Hukuk ve yaşam ümidi tükenen öğretmenler ölüm pahasına kaçıyor

Maden ailesi'nden sonra Abdürrezzak ve Doğan aileleri de Türkiye'deki hukuksuzluktan kaçmaya çalışırken yaşanan facialarla hayatlarını kaybetti. İsmail Gülümser, Türkiye'deki cadı avını yazdı.
İsmail S. Gülümser

Türkiye cehenneminden kaçmaya çalışanların dramları tüm dünya basınında infial uyandırıyor. Vicdan sahibi herkesi gibi Yunanistan’da markette bir Yunanlı Meriç’te boğulana benzer kıyafette bir bayanı görünce olayı hatırlıyor ve duygulanıp ağlıyor.
AKP rejiminin toplumu kandırmaya dönük sahte ve yalanlarla dolu bilgi bombardımanı altında hipnoza girmiş Türkiye’de, en aklı başında olanlar bile yaşananlar karşısında ya mağdurları suçlayacak bir şeyler arıyor ya da sessiz kalmayı tercih ediyor.


Ölüm pahasına ülkeyi terk etmek zorunda kalan masum insanlar sırf mensubiyetinden dolayı neler yaşadığını, kanunsuz suçlarla nasıl suçlandıklarını, nasıl insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarını akrabalarına bile anlatamıyor.

KHK İLE ATILAN ALIÇAĞA MAHKÛM EDİLEN ÖĞRETMENLER NASIL BELİRLENDİ
1,5 yıldan beri devlet eliyle bin bir türlü zulme maruz kalan, işi elinden alınan başka yerde çalışması engellenen, sosal güvenlik ve sağlık hizmetlerinden mahrum edilen, komşularınca taciz edilen, akraba çevresince dışlanan, her türlü yaşam hakkı elinden alınan, her gün tutuklanma, devlet görevlilerince kaçırılıp gizli yerlerde işkence edilme korkusu yaşayan öğretmenlerin suçları ne?
AKP dikta rejimine göre hayatı karartılan yaşam hakkı yok edilen bu insanlar;

Hiç suça bulaşmamışlar, hep olumlu işler yapmışlar ama aslında hepsi birer terör örgütü mensubu,

Peki, terör örgütü mensubu oldukları nasıl belirlendi hep birlikte yaşadıklarımıza göz atalım.

AKP rejiminin insanlık suçu fişlemelerle çok önceden belirleyip listesini hazırladığı on binlerce öğretmen planlı darbeye karıştıkları iddiasıyla KHK ile meslekten ihraç edildi. Atılanlarla ilgili listenin 10 gün içinde nasıl hazırlandığı tüm dünya da tartışma konusu oldu ve iktidar tarafından uzun süre cevabı verilemedi. Öğretmenlerin atılmasında kullanabilecekleri ortak ya da benzer gerekçeler arandı bir bahane bulunamadı. MİT’in yönlendirmesiyle herkese açık telefon uygulaması “Bylock”u örgüt içi şifreli haberleşmede kullandıkları iddiasıyla öğretmenleri suçlamaya karar verdiler.
Dikkat edin gerekçeyi delile dayalı olarak mahkemeler belirlemedi, suçlama konusu basına açıkça yansıdığı gibi AKP rejimi tarafından kurgulanıp mahkemelerin eline tutuşturuldu. Halen mahkemelerin hiçbir talebi olmaksızın, hiçbir mahkeme kararına dayanmadan rejimin derin yapıları tarafından yeni listeler sunuluyor ve ihraçlar ve tutuklamalar devam ediyor.

En masum sosyal projelerde yer alanları fişleyen, telefonda konuştukları yüzünden insanları tutuklayan AKP rejiminin fişlemelerinden kurtulmak için birçok insan internetle görüşme yapmak zorunda kalmış, kimi “Whatsapp”, kimi “Tango”, kimi “viber”,  vb ile görüşmeyi daha güvenli bulmuştu. İktidarın şeffaf devlet anlayışıyla örtüşmeyen art niyetli uygulamalarının nereye doğru gittiğini daha erken hisseden bazı öğretmenlerde, tüm öngörülü tekniğe açık insanlar gibi, kendi aralarında haberleşmede yukarıdaki uygulamaları ya da “bylock”u da kullanmışlardı. Tutuklamalara bahane uydurmakta zorlanan iktidar öğretmenlerin fişlenmekten kurtulmak için yaptığı internet görüşmelerini örgüt delili olarak kullanıyordu.
Ancak ihraç edilenlerin çoğunda bylock olmaması iddiaların gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu, üstelik ihraç ettiklerini izah için sarıldıkları bylock listesi atılanlarla sınırlı değildi atılanlardan çok daha fazla sayıda bylock kullanıcısı vardı. Bu kez listeyi güncelleme bahanesine sığınıp tutuklamaları genişletmek zorunda kaldılar.
Fişleyerek attıklarında hiç tereddüt taşımayan iktidar partisi tutuklama gerekçesi ararken tutunduğu bylock partililerinde aralarında bulunduğu uzun listeye dönüşüyordu. Bu kez savcılık 10 binden fazla kişinin istemeden telefonuna bylock yüklediğini açıkladı. Bu açıklamayla partilileri kurtarırken fişleyerek tutukladıklarında bylock olup olmadığına bakmadılar bile. Bir yıl önce ellerindeki net listeye göre tutuklama yapıldığını iddia edenler 2017 sonun doğru hala 30 binleri bulan yeni bylock kullanıcı listeleri, yeni ayıklama listeleri hazırlıyorlar.

Tutukladıklarında bylock yoksa bu kez Bank Asya ya para yatırmaya bakıyorlar, onu bulamazlarsa çocuğunu gönderdiği okula bakıyorlar. Hiç bir şey bulamazlarsa çalıştığı kuruma üye olduğu dernek veya sendikaya bakıp mutlaka bir bahaneyle ceza yağdırıyorlar.

Kişileri devlet izniyle faaliyet yapan yasal bir bankadan, sendikadan, dernekten, okuldan, gazete veya televizyondan hizmet aldığı için ya da çalıştığı için işinden dolayı tutukluyor, ceza veriyorlar.  Suçlamada kullandıkları tüm deliller yapıldığı zaman suç olmayan yasal faaliyetler, bu faaliyetlerle terör suçlaması yapılamayacağı yönünde savunmaları önlemek için üst mahkemelerden bunlar terör suçudur kararı çıkardılar.

Kısacası öğretmenler “suçlu oldukları” için yaşam hakkı elinden alınmıyor. AKP rejiminin hedef gösterdiği herkesime yaptığı gibi AKP öyle istediği, tüm devlet birimlerini ve basını kendi hukuksuz işlerinin aracı haline getirdikleri, bunların hayatını karartın talimatı gönderdikleri için insanlık dışı muamelelere maruz kalıyorlar.
  
AKP’LİLER DE DENİZ YÜCEL’DE KANUNSUZ SUÇLARLA SUÇLANACAKTI RİCAYLA KURTULDU
Başbakanın Merkel’le görüşmesinden sonra bir yıldır hiç gerekçe göstermeden tutuklu bulunan Alman vatandaşı Deniz Yücel’in salıverildiği haberi basına yansıdı. Ülkede son dönemdeki tutuklamalar için emsal teşkil edecek bu davada Deniz Yücel için mahkeme daha birkaç gün önce tutukluluğun devamına karar vermişti. Bu karardan sonra mahkemeye bile çıkarılmadan talimatla Deniz Yücel salıverildi.
Nasıl AKP’lilerin kapalı kapılar arkasında devreye girmesiyle bylock listeleri ayıklandıysa, Bank Asya ya para yatıranlar arasında çok sayıda AKP li olduğu halde onlar hakkında dava açılmadıysa, cemaatin okullarında çocuk okutan veya Zaman gazetesi abonesi olan AKP’lilere hiç dokunulmadıysa, Deniz Yücel’inde Merkel’in devreye girmesiyle kurtarıldığını gördük.

Devreye gireni olmayanlar ya da AKP nin öç almak istedikleri hakkında kanunsuz suçlamalarla tutuklamalar, yaşam hakkını yok etmeler ise devam ediyor   
Aslında ne Deniz Yücel ne de AKP’lilerin yukarda sayılan fiilleri suç değildi, ancak onlar suçlamalardan kurtulurken, aynı fiilden dolayı binlerce insan yargılanıyor ve terör örgütü üyesi olmakla suçlanıp 7-10 yıl ceza alıyor. Çünkü kimin suçlu olduğuna mahkemeler değil AKP derin devleti karar veriyor. Aylarca dava dosyası olmadan hâkimler talimatla tutukluluğu devam ettiriyor. Hâkimlerin dosyayı boş görüp salıverdikleri için savcılar yeniden tutukluluk kararı çıkartıyor.
Türkiye’de mahkemelerde bir hukuk tiyatrosu oynanıyor, görünüşe göre büyük mahkeme binalarında güvenlik güçleri, savcılar, hâkimler görev yapıyor ifadeler alınıyor. İktidar partisi tüm devlet kurumlarının içini boşalttığı gibi mahkemelerin de içini boşaltıyor adaleti yok ediyor.

KANUNSUZ SUÇLAMALARDAN KURTULMAK ZOR ALTAN’LAR VE ILICAK KURTULAMIYOR
Öğretmenlerin yaşadığı hukuksuzlar benzeri bir davada karar açıklanıyor. Nazlı Ilıcak, Ahmet ve Mehmet Altan Kardeşlerin yargılandığı davadan ağırlaştırılmış müebbet hapis kararıyla tam bir hukuk trajedisi yaşanıyor.

Ahmet Altan yaptığı savunmada Savcının çalışmadığı döneme ait işlerle kendini suçlaması gibi ondan fazla yalanını mahkeme huzurunda yüzüne vuruyor ve kendi davasından hareketle “15 Temmuz davalarında yalanlar dolu delilsiz suçlamalarla iktidarın hukuku katlettiğini, koca koca adliye saraylarını hukuk mezbahasına dönüştürdüğünü ” anlatıyor.
Ardından Türk mahkemelerinde yaşananları tüm dünyaya duyuracak bir hukuk manifestosu açıklıyor.

-İttihatçı Enver Türklerin lideri olma hayaliyle Osmanlı’yı çökertti. Erdoğan Müslümanların lideri olma hayaliyle Türkiye’yi çökertiyor.

-AKP ölümden medet bekliyor şahadet propagandası yapıyor, hayat yerine ölüm vaat ediyor.

-Askeri vesayet ülkeyi gelişmiş dünyadan koparmak hukuku yok etmek istedi, şimdi Erdoğan yapıyor.

-Avrupa değerlerinden uzaklaşmanın faturası ülkeyi ekonomik cehenneme çevirecek. Baskıyı artırıp hukuku boğdukça ülkenin güvenilirliği de yok olur, yatırım durur, ekonomi çöker işsizlik, açlık patlar

-Siyasi iktidar meşruiyetini, gücünü halktan ve hukuktan alır. İktidarı için askeri kullanan, hırsız hukuka-hakka-ahlaka-siyasete karşı gelen siyaset dışı iş yapan iktidar fazla kalamaz.

-Demokrasi temsilcisi AKP baskı-zorbalık-vesayetin temsilcisi haline geldi. Zorbalık rejimi uzun sürmez

-Zorbalık yapabilirsiniz eğer bu hukuka aykırıysa yenilirsiniz. Zorbalık eline silah geçirmiş zayıflıktır.

-Haklılar hapisten de mücadeleyi kazanır. Haksızlar sarayda kaybeder.

-Baskı rejimleri kibrite benzer, etraflarını yakıp kül ederken, kendi ateşleriyle kendileri de kül olur.

-İktidarın eleştiriye dayanamayan zavallı çaresizliği, hapiste olanların değil hapse atanların zavallılığı.

-Suçlu olduğum için değil ‘suçluların hukuku’ iktidarda olduğu için yargılanıyorum.

-Ben yargılanmaya değil yargılamaya geldim, burada ben değil siz yargılanıyorsunuz.

-Dünyadaki bütün yargıçlar verdikleri kararlarla yargılanır 

-Nasıl yargılanmak istiyorsanız, hakkınızda nasıl hüküm verilmesini istiyorsanız, öyle karar verin 
Türkiye’nin tanıdığı üç ünlü yazar önce bir televizyon programında iktidarı eleştirdikleri için darbecilere subliminal mesaj verme gibi kanunda karşılığı olmayan bir suçlamayla tutuklandılar. Gülünç durumu düşünce darbecileri tanıdıkları, onlarla işbirliği içinde oldukları iddiasıyla yargılandılar. Bu dava AKP rejiminin hukuksuz işlerine alet olmayan tüm kesimleri sindirmek için nasıl ezebileceğini onlar için hayatı yaşanmaz hale getirebileceğini de gösterdi.

ÖĞRETMENLER YAŞAM HAKKINI GERİ ALMAK VE HUKUK KURBANI OLMAMAK İÇİN KAÇIYOR

Bu düzeyde eğitim görmüş insanlar çaresiz kalmadıkça hele kış şartlarında çocuklarıyla birlikte güvensiz bir botta, insan kaçakçılarına kendilerini teslim etmez, yaşadıkları ülkeyi kolay terk edemezler.

AKP rejimi aynen Nazi Almanya’sı gibi hedefine koyduğu insanlara hayatı zindan ediyor, ülkeyi yaşanmaz hale getiriyor. En masum insanları toplum nezdinde birer cani canavarlar gibi gösteriyor.  Cemaatin insanlığı yüceltme adına geliştirdiği olumlu projelerine destek veren her kesimden yüz bini aşkın insan hukuksuz suçlamalarla yargılanıyor ve her gün iktidarın muhalifleri yok etmek için uyguladığı zulümlerle boğuşuyor. 

Öğretmenler delilsiz darbeye karışmaktan dolayı işten atılıyor, bir bölümü tutuklanırken diğerleri her gün tutuklanma baskısıyla tehdit ediliyor. Bazıları gündüzün ortasında devlet birimlerince kaçırılıyor ve bilinmeyen işkence yerlerine götürülüyor, aylarca kendinden haber alınamıyor. Öğretmenlik lisansı iptal ediliyor, özel şirketler bu elemanları çalıştırdıkları için tehdit ediliyor ve işten çıkarmak zorunda kalıyor. Sosyal güvenlik hakkı ve yaşam hakkı ellerinden alınıyor, çocuklarının geçimini sağlayamayan aileler çaresizlik içinde açlığa mahkûm ediliyor.
İktidarın polis baskısıyla tehditleri, geçim sıkıntısı, yalan propagandalardan etkilenen yakınların ilgisizliği, bazen kendi ailesinin dışlamaları, komşuların tecavüze dönüşen davranışları yıllarca onurlarıyla yaşamamış tüm çevresinin yardımına koşmuş bu insanlar için çekilmez bir hayata dönüşüyor ve buldukları ilk fırsatta ülkeyi terk etmeye çalışıyorlar.

Meriç’te çocuklarıyla beraber hayatını kaybeden Uğur ve Ayşe öğretmende bunlardan biri Ayşe öğretmen hakkında internet ortamında yakın arkadaşlarının anlattıklarını ağlayarak izledim.

-Yırtık ayakkabıyla okula gitmiş fakir bir aile çocuğu iken çalışmış öğretmen olmuş

-Branşında oldukça başarılı çok iyi bir öğretmen, okula tiyatro yarışmalarında birincilik kazandırmış

-Mükemmel-azimli-fedakâr bir insan, çok titiz çalışan, öğrencileri için dertli biri

-Sorumluluk duygusu yüksek her zorluğun üstesinden gelme azmi olan biri,

-Öğrencilerini ve öğretmenliği çok seviyor, mesleğini ibadet zevki içinde yürütüyor

-Yıllarca herkesin yardımına koşmuş, çok sayıda gönüllü projede görev almış

-Devlet okulunda mesai saatinden sonra kabuğuna çekilmemiş başkalarının problemleri için koşmuş

-Başkaları için koşturmaktan çocuğuna emzirmek için bile vakit bulamadığı dönemler olmuş  

-Güçlü bir kişiliği var davranışlarıyla herkese örnek oluyor, çevresine moral desteği veriyor

-Önce ikisi de KHK ile ihraç birlikte tutuklanmışlar Ayşe Hanım salınmış beyi 11 ay içeride kalmış

-Her gün polis baskısı var, mahkemelerden kendi hakkında her gün farklı bir karar tehdidi altındalar

-Uzun süreden beri ailesi yanında geçim derdiyle boğuşuyor, eşine ve kendine avukat tutamamış

-Çanta alıp satarak evin geçimini sağlamaya çalışmış, neyle suçlandığını bilmeden davalarla boğuşmuş

-Yılmamış, ülkenin kanunsuz hukuk tanımaz boğucu ortamından kurtarmak için yola çıkmışlar.

-Çok emek verdikleri bir ülkeden hayat hakkı tanınmadığı için hüzünle ayrılmak zorunda kalmışlar.

Ancak insan kaçakçılarının küçük bir bota kapasitesi üstünde sayıda yük yüklemesinden dolayı bot alabora olmuş. Kış şartlarında 3’ü çocuk 7 kişi, iki çocuklu Uğur-Ayşe Abdürrezzak ailesi, bir çocuklu Fahrettin-Aslı Doğan ailesi Meriç’in soğuk sularında hayatını kaybetmiş.

İki aile daha Türkiye zindanından kurtulmak üzere çıktığı yolculukta hakkın rahmetine kavuşuyor, umuyoruz ebedi cennete yöneliyor. Ancak Türkiye’de binlerce aile komşularına hissettirmeden benzer zulmü yaşamaya devam ediyor.
İsmail Büyükçelebi anlatıyor, yaşanan zulümler karşısında sesini duyuramayan suçsuzluğunu ispat edecek bir yol bulamayan çok sayıda öğretmen çaresizlik içinde olsa da insanlık için yeni destanlar yazmaya devam ediyor.
Bir aile kocası hapiste olan komşularına yemek götürüyor, akşam saati kapıyı çaldığında karanlıkta oturduklarını görüyor. Sebebini sorunca elektrik parasını ödeyemediklerini öğreniyor, kocasından bir miktar para alarak elektrik parası için kullanmalarını istiyor. Birkaç gün sonra gittiğinde hala elektriklerinin kesik olduğunu görünce sebebini soruyor. Hanımefendi getirdikleri parayı daha muhtaç birine verdiklerini anlatıyor.

Bir beyefendi aracıyla evine dönerken iki bayanın çöp karıştırdığını görüyor. Arabanın ışıkları onlara doğru dönünce kıyafetlerinin çöp karıştıracak birilerine benzemediğini fark ediyor. Biraz dikkatli baktığında çöp karıştıranlardan birinin kendi öğretmeni olduğunu anlıyor. Hemen arabadan iniyor, öğretmen hanım kocasının hapiste olduğunu, çocuklarının geçimi için gündüzleri bazen temizliğe gittiklerini,   yetmediği için de çöpten artık gıdaları topladıklarını anlatıyor. Öğretmenine para teklif eden genç öğretmenin cevabı karşısında şok oluyor. Biz az çok ihtiyacımızı karşılıyoruz hiç bulayamayanlar var onlara yardım edebilir misiniz?
Bulunduğum yerde Türkiye’de yaşanan insanlık dramına destek için yollar arıyorlar. Kendileri henüz yeni geldikleri ülkede hayatlarını sürdürmekte zorlanırken, kazandıkları küçük miktarları bir yolunu bulup mağdur ailelere ulaştırmaya çalışıyor, bir yolla dışarı çıkmaya muvaffak olmuşlarda ayrı fedakârlık destanları yazıyorlar. Kendisi çıkmış eşi çocukları Türkiye’de kalmış, kendisi ABD de ailesi vize alamadığı için başka ülkede kalmış bölünmüş aileler farklı dramlar yaşıyor, farklı destan yazıyor.


Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ