Kaşıkçı cinayetinin nedeni petrol ve özelleştirme mi?

Her bir on yıllık dönemde ABD, müttefiklerini enerji, finans ve ticaret üzerinden terbiye etti. Ama hiçbir dönemde müttefikleri üzerindeki baskısı bu kadar yoğun olmadı. Suudiler şu anda kendi paylarına düşeni yaşıyorlar.
Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi ile tartışma büyürken, kimi yorumlara göre meselenin ardında Suudi rejimini ayakta tutan, aynı zamanda küresel güçlerin çıkar çatışması alanı haline getiren petrol var.

Gazeteduvar yazarı İlhan Uzgel, ABD'nin müttefiklerini enerji, finans ve ticaret üzerinden terbiye etmesinin bilinen bir gelenek olduğunu ancak müttefikler üzerinde eşine rastlanmayan bir şekilde artan baskıdan Suudi rejiminin de payına düşeni aldığını belirtti. 

Uzgel, cinayeti Suudi petrolü ile ilişkilendirdiği yazısının ilgili kısmında şu yorumu yaptı:


"...ABD sisteminin reformdan anladığı öncelikle bir kamu kuruluşu olan ve dünyanın en değerli şirketi sayılan Aramco hisselerinin ilk başta yüzde beşinin New York borsasında işlem görmesiydi ki yeni prens de bu konuda açıklama yaparak kendisini bağlamış ve umut yaratmıştı. Fakat ilerleyen süreçte iki sorun çıktı. İlki şirketin değeri birçok uzmanın abartılı bulduğu 2 trilyon dolar olarak ilan edildi. İkincisi ve daha önemlisi ise borsaya açılma sürekli ertelendi ve ne zaman gerçekleştirileceği belirsiz bırakıldı. Ayrıca, muhtemelen pazarlık payını yükseltmek için Londra ve Hong Kong borsalarının da tercih edilebileceği fikri dillendirildi."

Selman ile ilgili bir diğer sorunun petrol fiyatlarıyla ilgili olarak gündeme geldiğine işaret eden Uzgel, Trump'ın uzun süredir hem bir kartel olarak OPEC’i hem de Suudi Arabistan’ı üretimi artırma, dolayısıyla petrol fiyatlarını indirme konusunda uyardığına değindi.

"Kendi üslubunca geçtiğimiz temmuz başından itibaren petrol üreticisi Arap ülkelerine yönelik olarak bu baskıyı artırdı ve bilindik pazarlığı gündeme getirmeye başladı" tespitinde bulunan Uzgel, Trump'ın, petrol üreten ülkelere, "Biz sizi koruyoruz karşılığında petrolü bizim istediğimiz fiyattan verin" tehdidi savurduğunu hatırlattı ve ekledi:

"Aslında Trump Suudi Arabistan ve sonrasında diğer Körfez ülkeleriyle 1945’te Mısır’da gerçekleştirilen Roosevelt İbn Suud görüşmesinde belirlenen pazarlığı hatırlatıyordu. Petrol karşılığı güvenlik. 20 Eylül’deki tweet daha sertti. 'Biz olmasak Ortadoğu ülkeleri kendilerini koruyamaz' O yüzden petrol fiyatlarını düşürün diyordu.

Petrol fiyatının düşmesi hem İran’ı ekonomik olarak daha da zorlayacak, hem de üretim artırılmazsa, yaptırımların devreye girmesiyle birlikte fiyatlar, İran petrolünü satmakta zorlanacağı için daha da yukarı çıkacaktı. Ayrıca, Kongre seçimleri yaklaşıyordu ve Cumhuriyetçiler ABD’de benzin fiyatlarının düşmesini istiyorlardı. Buna rağmen beklenen düşüş gerçekleşmediği gibi Suudi Arabistan’ın Rusya ile üstü örtülü bir uzlaşı içinde petrol fiyatlarını yüksek tuttuğu yolunda söylentiler vardı."

Uzgel, konuyu Kaşıkçı cinayeti ile ilişkilendirdiği bölümde ise, Kaşıkçı'nın sıradan bir gazeteci olmadığına atıfta bulundu ve "Geçmişte Suudi istihbarat şefi Turki’ye danışmanlık yapmış, 1970 ve 80’lerin ünlü silah tüccarı Adnan Kaşıkçı’nın yeğeni, Prenses Diana’nın sevgilisi Dodi el Fayed’in uzaktan kuzeni olan, aslında Suudi kurulu düzeninin içinde yer alan, ABD istihbarat ve siyaset çevreleriyle yakın ilişkisi bulunan, Müslüman Kardeşler’e yakın olduğu söylenen ve Washington Post gazetesinde köşe yazıları yazan biri" görüşünü dillendirdi.

Uzgel, tespitlerini şöyle sürdürdü:

"Böyle birini ortadan kaldırmak için her tarafının kamerayla gözetlendiği bir konsolosluğun seçilmesi, üstüne üstlük bir de aynı gün Suudi Arabistan’dan kimliklerini gizlemenin imkanı olmayan iki uçak dolusu suikastçı ve otopsi uzmanı getirmenin ve sonra da bu cinayeti, ortadan kaldırmayı gizleyebileceğini düşünmenin akla uygun bir yanı yok. Sonuçta herkes bilir ki, tehdit edildiğini söyleyen bir Washington Post gazetesi yazarı konsolosluktan çıkmazsa bu haber olur ve ABD’de haber olan bir konu uluslararası bir olaya dönüşür. Dolayısıyla, bunun daha geniş kapsamlı bir kırılma, bir baskı aracına dönüştürülmek için gözüne sokarcasına gerçekleştirilmiş bir operasyon olması şu anda akla daha yakın görünüyor."







 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ