlatıyor.

Eldeki verilerden hareketle cemaatin darbe gibi bir maceraya girmeye ihtiyacının olmadığını, okullar üniversiteler ve tüm kurumlarıyla ciddi insan kaynağı yetiştirme potansiyeli oluşturduğunu, belli zaman diliminden sonra ülkede tabii seyri içinde üst yöneticilerin önemli bir bölümünün cemaat mensuplarından oluşacağını belirtiyor. Böyle yaygın faaliyet ağlarıyla insan sermayesini geliştirebilen bir ekibin darbe gibi bir maceraya girmesinin tüm dünyadaki faaliyetlerine zarar vereceğini bu yüzden cemaatin darbeye karışmasının mantıklı bir izahının olmadığını anlatıyor.

Aynı yazıda, Erdoğan için tüm çıkış yollarının kapandığını ilerleyen dönemde yargılanma korkusu yaşadığını, son seçimlerde kendisini kaybetme korkusunun sardığını, bu yüzden darbeye en çok onun ihtiyaç duyduğunu anlatıyor. Eldeki delillerden ve gerekçelerden hareketle bu darbenin cemaat tarafından planlanmadığını aksine Erdoğan’ın aralarında olduğu bir ekiple planlandığına vurgu yapıyor.

Cemaatin darbeye adının karıştırılmasında kullanılan Öksüz’ün darbeden bir günce önce Fikri Işık’la görüştüğü, Işık’ın Marmaris’e giderek Erdoğan’a gelişmeler hakkında bilgi verdiği ortaya çıkıyor. Olayların sorumlusu gibi gösterilen Öksüz’ü hapisten kaçırmak için özel plan yapıldığı anlaşılıyor. Öksüz’ün de aralarında olduğu bazı isimler suçun cemaat üzerine atılmasında kullanılırken ordudan atılan on bini aşkın subay, on binlerce emniyet görevlisi, yüz bini akşın devlet memuru darbede hiç yer almıyor, onlar darbeye karışmadıkları hatta bazı komutanların darbenin önlenmesinde aktif görev yaptıkları halde cemaat mensubu olmakla suçlanıp atılıyor.

Fişleme ve darbe sırası yapılacaklar listesi önceden planlanıyor, Kimlerin darbeye adının karıştırılacağı önceden belirleniyor, darbe sırasında açığın ortaya çıkmaması için bilgilerin tek merkezden ve tek kişinin açıklamalarıyla aktarılmasına özen gösteriliyor. Kimin suçlu olduğu bile bilinmeden planlandığı gibi ilk andan itibaren suç tek ağızdan cemaatin üzerine yıkılıyor.

Cemaat mensuplarının konuşup planlarını bozmasını engellemek için; her şeyin kontrolleri altında olduğu, OHAL’in tüm şiddetiyle sürdüğü, kuş uçmasına bile izin verilmediği, öğrencilerin müebbetle yargılandığı bir dönemde Öksüz gibi tüm suçların sorumlusu olarak gösterilen kritik bir isim sırlı bir kararla tahliye edilip gözlerden kaçırılıyor. Üstelik cemaatle ilişkisi kurulan herkesin suçlandığı bir dönemde bu tahliye kararını verenler ellerini kollarını sallayarak ülkede rahatça gezebiliyor.

Öksüz gözaltında iken Erdoğan’ın kara kutusu Başbakanlık müşaviri Ali İhsan Koca onunla iki kez görüşüyor, onun kaçışına AKP milletvekili Recep Yıldırım ve AKP li belediye başkanı yardımcı oluyor, bunlarla ilgili yapılan haberlere konun aydınlanmasını önlemek için yayın yasağı getiriliyor.  Öksüz salındıktan 2 gün sonra imza için karakola tekrar gidiyor herkes tutuklandığı halde o tutuklanmıyor. Bu olaylardan sonra 5 gün boyunca elinde cep telefonu serbestçe dolaşıyor kimse müdahele etmiyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün...

15 TEMMUZ SONRASI İYİ PLANLANMIŞ BİR ERDOĞAN-ERGENEKON DARBESİ

Erdoğan ve suç ortakları darbeyi cemaatin üzerine yıkmaya göre plan yaptı, hala her fırsatta ölümlerden cemaati sorumlu gösterip onları terörist ilan ediyor. Ama tüm devlet imkânları elinde olmasına rağmen cemaatten bazı isimlerin olaylara adının karıştırılması dışında bir belge ortaya koyamıyor, hatta darbenin detayların araştırılması önlemek için elindeki tüm imkânları seferber ediyor.

Sonuçlara bakıldığında 15 Temmuz sonrası yapılacakların Erdoğan ve suç ortakları tarafından adım adım planlandığı ortaya çıkıyor. Suçlanan Yurtta Sulh Konseyi dedikleri hayali grubun darbe sonrası yapılacaklarla ilgili en küçük bir planları ortaya çıkmadı, darbecilerce gönderildiği söylenen sıkıyönetim direktiflerinde sıkıyönetim komutanları ve kurulacak mahkeme üyeleri listeleri var. Aslan’ın mahkeme kayıtlarından aktardıklarıyla bu listeler Erdoğan ve ekibi tarafından hazırlanmış. Yani kimleri neyle suçlamak istediklerini önceden belirlemişler.

Darbecilerin TV kanallarını ele geçirmeyle ilgili bir planları yok, birkaç TV kanalına linkleri kesmek üzere götürülenleri Erdoğan ve suç ortakları belirlemiş polis zoruyla evlerinden alınıp oralara götürülüp bırakılmışlar. Yani darbecilerin medyayla ilgili bir planları yok, Hâlbuki Erdoğan ve ekibi ilk andan itibaren tüm TV kanallarına canlı bağlanarak tek merkezden bilgi akışı planı yapmışlar. Ardından tüm basını ele geçirip aksi haber yapanları terörle ilişkilendirip kapatmışlar. Basında her gün talimatla kendi istedikleri yönde haberler yaptırarak suçu başkasının üzerine yıktılar.

Darbeciler toplumu inandırmak için ülkeyi tehlikeden kurtardıkları konusunda hiçbir hazırlık yapmamışlar. Hâlbuki Erdoğan ve ekibi önce infial uyandıracak bombalama ve ölümlerle tehlikenin büyüklüğüne inandıracak şekilde senaryolar hazırlamışlar bunlardan bazılarını hayata geçirmiş bazıları ise komutanların basiretiyle engellenmiş. Ancak onlar senaryolarında başardıkları bölümü kullanarak OHAL ilan edecek, halkı senaryolarına inandıracak şekilde planlama yapmışlar. Basında darbe yapanların kıskıvrak yakalanıp çırılçıplak soyulduğu işkence fotoğraflarını, köprüdeki boğazı kesilen asker fotoğraflarını yayınlayarak itiraz edeceklere karşı her türlü şiddete başvurabileceklerin gösterip korkutmayı hedeflemişler.

Darbecilerin darbe sonrasıyla ilgili sahte sıkıyönetim komutanlıkları listesi dışında bir hazırlığının olmadığı, Erdoğan dışında siyasi liderler ve siyasetçilerle ilgili en küçük bir planlarının bulunmadığı biliniyor. Hâlbuki Erdoğan ve ekibinin darbe sonrasında bir hafta için de 130 binden fazla insanın atılması on binlerce insanın tutuklanmasıyla ilgili plan yaptıkları ortaya çıkıyor.

Darbecilerin darbe sonrası ülke yönetimini nasıl ele geçirecekleri konusunda bir planları yok. Hâlbuki Erdoğan ve ekibinin OHAL in nasıl ilan edileceği, demokratik normların nasıl kaldırılacağı konusunda iyi hazırlanmış bir planları var. Hatta uluslararası camiadan gelecek tepkileri önlemek için ülkenin taraf olduğu tüm insan hakları örgütlerine OHAL döneminde olayları önlemek için hukuk normlarının kaldıracakları bilgisini gönderecek kadar hazırlık yapmışlar.

Darbecilerin Erdoğan’ın evine bir grup asker gönderilmesi dışında hiçbir siyasi hedefe dönük planları yok. Hâlbuki Erdoğan ve ekibinin senaryolarına itiraz edebilecek tüm muhalif partilerle ilgili plan ve projeler yapmışlar. Yeni kapı ruhu diyerek tüm partileri kendilerin yanlarında olmaya zorlarken itiraz edenleri tutuklayıp susturmuşlar. Darbecilerin hiçbir siyasi hedefi yok ama Erdoğan ve ekibinin ülke yönetimini tek başına ele geçirme hedefi var ve kendi senaryoları darbe sonrası tüm hedeflerini adım adım gerçekleştiriyor, geri dönülmesi imkânsız düzenlemelerle gitmemek üzere ülke yönetimini ele geçiriyorlar.

Darbecilerin devlet birimlerini nasıl ele geçirecekleriyle ilgili en küçük planları yok, Erdoğan ve ekibinin ülkedeki tüm kontrol mekanizmalarını ele geçirecek yönde hazırlık yaptıkları Valileri adeta sıkıyönetim komutanı gibi yetkilerle donatıp ülkeyi keyfi kurallarla yönettikleri görülüyor. Basit bahanelerle OHAL i uzatıp hukuk dışı faaliyet sürelerini uzattıkları ve geri dönülmemek üzere ülke yönetimini gasp edecek birçok planı yaptıkları anlaşılıyor.

Darbecilerin göstermelik kuvvet komutanlarının Akıncı üssüne götürülmesi dışında muhalefet edebilecek güvenlik birimleri hakkında en küçük planlamaları yok. Erdoğan ve ortaklarının muhalefet edebilecek on binlerce asker polis ve devlet memurunu önceden belirledikleri, 200 civarında generalinde aralarında olduğu binlerce asker polisi aynı gün ve sonrasında tutuklayıp güvenlik birimlerini etkisiz hale getirme konusunda plan yaptıkları ortaya çıkıyor.

Ergenekon Balyoz davalarında darbe hazırlığı yapanların onlarca cilt dosya ile planlama yaptığı biliniyor. 15 Temmuzda ise darbecilerin yönetimi ele geçirdikten sonra ne yapacaklarıyla ilgili en en küçük bir planları bulunmuyor. Hâlbuki Erdoğan ve ortakları; kimlerin tutuklanacağı, hangi kanunların devre dışı bırakılacağı, ülke yönetiminin nasıl ele geçirileceği, demokratik kuralların nasıl yok sayılıp yerine hangi kuralların getirileceği, meclisin nasıl devre dışı bırakılıp istedikleri kanunların nasıl çıkarılacağı, ülkenin hangi keyfi düzenlemelerle KHK larla nasıl idare edileceği, OHAL baskısı altında hazırlatacakları Anayasayı nasıl halka onaylatacaklarıyla ilgili ön hazırlık yaptıkları belirleniyor.

Erdoğan ve ekibi darbe sonrasında ömür boyu iktidardan gitmemek üzere hangi düzenlemeleri yapacakları, YÖK, Anayasa mahkemesi, Yargıtay, dâhil tüm üst kurul ve komisyonlarındaki muhalif isimleri nasıl temizleyip devletin tüm kontrol birimlerini nasıl ele geçirecekleri, muhalefet edebilecek akademisyenleri belirleyip terörle nasıl ilişkilendirip atacakları, güvenlik-adalet-eğitim-üniversiteler ve diğer devlet birimlerinde de kimleri ihraç edecekleri kimleri terörle nasıl ilişkilendirip haklarında soruşturma başlatacakları, hangi adreslere baskınlar düzenlenip kimlerin hangi gerekçelerle tutuklanacağı, muhalif görüş bildirecek hangi gazetecilerin hangi gerekçeler kullanılıp suçlanacağı, hangi gazetecilerin işten attırılıp hangi gazetelere el konulacağı, hangi dernek-sendika gibi STK ların kapatılacağı ve hangi yöneticilerinin tutuklanacağını önceden belirlemişler.

Hangi özel şirketlerin teröre destekle suçlanıp sahiplerinin gözaltına alınacağı, kimler hakkında hangi yöntemlerle karalama kampanyaları düzenleneceği, masum insanların tutuklanmasını mazur göstermek için kimler hakkında nasıl uydurma suçlar üretileceği, devlet birimlerinin ve devletin denetim mekanizmalarının nasıl ele geçirileceği,  ele geçirilen birimlerde kimler hakkında ne tür suçların üretileceği, geçmişte yapılan yasal eylemlerin nasıl suç haline getirileceği ve tutuklanma gerekçesi olarak kullanılacağına önceden karar vermişler.

İtiraz edebilecek 3 bin civarı hâkim ve savcının işten atılarak adalet sisteminin nasıl talimatla iş yapar hale getirileceği, kimlerin nasıl terörist ilan edileceği, kimlerin aylarca dosya hazırlanmadan bekletileceği, kimlerin pazarlıkla salınıp kimlerin tutuklanacağı, kimlere işkence ile suç kabul ettirileceği, kimlerin itirafçı olmaya zorlanacağı, kamudan kimlerin tasfiye edilip muhalif seslerin kesileceğini önceden tespit etmişler.

Hangi eğitim kurumlarının o gece yağmalanacağına dair adresleri halka el altından dağıtmışlar, hangi yönetim kadrolarına kimleri getireceklerini ve tüm devlet birimlerini nasıl emirle iş yapar hale getireceklerine, hangi bilgilerin kamuoyuyla paylaşılacağı, hangi haberlere yayın yasağı getirilip işlenen hukuksuzlukların araştırılmasının engelleneceği, kimlerin karalanıp etkisizleştirileceği, kimlerin suçlanıp susturulacağı, hangi kuruluşların mali yapısının nasıl bozulacağı, hangi görevlere kimleri nasıl getirecekleri konusunda önceden plan yapmışlar.

15 TEMMUZ SEBEP SONUÇ VE ÖN HAZIRLIKLARIYLA BAŞARIYA ULAŞMIŞ BİR ERDOĞAN-ERGENEKON DARBESİ

Darbeciler yönetime el koysa idi ne yapardı,

-Tüm devlet mekanizmalarını ele geçirir çıkardığı hukuk dışı düzenlemelerle ülke yönetirdi,

-Demokratik normları ortadan kaldırıp istediklerini suçlu ilan eder ve insan haklarını ellerinden alırdı,

-Kendini ülkeyi tehlikelerden kurtarmış bir kahraman olarak sunarak yaptığı tüm hukuksuzlukları mazur göstermeye çalışırdı,

-Asker-polis-adliyede muhalefet edebilecekleri tutuklatıp etkisiz hale getirirdi,

-İstediğini terörle ilişkilendirip suçlar-işkence eder-zorla suç kabul ettirir-tutuklatır-işten attırır ve ekmeğini elinden alırdı,

-Eğitim kurumları-gazeteler-bankalar-işletmelere el koyar kurucu ve çalışanlarından muhalif eğitimci-gazeteci- akademisyen iş adamlarını dilediği gibi terörist ilan eder ülkeden kaçmak zorunda bırakırdı,

-Kendini koruyacak şekilde yasalar çıkartır ve işlediği suçların araştırılmasını engellemeye çalışırdı,

-Tüm basını ele geçirir-halkın bilgi edinme yolarını kontrolüne alır ve tek merkezden üretilen aynı yönde haberlerle ülkede sanal bir dünya kurardı.. bunları çoğalmak mümkün.

Su anda darbecilerin yapabileceği her şeyi Erdoğan ve ortakları yapıyor.

-Darbenin sebepleri,

-Yapılan ön hazırlıklar,

-Darbe sırasında yaşananlar ve

-Darbe sonuçlarından yararlananlara baktığınızda

15 Temmuz ülke yönetimini ele geçirmek isteyen Erdoğan’ın da ortağı olduğu bir suç şebekesinin kurgusu.

İyi planlayıp başarıyla sonuçlandırdıkları darbedeki ölümlerden tamamen onlar sorumlu oldukları halde suçu cemaatin üzerine atıp onları şeytanlaştırırken, tüm nimetlerinde doyasıya kendileri yararlanıyorlar.

Geçmişten beri elindeki derin bilgi ve belge sopasıyla siyasetçilere yön veren Oda TV gibi yayın organları gerçeklerin üstünü örtmek için bir süre daha suç ortaklarını hizaya getirmede sırları saklamada kullanılacak. Asıl gümbürtü suç ortakları kendi aralarında menfaat çatışmasına girdiği zaman ortaya çıkacak, köşeye sıkışan herkes bir diğerini suçlamak için elindeki tüm bilgi ve belgeleri ortaya dökecek.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ