Davutoğlu yürek mi yedi?

Davutoğlu nasıl kötücül bir rakiple karşı karşıya olduğunu yeni idrak etmiş durumda.

Tr724 yazalarından NEDİM HAZAR'ın haberi şöyle;

Dün gibi hatırlıyorum; bugünlerde sanayi ve teknoloji bakanı olup, her gün bir icat, bir yeni yerli ve milli alet edavat bulduklarını açıklayan Varank, TRT’den sosyal medyaya mesaj yazan birinin işten atılması için açtığı telefonda şöyle demişti:


“Bunlar yürek mi yediler?”

Ahmet Davutoğlu’nun kalibrasyonunu başbakanlığı döneminde son derece net bir şekilde gören biri olarak, Pelikan bildirisi ile ensesine tokat yiyip kapı önüne konduğunda yaptığı konuşmayı kendisine yakıştırmıştım.

Bir başbakan düşünün kendi partisi, lideri tarafından ahlaksızca görevinden ediliyor ve o hala –afedersiniz- “salağa yatıp” vay ben böyle iyi bir siyasetçiydim, şöyle iyi bir başbakandım geyiği çevirip istifasını veriyor.

Davutoğlu o gün Pelikan’a haddini bildirip, arkasındaki Saray’a delikanlı gibi destek çıksa, bugün belki de kahraman olarak dönecekti.

Neyse..

Meselemiz Ahmet Davutoğlu’nun şahsiyeti ya da geçmiş kabahatleri filan değil. Ona bir yazı filan yetmez herkes biliyor…

Siyasete dönme kararı aldıktan sonra başına gelebilecekleri tahmin ediyordu elbette Davutoğlu. Ancak bu ülkede hemen her kesimin yaşadığı “Bu kadarını da yapamaz!” eşiğinden habersizdi eminim.

Şehir Üniversitesi ve Bilim Sanat Vakfı konusunda yaşadıkları tam da böyle bir şey.

Davutoğlu nasıl kötücül bir rakiple karşı karşıya olduğunu yeni idrak etmiş durumda.

Düne kadar bu kötücülüğün yanında durduğu için, felaketin gerçekçi fotoğrafını görmekten mahrumdu. Çünkü insan zihni böyledir; Kötülüğün kaynağına ne kadar yakınsanız aklınız size o kadar büyük oyun oynayıp hakikati bükümlüyor.

Başta Pelikan Çetesi olmak üzere Saray ve Havuz şeysileri tam kadro yandaşlar Davutoğlu meselesinde temkinli hareket ettiler.

Daha önce sadece Pelikan’a ihale edilen linç ve defans bir anda her cepheye yayılınca Davutoğlu iliğine kadar “Bu kadarını da yapamazlar” serisi yaşamaya başladı.

Ülkenin yaklaşık 5 yıldan beri yaşadıklarından dolayı hissettiği o “Yuh bu kadarını da yapamazlar” hissiyatını yaşamaya başladı.

Bu nedenle sayın Davutoğlu ve avanelerine hoş geldiniz diyorum.

Saniyen, Davutoğlu beni şaşırttı.

Evet, Ahmet Hakan ne kadar şaşırtmıyorsa, keza Abdullah Gül ne kadar şaşırtmıyorsa Ahmet Davutoğlu şahsen kendisinden beklemediğim bir cesaretle duruşunu sabitledi ve muhatabına karşı dik durmaya başladı.

Eminim saray koridorlarında “Ne oluyor bu pısırık adama, yürek mi yemiş?” nidaları yankılanıyordur.

Ahmet Hakan’ın sahibinin ensesini okşamak için “attırdığı” gündelik tezviratına cevap veren Davutoğlu tabiri caizse resmen dişini gösterdi ve köşeye sıkışan kedi misali çok fena hasar verebileceğinin sinyalini çaktı.

Evet, öyledir bir kedinin ne kadar zarar verici olabileceğini tahmin bile edemezsiniz sevgili okur. Bir kedi, umutsuzluğa kapıldığı an yaralı bir sırtlana dönüşebilir, biliyor musunuz?

Köşeye sıkışan Davutoğlu, muhataplarının tahmin ettiğinin aksine süt dökmüş gibi değil, tırnaklarını göstererek kükredi:

“Bu ucube sistem (Başkanlık) çelişkiden ve krizden başka bir şey üretememektedir.” Cümlesini söyledi evet söyledi.

Burada da kalmadı…

“Ülkeyi uçuracağız diye getirdikleri sistem ülkeyi uçurumdan aşağı uçurmuştur.” Mesela…

Saray çıldırmasın da kim çıldırsın şimdi.

Muktedir bir yalakası aracılığıyla vurmuştu Davutoğlu’na Davutoğlu da onun üzerinden kafadan giriyordu saraya.

Erdoğan’ın nasıl değiştiğini anlatabilmek için şu korkutucu cümleyi bile söyledi Vallahi:

“Bugünkü Erdoğan’ı beş yıl önceki bir AK Parti mitinginde konuştursanız yuhalanırdı.”

Ayasofya meselesinde Erdoğan’ın kısa süre önce yaptığı açıklamalarla nasıl çeliştiğini ifade eden Davutoğlu, eski liderini ikiyüzlülükle bile suçladı.

Erdoğan’ın adeta Perinçek’in uşağı durumuna düştüğünü söyleyen Davutoğlu’nun şu cümlesi kavgada söylenmez mesela: “Celladına aşık olan bir iktidar var önümüzde.” Ve ekledi; “Çin modeli mi sizin “Milli ekonomi” den anladığınız? Maocu ortaklarınızdan mı alıyorsunuz bu fikirleri?”

Hızını alamayan eski Başbakan doğrudan Erdoğan için “zorba” ve “yetim hakkı yiyen” ifadesi kullandı üstelik “bütün karanlık işlerini gece karanlıkta çeviriyorlar” dedi.

Zorba, zalim, gaddar… Bu kelimeleri kullandı Davutoğlu ve “Boyun eğmeyeceğiz” dedi. Araya biraz fütö sakızı eklemeyi de ihmal etmeyen Davutoğlu, Erdoğan’ı çağdışı ve otoriter bir kişi olarak niteleyip, “Milletimiz bu iktidarın yolsuzluklarından, ekonomik palavralarından, her türlü ayak oyunundan bıkmış durumda. İnsan onuruna karşı bu iktidarın yerine yeni bir düzen kuracağız” dedi.

Ve nihayetinde de bir kepçe de suyundan koyarak Ahmet Hakan’a da kapağı yerleştirdi:

“Benim sadakat sözüm 28 Şubat aktörleri ile kol kola giren Erdoğan’a değil.”

Bizi soracak olursanız; Cemaat, Kürtler, muhalifler yer ile yeksan şekildeyiz. Hepimiz can ve geçim derdindeyiz.

CHP, İYİ Parti vesairenin hangi ülkede yaşadığı zaten ayrı bir mesele.

Yattığımız yerden finali sert geçecek bir kavgayı izliyoruz.

Eğlenceli ama acı da veriyor maalesef…


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ