İktidarın iftira dolu suçlamalarına karşı cemaat soğukkanlı ve sağduyulu

Türkiye'de cemaate yönelik yaşanan işkenceler, hak ihlalleri ve hukuksuzluklara rağmen gönüllülerin herhangi bir şekilde karşılık herhangi bir hukuksuzluğa yer vermediği görülüyor.
İsmail S. Gülümser

Cemaatle ilgili ilk çatı davası dosyasında savcılık cemaatin eğitim kurumlarının açılış yöntemini ve kurucularının dünya görüşünü sorgulamakta, kurum binalarının mevzuat çerçevesinde eğitimin genel amaçlarıyla örtüşen konularda kullanılmasını bile soruşturma gerekçesine dönüştürmektedir.

Türkiye’de özel öğretim kurumlarına 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ve Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde belirlenen çerçeveye göre açılış izni verilmektedir. Tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi bizde de uzun dönemden beri (1986-1998 ile 2002-2014 arası) geçerli mevzuata göre eğitim kurumu açacakların dünya görüşü sorgulanmamış cemaat dâhil her dünya görüşünden kurucunun serbestçe kurum açması ve bakanlıkça belirlenen çerçevede eğitim faaliyeti yapmasına izin verilmiştir.  

Ancak hukuk devleti normlarından uzaklaşıldığı antidemokratik dönemlerde kurcuların dünya görüşü sorgulanmış kurum açılışlarında kurucular hakkında güvenlik soruşturması yapılmıştır.

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARININ AÇILIŞINDA ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR

Hiçbir demokratik ülkede eğitim kurumu açacakların dünya görüşü sorulmaz. Türkiye de ise, demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerde eğitim kurumu açacakların dünya görüşü sorgulanmış, gücü bir yolla eline geçirenler muhalif gördüklerinin eğitim kurumu açmasını engellemiştir. 1980 ihtilalından sonra güvenlik soruşturması getirilmiş, sağdan ve soldan askerlerce sakıncalı görülen eğitimcilerin kurum açması yasaklanmıştır. Bu uygulama kaldırılıncaya kadar vatandaşlar dünya görüşüne göre ayrımcılığa tabi tutulmuş, birçok eğitimcinin eğitim amaçlı işletme kurmasına izin verilmemiştir.

1986 dan sonra demokratik normlar geliştikçe eğitim amaçlı özel işletmelerin kuruluşunda esneklikler artmış ve her dünya görüşünden kurucuya imkan tanınmıştır. 1998 de açılış işlemlerine yeniden sınır getirilmiş, bazı kurucular irticai faaliyetlerle ilişkilendirilerek kurum açması engellenmiştir.

2002 den itibaren bu yasaklar kaldırılmış, her dünya görüşünden kurucuların kurum açmasına imkân tanınmıştır. Bu demokratik ortam da 2014 yılına kadar sürmüş sonrasında AKP de geçmişteki benzerleri gibi istemediğini engelleyecek antidemokratik uygulamalara geri dönmüştür.

CEMAAT SAĞDUYUSUYLA BUGÜNE KADAR TÜM ENGELLEME GİRİŞİMLERİNİ AŞMIŞTIR

Aşağıdaki örneklerde de görüleceği gibi cemaat tüm engelleme girişimleri karşısında tepkisel bir tutum izlemekten kaçınmış sağduyu ile çözüm geliştirme yolunu tercih etmiştir.

80 de darbeden sonra birçok dini cemaat ülkedeki anormal şartlara uymakta zorlanıp faaliyetlerine son vermiştir. Ancak Kur’an kursları kapatılan Süleyman Efendi talebeleri derneklere ait binalarını yurda dönüştürerek, cemaat ise kurduğu vakıflara ait binalarını eğitim kurumuna dönüştürerek faaliyetine devam etmiştir.
Savcının mütalaasında belirtildiği gibi cemaat mensubu kurucular askeri yönetimin güvenlik soruşturmasıyla engelleme girişimlerini bile aşacak yollar geliştirmiş ve o dönemde kurum açmaya muvaffak olmuştur.

1980 de ihtilalcıların ege bölgesinin bazı il ve ilçelerinde faaliyet yapan cemaate ait moral değerler eğitiminin yapıldığı “ihzariye” adı verilen kursları kapatmasından sonra cemaat reaksiyoner olmaktan kaçınmış,  İzmir-bitpazarında kiralık bir binada dershane açarak bu kez eğitim faaliyetlerine yönelmiştir.

Bozyaka’daki vakfa ait binasına yurt olarak izin alınarak kapatılmaktan kurunmuş, ardından 1982 yılında aynı bünyede özel okul açılarak muhtemel engelleme girişimleri önlenmiştir. Her üç kurum (dershane, yurt ve okul) ihtilal hükümetinin asker kökenli eğitim bakanlarının görev yaptığı dönemde büyük uğraşılar sonucu açılmış, bunu birkaç büyük ildeki eğitim kurumlarının açılması takip etmiştir.

Açılan kurumlar onlarca problemle karşılaşılmış ve bu engeller yasalar çerçevesinde yeni çıkış yolları bulunarak sabır ve sebatla aşılmış, büyük uğraşılarla kurumların yaygınlaşması sağlanmıştır.

Dindarların kurduğu bir vakfın aynı isimle birkaç ilde okul açması devlet içindeki bazı güç odaklarını rahatsız etmiş engellenmesi istenmiştir. Cemaat diğer birçok dini vakfın takıldığı bu engeli vakfa bağlı kurumları şirketlere devrederek yasal yöntemlerle aşmıştır.

İlk yıllarda kurum binaları bağış yoluyla yapılmış mülkiyeti cemaatin tek vakfı olan Akyazılı vakfı adına kaydedilmiştir. Vakfın mülkiyeti artmaya başlayınca devlet içindeki illegal yapılanmalar bundan da rahatsız olmuş, cemaat her beldede ayrı vakıflar kurup yeni binaları bu vakıflar adına yaptırarak bu rahatsızlığı da ortadan kaldırmıştır.

İlk dönemde bağış yoluyla yapılan binalar vakıf adına kaydedilirken içerideki eğitim faaliyetleri binaları kiralayan özel şirketlerle yürütülmüştür. İlerleyen dönemde büyük merkezlerde kurulmuş eğitim işletmelerinin cirosu artmaya başlayınca yine devlet içindeki illegal yapılar rahatsız olmuş ve bu problem işletmelerin önce il sonra ilçe bazında kurulan yerel şirketlere devredilmesiyle çözülmüştür.

Yerelde kurulmuş vakıfların mal varlığı belli büyüklüğü ulaşınca bu durum il ve ülke bazında bazı illegal güç odaklarını rahatsız etmiş, bu problem son dönemde binaların şirketlerin kendi gelirleriyle yapılması, mülkiyetinin şirketler adına kaydedilmesi ile çözülmüştür.

Aynı isimle farklı kurucuların eğitim kurumu açmasında karşılaşılan güçlükler kurucuların kendi markalarının kullanma hakkını bir protokolle vermesi sonucu aşılmıştır.

En büyük engel ise; toplumun dindarların başarılı bir proje üretmeyeceği yönündeki kanaati, yani psikolojik engeldir. Uzun süre dini hassasiyetleri olan bir cemaatin açtığı eğitim kurumlarına öğrenciler ilgi duymamış, cemaat öğretmenleri kendisi yetiştirip önce onlarda güven duygusu ve yüksek motivasyon oluşturarak başarı sağlamış ve öğrenci ilgisini çekmeyi başarmıştır.

Dikkat edilirse ülkede her olumlu adımı irtica ile suçlayıp engellemeye çalışan illegal yapıların ortaya koyduğu engeller ve toplumda dindarların açtığı kurumlara duyulan güvensizlik engeli, cemaatin istikrarlı duruşu çözüm geliştirmedeki başarısı sayesinde aşılmıştır.

CEMAAT NASIL FARK OLUŞTURDU?

Cemaatin tüm faaliyetleri yasaldır ve üretilen hizmetlerde bireysel bazı hatalar dışında hiçbir suç unsuru olmadığı gibi tüm dünyaya model olacak düzeyde başarılı örneklerle doludur.

Ülke geleceği hakkında kaygı duyan birçok kanaat önderi gençlikteki dejenerasyonu görmüş ve sorumluluk almak istemiş ancak iki önemli soruna çözüm geliştiremediği için başarılı olamamıştır. Hâlbuki cemaat her iki probleme de çözüm geliştirmiş ve fark ortaya koymuştur.

Bunlardan birincisi yapılacak hizmetler için gerekli olan mali kaynak problemidir. Cemaat varlıklı insanları toplum geleceği hakkında sorumluluk almaya davet etmiş ve aşamalı olarak geliştirdiği başarılı projeler etrafında insanları biraya getirerek kaynak problemini büyük ölçüde çözmüştür. Cemaat yasadışı hiçbir kaynak kullanmadan tamamen esnafın helal kazançlarından fedakârlık yaparak verdiği mali imkânlarla binleri aşkın eğitim kurumu açmaya muvaffak olmuştur.  Cemaat Anadolu insanını olumlu ve insani projeler etrafında adeta bir seferberlik duygusu içinde bir araya getirmeyi başarmıştır.

İkinci önemli problem ise bu projelerde görev alacak insan kaynağı problemidir. Dindarların biz başarılı proje üretemeyiz dediği bir dönemde,  cemaat projelerinde görev alacak insan kaynağını kendisi yetiştirmiş ve deneyimsiz ama üst düzey motivasyonla çalışan genç kadrolara fırsatlar vererek insan kaynağı problemini aşmıştır. Cemaat, insan kaynağı yetiştirmedeki başarısı sayesinde yurt içi ve yurt dışındaki hizmet birimlerinde görev alacak on binleri aşkın özverili ve cemaat projelerine gönül vermiş entelektüel kapasitesi yüksek kadrolar yetiştirmiş ve bu kadrolarla hizmet üretmiştir.  

Cemaatin tüm projeleri iki ayağın ortak çalışmasıyla yükselmiştir. Birinci ayak cemaatin projelerine inanmış başarıya kilitlenmiş insan kaynağının projeler için gösterdiği üstün fedakârlık anlayışıdır. İkinci ayağı ise fedakâr öğretmenlerin başarılarına inanmış onların ortaya koyacağı her projeyi desteğe hazır fedakâr varlıklı insanlardır. Bu iki kesimin ortak çalışması sayesinde cemaat Anadolu insanını tüm dünyaya duyuracak projeler üretmiştir.

Cemaat tüm yaptıklarını herkesin gözü önünde yapmış geliştirdiği projelere herkesimden insanın katılımını sağlamak için olabildiğince esnek ve şeffaf bir yapılanma içinde olmuştur.    

SAVCI CEMAATİ BAŞARILI EĞİTİM KURUMU AÇIP İŞLETTİĞİ İÇİN SUÇLAMAKTADIR

Savcı mütalaasının büyük bölümünde cemaatin toplum yararına ürettiği başarılı projeleri suçlamaya ayrılmıştır.
Cemaatin 28 Şubat dönemi dâhil farklı anlayışta iktidarlar döneminde;

-Her türlü zorlukla mücadele edip önüne konan engelleri aşması,

-İlgili mevzuata göre gerekli izinleri alıp kurum açması,

-Kimsenin kollaması olmadan serbest piyasa şartlarında rekabet ederek bu kurumları geliştirmesi

Yani 3 bin civarındaki yurt okul ve dershane ile başarılı bir eğitim faaliyeti yürütmesi savcıya göre suçtur.

Bütün bu güzide eğitim kurumlarıyla cemaatin örgütlü suç işlediğini iddia etmektedir. Tüm vatandaşların anayasal bir hakkı kullanarak özel öğretim kurumu açabileceğini unutarak, yıllardır faaliyet yapan bugüne kadar hep başarılarıyla anılmış bir eğitim grubunu delilsiz terör örgütü gibi göstermeye çalışmaktadır.
Savcı cemaatin olumlu faaliyetlerini farklı dünya görüşünden tüm iktidarlar tarafından desteklendiğini saklayarak devlet içindeki illegal yapılanmaların rahatsızlığını iktidarların rahatsızlığı gibi sunmaya çalışmıştır. Özal, Demirel, Ecevit gibi liderleri cemaat hakkında kuşku duydukları halde işlem yapmaya cesaret edememekle suçlamış, geçmiş tüm liderlere zafiyet isnat ederek mevcut iktidarın hukuk dışı uygulamalarını haklı göstermeye çalışmıştır.

Hiçbir hukuk devletinde eğitim kurumu işletenler dünya görüşlerinden dolayı toplu suçlu ilan edilemez, hele yaptıkları projenin başarılı olması suç gibi gösterilemez. Bu bilindiği için 2 yıldan beri başarılı eğitim kurumlarını suçlayacak deliller aranmakta bulunamayınca, işkence ile imzalatılmış ifadelerle kurumlara düzmece suçlar isnat edilmekte, kurumların herkesimce alkışlanan en başarılı yönleri suçlamada kullanılmaktadır.

Savcı bir hukuk adamına yakışmayacak bir yöntemle, 250 sayfalık metnin hemen her bölümünde cemaatin eğitim kurumlarına delilsiz suçlamalar yöneltmiş sonuç bölümünde ise iki suçlamada bulunmuştur.

Her yıl yüz binlere eğitim vermiş, bugüne kadar yüzden fazla ulusal ve uluslararası karşılaştırmalara katılmış,  dünyanın ve tüm sektörün gözü önünde birçok projede başarısını kanıtlamış bir grubun başarılarını takdir edeceği yerde, 2010 ve 2014 teki 2 sınavda henüz sonuçlanmamış birkaç bireyi ilgilendiren soruşturmaları kullanarak başarıların sahte yolarla elde edildiği yönündeki hayali kurgusunu ispata çalışmıştır.
Başka suç bulamayınca çoğu ilde diğer kurumların toplamından fazla KDV ve vergi ödeyen tüm gelirlerinin kayıtlı olmasına azami titizlik gösteren bir kurum grubunun vergideki hassasiyetinden dolayı alkışlayacağı yerde,  vergi dairelerinde çalışan tüm personelin bildiği sektörle ilgili verileri ters yüz ederek vergi şampiyonu kurumları vergi kaçırmakla suçlamıştır.

Savcılık bugüne kadar yasadışı yöntemlerden uzak kalmaya önem vermiş bir topluluğu karalamak için elinden geleni yapmış, eğitim kurumlarını ilgilendirmeyen birçok soruşturmayı da eğitim kurumlarını suçladığı bölümlere dâhil ederek kurumları tüm suçların sorumlusu gibi göstermeye çalışmıştır.

Ortada işlenmiş ne bir suç ve ne de bir suçlu vardır, cemaatin tüm projelerini yok etmeye karar vermiş bir yöneticiden talimat almış hâkim ve savcıların iktidar sahiplerine yaranmak için tüm hukuk normlarını yok ederek uydurdukları düzmece senaryolar vardır.  

İktidar partisi; cemaatin yıllardan beri demokratik değerlere inanan her görüşe saygılı insan yetiştirme gayretlerinden rahatsızdır. Onlar toplumca kabul görecek olumlu düşünce üretemedikleri için siyasal İslamcı grupların radikal anlayışıyla kolayca tahrik edecekleri, düşünmeden harekete geçirebilecekleri gençlik hedeflemiş, sloganla gençleri yönlendirip gerektiğinde sokak hareketlerinde kullanmayı planlamıştır. Cemaatin hoşgörüye dayalı mesajlarının yapmak istediklerine engel olduğunu düşündüklerinden cemaatin tüm faaliyetlerini yok etme amaçlanmıştır.
Planlamasında yer aldıkları darbe girişimi bahane edilerek, cemaatin tüm insani projeleri kapatılmıştır. Cemaatin yüksek insani ve ahlaki değerler etrafında bir araya getirdiği esnafların mal varlıklarına hukuksuz bir şekilde el koyarak,  kendi gelecek kaygılarını bir tarafa bırakıp ülkenin geleceği için hayatını ortaya koyan fedakâr eğitimli kadroları işsiz bırakıp tutuklayarak cemaatin faaliyetlerinin temel dayanağı her iki grubu da dağıtarak cemaatin olumlu projelerini sona erdirmeyi düşünmüşlerdir.  
CEMAAT HER ZAMANKİ GİBİ SAĞDUYULU VE AKSİYONERDİR

İktidar iki yıldan beri OHAL sürdürerek hem içeride hem dışarıda hak arama yollarını kapatmıştır. Şu günlerde ülkede tüm hukuk sistemi ileride cemaatin hakkını aramasını engelleyecek yollar geliştirmede kullanılmaktadır. Cemaatin gasp edilen haklarını aramasını önlemek için; işkence karşılığı imzalatılan iftiralarla cemaatin tüm yaşananlardan sorumlu tutulması milyarları bulan tazminatlara mahkûm edilmesi için sahte dosyalar hazırlanmaktadır.

İktidarın ele geçirdiği basında her gün yalan haberlerle yaptığı karalama kampanyalarına, devletin elçilerini diğer ülke yöneticilerini kandırmak için seferber etmesine rağmen cemaatin sağduyusu yapılanları boşa çıkarmakta, suçlamalar dışa kapatılmış ülkede karşılık bulsa bile uluslararası camiada inandırıcılıktan uzak görülmektedir.

Cemaat 80 ihtilali ve 28 Şubatın boğucu atmosferinden nasıl sağduyulu davranıp, yeni tavır geliştirerek çıktıysa; şu günlerde iktidarın yok etme girişimlerine karşı da sağduyuyla hareket etmektedir.  Eğitimcileri terörle suçlayıp tutuklayan, işkenceyle suç kabul ettirmeye çalışan, tüm eğitim kurumlarına el koyanların, insanlık dışı uygulamalarına karşı da cemaat reaksiyoner olmaktan kaçınmaktadır.
İktidarın tüm engelleme girişimleri ve onlardan talimat alan savcıların suçlamalarına rağmen aksiyoner olmaya devam eden cemaatin sağduyusu AKP nin kurduğu bu tuzakları da boşa çıkaracaktır. Çünkü cemaat dünyanın gözü önünde yapılan onca zulüm karşısında başarılı bir sınav vermiş uygulanan şiddete şiddetle cevap vermemiş, hukuk dışı işlemlerle mallarına el konulmasına rağmen sükûnetini korumuş, ülkede hukukun geri döneceği güne kadar meşru uluslararası hak arama yollarını kullanmayı seçmiştir.

Cemaat; bir yandan tüm devlet imkânlarını kullanarak, uluslararası pazarlıklarla hak arama yollarını kapatmaya çalışan art niyetli bir yöneticiye karşı pes etmeden hukuk mücadelesini sürdürürken, bir yandan da konuyu tüm hakların alınacağı ilahi adalete havale edip yaşananların önüne koyduğu yeni imkân ve fırsatları değerlendirerek kendine yeni yol haritası çizmekte yeni gelişme yolları bulmaktadır.
Önümüzdeki günlerde her türlü engelleme girişimi karşısında soğukkanlılığını koruyan cemaatin sağduyusunun galip geleceğini, iktidar hırsıyla her yeri ele geçirmeye çalışan bir yöneticinin yaptığı tüm engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını hep birlikte izleyeceğiz.



 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ