Bülent Korucu yazdı: Maymuncuk Yaşar!

'Aslında kişiler hakkında bilgi edinmenin en doğru yolu bizzat kendisini dinlemek. Ben de size üç video önereceğim eski adı Yaşar İlhan Ertuğrul yeni ismiyle Yaşar Hacısalihoğlu’nu tanımak için.'
Gazeteci ​Bülent Korucu'nun Tr724'te yayınlanan analizi şöyle:

Yaşar Hacısalihoğlu, medyada en çok görünen simalardan. Her alanda konuşmaya cesaret edebiliyor ve bu yüzden köy odalarındaki akşam oturmalarına benzer bir formatın değişmez parçası.

Onu daha yakından tanımak isteyenlerin karşısına Evrensel’de yayınlanmış “İlhan hangi dehlizin Yaşar’ı?” başlıklı yazı çıkıyor. Ancak metne ulaşamıyorsunuz zira mahkeme kararıyla erişim engeli gelmiş. Haliyle ben de okuyamadım yazıyı, ancak bu yasak merakımı daha fazla kışkırttı. Aslında kişiler hakkında bilgi edinmenin en doğru yolu bizzat kendisini dinlemek. Ben de size üç video önereceğim eski adı Yaşar İlhan Ertuğrul yeni ismiyle Yaşar Hacısalihoğlu’nu tanımak için.


Sondan başa geleyim. Üçüncü sıraya koyduğum video bilhassa son günlerde en fazla dolaşımda olan İzmir Cumhuriyet Mitingi konuşması. AKP kadrolarını ve bilhassa dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ağır sözlerle yüklendiği konuşmadan dolayı çok eleştiriliyor. Kimi saf muhalifler, yeni dönemin gözdelerinden Hacısalihoğlu’nu Erdoğan’ın gözünden düşürmek maksadıyla çok dolaştırıyor o videoyu.

Bu onu tanımamalarından kaynaklanıyor zira Erdoğan, en azılı muhaliflerini dönüştürmekten besleniyor. Bunu bir maharet ve başarı olarak sunuyor. Etik olmadığı ayrı konu ama haksız sayılmaz. Devlet Bahçeli ve Süleyman Soylu’dan en sıkı yandaşı devşiren AKP lideri için Hacısalihoğlu çok küçük lokma.




‘Ne fikrim, ne ismim, ne de şahsiyetim değişmiştir…’ diyor Prof. Hacısalihoğlu, eleştirilere cevap olarak kaleme aldığı yazıda. Küçük bir samimiyet testi yapalım. Aşağıdaki cümleyi ilk canlı yayında tekrar etsin görelim: “Sifonun çekilmemesini, kullanım sürelerinin uzatılmasını utanmadan talep ettiler. (Cüneyt Zapsu’nun ‘Erdoğan’ı delikten aşağıya süpürmek yerine kullanın’ sözlerine atıf yapıyor.) CIA laboratuvarlarında üretilmiş ‘ılımlı İslam’a sarıldılar. O birisi ki (Erdoğan’dan bahsediyor) Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı.”

İkinci video onun dramını anlatıyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı ve onun Ayasofya’daki kılıç şovunu ve beddua bölümünü savunmaya çalışıyor, kıvranıyor, kerhen bir şeyler söylemek zorunda olduğu izlenimi veriyor. “Ben çok vakıf senedi okudum. Hepsinde bu beddua vardır. Ben kendi dişimden tırnağımdan artırdım, gelir bir kendini bilmez onu amacı dışında kullanır diye bu beddua hepsinde yazar. Ben yürekten inanıyorum ki o vakıf senedinin o cümlelerini orada sarf etmiştir. Bence en çok Atatürk mutlu olmuştur Ayasofya aslına döndüğü için…” Hem şişi hem kebabı kurtarmaya çalışırken dinleyenlerin devrelerini yaktı.

 
Son ve bence en önemli videoda Yaşar Hacısalihoğlu art televizyonunda program yapıyor. Ergenekon yargılamaları sürecinde sıkça gündeme gelen televizyonun sahibi, Türk Metal İş sendikasının başkanlığını 40 yıla yakın sürdüren Mustafa Özbek’ti. Hacısalihoğlu orada program yapıyor ve konuğu Yaşar Nuri Öztürk. ‘Türkiye’yi kemiren ihanet: Allah’la aldatmak’ kitabının yeni çıktığı günler ve Hacısalihoğlu, Öztürk’le ‘dini siyasete alet eden ve ahtapotun kolları gibi sarmış düzeneği’ konuşuyor. O gün ahtapot dediği düzeneğin bugün bir parçası haline gelmiş. Bu bilinen şey benim dikkatimi çeken sığlık ve kifayetsizlik. Kitabı okumayıp sadece içindekilere göz atmış, daha önemlisi konuya en küçük bir vukufiyeti yok. AKP ve Erdoğan’ı savunurken sergilediği içeriksizliği kerhen yapıyor olmasından sanıyordum Meğer eleştirileri de aynı sığlıktaymış.





Erdoğan’ın en belirgin özelliği kifayetsiz muhterisleri bulup çıkarması ve onlardan yararlanması. Medyada gazeteci koltuğunda oturanlar kadar konuk sıfatıyla karşılarına aldıkları da aynı kalibrede.

 Yönettiği Yeni Yüzyıl Üniversitesi ile alakalı yolsuzluk iddiaları, YÖK tarafından da tescil edilerek tazmini talep edildi. Rektör Hacısalihoğlu’nun televizyonlardaki top çevirip konuyu dağıtma çabasını burada da sergiliyor. Gelin birlikte okuyalım, şöyle diyor:

“…üniversitemizi hedef alan ve konusu suç teşkil edip menfaat teminini amaçlayan çok sayıda girişim gerçekleştirilmiş ise de bunların tamamında tam bir başarı elde edilmiş olup hepsi püskürtülerek üniversite kaynaklarından tek bir kuruşun dahi bu türden kötü niyetli odaklara intikali behemehal önlenmiştir. Halihazırda, bahse konu gazete haberinde yer alandan daha düşük tutarlarda tespit edilen usulsüzlük ve yolsuzluk girişimi ile ilgili haksız ve yolsuz şekilde üniversitemizden elde edilen menfaatin izalesi için icap eden tüm tertibat alınmış durumdadır.”

Cümlelerin arasında kayıp olmamıza yol açan konuyu sade bir dille şöyle anlatabiliriz: YÖK, tespit edilen 50 milyon 278 bin TL’lik kaynak aktarımının 6 ay içerisinde üniversite bütçesine iade edilmesini istedi. Fakat bu işlemin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bilgi, aradan geçen iki yıla rağmen kamuoyu ile paylaşılmadı. Kim bilir belki de YÖK rektörün savunmasının şifrelerini çözmeye çalışıyordur. Ya da yerli ve milli rektörü üzmemek için konuyu büyütmemeye karar vermiştir.

‘Ne çizgimiz, ne ilkemiz, ne de benliğimiz zerre değişmiştir’ sözleriyle değişmediğini savunan Hacısalihoğlu’nun haklı olma ihtimalini yabana atamayız. Doğu Perinçek’in dediği gibi Erdoğan’ın onların yanına, çizgisine gittiği de pekala söylenebilir baksanıza Ergenekon ve Balyoz dosyalarında geçen her şeyi adım adım uyguluyor. Hem de besmeleyle yaptığı için tepki de görmüyor.

Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ