"Erdoğan devleti kendi suç örgütüne dönüştürmeye çalışıyor"

"İktidar partisi 2002 den bu yana farklı yasadışı yöntemler kullanarak çok sayıda şirketin yandaşlara geçmesini sağlıyor ve kendi zenginler kulübünü kuruyor."



İsmail S. Gülümser/Aktif Haber


Erdoğan eski komünist rejimlerdeki gibi devlet çarklarını istediği kişi ve kurumları

-Karalayıp itibarsızlaştırma,

-Şeytanlaştırıp yapılan zulümleri meşrulaştırma,

-Sindirip yok etme,

-Tutuklatıp hapishanelerde çürütme,

-İşkence edip suç kabul ettirme,

-Tüm insani haklarını ortadan kaldırıp hayat hakkı tanımama,

-Yurt içinde ve dışında muhalifleri kaçırma,

-Suçlarını bilenleri kargaşada, işkence merkezlerinde, gözaltında, tutuklukta intihar süsü vererek infaz etme,

-Hamile-yeni doğum yapmış emzikli kadınları, ölümcül hastaları dava dosyası bile hazırlanmadan aylaca hapiste tutma,

-Muhalifleri; para yatırdığı banka, çocuğunu kaydettiği okul, çalıştığı kurum, üye olduğu dernek-sendika gibi işlendiğinde yasal izinle yapılan faaliyetleri yüzünden tutuklayıp 6-10 yıl cezalar yağdırma,

-Kişisel hiçbir suçu olmasa bile sırf mensubiyetinden dolayı istediğini terör örgütü üyesi ilan etme,

-Örgüt üyesi ilan ettiklerinin kimini şeytanlaştırıp sokağa çıkamaz hale getirme, kiminin evlerini bombalayıp başlarının üzerine yıkma, yıllardır yaşadığı muhiti-ülkeyi terk etmeye, göçe zorlama,

-Örgüt üyesi ilan ettiklerini bulamazsa anne-babasını-çocuklarını-kardeşlerini tutuklatma, tehdit etme,

-Mafya örgütlerini muhaliflerin üzerine salma, medyada açıktan tehditlerine zemin hazırlama,

-Adalet sistemine talimat verme istediğini tutuklama, istediğini hiç suç olmadan aylarca bekletme istediğine müebbet hapis cezaları verilmesini sağlama,

-Sonradan çıkardıkları yasaları geriye doğru işleterek diledikleri eylemi yasadışı ilan edip istedikleri hakkında işlendiğinde yasal olan faaliyetinden dolayı cezalar yağdırma,

-Muhalif partileri yıpratmak, kargaşa çıkarıp OHAL ilan etmek için ölümlü bombalama vb senaryolar hazırlama,

Burada sayılan her madde çok sayıda onlarca hatta bazıları için binlerce örnek gösterilebilir, birçoğu uluslararası raporlarda da örnekleriyle yer almaktadır.

Erdoğan rejiminin nasıl suç örgütü gibi çalıştığını göstermek için sadece darbede yaşananlara bakmak yeterlidir. Birçoğu hala görevinin başında olan komutanların emriyle köprüye götürülmüş ve Erdoğan’ın ülke yönetimini ele geçirme senaryosunun parçası olarak kullanılmış askeri öğrencilere diktatörlüğe dönüşmüş Türkiye’de talimatla müebbet hapis cezaları verilmiştir. Darbe senaryosunun olduğu gece siyasilerin TV ekranlarında halkı açıktan saldırıya davet etmesi sonucu eline bıçağı alan birinin masum askeri öğrencinin boğazını kesmesi ülkedeki siyasilerin emriyle yaşanan cinneti göstermek için yeterlidir.

KURDUĞU SUÇ ÖRGÜTÜNÜN KULLANDIĞI ARAÇLAR

İlk yıllarda demokrasi havarisi kesilip toplumda olumlu imaj oluşturmuş güç elde ettikçe ülkeyi tek başına ele geçirmenin planlarını yapmaya başlamıştır. Özellikle 2011 den sonra bir şekilde Erdoğan’la yolu kesişmiş ortak iş yapmaya başlamışlar ülkeyi ele geçirme hevesine kendini kaptırmış bir siyasetçi ve kurduğu suç şebekesi tarafından hukuksuz iş yamaya suça zorlanmakta, ortak olanlarla devam edilirken kaçınanlar bir yolunu bulup zulme uğramaktadır. Ülkede resmi özel ne varsa her yer için planlar yapılmakta kimisi mali olarak desteklenip suça zorlanırken, kimisi makam karşılığı yanlışa ortak edilmekte, devletin imkân ve kaynakları bir yolunu bulup suç örgütü genişletmektedir.

Erdoğan’ın suç örgütünce iradi gayrı iradi suça bulaşan ya da bulaştırılanlar;

-El altında mali olarak desteklediği köşe yazarları-programcılar ve medya organları,

-Merkezde ve illerde hukuksuz talimatlara uyma şartıyla göreve getirilmiş mülki amirler, hâkim ve savcılar, birim amirleri,

-Yurt dışında hukuk dışı işlere alet olmak kaydıyla görevde tutulan elçilik mensupları,

-Gösterdiği her hedefi yok etmede kullanılan hukuk tanımadan mafya örgütü gibi çalışan güvenlik birimleri,

-Yurt içinde ve dışında ölümlü olaylar planlayan, adam kaçıran, gizli merkezlerde işkence yapan intihar süsü verip adam öldüren istihbarat birimleri,

-Kendi askerine tuzak kurmak şartıyla anlaştığı darbe oyununa alet olmuş üst düzey komutanlar,

-Yaptığı yasadışı işleri meşrulaştırma şartıyla mali destek-iş verdiği kişiler-şirketler-gruplar,

-Kendine pay vermek yasadışı işlemlere onay vermek şartıyla ihalelere ortak olan işadamları,

-Suçlarından kurtarma sözü vererek anlaştığı mafya elemanları-derin devlet adına çalışan komutanlar-kirli işlere bulaşmış polisler, devlet memurları,

-Tehdit-şantaj-adama kaçırama-infaz-bombalama gibi kirli işlerde kullanılan örtülü ödeneklerle beslenen mafya elemanları,

-Açığı yakalanmış, tutuklanmayla tehdit edilerek şantajla yasadışı işlere zorlanan kişi ve kurumlar,

-Yönetimden-devlet imkânlarından-sınırsız örtülü ödeneklerden pay verilerek ya da muhaliflerinden öç alması sağlanarak kandırılan yasadışı her işi onaylayan siyasi partiler ve liderleri,    

-Demokrasiye inanmayan baskıcı rejimlerin özlemini yaşayan her gün medyada yapılan propagandalardan etkilenen sadist duygularını Erdoğan’la tatmin eden siyasi ideolojik kişi ve gruplar,

-Hamasi nutuklar ve medya hipnozuyla kandırılan yapılanların insanlık dışı olduğunu unutan, en yakınındaki insanlara zarar verebilecek yönlendirmeye açık partililerin çoğunlukta olduğu kesimler,

Yukarıda sayılan kesimlerin her biri bazen ayrı ayrı bazen birlikte yasadışı olaylarda ya bizzat kullanılmakta, ya katılmasa da hukuksuz işlemi desteklemekte ya da itiraz etmesi önlenerek sessiz kalması sağlanmaktadır.

Sadece darbe sonrası sokağa davet edilen çoğu partilerden oluşan kalabalıkların kendi askerlerine yaptığı vahşet, iktidarın nasıl toplumu yasadışı işlerine alet ettiğini ve Nazi Almanya’sındaki gibi adım adım soykırıma hazırladığını göstermektedir.

 SUÇ ÖRGÜTÜ NASIL GENİŞLETİLİYOR

-İstanbul belediyesinden çalınan paralarla başlatılan kaynak oluşturma işi özelleştirme-yol köprü HES gibi büyük ölçekli devlet ihalelerin paylaşılmasıyla geliştiriliyor ve erişilmez mali güç elde ediliyor.

-Basın yayın organları kimi kirli paralarla satın alınıyor, kimi devlet bankalarından ucuz kredilerle el değiştiriyor, kimine el altından kaynak aktarılıp bağlanıyor, bazıları polis zoruyla ele geçirilirken, bazıları tehdit-şantajla satmaya zorlanarak tüm basın gasp edilip propaganda aracı haline getiriliyor.

-İş adamları ihalelerden pay verilerek-bankalardan ucuz kredilerle beslenerek-el altından çaldıkları paralarla ortaklıklar kurularak bağlanıyor ya da küçük iş yapan iş adamları devleştirilerek iş dünyası tüm yasadışı işlere boyun eğen emir eri haline getiriliyor.

-Ergenekon-balyoz davası sanığı komutanlar-Doğu Perinçek-Devlet Bahçeli-Mustafa Destici-Süleyman Soylu gibi yıllardır Erdoğan’ı eleştirmiş parti liderlerine kapalı kapılar ardında siyasi ideolojik ekonomik beklentilerini karşılayacak teklifler götürülerek, devlet imkân ve kadrolarından yararlanma fırsatı verilerek devlet kesesinden dağıttığı kaynaklarla menfaat karşılığı yasadışı işlerde ortaklıklar kuruluyor.

-Devletin tüm otokontrol sistemlerinin her geçen gün daha fazla Erdoğan’ın eline geçtiğini gören onunla uzlaşanların gücüne güç kattığını seyreden, bir işaretiyle önlerinin açılacağını düşünen;

Devlet ihalelerinden pay alma beklentisi içinde olan iş adamları,  yaşananları önce tasvip etmese bile devlet bankalarından verilen ucuz kredilerle yapılan işlerdeki tatlı kazancı görünce,
Bugüne kadar kayda değer bir varlık göstermemiş, devlet imkân ve fırsatlarından emek sarf etmeden yararlanıp çalışmadan kısa sürede sonuç almak isteyen dini ideolojik grupların liderleri ya da mensupları basit menfaatlerle karşılaşınca,
Mesleğinde başarılı olamadığı için yükselememiş-işini geliştirememiş, görevinde yanlış işlere bulaşıp yakalanmış, hileli yollarla da olsa gelecekle ilgili beklentilerini yükseltme fırsatı arayan her türlü şantaja açık devlet görevlileri-akademisyenler-güvenlik mensupları-esnaflar azıcık önü açılınca,

Erdoğan’ın yaverleri tarafından kendilerine sunulan basit imkânlarla yelkenleri indiriyorlar.

İş adamıysa; kimi yasadışı işlere ortak oluyor, kimi mali destek vererek yayılmasına katkı sunuyor, kimi de sessiz kalarak kendini sağlama almayı tercih ediyor.

Dini ideolojik gruplardan ise; devlet kaynaklarından yasalar eğip bükülerek gerektiğinde yasadışı yollar kullanılarak kendilerine sunulan basit imkânları görünce tüm geçmiş değerlerini ve ideolojik hedeflerini unutuyor, basit imkânların kesilmemesi uğruna her türlü yasadışı gayrı insani gayrı ahlakı teklife açık hale geliyor.

Mesleğinde başarılı olamamış birisiyse; Verilen küçük bir makam, basit bir kariyer, devlet imkânlarından çoğu zaman yasadışı yöntemlerle aktarılan küçük bir kaynak, bazen bir yardımın kesilmesi endişesiyle önüne konun her yasadışı işe onay veriyor, tüm ahlaki ve etik kuralları çiğneme pahasına kişilerin yasal haklarını kullanmasına engel oluyor. Verilen talimatlar doğrultusunda hukuku yok ediyor, yasadışı işlere alet oluyor.

Her ülkede yönetimde olanlar bir şekilde zaaflarının esiri olabilir suça veya yolsuzluğa bulaşabilirler. Tespit edilenler cezalandırılır, yasaları yeterli olmayan yerlerde halk nezdinde itibar kaybederek silinip giderler. Halbuki Türkiye’de Erdoğan çevresini ve partililerin bir kısmını hukuka tecavüzün, yasadışı iş yapmanın hırsızlık ve yolsuzluğun devleti ele geçirmek için gerekli bir misyon olduğuna inandırdı. Suça ortak olanların bir bölümü kendi kişisel çıkarları için bu işe bulaşırken bir bölümü ise parti ideolojisine davasına hizmet ettiğini düşünerek yasadışı işlere ortak oluyor, kişisel hukuka bile tecavüz etmede mahzur görmüyorlar.     

Erdoğan kişi kuruluş ve grupları suça bulaştırmada iki insani zaaftan yararlanıyor.

-Herkesin bir fiyatının olduğunu düşünerek neyle satın alınabileceğinin hesabını yapıyorlar, bazılarını makamla, bazılarını parayla, bazılarını siyasi, ideolojik ticari pazarlıklarla kandırıp suç işlemede kullanıyor veya yasadışı işlere rıza göstermeye mecbur ediyor. Erdoğan hakkında ağır ithamlarda bulunan Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş gibi siyasetçiler Bakanlık karşılığı makamla önceleri itiraz ettikleri tüm yasadışı işleri onaylamakta hatta alet olmaktadır.

-Korku hissiyle bazılarını köşeye sıkıştırılmakta ve yasadışı işlere zorlanmaktadır. Ergenekon-balyoz davalarında darbeye teşebbüsle korkutulup köşeye sıkıştırılan askerler, Erdoğan’la anlaşmış ve onun Anayasaya ve yasalara aykırı birçok icraatının savunucusu haline gelmiştir.

Erdoğan’ın yasadışı işlerini çok iyi izleyen büyük devletler ona gerekli tepkiyi vermemesini sebebi de uluslar arası ticari veya siyasi ilişkilerle ilgili kaygılardır. Büyük devletlerin hepsi Erdoğan’ın nasıl bir oyun içinde olduğunun farkındadır. Ticari-siyasi ilişkilere doğrudan zarar vermeden zamanı geldiğinde hesaplaşmanın yollarını aramaktadır. Putin hem Karlov suikastının hem de Rus uçağın düşürülmesinde Erdoğan’ın talimatının olduğunu bilmektedir. Ancak olayı iki ülke arasında gerginliğe dönüştürmeden Türkiye’ye karşı pazarlık gücünü artırmada kullanmaktadır.    

ERDOĞAN VE EKİBİNİN İŞLEDİĞİ ÖRGÜTLÜ SUÇLARDAN BAZILARI

Kurulan suç örgütü ile çok sayıda yasadışı iş yapılmış giderek suç halkası genişletilmektedir.

İSTANBUL BELEDİYESİNDE İŞLENEN ÖRGÜTLÜ SUÇLAR

-O güne kadar kaybettiği belediye seçimlerini kazanmak için, tehdit, şantaj, liste değiştirme, oyları yok etmek üzere örgüt oluşturmak,

-Belediye başkanlığı döneminde geleceğin başbakanının hazırlamak üzere çete kurmak,

-Gizli yazılım yaparak belediye ait mali kaynakları zimmetine geçirmek,

-İhaleye fesat karıştırıp, belediye işlerini yakın çevresine dağıtma belediye imkanlarıyla dolandırıcılık yapmak,

-Belediyenin yeni yatırımlarının yapılacağı bölgelerdeki arsaları ucuza toplayıp milyarlık haksız kazanç elde etmek için arazi mafyası kurup yönetmek,

-Belediye imkânlarından çaldığı paralarla parti kurmak ve devleti ele geçirmek için örgütlenmek.

Hileli seçimlerle iktidara geldikten sonra suç örgütü her geçen gün genişlemiş ve kamu görevlileri devleti ele geçirmek için kurulmuş suç örgütünün amaçlarına hizmet etmeye zorlanmış, yapanlarla devam edilirken yapmayanlar görevden alınmıştır. İlk icraatları devlet ihalelerini başbakanlığa bağlamak olmuş ve her ihaleden pay almak farklı yollar geliştirilmiştir.

İktidarları döneminde polis kayıtlarıyla tespit edilen ya da basın yoluyla açığa çıkan suçlardan bazıları;

DEVLET İHALELERİNİ DENETİMDEN KAÇIRARAK İŞLENEN ÖRGÜTLÜ SUÇLAR

İktidar partisi ihale kanunda 186 kez özel düzenlemeler yapıp yapılan kamunun mal ve hizmet alımı ya da satış işlemlerini devlet denetiminden kaçırmış, Meclis çoğunluğunu zimmetine para geçirmek, haksız kazanç elde etmede kullanmıştır. Kanun değişikliklerinin hangi ihale öncesi hangi suçu işlemek amacıyla yapıldığı konun taraflarınca bilinmekte, bir kısmı açıktan yazılırken bir kısmı da ilgili STK lar tarafından kayıt altına alınmaktadır.

İktidar döneminde kamu ihalelerinde çok büyük yolsuzluklar yapıldığı için maliyetleri geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde artmış ve Erdoğan ve çevresi keselerini doldururken devlet inanılmaz ölçülerde zarara uğratılmıştır. Özal döneminde yapılan FSM köprüsü 125 milyon dolara mal edilirken, teknik imkânların daha geliştiği AKP döneminde yapılan YSM köprüsü 3 milyar dolara ihale edilmiştir. Bu dönemde ihalelerin devlet denetiminden kaçırılması sonucu maliyetler fahiş rakamlara ulaşmış YSM köprüsü için harcanan parayla 24 FSM köprüsü 143 Boğaz köprüsünün yapılacağı tespit edilmiş, ülke kaynakları yolsuzlukta kullanılarak yandaşlara dağıtılmış, hemen her projede bu vb haksız kazanç yolları kullanılmıştır.   

Kamu ihale kurumu istatistiklerine göre devlet ihalelerinin denetimden kaçırılmasıyla 465 milyar liralık mal ve hizmet alımı yapılmış sadece 2017 yılında 25 bin işlem yani devletin yaptığı işlerin %39 una yakın kısmı kapalı kapılar arkasında gizli pazarlıklarla sonuçlandırılmış ve GSMH nın %10 u kadar kısmı Erdoğan çevresinde kurulmuş suç örgütünün paylaşabileceği tarzda kullanılmıştır. İktidar partisi yeni yatırımlar dâhil tüm işlemlerde açık ihale usulünü terk ederek kendine bir yolsuzluk ekonomisi kurmuş ihalelerin büyük çoğunluğu, Cengiz inşaat-Limak-Albayraklar-Kolin-Çalık- Sancak-Torunlar gibi birkaç holding arasında paylaşılmıştır.

17-25 Aralık’ta ihaleye fesat karıştırmak amacıyla kullanılan tüm yöntemler polis tarafından kayıt altına alınmış, müteahhitlerin Erdoğan’a ihalelerde ödediği paradan dolayı küfürlü sözleri medyada yer almış ancak polisler ve görevden alınıp, adalet sisteminin çalışması davaların soruşturulması engellenmiş, suçların üstü örtülmüştür.

 ÖZELLEŞTİRME ADI ALTINDA İŞLENEN ÖRGÜTLÜ SUÇLAR

AKP iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar, özelleştirme yapıyoruz diyerek aralarında Sümerbank-Seka-Tekel-Petkim-limanlar-Türk Telekom-Et-balık-maden sahaları-devlete ait fabrikalar-tuzlalar-araç muayene istasyonları-şeker fabrikaları-gübre sanayi-santraller-elektrik dağıtımı-dereler-barajlar-ormanlar-köprüler-otoyollar-bankalar-sigorta şirketleri-feribotlar-oteller-sosyal tesisler-porselen ve kundura fabrikalarının da bulunduğu 140 bin taşınmaz satılmıştır.

Daha ilk yıldan itibaren tüm devlet ihaleleri başbakanlığa bağlanmış ve her satışta alıcılarla kapalı kapılar arkasında yapılan anlaşmalarla özelleştirme dâhil tüm devlet işlemlerinde yolsuzluk başlatılmıştır. Ne kadar gizlemek isteseler de özelleştirme ihalelerinde yolsuzluklar bir şekilde açığa çıkmaktadır.

İlk özelleştirme ihalelerinden olan Sümerbank, Ereğli tekstil, Balıkesir SEKA, Trabzon liman ihalelerini İstanbul Belediyesinde adı yolsuzluk davalarına karışmış Erdoğan’ın akrabalarına ait Albayraklar şirketine verildiği, belediyedeki yolsuzluk deneyimlerini Ankara’ya taşıdıkları ortaya çıkmıştır. İlerleyen dönemde özelleştirme vb ihalelere yeni suç ortaklarının da katılmasıyla halka genişlemiştir.

1,1 milyon dolara satılan Balıkesir SEKA ihalesinde devlet 200 milyon dolardan fazla zarara uğratılmış,
Sadece Türk Telekom’un özelleştirilmesinden kamunun 98 milyar TL zarara uğratıldığı açıklanmıştır.    

AKP üst yönetimi müflis tüccarlar ya da babadan kalma varlıkları satarak geçimini sağlayan çocuklar gibi hiç üretmeden diledikleri gibi para harcayacak yollar aramaktadır. Her yıl binlerce vatandaşın işsiz kalması pahasına, ülkenin 80 yıllık birikimini satarak bütçe açıkları karşılanmakta ekonominin iyi gittiği görüntüsü oluşturup seçim avantajı elde ederken, bir yandan da her ihalede yolsuzluk yapacak yollar geliştirilmektedir.

Bugüne kadar kamunun elindeki en değerli fabrika tesis liman, arsalar; yerli ve yabancılara el altından gizli pazarlıklarla yok pahasına satılıp devlete 62,5 milyar dolar (393 milyar TL) gelir elde edildiği ifade edilirken, halkın hiçbir karının olmadığı bu satışlar Erdoğan ve çevresine haksız kazanç temininde kullanılmış, devlet kaynakları ile AKP çevresinde kendi zenginler kulübünü kurmuştur.

Erdoğan’ın damadı Maliye bakanı Albayrak’ın açıklamasına göre önümüzdeki 3 yıllık içinde kalan 48 milyarlık kamu malı daha satılacak ve bütçe açıkları ülkenin kaynaklarının satışıyla karşılanarak suç örgütünün yol açtığı ekonomik çöküş vatandaştan gizlenecektir. Özelleştirmeyle elde edilen mali kaynaklar israfta kullanılarak üretmeden harcama yolu seçilirken bir yandan ülkenin geleceği ipotek altına alınmakta kapatılan her fabrika ile binlerce kişi işsiz kalmaktadır. (7000 ailenin geçim kaynağı Bolvadin SEKA fabrikasının özelleştirilmesiyle ilçeden göç başlamış ve ilçe nüfusu 54.000 den 31.000 e düşmüştür)     

TOKİ İLE İŞLENEN ÖRGÜTLÜ SUÇLAR

AKP 2002 de iktidara gelmiş ve 1 ay sonra belediyede kurdukları yolsuzluk ekibinden daha önce yargılanmış olan, KİPTAŞ Genel Müdürü Erdoğan Bayraktar TOKİ nin başına getirilmiştir. KİPTAŞ keyfi ihalelerle gecekondu için ayrılan kaynakları, belediye arsalarını, imar ve arsa rantı elde etmede kendi çiftlikleri gibi kullandıkları belediyeye ait inşaat şirketidir. Belediyede sır tutmasına güvendikleri suç örgütünün deneyimlerini Ankara’ya taşımış ve ilerleyen dönemde Bayraktar kurdukları Çevre ve Şehircilik Bakanlığının başına getirilerek suç halkası genişletilmiştir.

Bayraktarın görev yaptığı 9 yıllık süre zarfında TOKİ iş ve işlemleri devlet denetiminden kaçırılarak ülke kaynakları keyfi kurallarla diledikleri gibi kullanıldı. Kurdukları suç örgütü sayesinde kurumun yaptığı yaklaşık 16 katrilyonluk işin 10 katrilyonluk kısmını devlet denetiminden kaçırıp kendi çevreleriyle bölüştüler.

TOKİ deki suç örgütü Erdoğan’ın kurduğu baskıcı rejimin en önemli araçlarından biri haline geldi, kuruma  tanınan yetki ile belediyelere danışmadan il planlarıyla istediği gibi oynadı, illerde yeni rant alanları oluşturdu,  kamu gücünü kullanan otoriter bir hükümet şirketi gibi her yere müdahale etti, özellikle büyük şehirlerde arsa mafyası gibi çalıştı, onun işlediği suçları engelleyecek mekanizmalar ortadan kaldırıldı, ekonomik değeri yüksek araziler sahiplerinin elinden kentsel dönüşüm bahanesiyle alınıp istedikleriyle bölüştüler.

Arsa değeri yüksek gecekondu bölgelerinden vatandaşlar zorla çıkarılıp şehir dışlarındaki TOKİ lere taşındı. Yeni kurulan yerleşim birimlerindeki TOKİ lerin tüm maliyeti dar gelirli vatandaştan alınırken kendileri diledikleri alanları diledikleriyle paylaşan arazi mafyası gibi çalıştılar.  TOKİ devletin sorumluluk anlayışıyla bağdaşmayacak birçok yöntem kullandı, gözünü diktiği araziyi aldı, oturanları ikna edemezse devlet görevlilerini mafya elemanları gibi kullanıp evlerini başlarına yıktı, özellikle İstanbul-Ankara’da milyonlarca metrekarelik araziyi boşalttı vatandaşın malını yok pahasına elinden aldı üstüne lüks oteller gökdelenler inşa edip milyonlarca dolarlık rantı inşaat tekelleriyle ve uluslararası finans kuruluşlarıyla bölüştü.

Kanal İstanbul projesi basında açıklanmadan 6 yıl önce yandaşlara el altından duyurulmuş ve bu bölgede sadece bir firmanın 600.000 metrekare arsa topladığı ortaya çıkmıştır. Arsa mafyası gibi çalışan ekibin kazancının 10 milyarın üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Erdoğan yönetimi kamu kaynaklarıyla yapılan her yatırımın rantını yandaşlarıyla bölüşecek yasadışı yollar geliştirmiştir.

2003-2014 arası TOKİ 49 milyarlık 4 bin ihale yapılmış, bütçenin %10 kadar bir para 45 milyarlık hak ediş TOKİ aracılığıyla denetimden kaçırılıp AKP yandaşı müteahhitlere aktarılmıştır. Yüksek denetleme kurulu AKP dönemindeki 7 TOKİ ihalesinde kurumun 773 milyon TL zarara uğratıldığını tespit etti.

TOKİ de kurulan suç örgütüyle AKP nin işlediği suçlardan bazılar polisler tarafından yakalandı, Tayyip Erdoğan Bakan Bayraktar’dan istifa ederek suçu üzerine almasını istedi. Bayraktar istifa ederken yaptığı basın açıklamasında işlenen tüm suçların Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla gerçekleştiğini ve asıl onun istifa etmesi gerektiğini belirterek bakanlıktan ayrıldı. Erdoğan meclis çoğunluğunu ve iktidar gücünü kullanıp ortaya çıkan yolsuzlukların araştırılmasını engelledi ve suç örgütünün yaptığı faaliyetlerin üstü örtüldü.

Erdoğan yönetimindeki suç örgütü mahkemelere müdahale ederek davanın kapatılmasıyla yetinmedi 17 Aralık soruşturmalarının TOKİ ayağını yürüten savcı 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı bir süre sonra devletin gözetimi altında cezaevinde kendini astığı söylenerek öldürüldü ve ilerde olayları birinci elden aktarabilecek bir hukukçu infaz edilerek ortadan kaldırıldı.

MEDYA ORGANLARINI ELE GEÇİRMEK İÇİN İŞLENEN SUÇLAR

AKP iktidara geldiğinden bu yana medya kuruluşlarının elde değiştirmesi için çok sayıda yasadışı yöntem kullanmıştır. 2002 den beri ülkede medyanın sürekli el değiştirdiği ve her değişiklikte iktidar politikalarını eleştirenler giderken yerine gelenlerin hepsi destekleyenlerden oluşmaktadır. İktidarın medya kuruluşlarının el değiştirmesi için yaptığı sinsi çoğu zaman yasadışı yöntemlerin kullanıldığı aşamalı bir plan uyguladığı ortaya çıkmıştır.

Devlet aygıtı olan BDDK ve TMSF kullanılarak büyük medya kuruluşların mali yapısı Erdoğan’ın elemanları tarafından sürekli izlendiği görülüyor. Gelir gider dengesinde az problemi olan medya organları için ele geçirme projesi yapılıyor ve birçok yasadışı yöntem kullanılarak kurum TMSF ye devrediliyor. Daha sonra TMSF deki elemanları vasıtasıyla kurum satışa sunuluyor ve sadece Erdoğan’ın onay verdiği kişilerin alması sağlanıyor. Bu amaçla ihale şartnamesi kendilerine göre düzenleniyor, devlet bankalarından ucuz uzun vadeli ve şartnameye uygun krediyi sadece onların gösterdiği kişiler alabiliyor devlet çarkları suç örgütüne hizmette kullanılarak medya organları Erdoğan’ın yönetimine geçiyor. Sabah-ATV-Star gibi Uzan-Karamehmetler-Ciner grubuna ait birçok medya kuruluşu bu yolla ele geçirildi.     

Samanyolu-Zaman-Bugün gibi bazı medya gruplarının ele geçirilmesinde ise devleti yönetme yetkisi suiistimal edilerek MGK dan grubun faaliyetleri silahsız terör örgütü kapsamına alınıyor. Ardından terör örgütünün yayın organı gibi gösterilen medya organları polis zoruyla zapt ediliyor. Anayasaya aykırı işlemlerle devlet gücü kullanılarak medya organları müsadere edilirken Erdoğan bir muhalif gruptan daha suç örgütüyle kurtuluyor.

Son kalan büyük medya kuruluşlarından olan Doğan grubu da önce basit bahanelerle tutuklanmayla tehdit edilerek satmaya zorlanıyor. Devlet gücünü arkasına almış bir suç örgütünün kullandığı yasadışı yöntemlerle baş edemeyen kurum sahibi tehditlere boyun eğiyor ve bu grup da devlet bankalarından verilen kredilerle Erdoğan yönetimine geçiyor. Artık ülkenin bütün büyük basın kuruluşları Erdoğan’ın kontrolünde onun istemediği bir haberi yaptırmak mümkün değil

SEÇİM KAZANMAK İÇİN İŞLENEN SUÇLAR

Belediye kaynaklarından çalınan paralarla parti kuruyor. Ekonomik krizin yaşandığı 2002 de kurduğu partiyle girdiği ilk seçimde;

-Suç işleyerek elde ettiği gelirle diğer partilerin erişemeyeceği ölçüde reklam yaparak,

-İllerde partilileri örgütleyip sonuçlarla oynayarak,

-ANAP-DYP-MHP nin baraja takılması sağlanıp saf dışı ediliyor ve yasadışı kaynak ve yöntemlerle hem %34 sağ oy hem de meclis çoğunluğu gasp ediliyor.

Bu tarihten sonra her seçimde bazen yasaları eğip bükerek, onun da yetmediği yerde yasadışı yollarla seçim kazanıp devletin makam ve imkânlarını suç işleyerek ele geçiriyor.

-Devlet imkânlarıyla yapılan yardımları parti yardımı gibi gösterip halkı yardımların kesilmesiyle tehdit ediyor.

-Meclis çoğunluğunu yasadışı işlerinde kullanıp seçim sistemiyle oynayarak hile yapacak bir önceki seçimde ayak bağı olmuş konulardan kurtulacak yeni yöntemler geliştiriyor.

-Mühürsüz oylar geçerli sayılıyor.

-Parmak boyası kaldırılıyor.

-SEÇSİS sistemiyle oynayarak seçmen sayıları bir dönemde 10 milyondan fazla artırılıyor.

-Milyonlarca fazla oy pusulası basıp el altından parti teşkilatlarına dağıtılıyor.

-Olmadık adreslere binlerce seçmen kaydı yapıp partililere mükerrer oy kullandırılıyor

-Oy oranlarıyla oynayarak ülke gerçekleri örtüşmeyecek şekilde oylarını %13 artırıp sahte oyla seçim kazanılıyor

Her seçimde yasadışı yöntemler kullanan bir suç örgütü ülke yönetimini ele geçiriyor.

Devletin istihbarat birimlerini kullanarak oy oranını düşürmek istediği her parti hakkında proje geliştiriyor, kimisi şaibeli helikopter kazası sonucu ortadan kaldırılıyor, kimisi tuzağa düşürülüp şantaj kasetleri yayınlanıyor, kiminin liderleri bakanlık vadiyle kandırılıyor, bazı partiler ölümlü patlamalarla yıpratılıyor, vatandaşlar her seçimde terör-ekonomik kriz-dış güçler-askeri darbe gibi farklı tehditlerle korkutuluyor. OHAL den yaralanıp bazı parti yöneticileri tutuklanıyor. Muhaliflerin hepsi hakkında yasadışı yöntemler kullanarak partilerinin eritilmesi planlanıyor.  Şartlarını taşımadığı Cumhurbaşkanlığı makamını sahte diploma kullanarak gasp ediyor.

Tek başına iktidarı olamadığı 2015 seçimlerinden sonra halkı AKP ye mecbur etmek için istihbarat birimlerince;

-102 masum vatandaşın öldüğü Ankara garı patlaması,

-31 Kürt kökenli vatandaşın öldüğü Kobani patlaması,

-45 kişinin öldüğü Atatürk havalimanı patlaması

-29 kişinin öldüğü merasim sokak patlaması,

-37 kişinin öldüğü Güvenpark patlaması oldu.

-Operasyona gönderen 337 asker ve 182 polis şehit edildiği ölümlü olaylar yaşandı.

Seçime endeksli olarak gerçekleşen bu ölümlerden bazılarında halk terörle korkutuldu bazıları muhalif partilerin üzerine yıkılıp araştırılması engellendi. Seçimler öncesi ölümlü olayları iktidarın askerlerle birlikte planladığı Fidan’ın ses kaydındaki itirafla ortaya çıktı.

PARTİLER DÂHİL TÜM DAYANIŞMA GRUPLARINI YOK ETMEK İÇİN İŞLENEN SUÇLAR

Erdoğan iktidarı kimseyle paylaşmak istemiyor, ileride kendine alternatif olabileceğini düşündüğü tüm partiler dayanışma grupları hakkında kirli senaryolar planlıyor, onların toplum nezdinde itibarını yok etmek için çok sayıda suç işliyor.

Deniz Baykal’ı tuzağa düşürüp uygunsuz görüntülerini çektirmiş ve görüntüleri el altından televizyonlarda yayınlatarak yasadışı yollarla CHP nin halk nezdinde itibarını yok etmeye çalışmış, Kendisiyle başa baş mücadele edecek bir siyasi parti liderini istifa etmek mecburiyetinde bırakmıştı.

Aynı seçim döneminde MHP nin 10 kadar üst düzey yöneticisini farklı yollarla tuzağa düşürüp uygunsuz görüntülerini TV lerde yayınlatmış ve istifa etmek zorunda bırakarak partiyi yasadışı yöntemlerle etkisiz hale getirmişti.

BBB başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası sonucu ölmesi adeta canlı yayında tüm Türkiye’ye izlettirilmişti.

Erdoğan’ı en çok eleştiren Erkan Mumcu-Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Yalçın Topçu, Mustafa Destici ya bakanlık vadiyle ya partilerle ortak çalışma vaadiyle kandırıp DYP-ANAP-BBP-HAS parti son dönemde MHP nin de dâhil olduğu birçok sağ parti eritildi ya da suçlara ortak edildi.

HDP nin Kürt kökenli vatandaşlar üzerindeki etkisini yok etmek için istihbarat birimleri marifetiyle Ankara garında ve Kobani’de yüzden fazla insanın ölümü planlanmış suç, sorumluluğu olmayan HDP nin üzerine atılmıştı.

Bazı toplum liderleri için ölümlü senaryolar hazırlanmış, bazıları kaçırılıp öldürülmüş, seçim mitingleri muhalifleri şeytanlaştırarak toplum insanlık dışı muameleye sevk edilmiş, başarılı kurumların karalanıp çalışma ortamına zarar verilmiş, bazılarının kanuni haklardan yararlanması engellenmiş, devlet birimleri muhaliflere ait yasal kurumlara zarar vermeyle görevlendirilmiş, basın gücünü kullanarak ülke insanının sosyal haklardan eşit yararlanması engellenmiş, işsiz bıraktığı çalışanları sokağa açlığa mahkûm etmiş, mahkemelere talimat verilerek kişilerin hak araması engellenmiş, demokratik kurumlar hukuk dışı iş yapmaya zorlanarak suça ortak edilmiş, Anayasaya aykırı kanunlarla istediğini ele geçirme projeleri üretilmiş, devlet görevlileri suç örgütünün elindeki çete üyeleri gibi muhalifleri yok etmede kullanılmıştır.

Cemaatin toplumdaki itibarını yok edip dayanışma grubunu dağıtmak için;

-MGK da silahsız terör örgütü tanımı geçirerek devlet gücünü cemaati suçlu ilan etmede kullanıyor,

-Her aşaması istihbarat birimlerince yürütülmüş ölümlü darbe senaryosunu cemaate yıkılıyor,

-Senaryoya dahil ettikleri yanında hiç olayda olmayanları da darbeye karışmakla suçlayıp tutukluyor,

-Cemaati toptan ölümlerden sorumlu tutup Nazi Almanya’sındaki gibi şeytanlaştırıyor,

-İstihbaratın köprüde yaptığı vahşetten cemaati sorumlu tutup yasal haklarını, yaşama hakkını bile yok ediyor.

Cemaat hakkındaki plan Taraf gazetesinde Mehmet Baransu haberiyle açığa çıkıyor, 2010 da cemaati bitirmek üzere fişlemeler yapıldığı basında yer alıyor, o günler yaptıkları sinsi planı inkâr ediyor, yazanları fitnecilikle suçlayıp kapatıyor, sonra aşama aşama hayata geçiriyorlar. 17-25 Aralık’ta yolsuzluklarının açığa çıkmasıyla cemaat hakkında savaş başlatıyorlar. Önceden fişledikleri 40 bin polisle çok sayıda hâkim savcıyı sürüyor, ardından tüm görevlileri delilsiz kendi planladıkları darbeye karışmakla suçlayıp işten atıyor ve cemaat hakkında cadı avı başlatıyorlar.

Cemaatin PKK ile irtibatın olduğunu göstermek için güneydoğuda bir dershane öğretmeni kaçırılıyor, başına silah dayayıp zorla dershanenin dağa öğrenci gönderdiği konusunda bir yazı imzalatmaya çalışıyorlar. Reddedince 2009 da KPSS ye girmiş eşini 2010 daki KPSS de usulsüzlük yapmakla suçluyor, sorgulamak üzere sırayla önce eşini sonra kendini Ankara’ya götürüyorlar. Mayıs 2016 da darbeden önce zorla KPSS de usulsüzlük yapıldığı yönünde belge imzalatmaya çalışıyorlar erkeği 23 ay cezaevinde tutuyor, 3 şehir değiştiriyor, 24 gün işkence yapıyor, sağlığını kaybedince serbest bırakıyorlar.

EĞİTİMİ ELE GEÇİRMEK İÇİN İŞLENEN SUÇLAR

Ülke yönetimini yasadışı yollarla ele geçiren şebeke eğitimi siyasi tercihlerine göre değiştirebilmek için çok sayıda yasadışı işlem yürütüyor, laik devlet okullarını aşamalı bir planla kapatıyor yerine hızla din okulu açıyorlar. 2005 den itibaren toplamda 3.5 milyon öğrencinin eğitim gördüğü 3 bin civarında laik okul ya kapatılıyor ya da statüsü değiştirilerek toplumu kendi istedikleri okul türlerine mecbur etmeye çalışıyorlar. Hileli yolar kullanıp din okullarının sayısını 500 lerden 3 binlere kadar çıkarıyor ve öğrenci sayısını 71 binden 1,5 milyona kadar artırıyorlar.

Rektörlük seçimlerini kaldırıyor, partili rektörler atayıp en köklü üniversitelerin yönetimini suç örgütünün hizmetine sunuyorlar. YÖK ü emir kulu haline getiriyor, üniversitelerdeki tüm muhalif akademik kadroları tasfiye edecek yöntemler geliştiriyorlar. 65 binden fazla öğrencisi olan 15 vakıf üniversitesini kapatıyor, akademik kadroyu sokağa atarken öğrencilerini dağıtıyorlar. Diğer üniversitelerdekiler dahil 8 bin birikimli akademik kadroyu işten attı 15 bin araştırma görevlisinin sözleşmesini fesh etti üniversitelerde 23 bin kişiyi işsiz bırakıp Nazi faşizmindeki gibi akademik soykırım başlattılar.

2002 den beri yasadışı yollar kullanarak zamana yayılmış bir uygulama ile eğitimi ele geçirmeye çalışıyorlar.

-1067 üst düzey yöneticiyi, 1041 il yöneticisini, 267 TTK uzmanını atıp bakanlık ve il teşkilatlarını gasp ettiler.

-İktidarın görüşünü tasvip etmeyen 25 bin okul yöneticisini aşamalı bir planla görevden aldı okul yönetimlerini ele geçirdiler.

-Öğretmen alımlarında mülakat şartı getirerek dünya görüşünü beğenmedikleri eğitim fakültesi mezunlarının çok başarılı olsalar bile mesleğe girişini engellediler.

-Başarılarıyla halk nezdinde itibar kazanmış rekabet edemedikleri 3 bine yakın cemaatin eğitim kurumu ve öğrenci yurdunu devlet gücünü kullanıp zorbalıkla kapatarak 60 bine yakın çalışanı ve yüzbinleri aşkın öğrenciyi sokağa bırakıp mülklerine el koydular. Eğitimde teşebbüs hürriyeti, mülkiyet hakkı, çalışma hürriyeti, vb birçok anayasal hakkı yok ettiler.

ŞİRKETLERİ ELE GEÇİRMEK İÇİN İŞLENEN SUÇLAR

İktidar partisi 2002 den bu yana farklı yasadışı yöntemler kullanarak çok sayıda şirketin yandaşlara geçmesini sağlıyor ve kendi zenginler kulübünü kuruyor.

-2002 krizinden sonra iktidar TMSF ve BDDK aparatını kullanarak mali yapısında problem olan şirketleri aşamalı bir planla yandaşlara aktarıyor.

-2014 den beri devlet gücünü siyasi ekonomik çıkarlar için kullanarak cemaatle irtibatlı şirketleri polis zoruyla zapt ediyor.

-2018 de kendi çıkardığı krizle ödeme dengesini bozup iflasa sürüklediği şirketleri anlaşmaya mecbur edip ileride ele geçirmek üzere yönetimlerine ortak oluyor.

İktidara pay vermeyi kabul eden şirketlerin ihalelerde önü açılırken yanaşmayanlar ne kadar deneyimli de olsalar dışlanıyor, mali sorunlarla boğuşmak zorunda bırakılıp aşamalı bir planla yok ediliyor. Her ihale kanunu değişikliği iktidarın devlet işlerini birileriyle bölüşmesi için yapılıyor ve büyük çaplı ihalelerin hemen hepsi kendi çevresindeki 5-6 şirkete gidiyor. 1 milyon TL nin üzerindeki küçük çaplı 50 bin ihaleyi kazanan 13.500 firmadan 13 binden fazlasının partili olduğu belirleniyor.

700 den fazla orta ve büyük ölçekteki şirket TMSF aparatıyla AKP lilerin eline geçiyor. Cemaatle irtibatlı cirosu 10 milyar doları bulan dev şirketlere el konulup partililere peşkeş çekmek için hazırlanıyor.  İrili ufaklı 54 milyardan fazla varlığı olan yaklaşık 50 bin kişinin çalıştığı, 25 milyarlık ciroya sahip binden fazla cemaat firmasına darbeye karışma bahanesi uydurulup kayyım atanarak yönetimlerine el konuluyor.

2018 krizinden sonra 330 milyar dolar borcu olan ülkenin en büyük firmaları iktidarın mahkûmu haline geliyor. İflastan kurtulmak için şirket yönetimini iktidarla paylaşmak zorunda kalıyor. Kimisi borçları karşılığı Erdoğan’la ortaklık ilişkisi belirlenen Katar’lılara satılıyor, nerdeyse hiç ödeme yapmadan devletten çalınan paralarla büyük firmalara el koymanın hesapları yapılıyor. Satmayanlar Konkordato ilanıyla yönetimlerine ortak olunuyor. Yasadışı yöntemlerle bir yüzük ve birkaç dönümlük arsa ile siyasete giren Erdoğan ailesi ülkenin en büyük kuruluşlarının gizli sahibi haline geliyor.

DARBE SENARYOSU VE SONRASINDA İŞLENEN SUÇLAR

Siyasal İslam anlayışına sahip Erdoğan yıllardan beri ülke yönetimini ele geçirmenin hayalleriyle yaşadı, İstanbul belediyesinde yolsuzlukla oluşturduğu mali güçle bu hedefine ulaşabileceğine çevresindeki bir grubu inandırdı ve siyasi parti kurulmasından iktidardan gelmesine, her seçimde rakiplerini alaşağı etmesine kadar her aşamada çok sayıda yasadışı yöntem kullandı. Bunlardan bazıları devlet birimlerince yakalandı ancak adalet sistemini hantallığını uzayan dava süreçlerini görünce suç işleme cesaretleri arttı.

Hem iktidarda kalıcı hale gelmek için yaptığı yasadışı işler, hem de bu dönemde yolsuzluklarla biriktirdiği paralarla kendini güvencede hissedince, o güne kadar giydiği demokrasi gömleğini çıkarmaya ülke yönetiminden gitmemek üzere sakladığı planını açığa vurmaya karar verdi.

15 Temmuz 2016 da Erdoğan-Fidan-Akar ve bazı komutanların karıştığı Ordu komutanlarıyla MİT’in organize ettiği bir darbe senaryosu yaşandı. Senaryonun gerçek gibi görünmesi için ölümlerin olması özellikle plana dahil edildi ve yönetimi tek başına ele geçirmek için ölmesinde mahzur görmedikleri kesimler planlayanlar tarafından alana sürüldü.

-Erdoğan, TV ekranlarından vatandaşları silahlı grupların karşısına çıkmaya davet ederek sivil ölümlere ortam hazırladı.

-Fidan, Sadat milislerini provakatörleri kalabalığın arasına karıştırdı, tansiyonun yükselmesi ve olayların büyümesi işini organize etti.

-Bazı komutanlar silahsız askeri öğrencileri heyecanlı kalabalığın ortasında bırakarak onları yem olarak kullandı,

-Komutanlar bazı tank-uçak-helikopter-savaş gemilerini kargaşanın içine çekip bombalama talimatı verdi vahşete sebep oldu.

-Bazı komutanlar senaryonun sırlarını bilenleri infaz görevini üstlendi

Darbe girişiminde tüm ölümler Erdoğan-Fidan-komutanlar ve Erdoğan’ın salıverme karşılığı anlaştığı Ergenekon ekibi tarafından planlandı.    

Daha sonra kendi hazırladıkları darbeyi bastırdıklarını ilan edip yönetime el koydular OHAL ilan edip 7 kez uzatarak 2 yıl ülkeyi kanun kural tanımadan talimatla yönettiler. Bu sürede ülkede demokrasiyi kaldırıp tek adam yönetimi kurdular.

Darbede ve sonrasında işlenen suçlar;

Darbe yapmış komutan gibi tüm yönetimi tek eline aldı, demokrasiyi kaldırıp ülkede hukuk nizamı içinde yapamadığı işleri hukuksuz KHK larla tamamladı. İnfial uyaracak haberlerle memurları hukuk dışı işlere hazırladı, önceden fişledikleri kişi ve kurumları delilsiz darbeye karışmakla suçladı-işten attı-tutuklattı-ceza verilmesini sağladı, suçladıklarının geçmişte yasal izinle yaptıkları faaliyetleri sonradan çıkarılan düzenlemeleri geriye doğru işletip kanunsuz cezalar kesti, siyasi parti-sendika-dernek-vakıf ve STK ları dünya görüşüne göre fişleyip kapattı, yöneticilerini tutuklattı, muhalefet edebilecek tüm gazetecileri kanaat önderlerini tutukladı, elli bin eğitimci-sekiz bin akademisyen-yüz bini aşkın devlet memurunu darbeyle suçlayıp işten attı, işten atıp tutuklattıkları hakkında işkenceyle salıverme karşılığı iftiralarla sahte suçlar üretmede kullandı,

Adam kaçırıp işkenceyle suç kabul ettirme, intihar süsü verip infaz etme, iddianame bile hazırlamadan gazetecileri-akademisyenleri-iş adamlarını-yeni doğum yapmış bayanları-hastaları-yürüyemeyecek yaşta olanları tutuklatma, tutukluluk süresince tedavisini engelleyip ölüme yol açma, kendi suçlarını örtmek için tüm muhalifleri aşamalı olarak suçlu ilan edecek yollar geliştirme, mahkeme kararı olmadan KHK ile eğitim kurumlarına, ticari işletmelere, şahsi mülklere el koyma, kişisel hürriyetleri yok etme, pasaportlara el koyma, mahkeme kararı olmadan evlerde arama yapma, hukuksuz gözaltına alıp işkenceyle eşlerine tecavüzle tehdit ederek önceden hazırlanmış ifadeleri imzalatma,  avukatla görüştürmeme-avukattan habersiz uzun süre aç ve uykusuz bırakma, avukatları teröre destekle suçlayıp tutuklama savunma hakkını yok etme, bulamadıklarının yerine anne-baba-kardeşlerini tutuklama, mahkeme süreçlerini uzatıp yıldırma,

Ülkeyi tehlikeden kurtardık görüntüsü oluşturmak için toplumda infial uyaracak bombalama vahşi ölüm senaryoları planlama, masum insanları terörist gösterip yapılan zulmü saklama, talimatla basında herkese korku salıp muhalif sesleri kesme, muhalif basını terörle ilişkilendirip susturduktan sonra tek merkezden bilgi akışı ile hazırladığı ölümlü senaryonun suçunu başkalarının üzerine atma, senaryo darbeden sonra ülkede OHAL ilan edip tüm demokratik kuralları ortadan kaldırma, devlet birimlerini ele geçirinceye kadar OHAL i uzatıp devleti kendi çiftliği haline getirme, ileride karşı çıkabilecek asker-polis-hukuk adamlarını tutuklatıp etkisiz hale getirme, kanunları meclis dâhil tüm demokratik kurumları yok sayıp ülkeyi 2 yıl keyfi KHK larla ele geçirme,  Anayasayı değiştirip OHAL şartlarında çıkardığı düzenlemelerle ömür boyu tek başına iktidarda kalacak gücü elde etme, YÖK-Üniversiteler-köklü devlet okulları-demokratik denetim birimleri-devletin tüm kurul ve komisyonlarını kendi tekeline alma, istediğini atama istediğini görevden alıp devleti çiftliği haline dönüştürme,  muhalefet edebilecek tüm akademisyenleri terörle ilişkilendirip işten atma, baskı-tehdit ve kadro değişiklikleriyle adalet sistemini talimatla iş yapacak hale getirme istediğini terörist ilan edip tutuklatma-aylarca hâkim karşısına çıkmadan bekletme, işlenen cinayetlerin ve hukuk dışı işlerin açığa çıkmasını yayın yasağı getirerek engelleme, ele geçirmek istediği eğitim kurumu-banka-medyayı terörle suçlayıp el koyma, istediği kurumun mali yapısını bozacak açıklamalar yapıp gelir gider dengesini bozma iflasa sürükleme suçları işlenmiştir.

SOYKIRIM SUÇLARI İŞLENMEKTEDİR

Bir grubun mensuplarına ciddi bedensel zihinsel zarar verilmesi, grubun fiziksel varlığını ortadan kaldıracak şekilde yaşam şartlarının kasıtlı olarak değiştirilmesi, mensuplarının öldürülmesi BM soykırım tanımında yer almaktadır.

Darbe senaryosundan sonra hem ülke anayasası hem taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar çiğnenmekte soykırım tanımda yer alanlar dâhil muhalifleri yok etmek amacıyla iktidar tarafından en temel hak ve hürriyetlerle ilgili birçok suç işlenmektedir.

-Yüz bini aşkın çalışan gerekçe göstermeden işten atılarak çalışma hürriyeti,

-Binleri aşkın işyeri mahkemesiz KHK ile kapatılarak serbest ticaret özgürlüğü,

-Dünya görüşünden dolayı binden fazla STK kapatılarak sendika-dernek kurma özgürlüğü,

-Beş yüz bine yakın ailenin tüm kazanılmış hakları elinden alınarak sosyal güvenceyi kaldırma,

-Düşüncesinden dolayı 40 bin kişi tutuklanarak düşünce-inanç-kanaatini yayma hürriyeti,

-Kitaplar yasaklanıp- eğitim kurumları kapatılarak yaşama ve kendini geliştirme hürriyeti,

-Görevliler kişisel mülklere saldırıya sevk edilerek mülkiyet hakkı ve konut dokunulmazlığı,

-Basına-pasaportlara el konulup-yazarlar tutuklanarak basın-yayın-haberleşme-seyahat hürriyeti,

-Hakim-savcı-avukatlar tutuklanarak suçlananların adil yargılanma-savunma-itiraz hakları,

-İnsanlık dışı karalama kampanyalarıyla vatandaşların birbirinin hak ve hürriyetlerine saygısı,

-İşkenceyle intihar süsü verilerek yapılan infazlarla kişilerin maddi varlığı ve vücut bütünlüğü,

-İstediğinin önüne siyasal sosyal engeller koyarak sosyal hukuk devleti ve adalet ilkesi

-Yayını-üniversitesi-görüşünden dolayı akademisyenleri işten atarak akademik özgürlükleri, yok etme suçları işlenmiştir.

-Kişilere kanunda karşılığı olmayan yasal eylemlerinden dolayı cezalar verme,

-Bazı vatandaşların en temel haklardan yaralanması engellenerek ayrımcılık yapma,

-TV ekranlarında muhalifleri şeytanlaştırarak toplumu kin ve düşmanlığa sevk etme,

-Dil-din-ırkından ya da görüşünden dolayı kanuni haklardan eşit yararlanmayı engelleme,

-Anayasaya aykırı devlet yöneterek hukuk düzeni dışına çıkma kendini kanunların üstün görme,

-Aldıkları yetkiyi imtiyaza dönüştürüp ülkede egemenliği ailelerine partililere devretme,     

-Delilsiz suçlamalarla vatandaşları kışkırtıp saygı ortamını kaldırma onurlu yaşam hakkını elinden alma,

-Devletin kendilerine vermediği yetkiyi kullanarak zorla devlet birimlerini ele geçirme,

-Tüm yasal kurumları devre dışı bırakarak ülke yönetimini bir grubun egemenliğine verme,

-Kişilerin dokunulmazlık haklarına saldırma, delilsiz tutuklayıp en temel haklardan mahrum etme,

-Keyfi düzenleme ve mülakatlarla kamu hizmetine girişte ve görevde yükselmede ayırımcılık yapma,

-Zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, inancı kötüye kullanma,

-Tüm denetim mekanizmalarına partilileri getirip hileli devlet işlerini seçimleri yargı denetiminden kaçırma,

-Meclis çoğunluğunu kullanıp bahanelerle seçilmiş muhalefetin vekilliğini düşürme, tutuklatma,

-Şartlarını taşımadığı bir makamı ele geçirme sahte diplomayla hak etmediği yetkiyi gasp etme,

-Yüksek yargıyı ele geçirip idarenin iş ve işlemlerini yargı denetiminden kaçıracak hileli yolar geliştirme

-Bahanelerle muhalif belediye başkanlarını görevden alma halk iradesini yok sayma,

-Tehditle mahkemeleri karar değiştirmeye zorlama, yargı davalarına müdahale edip adaleti engelleme,

-Bütün faaliyetlerini Anayasa ve hukuk normlarını yok sayarak yapma suç odağı haline gelme suçları işlenmiştir. Kendilerini yasalar üstü görmekte bu vb birçok suçu işlemeye devam etmektedirler.

 Anayasa; kişisel hak ve özgürlükleri kaldıran, ayrımcılık yapan, demokratik ilkeler ve hukuk kurallarını yok etmeye, demokratik nizamı ortadan kaldırmaya çalışan siyasetçi ve devlet görevlilerinin vatana ihanetle yargılanacaklarını belirtiyor, Anayasayı ortadan kaldırıp cezadan kurtulmak için yeni suçlar işliyorlar.









 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ