Faiz yükü bel bükecek: Harcamalar ötelenecek, işsizlik artacak

Piyasaların gözlediği karar Merkez Bankası tarafından açıklandı. Para Politikası Kurulu eylül ayı toplantısının ardından Merkez Bankası faizi 625 baz puan artırdı ve yüzde 17.75'ten yüzde 24'e taşıdı.



Gazeteci Pelin Ünker, kişisel internet sitesinde Merkez Bankası'nın kararını ele aldı:


Son beş ayda yapılan faiz artırımlarının reel sektöre getirdiği yük 109 milyar lirayı bulurken, faiz artışları dolar/TL’yi düşürmeye de yetmedi. Mayıstaki ilk faiz artırımı öncesi 4.60 seviyelerinde olan kur, beş ayda toplam 1050 baz puanlık artışa rağmen bu rakamın 1.58 lira üzerinde.

Merkez Bankası (TCMB) politika faizini 625 baz puan gibi rekor bir artışla yüzde 17.75’ten 24’e yükseltti. Gecikmeli alınan karar, reel sektöre 63 milyar liralık yük getirecek. Maliyetler artacak, tüketici ve şirketleri olumsuz etkilerken büyümeye sekte vuracak. Son faiz artışıyla dolar/TL 43.5 kuruş düşse de tekrardan yaz aylarındaki 4 seviyelerine dönmesi zor görünüyor.

Neden yapıldı?

Politika faizi Merkez Bankası’nın haftalık vadede bankalara borç verme faizini ifade ediyor. Merkez Bankası enflasyonun artacağı endişesi taşıyorsa faizi yükseltiyor. Faizin yükselmesiyle yatırımlar ve toplam harcamalar azalırken, toplam talep düşüyor. Bu da enflasyonun düşmesine katkı sağlıyor.

Ağustos ayında yıllık enflasyon oranı yüzde 17.90 ile son 14 yılın zirvesine çıkmıştı. Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu açıklamasında da "Yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmiştir. Fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirilmesine karar verilmiştir” denildi.

Şimdi ne olacak?

1- Bankaların verdiği ortalama ticari kredi faizi yüzde 32’nin üzerinde bulunuyor. Faiz artırımıyla birlikte özellikle konut, taşıt, ihtiyaç kredisi faizlerinde artış daha da ivmelenecek. Tüketici yüksek faizden borçlanacak. Kredi faizlerindeki bu yüksek seyir ekonomide sert inişe neden olabilir.

2- Kredi faizlerindeki artış tüketimin ötelenmesine neden olacak. Özellikle beyaz eşya, otomotiv, kişisel tüketim bundan etkilenebilir. Tüketimin ötelenmesi iç talebi ve hanehalkı harcamalarını azaltarak büyümeyi traşlayabilir.

3- Merkez Bankası faiz artımında bulunduğunda yatırımcı risk alıp işlerini büyütmek yerine risksiz yatırım olan yüksek faizi tercih eder. Her 100 baz puan faiz artışının reel sektöre getirdiği yük yaklaşık 10-10.5 milyar TL olarak hesaplanıyor. Bu durum yatırımların ve büyümenin yavaşlamasına neden olarak işsizliği artırabilecek etken. Buna göre 625 baz puanlık artış reel sektörde 63 milyar dolarlık ekstra maliyete neden olacak.

TCMB mayıs ayında da 300 baz puanlık faiz artırımı yapmıştı. Bu da reel sektöre 33 milyar liralık faiz maliyeti  getirmişti. Hazirandaki 125 baz puanlık artışın getirdiği yük ise 13 milyar lira oldu. Öyle ki son beş ayda reel sektörün faiz maliyeti yaklaşık 109 milyar lira arttı.

Rekordan döndü ama…

Merkez Bankası’nın 625 baz puanlık faiz artışı öncesi 6.4450 seviyesinde olan dolar/TL, 6.01'e kadar geriledikten sonra saat 6.15 civarında dengelendi. İç piyasada dolar kuru 6.1750 seviyesinden kapandı. Mayıs ayında TCMB faiz artırımı yapmadan önce dolar/TL 4.60 civarındaydı. Kur beş ayda rekor seviyelerden geri gelse de halen bu rakamın 1 lira 58 kuruş üzerinde bulunuyor.

Ekonomistler son enflasyon artışıyla birlikte pozitif reel faiz sunmadığı için TCMB’den artırım bekliyordu. Ancak beklenti bu kadar yüksek değildi. Merkez Bankası’nın faiz artırımı ile birlikte reel faiz de yüzde 6.1’e yükselmiş oldu. Karar öncesi politika faizi yüzde 17.75, enflasyon yüzde 17.90 olduğu için negatif faiz söz konusuydu. 






 







 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ