"​Bülent Arınç ne yapıyor, AK Parti ve Külliye neden tepki veriyor?"

"Tayyip Erdoğan’ın kendisi 28 Şubat karanlığında belediye başkanlığı görevinden alınmıştı, ancak bunu sağlamak için askerler bile doğrudan siyasi bir manevra yerine yargıyı kullanmışlardı."

Gazeteci Fehmi Koru'nun analizi şöyle;

En son Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine atanmasıyla gündeme gelmişti Bülent Arınç, şimdi ise İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan HDP’li belediye başkanlarına ve son yedi yılda attığı twitler yüzünden hakkında yaklaşık 10 yıl mahkumiyet cezası verilmiş CHP’nin İstanbul il başkanına destek çıkan sözleri yüzünden tepkilere muhatap. 


“Ahmet Türk’ü tanırım, terörle alakası yoktur” dedi Mardin’in görevden alınan belediye başkanı için Arınç.

CHP il başkanı için ise, “Görüşlerini beğenmeyebilirsiniz, ama Canan Kaftancıoğlu’na tahammül etmek zorundasınız” dedi. 

Sözlerine tepkiler kurucusu olduğu AK Parti’den ve hatta Külliye’den geliyor. Ağır tepkiler bunlar… Bir eski milletvekili “Düş yakamızdan” diye özetlenebilecek bir yazı yazdı. Külliye’den de “Kendisi büyüğümüzdür, ama görevden almalar hukukidir, kendisinin açıklamaları bizi bağlamaz” açıklaması yapıldı.

MHP de lider düzeyinde Arınç’ın açıklamalarına karşı çıktı. Tepki verenlere hatta İYİ Partililer de katıldı.

İktidarların köreltme etkisi

Bülent Arınç’ın bazı konularda eleştirileri göze alabildiği biliniyor; bu defa da sözlerinin AK Parti içerisinden tepki çekeceğini mutlaka hesap etmiştir. HDP’li başkanların görevden alınma şekline ve Kaftancıoğlu’nun cezalandırılmasına karşı çıkmasına işte bu sebeple yakından bakmak ve irdelemek gerekiyor.

Aslına bakılırsa bu irdelemeyi esas AK Partililerin ve Külliye’deki mesai arkadaşlarının yapması beklenirdi.

Öyle beklenirdi, çünkü Bülent Arınç bir süreden beri yaptığı açıklamalarında AK Parti’yi ve bütün ağırlığıyla yanında durduğu parti yönetimini ileride meydana gelebilecek olumsuzluklar konusunda uyarmaya çalışıyor.

İktidarda bulunanlar, hele birbiri ardına üç-beş genel seçimde kendilerini iktidarda tutacak oy almışlarsa, yerlerinin sağlam olduğunu, devleti yönetmeye daha uzun yıllar devam edeceklerini ummaya başlıyorlar. Daha doğrusu bir gün iktidarı terk etmeleri gerekebileceğini düşünmüyorlar.

Gerçek farklıdır. Ne zaman olacağı bilinmez, ancak demokrasilerde her iktidarın bir ömrü vardır. Hiç bir başka sebep aramaya gerek yok, halk hep aynı yüzleri karşısında görmekten bir gün bıkar ve bir bakmışsınız sandıktan farklı bir iktidar çıkıvermiş…

AK Parti o sürprizi 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimde Meclis çoğunluğunu kaybederek yaşadı aslında. 

Yapılan son kamuoyu yoklamaları AK Parti’nin oyunun 2002 seçiminde aldığı ve bazı partiler pek az oy farkıyla baraja takıldıkları için Meclis çoğunluğunu elde edebildiği yüzde 36 oyun altına düştüğünü gösteriyor. MHP desteğiyle bile iktidarı kaybedebilir AK Parti.

Hesaba, kurulma hazırlıkları süren yeni partileri katmıyorum bile. 

Biliyorum, AK Partililer, 7 Haziran 2015 seçimi sonrasında birkaç hamleyle sandık sonucunu boşa çıkarmayı ve 1 Kasım 2015’te yapılan seçimde yüzde 50’yi bulan bir oya ulaşmayı sağlamış Tayyip Erdoğan’ın, hele yeni sistemde cumhurbaşkanı olarak sınırsız yetkileri bulunduğu da düşünülürse, yine gidişi tersine çevirebileceğini düşünüyorlar.

Olabilir mi?

“Ya emsale dönüşürse” diye düşünüyor Arınç

Bülent Arınç’ın ise diğer AK Partililerden daha farklı düşündüğü anlaşılıyor. Hepsinden daha fazla olduğu muhakkak siyasi tecrübesiyle, bir gün iktidarın elden gidebileceği düşüncesiyle ve dolaylı mesajlarla, parti yönetimini uyarmaya çalışıyor.

HDP’li belediye başkanlarının yargı kararı olmaksızın doğrudan İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması, iktidarın el değiştirmesi durumunda, Türkiye’de iktidarın yeni sahiplerine de kullanabilecekleri bir ‘emsal’ sağlamış oluyor.

Tayyip Erdoğan’ın kendisi 28 Şubat karanlığında belediye başkanlığı görevinden alınmıştı, ancak bunu sağlamak için askerler bile doğrudan siyasi bir manevra yerine yargıyı kullanmışlardı. 

Canan Kaftancıoğlu’nun sadece takipçileriyle paylaştığı ve çoğu 140 harften oluşan Twitter mesajlarının aradan yıllar geçtikten sonra yargıya taşınması ve mahzurlu bulunarak hapisle cezalandırılmak istenmesi de Arınç’ta “Ya iktidar elden gider de, yeni gelenler aynı yolu izlerlerse?” endişesini uyandırmış besbelli. 

Haklı bir endişe bu. Siyasi hayatın içerisinde bulunanlar, hele bir de iktidar kadrosundalarsa, bu konumlarını en sert cümlelerle ifadeden çekinmiyorlar. Devran değişip sekiz-on yıl öncesine kadar giden defterler açılmaya başlandığında, o zamanlar koruma altında bulunan ifadeler cezaya müstehak görülürse ne olacak?

Erdoğan’ın haksız yere görevden alınmasına kamuoyu büyük tepki göstermişti; şimdi benzer görevden almalar ise, iktidarı destekleyen medya tarafından ve en önemlisi bizzat iktidar sahiplerince doğru bulunup savunuluyor.

Yarın tersine gelişmeler yaşandığında itiraz edebilecek mecal kalacak mı insanlarda?

Bülent Arınç uyarılarını KHK’larla görevden almalar ve ‘terörle mücadele’ genel başlığı altında yürütülen uygulamalar konusunda da yapmıştı.

O uyarılar da benzer endişelerin sonucu olarak değerlendirilebilir.

İktidar sahipleri konumlarının ebed müddet olduğunu düşünürler ve bu da onları körleştirir. Tarihimizde uzun süreli iktidarlar bulunmaması bile siyasilerin daha dikkatli davranmasını sağlamıyor. Birilerinin uyarısı bunun için önemli.

Görebildiğim kadarıyla, Bülent Arınç o görevi üstlenmiş durumda.

 

Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ