Dolmabahçe masası nasıl devrildi?

Çözüm Süreci'nin nasıl bittiğinin ayrıntıları...
ANF'den Ahmet Dicle, iki yıl önce 28 Şubat'ta Dolmabahçe'de yapılan zirvenin ardından o toplantının öncesi, sonrası ve içeriğinde yaşananlarla ilgili detaylı bir yazı kaleme aldı. Erdoğan'ın müdahalesiyle Çözüm Süreci'nin masası o toplantıdan sonra devrildi. 

İşte "Dolmabahçe toplantısı nasıl planlandı, neden bozuldu?" sorusunun yanıt bulduğu o yazı:

9 Ocak 2015 İmralı adası…

HDP Heyeti aylar sonra Abdullah Öcalan ile görüşmek için İmralı’ya gittiler.

HDP Heyeti, Öcalan’ın bulunduğu odaya gittiğinde Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ve beraberindeki devlet yetkilileri de orada hazır bulunuyorlardı.

Dervişoğlu, toplantının önemine dikkat çeken değerlendirmelerde bulunduktan sonra, daha geniş heyetlerinde dahil olabileceği toplantı masasının da hazırlandığını belirtiyor. Söz konusu ‘masa’ daha sonra yapılıyor ancak Erdoğan tarafından inkar ediliyordu.

Öcalan, bu toplantının önemine dikkat çeken bazı değerlendirmelerde bulunuyor ve yeni bir formatla yapıldığı için ‘tarihi’ olarak tanımlıyor.

Ve HDP Heyeti, İmralı adasına gitmeden önce hükümet ile yaptıkları toplantının içeriğini Öcalan’a aktarıyor. Bu süreç zarfında HDP Heyeti birkaç görüşme yapıyor. HDP’li Önder görüşmeleri Öcalan’a şöyle aktarıyor:

Önder: Bu sürede Hakan ve Efkan beyler, Yalçın Bey ve Başbakan’la görüştük. En son yaptığımız Başbakan görüşmesi bütün görüşmelerin özeti olduğu için isterseniz onu aktarayım. Başbakanla yaptığımız son toplantıda Yalçın Bey, Efkan Bey, bir de Muhammed Bey vardı. Ben ve Pervin Hanım katıldık. İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında gerçekleştirdik toplantıyı.

Evet, 28 Şubat 2015’te yapılan ortak toplantından bir süre önce, HDP Heyeti ile hükümet arasında Başbakan’ın da dahil olduğu başka bir toplantı daha Dolmabahçe Sarayı’nda yapılıyor.

Öcalan: Oradaki toplantı önemlidir. Ama bugün burada yaptığımız toplantı müzakere karar toplantısıdır. Kabine toplantısından bile daha önemlidir.

Önder’in aktardığına göre, Davutoğlu bu toplantıda 6-7 Ekim olayları için HDP’yi ve Demirtaş’ı eleştirmiş. Hatta bu görüşmeyi yapıp yapmama noktasında da bazı kaygılarını aktarmış. HDP’liler de, AKP’nin Kobanê politikasını eleştirerek, Demirtaş ve partilerine yönelik linç kampanyasına itirazda bulunmuş. Özetle; geride bırakılan süreç tartışılmış ve HDP, bundan sonra yapılacak toplantıların hükümetle yapılmasının sürece pozitif katkı sağlayacağı önerisinde bulunmuş.

Önder, bu tartışmayı Öcalan’a şöyle aktarıyor: Basın üzerinden de süreci zorlayıcı ve gerilimi arttıran tutumlardan uzak durulması gerektiğini aktardık. Kendisi de bu konularda ortak açıklamanın olabileceğini Yalçın’a söyledi.

Öcalan, ortak açıklamaların önemine dikkat çektikten sonra görüşme diğer konuların değerlendirilmesiyle devam etti.

**

4 Şubat 2015

İmralı’daki görüşmede, HDP Heyeti, Devlet Heyeti ve Öcalan bulunuyorlar. Bu toplantıda, sürecin şeffaf yürümesi ve tarafların sorumluluk altına girmesi için ortak bir açıklamanın faydalı olacağı gündeme geliyor. Öneriyi Öcalan yapıyor. Ve bu açıklama ile sürecin nasıl devam edeceğini ayrıntıları ile taraflara anlatıyor.

Öcalan, yapılacak açıklamanın içeriğini şu şekilde formüle ediyor:

“Bir önemli husus silahlı mücadelenin bırakılması meselesi. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele temelinde yaptığımız çıkış, yani gerilla savaşı, bu müzakere sürecine girerken, tarafların gündeminde olan dokuz-on ana başlık temelinde demokratik çözüme giderken asgari müşterek ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik kararı vermek için PKK’yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu bir niyet beyanıdır. Dokuz-on maddelik mutabakatta uzlaşırsak, silahlı mücadele yerine demokratik siyasetin geçmesi için beyan ediyorum. Bunu kendi aranızda da Kandil’de iyice tartışın.’’

Öcalan’ın verdiği perspektif çerçevesinde HDP bir metin hazırlayarak devlet heyetine sundu. Devlet heyeti de bir süre sonra başka bir metin hazırlayarak HDP’ye iletti. Bu metinde çözüm için atılacak adımlar bulunmuyor sadece PKK'nin nasıl silah bırakacağı yazılıyordu. HDP, bu metni KCK yönetimine sundu. KCK bu metne çok sert bir itirazda bulunarak reddetti. Cemil Bayık, 'bizimle dalga geçmesinler, biz çocuk değiliz' cümlesiyle AKP'nin bu tutumuna yanıt verdi.

Ortak mutabakat metni konusunda doğan bu krizi çözmek amacıyla 27 Şubat 2015'te tekrar İmralı adasına gidildi. Ve müzakereler için hazırlanmış büyük masanın etrafında toplantı yapıldı. Öcalan, devlet heyetinin ve HDP'nin hazırladığı her iki metni inceleyerek, ortak bir metin haline getirilmesi konusunda iki heyetle tartıştı.

Dolmabahçe açıklamasında Ankara ve Kandil’in üzerinde uzlaşmadığı nokta ‘silahlı mücadele’ vurgusuydu.

Öcalan, 27 Şubat’taki görüşmede taraflar arasında krizi çözmek için şu değerlendirmede bulunuyor:

Öcalan: Bu metinde karşı çıkılan hususları öğrenmek istiyorum. Heyetin kaygıları doğrudur. Bu duyarlılığınız için de size teşekkür ediyorum. Ancak ben her şeyi okuyarak imzaladım. Şimdi de okuyarak size görüşlerimi söylüyorum. ‘Davet edeceğim’ yerine ‘davet ediyorum’ demenizde hiçbir sakınca yoktur. Zaten bir iyi niyet beyanı olduğu da burada yazıyor. Asıl çağrıyı hükümetin tutumuna göre ben yapacağım. Bunun için Meclis bünyesinde bir komisyonun kurulması gerektiğini, İzleme Heyetinden insanların olması gerektiğini daha önce de ifade etmiştim. Eğer bunlar yapılırsa Newroz Bildirisini aşacak olan bir çağrı yapacağım. Hükümet de bunu böyle değerlendirmelidir. Ortak açıklama olarak bu metni okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Benim imzam sıradan bir imza değildir. Ben 55 yıllık ömrümü bu mücadeleye verdim. Benim imzamın anlamı bilinmelidir.

Görüşmenin devamında yarın yapılacak toplantıya (28 Şubat toplantısı) İçişleri Bakanı Efkan Ala ve AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın da katılacağı bizzat Dervişoğlu tarafından aktarılıyor.

Öcalan bu bilgiyi şöyle yorumluyor: Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın gelmesi önemlidir. Çünkü yasalar Mecliste yapılacak. O da Meclis’teki grubun başındadır. Böylece kamuoyuna karşı bu yasaların yapılacağını taahhüt etmiş olacak.

Bu sırada HDP’liler, Mecliste görüşülmekte olan Kamu Güvenliği Yasası’na dair kaygılarını dile getiriyorlar.

Öcalan: Güvenlik yasası çıkarsa en çok onlara zarar verir. AKP otoriterleşmek isterse kendini bitirir. AKP hakiki olmazsa bu sefer gerilla hakiki savaşı başlatır. Anlaşma yok, çözüm yok, barış yok, faşizmi dayatırsa savaş başlar. Bunu onlara da söyleyin. Sizin bu açıklamayı yapmanız önemlidir. Yarın yapmalısınız. Yarın 28 Şubat, bir darbenin yıldönümüne denk geliyor. Bizim gibi darbe karşıtı olanlar için önemlidir. Müsteşar bey de açıklamaya katılabilir ya da katılmayabilir. Kendisi bilir. Çok emeği var. Katılması uygun olur, ama dayatmıyoruz. Katılırsa bir hakem gibi her iki heyete de iki metre mesafede durmalıdır. Bu daha uygun olur. Taraflar arasında bir hakem gibi görüntü olur. Ama dediğim gibi bu konuda bir dayatmamız yok. Altı yıllık korkunç bir çalışmanın getirdiği bir sonuçtan bahsediyorum.

Bu görüşmeden sonra İmralı adasından dönen devlet ve HDP heyeti, sonraki gün, yani 28 Şubat'ta ortak açıklama için anlaştı. Toplantının Dolmabahçe sarayında olmasını devlet istedi.

HDP Heyeti 28 Şubat günü Dolmabahçe’ye gittiğinde oturma şekli konusunda bir sorun yaşandı. Bu sırada Yalçın Akdoğan, Erdoğan’ı arayarak kendisini bilgilendirdi. Erdoğan, ‘o tür küçük şeylere takılmayın, açıklamayı’ yapın şeklinde müdahale ederek toplantının olması için telkinde bulundu.

Toplantı önce kameraya kaydedildi ve yaklaşık yarım saat sonra yayına verildi.

Aynı gün öğleden sonra Suudi Arabistan’a hareket etmek üzere Havaalanında basın toplantısı düzenleyen Erdoğan’a Dolmabahçe açıklaması soruldu. Kendisi, bu açıklamayı hasretle beklediklerini ve önemli olanın uygulama olduğunu vurguladı.

Ancak aynı Erdoğan, daha sonra bu toplantıdan haberinin olmadığı ve bunun yanlış olduğunu söyleyecekti.

Neticede, 28 Şubat'ta yapılan tarihi açıklama ile 10 maddelik mutabakat metni okundu. Fakat hükümet, Dolmabahçe’de yapılan açıklamadan sonra da 10 maddelik mutabakat metninin sadece 'silah bırakma' bölümüne takılarak süreci manipüle etmeye devam etti.

Halbuki İmralı adasında yapılan konuşmalar ve varılan uzlaşmaya göre süreç şu şekilde devam edecekti;

Öcalan mevcut heyete yeni üyelerin de dahil olmasıyla, kendi müzakere heyetini oluşturacaktı. Devlet heyeti de son iki görüşmede olduğu gibi görüşmelerde yer alacak. Devlet adına da orada olacak heyetin karar verebilecek nitelikte olması gerekiyordu.

Her iki tarafın mutabakatıyla oluşacak gözlemci heyet de tarafların tartışmalarında yaşanacak olası tıkanmalara alternatifler arayacaktı. Öte yandan gözlemci heyet tarafından pratikte tarafların anlaşmaya göre adım atıp atmadıkları kontrol edilecekti.

Taraflar madde madde başlıkları tartışacak ve içerikleri formüle etmesi için bazı maddelerde uzman kişilerden oluşacak bir komisyon kurulacaktı.

Varılacak uzlaşmanın sonucunda yasal düzenlenmeler yapılacaktı. 28 Şubat'ta açıklanan 10 maddenin en sonuncusu anayasal düzenlemeydi.

Eğer müzakere süreci taraflar için başarılı bir sonuca ulaşır, meclis komisyonu oluşur ve Öcalan ile görüşseydi, o zaman, PKK Kongresi'nin de gündemi netleşmiş olurdu. Zira Öcalan, komisyon aracılığıyla tam anlamıyla bağlayıcı bir mesaj vereceğini söylemişti.

5 Nisan 2015'te yine HDP ve devlet heyetinin bulunduğu görüşmede, Öcalan, Newroz mesajı ve seçimlere ilişkin görüşlerini belirtti. İzleme heyetinde yer alacak kişilerin isimleri tekrar gözden geçirildi. Ve Newroz'dan sonra, izleme heyeti, devlet heyeti ile HDP heyeti İmralı adasındaki müzakere masası etrafında toplanacak, süreç resmen başlamış olacaktı.

Fakat bu görüşme Öcalan ile yapılan son toplantı oldu.

Zaten 5 Nisan görüşmesinden önce de Masa yok, müzakere yok, Dolmabahçe yok denilerek, 'çözüm için kurulan' İmralı masası devrilmiş oldu.
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ