Ömer Faruk Gergerlioğlu: "OHAL: Tüm kötülüklerin anasıdır"

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Olağanüstü Hal'e (OHAL) dair bir yazı kaleme aldı. OHAL, tüm hukuksuzlukların ve yalanların kaynağı olduğunu kaydeden Gergerlioğlu, 15 Temmuz şaibeli Darbe Girişimi'nden bu yana yaşananlara dikkat çekti.
Sivil Toplum Çalışmalarının yanı sıra Mazlumder'de yöneticilik yapan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Olağanüstü Hal'e (OHAL) ilişkin bir yazı kaleme aldı. OHAL, tüm hukuksuzluklarla yalanların temel kaynağı olduğunu belirten Gergerlioğlu, "OHAL, tüm vicdansızlıkların mazeretidir. OHAL kalkmalı, aydınlık yarınlar gelmeli." dedi. 

Artı Gerçek haber sitesinde 'OHAL: Tüm kötülüklerin anasıdır' başlıklı yazısında bu dönemde insan haklarında yaşanan gasplara dikkat çekti. Binlerce aile faciasının yaşandığını ifade eden Gergerlioğlu, yazısının devamında şunları kaydetti;

OHAL bu sefer kalkacak mı? OHAL'den bu sefer kurtulabilecek miyiz? Çünkü gerçekten OHAL, tüm kötülüklerin anası durumundadır. Niye mi, çünkü anayasal sınırlarının dışına çıktığını defalarca tüm hukuk insanlarının ispat ettiği, sahada tüm insan hakları kuruluşları ve aktivistlerinin apaçık gösterdiği OHAL, herkese, her şekilde kötülük saçıyor.


Binlerce aile faciası yaşanıyor. Eşler tutuklu, çocuklar kimsesiz halde... Mesela en son örneklerden biri Balıkesir'den. Gönül, Şahin Menge çifti. İkisi de uzun süredir tutuklu, 5-10-14 yaşındaki çocuklar annesiz, babasız kaldı. Çocuklara bakan 72 yaşında 14 anjiyo olmuş 2 kalp krizi geçirmiş bir nine. Karı koca tutuklu, 3 cocuk ortalıkta... Kendi cocuklarınızı düşünün, empati yapın Bu zalimliklere devam etmeyin diyoruz sorumlu makamlardakilere. Onlar ne yaparsa yapsın, biz vicdanımızın sesini dinleyeceğiz ve hep bunlara karşı çıkacağız.

Ahmet Şık rekor seviyedeki tutukluluk günlerini bitirdi, şimdi Ahmet Altan, Mehmet Altan, Ali Bulaç vd. yüzlerce gündür inanılmaz gerekçelerle cezaevlerinde tutuluyorlar. Çıkmaları için hukuka ihtiyaç yok şu anda, çünkü hukuk geçerli değil, yöneticilerin insafa gelmesi bekleniyor. Bu ülkede herkes yargının siyasallaştığını bilir ama artık normalleşmiştir, kimse ses çıkarmaz. Gerçek hukuk nerelerde...? Çok uzak görünüyor ama umutsuzluğa hakkımız yok, bizim elimizle gelecek, gökten bir mucize inmeyecek.

Ve yine Alpaslan Kuytul. Avukat Mehmet Ali Başaran onu Bolu F tipi cezaevinde ziyaret etmiş ve çok belirgin, kasıtlı bir cezalandırmayı, hak gaspını anlatıyor. "61 gündür tutuklu. Hakkında beş ayrı dosya var. Dosya denilen "şeyler" basında pişirilen iftiraların tırnak içindeki savcılar tarafından iddianame şeklinde servis edilmesinden ibaret. Şüpheniz olmasın.

                                                                 .........

Alparslan Kuytul'a Bolu F Tipi Cezaevi idaresi de ayrıca zulmediyor. Tek başına bir hücrede kalan bu "özel" tutukluya kütüphaneye çıkma hakkı, spora çıkma hakkı, başka herhangi bir tutsakla avluya çıkma hakkı tanınmıyor. Kendisine televizyon da verilmiyor.

İki avukatı ile aynı anda görüşmesine müsaade edilmedi. Bu da bir hukuksuzluk lakin bir hukukçu olarak en aşağılayıcı bulduğum muamele avukat görüşme odasına gardiyan sokmaktır. Özel avukatları ile görüşürken bunu da yapmışlar.

Savunma hakkına öyle ağır bir saldırıdır ki bu, insan sormadan edemiyor: Avukatlara bu düşmanlık neden? Savunma Hakkı'na bu saldırı niye yapılıyor? Sizin hiç avukata ihtiyacınız olmayacak mı beyler?

(Gün gelir, ayaklar altına aldığınız o HAKLAR'ın ayaklarına kapanmak zorunda kalabilirsiniz diye size nasihat eden bir büyüğünüz yok mu? Hiç düşünmez misiniz? Hiç ibret almaz mısınız?)

Adana'dan Bolu'ya nakledilmesi de ayrıca bir zulüm. Eşi, çocukları, ziyaretçileri kendisini görmeye rahatça gelemesin diye tasarlanmış bayağı bir işkence.

Zaten Bolu F Tipi Cezaevi'nin müdürü mahkûmların haklarını kısabildiği kadar kısmaya çalışan, tam bir "düşman ceza hukuku" uzmanı mübarek! Son iki yıldır ne zaman ziyarete gitsem solcu mahkûmların attığı sloganları işitiyorum.

BİR OHAL klasiği daha ister misiniz. OHAL'in bir an evvel niye bitmesi gerektiğine dair yeni bir gerekçe ister misiniz?!! Bitlis'in Güroymak ilçesinde görev yaparken ByLock kullandığı gerekçesiyle KHK ile meslekten ihraç edilen ve 6 ay hapis yatan Uzman Çavuş Mehmet Şentürk, yargılandığı davadan "isim benzerliği olmuş, pardon" denilerek beraat etti. Filmleri mi hatırlasak yoksa tüm komik filmlerin günümüz Türkiye'sinde gerçekleştiğini mi hatırlasak.

Müfteri, muhbir düzenini hazırlayanlar, yargısız infazcılar, sorgusuz, sualsiz damgalayanlar..! Bilin ki bu vebal çok ağırdır ve binlerce yemin olsun ki hesap vereceksiniz. Mazlum anneler, ağlayan bebekler adına and olsun, and olsun..!

OHAL bitsin, hukuk gelsin demek herkesin isteği olmalı. Ama Ak Parti'yi destekleyen dindarlarımız o kadar başka bir dünyadaki gerçekten hayretler içinde izliyorum. Dün hep birlikte Emevi sultanlarını eleştirdiğimiz arkadaşlarımızın çoğu bugün modern sultanlara toz kondurmuyor. Bu nasıl bir dönüşümdür ya Rab..!?

Bugün OHAL, tüm hukuksuzlukların kaynağıdır.  OHAL, tüm yalanların kaynağıdır. OHAL, tüm gözyaşlarının nedenidir. OHAL, tüm vicdansızlıkların mazeretidir. OHAL tüm kötülüklerin kılıfıdır. OHAL kalkmalı, aydınlık yarınlar gelmeli Bu sefer OHAL uzatılmasın, 20 Nisan'da anayasal hal isteğimizi bu sefer daha yüksek sesle dile getirelim. Çünkü artık bel veriyor, dayanılacak gibi değil OHAL.


 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ