Korkularımız var bizim: Ya ülke çökerse, ya ekonomi batarsa, ya...

Uzun zaman oldu mutluluk duygusunu yitireli. İyimserlik de çok uzak artık. Şimdi korkular besliyor düşüncelerimizi: Ya ekonomi çökerse, ya ülke bölünürse, ya borcumu ödeyemezsem...


Çok değil daha 10 yıl önce, pek çok Türkiyeli kendini 'mutlu' diye tanımlıyordu ürkek de olsa.

Bugünse, Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Aslı Aydıntaşbaş'ın da yazdığı gibi, bir kara buluttur çöktü üstümüze. 


19 Ağustos tarihli yazısında Aydıntaşbaş, ABD ile patlak veren ev hapsindeki Rahip Andrew Brunson krizinin, zaten duvara toslamak üzere olan ekonomideki çöküşü hızlandırdığı kanaatinde. 

"Bir yandan enflasyon, işsizlik, diğer yandan ABD yaptırımları konusunda üst üste gelen moral bozucu haberler karamsarlığımızı iyice artırıyor" yorumunu yapan Aydıntaşbaş, "10 yıl önce yapılan kamuoyu yoklamalarında, Türkiye’de kendini ‘mutlu’ diye tanımlayan insanların sayısı oldukça yüksek, tüm parti seçmen tabanlarında geleceğe yönelik umut fazlaydı. 10 yıl önce Türkiye halkı genel hatlarıyla iyimserdi. Bugün maalesef geleceğe yönelik umut değil korku besliyoruz" diye de ekliyor.

Korkuların, kamuoyu araştırmalarına da yansıdığının altını çizen Aydıntaşbaş, mutsuz Türkiye tablosu için şu yorumu yapıyor:

"Ya ülke bölünürse”, “Ya ekonomi çökerse”, “Ya borçları ödeyemezsek” gibi kaygılar, vatandaşın duygu dünyasında öne geçmiş durumda. AGİT rakamlarına göre Türkiye halkının hayattan tatmin düzeyi, 1’den 10’a kadar olan bir skalada, yaklaşık 5.5. Bu bizim oldukça mutsuz bir toplum olduğumuzun tescili. Anlayacağınız o burun kıvırdığımız Avrupa, ABD, Güney Afrika, Şili, İsrail gibi ülkeler, ‘mutluluk endeksinde,’ bizden çok daha iyi durumda.

Biz ise ‘Asabi Devlet, Mutsuz Toplum’ şiarıyla ilerliyoruz."

Bu olumsuz tabloya rağmen, Türkiye toplumunun AGİT ortalamalarının kat kat üstünde çalışkan olduğuna ve zorluklara katlandığına değinen Aydıntaşbaş, devletin bunu kötüye kullanmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Aydıntaşbaş, tespitlerine şöyle devam ediyor:

"Türkiye’nin ekonomik anlamda hâlâ avantajlı olduğu alan, bankaların nispeten dayanıklı olması ve devletin henüz ödemeler dengesi konusunda bir sıkıntı yaşamıyor olması. Şu anda ekonomik kriz büyük ölçüde özel sektörde küçük ve orta ölçekli işletmeleri etkiliyor. Tabii bu çok kötü bir durum ama bankaların çökmesi ya da devletin kasasında para kalmaması, maaşların ödenememesi daha da vahim olurdu. 

Yine de oturup sevinecek halimiz yok. ‘Fakir ama gururlu’ olma hali, kahve muhabbetinde ve siyasi nutuklarda havalı olabilir ancak işsizlik ve enflasyonun artmasıyla birlikte bu böbürlenme de sürdürülebilir değil."










Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ