"Erdoğan’ın 7 maaşı ve boş tencere korkusu"

“İçişleri Bakanı’nı, Adalet teşkilatını şahsen rahatsız eden şey de Malik Yılmaz’ın sınıf bilincine sahip yurttaşlık cesaretidir. Muktedir nutkunun tutulduğu, teklediği paha biçilmez cesaret. Virüsün değil bu cesaretin yayılması daha çok ürkütüyor."


Tr724 Yazarlarından Gazeteci Veysel Ayhan'ın yazısı şöyle;

Geçenlerde gözaltına alınan bir TIR şoförü vardı. Şöyle demişti çektiği videoda


“Evde kal Türkiye. Nasıl kalalım baba. Emekli, memur, zengin değilim. İşçiyim. TIR şoförüyüm. Çalışmasam ekmek yok. Elektriğimi, suyumu, kiramı ödeyemem. Bunları ödememek ölmekten beter zaten. Ha senin lafınla evde kalarak açlıktan ölmüşüz ya da virüsten. Ama beni bu virüs öldürmez, senin düzenin öldürür.”

Malik Yılmaz evli ve 4,5 yaşında bir çocuğu var. 40 takipçili Tiktok hesabına koyduğu bu video ile Saray duvarlarını sarsmış olmalı ki bakan telaşla açıklama yaptı. “Niyeti neymiş…” diye.

Yılmaz, sosyal medya baskısıyla tutuklanmaktan ama adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağıyla çalışması engellenmiş oldu. Bu yetmemiş olmalı ki çalıştığı firma “İş bitimi” gerekçesiyle işine son verdi. 

TÜİK rakamlarına göre onun gibi 4,5 milyon işsiz daha var Türkiye’de

Halkın Koronovirüs’e ve “Evde kal” kampanyasına karşı durumu bu.

Peki Türkiye’nin kıskanmaktan çatlayan ülkeler ne yapıyor?

ABD 2 trilyon dolar ayırdı, Almanya 750 milyar Euro, İngiltere 390 milyar sterlin ve İspanya 200 milyar dolar bütçe ayırdı.

ERDOĞAN NE YAPTI?

13 gün önce Çankaya Köşkü’nde şunları demişti:

“Son 17 yılda ülkemizin temel hizmet alanlarında ve altyapısında gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşüm sayesinde, hamdolsun Türkiye, bu sürece olabilecek en hazırlıklı şekilde yakalanmıştır.” 

E ülke böyle güçlüyse bizi kıskanan ülkeleri daha da kıskandıracak bir yardım beklersiniz değil mi?

Herkesi şaşkına çeviren açıklamada halka tek bir şey verildi: 

İBAN numarası. 

Erdoğan’ın İBAN vermesi sosyal medyada espri konusu oldu.

Hakkını yemeyelim. Koronavirüs’e karşı yardım kampanyası yapan başka ülkeler de var. IMF kayıtlarına göre Irak, Lübnan, Sri Lanka, Senegal ve Güney Afrika gibi ülkeler de bağış kampanyası yürütüyor. Ligimiz bu yani.

Ve bu çarpıklık hemen mizaha dönüştü: 

“İşyerinde çay molasındayız. Patron yemekhaneye geldi, masaya çıkarak konuşma yaptı. Bizlere 3 ay maaş veremeyeceğini, işyeri için yardım kampanyası başlattığını, kendisinin 4 maaş ile katıldığını anlatıp iban numarası verdi bize. Çok duygulandık, ağladık, sarıldık. Biz bize yeteriz.”

Şiir de gecikmedi. Müsavat Dervişoğlu:

“Sigaramın dumanı 

Hiç yollama İBAN’ı 

Altın taht yaptık sana 

Bulamıyoz ayranı 

Demokrasim ileri 

Halk bir kemik bir deri 

Bize İBAN göndermiş 

O kâinat lideri.”

Durumun tam özeti buydu. 

Devlet devletliğini kaybedince bari “Haluk Levent” olayım demişti.

Kampanyaya Erdoğan 7 aylık maaşını bağışladı.

Yani 7 ay maaş almayacak.

Türkiye’nin yüzde 80’i 1 ay maaş almasa perişan olur.

O zaman Erdoğan ailesi önümüzdeki 7 ayda nasıl geçinecek? 

Birikimlerinden mi?

Yoksa ABD kongresinin peşinde olduğu milyarlarca dolardan mı? 

Hiçbiri değil.

Erdoğan ailesinin para harcayacağı bir yer yok.

Yemesi devletten, arabası devletten, giyim-kuşam devletten, Saray’da özel mutfağı var, o devletten.

Her şeyi devletten. 

Alman şansölyesi Merkel market masraflarını kendi maaşından karşılıyor. Trump ailesinin tüm özel giderleri kendi ceplerinden. 

Ama Beştepe farklı.

Her şey halkın cebinden.

 ERDOĞAN’IN ASIL MALİYETİ

Maaş muhtemelen dokunulmadan birikiyordur.

Peki bu para önemsiz mi yani?

7 aylık maaş 81 bin liradan 568 bin TL yapıyor.

Bu bağış Erdoğan’ın devlete olan maliyeti ile karşılaştırıldığında ne tutar?

Saray’ın gideri Sayıştay raporuna göre günlük 4,5 milyon liradan fazla.

7 aylık maaşıyla yaptığı bağış, kendisinin devlete 1 günlük maliyetinin 8’de biri kadar.

Tekrar edeyim 7 aylık maaşı, Saray’ın 1 günlük giderinin 8’de birini ancak karşılıyor.

Erdoğan’ın tam maliyeti bu mu? 

Hayır değil.

Parasal olarak tam maliyet Türkiye’nin geçmiş ve gelecek 25 yılı.

Geçmiş sıfırlandı ve gelecek borç halinde bekliyor.

Devlet kurumlarının ve devletin sıfırlanmasını saymıyorum.

Ülke batmış durumda.

Meclis bypass.

Tek sığınak her zamanki gibi din. “Zekatınızı ramazanı beklemeden verin.” diyor.

Ezan dinliyor. Ağlamayı başaramasa da görüntüyü servis ettiriyor.

Üç vakte kalmaz takke takıp yeni etkinlikler de yapacaktır.

Hepsi Süleyman Demirel’in meşhur sözüne karşı. “Boş tencerenin devirmeyeceği hükümet yoktur.” 

Ona karşı alacağı tedbirler şu cümlesinde gizli:

“Sağlık ve güvenlik için gereken her türlü tedbiri alarak…”

Çiğdem Toker daha net ifade etmiş: “İçişleri Bakanı’nı, Adalet teşkilatını şahsen rahatsız eden şey de Malik Yılmaz’ın sınıf bilincine sahip yurttaşlık cesaretidir. Muktedir nutkunun tutulduğu, teklediği paha biçilmez cesaret. Virüsün değil bu cesaretin yayılması daha çok ürkütüyor iktidarı.”

Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ