'Erdoğan genelev ziyaret etmiş, Menzilciler'in kahvesinden kovulmuştu'

Son yıllarda hayli muhafazakar bir üslup tutturan ve toplumun seküler kesimlerinin kaygılarını görmezden gelmekle eleştirilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, piyanist Fazıl Say'ın konserine gitmesinin yankıları sürüyor.




Erdoğan'ın konsere gidişi, 'devrim' gibi sunulsa da, seleflerinin rutin bir aktivitesi bile Erdoğan söz konusu olduğunda önemli bir olaya dönüşebiliyor.


Bu durumu eleştiren Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, Erdoğan'ın 1989 yılındaki yerel seçimler öncesinde Beyoğlu'ndaki bir genelevi ziyaret ettiğini yazdı.

21 Ocak tarihli yazısında Terkoğlu, ziyaretin detaylarına dair şu ifadeleri kullandı:

"1989 yerel seçimleri arifesi. Yine bir mart ayı. Beyoğlu’ndaki genelevde o gün sıra dışı bir hareketlilik var. Mahallenin Milli Görüşçü delikanlısından bir cılız ses duyuldu: 

'Biraz sonra belediye başkan adayımız Recep Tayyip Erdoğan sizleri ziyaret edecek.'

Kadınlar şaşkındı. Kimileri başına tülbent aldı. Sarıklı cüppeli bir adam bekliyorlardı. İçeri takım elbiseli, tıraşlı Erdoğan girdi. 

'Biz sizi içine düştüğünüz karanlık dünyadan kurtarmak istiyoruz' sözleriyle niyetini anlatıyor, “oyunuzu, gönlünüzü, desteğinizi istiyorum” diye beklentisini aktarıyordu. 

Erdoğan’ın genelev ziyareti ilk olmadı. Beş yıl sonraki seçimde de gitti. Sadece oraya değil, meyhaneye de, birahaneye de gitti, içki masalarına da oturdu. Hatta Refah Partisi’ne ikna olan kadınlardan bazıları seçim çalışmalarına katılıp, partiye oy istedi."

Şimdilerde Erdoğan'a destek veren Menzil tarikatının o günkü Erdoğan tavrına dairse, bir örnekle açıklık getiren Terkoğlu, Erdoğan'ın Menzilciler'in kahvesinden kovulduğunu kaydetti. 

O günleri ise şu satırlarla anlattı Terkoğlu:

"Erdoğan, seçim gezisinde Menzil Cemaati’nin Eyüp yakınlarındaki kahvehanesine girerken durduruldu. Kahvehane sahibi durumu açıklıyordu: 'Menzil’dekiler ‘Biz RP’ye değil başka partiye oy vereceğiz’ dediler. Bunun için sizi içeri alamayız.' Hep kazanan ata oynayan tarikatın müridi, Erdoğan’ın içeridekilere propaganda yapmasına izin vermiyordu. Kavga çıkmasını araya giren o adam önledi: 'Efendim, benim dükkânım karşıdaki meyhanedir. Arzu ederseniz size ben orada çay ikram edeyim."

Böylelikle Erdoğan'ın bir meyhaneye de girdiğini aktaran Terkoğlu, Bülent Arınç'ın o günler için, "Meyhanelere birahanelere girmişimdir, şişeleri saklamaya çalışan insanlar görmüşümdür, tanıdığım insanların yüzleri kıpkırmızı olmuştur” diye anlatıyor, 'İster oy versinler ister vermesinler, bu bizim toplumla barışma modelimiz oldu" sözlerini hatırlattı. 

Terkoğlu, yazısını şu satırlarla tamamladı:

"30 yıl önceki mart seçimlerinde geneleve giden Erdoğan’ın, 30 yıl sonra yine bir mart seçimi arifesinde klasik müzik konserine gitmesine şaşırıyoruz ya... Doğru şaşırma '30 yılda nereden nereye geldik' diye olmalı. Değişmeyen bir şey var tabii ki! 

30 yıl önce genelev kapısında Erdoğan’a anlatılan o düzen: 
'Başkan, sen bizi kurtaramazsın. Bize senet imzalattılar. Ne kadar olduğunu bilmiyorum. 13 yaşında bu tuzağa düştüm. O gün bu gündür borç ödüyorum."








 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ