İsmail S. Gülümser yazdı: Sadakat

"En dar imkânlara sahip insanlar ümitleri sayesinde kendini kurtarırken, bazen imkânlar içinde yüzenler ümitlerini kaybederse her şeyden şikâyet eder hale gelir."

Doğruluk anlamına gelen sıdk kelimesinden türemiş olan sadakat kavramı yürekten bağlılık, şartlar ne olursa olsun verdiği sözleri yerine getirme anlamına gelir. Doğruluk ve sadakatin ileri derecesi en bağlı en güvenilir demektir ki, asla yarı yolda bırakmayacak özü sözü bir samimi ve içten böyle insanlar için sıddık tanımı kullanılır.

Yüksek değerlere sahip insanların en belirgin özelliği yapmacık tavır ve davranışlardan uzak olmalarıdır. Onlar her durumda ciddiyetle bağlılıklarını korumasını bilmiştir. Sıdk ve sadakat insani değerler içinde en öne çıkanlardan biridir. İnsanın inandığı değerlere bağlılığını sürdürmesi onun sadakati ile doğru orantılıdır.


-Doğruluk ve sadakat ilahi iradenin sunduğu, insanı toplum içinde yücelten en önemli nimetlerden biridir.
-Başta peygamberler olmak üzere gönlülerde taht kurmuş Allah dostlarının en belirgin vasfı da içtenliktir.
-Allah’ın her şeyi görüp gözettiğini bilen sadıklar onun huzurunda oldukları şuuru içinde yaşamıştır.
-Hayatları boyunca yalandan hileden ve gösterişten uzak durarak toplumun en seçkin insanları haline gelmiştir.

Mekkelilerin Efendimiz'e (SAV) düşmanlıkta çok ileri gitmelerine rağmen onun verdiği sözde duracağına olan inançlarını asla kaybetmemiş, doğrulukla insanların gönül dünyalarını fethetmiş bu özelliği ile etrafında toplananların sayısı her geçen gün artmıştır.

Toplumda sadakat deyince ilk akla gelen evlilik müessessi ve arkadaşlar arasında sadakattir. Yuvanın korunması sağlıklı arkadaşlık ilişkilerinin sürdürülmesi buna bağlıdır. Fethullah Gülen Hocaefendi bu hafta yayınlanan yazısında sadakatin farklı boyutları üzerinde durmaktadır. Samimiyetten uzak olanlardan sadakat beklenemez, yalan ve hile ile sonuç almaya çalışmanın dinle izahı da zordur. İnançlı birinin en öncelikli konusu Allah’a karşı bağlılık ve saygısını korumak olmalıdır:

-İnsan olmanın gereği olarak bizler her an zaafların kuşatma tehdidi altındayız.

-Allah’a inancımızda tereddütler yaşarsak ona karşı sadakatimizi koruyamaz ve kötülüklere açık hale gelebiliriz.

-Farklı problemlerle boğuşurken yüce yaratıcıya güveni sarsılan böyle birinin istikametini sürdürmesi zordur.

-Kolayca mağlubiyet psikolojisine girebilir, boşlukta kalmış hissine kapılabilir, engellerle baş edemez.

-İnsan önce önemine inandığı değerlere sadık olmalıdır ki tutarsızlıktan kurtulup inandırıcı olabilsin.

-İnandığı halde Allah’a itimat etmeyenlerin başkalarından ona karşı saygı beklemesi de abestir.

-Sadakatin korunması insanın ümidine bağlıdır, olaylar karşısında ümitsizliğe düşenler bağlılığını devam ettirmekte zorlanabilir.

-En dar imkânlara sahip insanlar ümitleri sayesinde kendini kurtarırken, bazen imkânlar içinde yüzenler ümitlerini kaybederse her şeyden şikâyet eder hale gelir.

-İnanç çok büyük bir itici güçtür.

-İnandığı değerlere sadakat insanı yüce yaratıcının desteğine hazır hale getirir.

-Bazen sizler küçük bir adım atarsınız yaptığınız şeyler adeta sihirli bir değneğe dönüşür.

-Hiç beklemediğiniz yollar karşınıza çıkar hiç hesap etmediğiniz kapılar açılır.

-Allah’ın merhametine olan inancını koruyanlar, bu değerlere bağlılıkları ölçüsünde güçlüklere dayanabilir, çıkış yolu aramayı sürdürebilirler.

Önümüze çıkan engellerin;

-Kabiliyetlerimizi geliştirmek için sunulmuş fırsatlar olduğunu düşünenler,
-Kısa sürede olumsuz duygulardan uzaklaşabilenler,
-İlahi gücün yardımına inananlar,
-Üzerine düşeni yaptıktan sonra onun desteğini bekleyebilir.

Bu mücadele sırasında önüne çıkacak alternatif yol ve yöntemler onlar için yeni başarı aparatlarına dönüşebilir. Paylaşım ortamındaki bir videoda kolları ve ayakları olmayan birinin sahnede kalabalıklara
konferans verdiğini birikimlerini aktardığı izlemiştim. En zor şartlarda bile başarma inancını kaybetmeyenlerin mücadele ederek yaşadıkları zorlukları aşabileceğine şahit oldum.

İnanan birinin sadakatini koruması gereken bir diğer konu, sahip olduğu değerleri kendine kazandıran ilahi mesajları kendine ulaştırmak için çok büyük mücadele veren peygamberine karşı sadakatini korumak olmalıdır. İslam peygamberi (SAV) etrafında toplanan dahi derecesindeki sahabeler sadakatleri sayesinde birlikte hareket etme şuurunu korumuş bu birliktelik en zor zamanlarda başarılı sonuçlar alınmasına vesile olmuştur.

Hz. Ebubekir’in miraç hadisesinde ortaya koyduğu teslimiyet ve sadakatiyle 'sıddık' unvanı aldığı unutulmamalıdır.

Sadakati korumanın zor olduğu dönemler sabırla aşılmalı, ilişkilerin iyi gün dostluğuna dönüşmesine izin verilmemelidir.

-Sadık dost düştüğünde insanın elinden tutup kaldırmasını bilendir.

-İyi zamanda kötü zamanda birbirinin yanında olanlar kalıcı birliktelikler kurabilir.

-Daha kısa sürede yaşanan zorlukların üstesinden gelebilir.

-İlk kusurlarında negatif düşüncelere saplanıp dışlayanlarla yola çıkılmaz.

-Aynı idealleri paylaşanlar dostlarının bataklıkta kalmasına göz yumamaz.

-Affediciliği öne çıkarıp dostlarının yanlıştan uzaklaşması için çabalayanlar erdemlidir.

-Hatalı yola girmiş dostunuz sizin olumlu yaklaşımınızla yumuşar yeniden sağlıklı ilişkilere dönülebilir.

Bu yüzden insan nasıl kendi kusurlarının örtülmesini arzu ediyorsa dayanışma içindeki kişi ve gruplarda birbirinin kusurunu örtmelidir ki bağlılık sürdürülebilsin.

Sadakat adeta sihirli bir değnek gibi insanların iç dünyalarında inanılmaz değişimlere yol açar. Geçmişten aktarılan bir hikâyeye göre, manevi âlemde kendilerini irşat eden şeyhlerinin kötü gelecek beklediğini gören bağlıları onu terk eder sadece biri sadakatini koruyup yanında kalır. Sebebi sorulduğunda "Ben her şeyi ondan öğrendim, ayrılamam" der ve onun bu sadakati şeyhi kötü sondan kurtarmanın anahtarı olur.

İnsanlığa ve vatandaşlarımıza karşı saygımızı sevgimizi sadakatle sürdürmeliyiz ki faydalı hizmetlere vesile olabilelim. Topluma hizmet fikrine sadık olanlar bu uğurda her türlü fedakârlığa katlanır, imkânlarını sadece kişisel çıkarları için kullanmak yerine insanlığın geleceği adına özveride bulunabilir.

Millete hizmet diye yola çıktığı halde bu düşünceye bağlılığını sürdüremeyen sadakatini koruyamayanlar makam ve çıkarları peşinde koşmaya başlar. Bazıları insanlık için kullanılması gereken kaynakları kendi parti ya da grupları için kullanmaya yönelebilir.

İnandığımız değerler insanlığın geleceği adına faydalı olduğunu düşündüğümüz ideallere sadakatin korunması ve onların üzerimize yüklediği sorumlulukların yerine getirmesi de çok önemlidir. İnsan inandığı değerlere bağlılığını sürdürebilirse; beklentiye girmekten, kendi menfaatini öne çıkarmaktan, hatalara düşmekten kurtulur ve insani hedefleri için daha fazla çaba gösterebilir.

Moral değerlere bağlılığını koruyanlar her şartta sadakatle o değerler için çabalamak gerektiğini düşünür ve bu yolla hedeflerine ulaşmak için mücadele edebilirler.

-Şahsi beklentilerini bir kenara koyabilen diğergamlar basit şeyler için insanlara el açmaz.
-Duruluğunu ve sadakatini koruyamayanlar ise olumsuzluklara açık hale gelir.
-Onların yapacağı hatalar aynı ideali paylaştığı insanların emeklerine zarar verir.
-Beklentileri karşılanmayınca sadakatten vazgeçenler çevrelerinde hayal kırıklığına yol açarlar.
-“İyilikler Allah’tan fenalık nefistendir” sözünü unutanlar

Başlarına gelen problemlerde suçu başkasında arayanlar inandıkları değerlere bağlılıklarını ve arkadaş çevrelerine sadakatlerini sürdüremezler. İnandığı değerlere bağlılığını sürdürmenin en önemli araçlarından biri de aksiyondur, eğer
insan durağanlığa düşerse sadakatini koruyamaz ve değer kaybetmeye başlar. En olumsuz şartlarda bile aksiyonun koruyanlar hedefleri için gayret gösterenler umudunu devam ettirebilir.

Bunun anahtarlarından biri de yaşanan problemlerde aklıselimi kullanmak, aynı amaç etrafında birleşmiş insanlarla sürekli istişareler yapmak olumsuzluklarda çıkış yollarını ortak akıl toplantılarında aramaktan geçer.

İnsan ne kadar başarılı olursa olsun ortak akılla ortaya çıkan ürünlerle yarışamaz, kendi aklına güveneler ise ortak akla müracaat etmekte zorlanır. Birbirlerine sadakatle bağlı düşünce ve ruh bütünlüğüne sahip insanlar arasında ortak akıl yürütme kolaylaşır.

İslam tarihi ortak akla güvenen insanların başarılarıyla doludur. Eğer insan ideallere bağlılığını ve aynı ideali paylaştığı insanlara karşı sadakatini koruyup onlarla dayanışmasını sürdürebilirse bu birlikten oluşan güçle birçok engeller aşılabilir,
başarılı sonuçlara ulaşılabilir

İsmail S. Gülümser
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ