​Erdoğan'ın suikast açıklaması: 'Keşke Erdoğan’ın kastettiği sadece Kobane ile sınırlı olsaydı'

ABD'nin Türkiye'nin kontrolü altındaki bölgede saklanan IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi'yi öldürmesi sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan sert açıklamalar gelmişti.



Erdoğan, partisinin grup toplantısında suikast 'müjdesi' vermişti:


"Bazı ülkeler, milli güvenliklerine tehdit olarak gördükleri teröristleri her nerede olursa olsun bulup ortadan kaldırıyorlar. Öyleyse, Türkiye'nin de aynı hakka sahip olduğunu kabul ediyorlar demektir. Buna, ellerini sıktıkları, övgüler dizdikleri teröristler de dahildir. İnşallah yakında bu konuda milletimize müjdelerimiz olacak."

Artı Gerçek'te Celal Başlangıç, Erdoğan'ın verdiği suikast 'müjdesini' ele alıyor. Türkiye'den göç eden muhaliflerin bulundukları ülke polisleri tarafından yakın koruma altına alındığına değinen Başlangıç, Erdoğan'ın açıklamalarını hatırlatarak, "bazı “iyi niyetli” gazetecilerin aklına hemen SDG Komutanı Mazlum Kobane gelmiş, “O mu?” diye sormuşlar. Keşke Erdoğan’ın kastettiği Kobane ile sınırlı olsaydı" diyor.

Başlangıç, suikast tehdidinin muhalif olan herkesi kapsadığını, "Batı dünyasının “ellerini sıktıkları, övgüler dizdikleri teröristler” diyorsa Erdoğan emin olun ki bu tanıma Cumhur İttifakı’na destek vermeyen herkes dâhildir" sözleriyle dile getiriyor.

"Seçim süreçlerinde bütün muhaliflerini nasıl “terörist” ilan ettiğini çok net gördük" diyen Artı Gerçek yazarı, şöyle devam ediyor:

"HDP’liler “terörist” ilan edileli çok oldu. Yollarını ayırdıktan sonra bütün Cemaatçiler “terörist” Erdoğan’ın gözünde. HDP’den gelen Kürt oylarına “Hayır” demeyen bütün CHP’liler, hatta Saadet Partililer de “terörist.” AKP’ye oy vermeyen bütün Kürtler haydi haydi terörist.

Rant uğruna ülkenin dağının, taşının, toprağının satılmasına karşı koyan çevreciler de “terörist.” Türkiye’de AKP’ye yalakalık yapmayan gazeteciler de yurt dışına gitmek zorunda kalan gazeteciler de…

Saray’a biat etmeyen sanatçılar da cezaevinde yatmamak için ülkesini terk eden sanatçılar da… Savaşa “Evet” demediği için kürsülerinden uzaklaştırılan akademisyenler de akademik çalışmalarını yurtdışında sürdürmek zorunda kalanlar da…

Erdoğan’ın gözünde bunların hepsi “terörist”tir. Bu nedenle Erdoğan’ın sözlerini Batı ülkelerine dönük olarak “Senin ülkende muhaliflerime suikast yapacağım” diye de okumak mümkün.

Belli ki bu konuda karar verilmiş, hazırlıklar bile yapılmış. Bunu da Erdoğan’ın konuşmasında yer alan “İnşallah yakında bu konuda milletimize müjdelerimiz olacaktır” cümlesine bakarak anlamak mümkün."

Başlangıç'a göre Erdoğan, Batı ülkelerine yaptığı mülteci tehdidini de bir adım öteye taşıdı:

"Yurtdışında yaşayan Türkiyelileri, yaşadığı ülkelerin yönetimlerini sivil toplum, siyaset ve ekonomik güç yoluyla hizaya getirmesi için eylem yapmaya çağırdı."

Yazısının devamında Başlangıç şu ifadelere yer veriyor:

"Erdoğan’ın başında olduğu yönetim neredeyse bütün dünyayı karşısına almış, bölgesinde “mütecaviz” bir ülke olarak algılanan Türkiye görüntüsü yaratmıştır. Bu görüntü de durduk yerde oluşmamış, Saray’ın gerek komşu ülkelere, gerekse de sınır içindeki ve dışındaki Kürtlere yönelik saldırgan politikasından doğmuştur.

Şu anda bulunduğu nokta itibariyle artık Erdoğan, ABD’ye bile gidemez duruma düşmüştür.

Trump’ın 13 Kasım’da ABD’ye davet ettiği Erdoğan, 24 Ekim’de çıktığı bir televizyon programında “Ayın 13’ünde tabii ki bu davete icabet edeceğiz. Bir heyet olarak giderek oradaki görüşmeleri yapacağız” diyordu.

Ancak, ABD Temsilciler Meclisinin, Türkiye’nin Suriye’deki harekâta son vermesi için aldığı ekonomik ve askeri yaptırım kararı, belli ki Erdoğan’ın “tabii ki gideceğim” tavrını hayli değiştirmiş. Çünkü yaptırım kararında Erdoğan’ın dünyadaki mal varlığını araştırmak da var.

Bu nedenle olsa gerek 24 Ekim’de “Tabii ki gideceğim” diyen Erdoğan, bu karardan sonra 30 Ekim günü ABD’ye gidip gitmeyeceğine dönük bir değerlendirme yaparken “Soru işareti var, henüz karar vermedim” demek zorunda kalıyor.

Şu anda ABD’ye gidip gitmeyeceği belli olmayan Erdoğan, açık açık yurt dışına suikastçı ve mülteci ihraç edeceğini, Türkiyelilerin bulunduğu Batı ülkelerinin yönetimlerini hizaya getirmek için sokağa çıkartacağını söylüyor.

Diplomasi yapmak yerine özel harekâtçı üniforması giyerek yeşil bereli fotoğraflarını servis ettiği bir Dışişleri Bakanına sahip olan Türkiye, Erdoğan sayesinde suikastçı ve mülteci ihracatçısı bir ülke haline geldi."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ