Atilla Yeşilada: Özel sektörde iflas kuyruğu başlıyor

Seçim sürecinde başlayan döviz krizi, 24 Haziran sonrası kaldığı yerden hız kesmeden devam ediyor.

Yabancı yatırımcının çıkışları da yeni kabine sonrası daha da hızlandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mehmet Şimşek ve Naci Ağbal gibi isimlere yer vermeyip ekonomiyi damadı Berat Albayrak’a teslim etmesi piyasalarda şok etkisi yarattı. Para Analiz’den Atilla Yeşilada, “Özel sektörde iflas kuyruğu başlıyor” diyor.


Yeşilada, Türkiye’nin geldiği noktayı bir fıkra ile anlatıyor:

“Hasta muayeneden sonra doktora sormuş: ‘Hocam, çok sıkı perhiz yapıyorum, devam edeyim mi?’ Doktor tatlı bir gülümsemeyle: ‘Yok, yok’ demiş. ‘Kasmayın bu kadar, istediğinizi yiyebilirsiniz’.  İçinden  de düşünüyormuş: ‘İstediğini ye de, Noel için tatil planı yapma, Tahtalı Köy’e tek yönlü biletin var’. Valla bu durumdayız. Biz ‘Nasıl daha hızlı büyürüz, özel bankalara nasıl daha ucuza kredi verdirtiriz, acaba hangi sektöre teşvik versek, desteklemedik mağdur vatandaş kaldı mı?’ Hayalleri içinde yaşarken dış dünya ‘Hayvan mundar olmak üzere, Kurban Bayramı gelmeden kessek mi acaba?’ diye kara kara düşünüyor. Her gün iş dünyasından bir dost arayıp soruyor, ‘FÖŞ bu kez batacak mıyız?’ ‘Battık’ diyorum, ‘ama siz farkında değilsiniz’.”

“Bizi iki büyük tehlike bekliyor, film bu ay başlar” diyen Yeşilada, “Birincisi ki sıradaki yazıma saklıyorum, devaluasyon- enflasyon fasit dairesi başlıyor. Yalnız bu ay %4-5 deval yedik, temmuzda enflasyon yine naralarla gelecek” görüşünü dile getiriyor.

Yeşilada’ya göre Türkiye yakında 1990’lara dönebilir… Yani, bir mal veya hizmetin girdilerinde ithal veya enerji olsun olmasın, fiyatı dövize paralel artar hale gelebilir. Bir başka deyişle, dolar/TL yükseldi diye, berber zam yapabilir.

İkinci tehlikeden ise özel sektörde büyüme baskısıyla İflas dalgasının geldiği yolunda Yeşilada’nın değerlendirmelerine göre.

Yeşilada, yazısında Linked-in’de post ettiği bir banka analizine gelen açık cevapları paylaşıyor: 

Özel banka uzmanı: “[Bankalar kredileri] Kesmeden ziyade takibe giden çok müşteri var. Ayrıca faizler aylık %2’yi geçiyor ve kimse şuan kredi almak istemiyor. Alanda nasıl ödeyeceğim diye düşünüyor. Duraklama dönemi artık bankalar için. Çok hızlı gidildi ilk başta…”

Değerli bir kamu görevlisinden: “Takibe dusen kredi miktari ile ilgili paylastiginiz ozcan kadioglu nun tweetini esime gosterdim (kendisi yillardir kizak olmakla birlikte bddk yeminli basmurakibi), iddiasi en az uc kati oldugu yönünde…”

Ali Ağaoğlu’nun bile aktif satarak borç kapatacağı görüşünü savunan Yeşilada, “Enerji devleri Gama Holding, Bereket Enerji kredi öteleme peşinde. Doğuş Holding daha öteleme müzakerelerini sonlandıramadı” notunu düşüyor.

Erdoğan’ın faizleri indirme planını ise yeni bir kumpas olarak niteliyor deneyimli ekonomist. Ancak böyle bir durumda bankaların fon bulmakta zorlanmasının daha da artacağı uyarısında bulunuyor ve mecburen faizi yükselteceklerini belirtiyor ve ekliyor:

“Eğer ‘faiz düşür’ diye bastırırsan, zaten batık kredileri diz boyuna varan bankaları batırırsın.”

Peki, bankalar batarsa ne olur? 

2001’de bankaları kurtarmanın maliyetinden aktarıyor Yeşilada:

“Krizin kaynağı olarak finans sektörü görülüyordu. Sektöre direnç kazandırmak amacıyla güçlü bankaların oluşturulması işlemi, zayıflarının tasfiyesiyle gerçekleştirildi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) aktarılan bankaların devlete getirdiği yük 17,3 milyar doları buldu. Toplam 39.3 milyar dolarlık maliyet, 2002 gayri safi milli hâsılanın yüzde 26,6’sına karşılık geliyordu. Ayrıca ülkenin toplam borç stokunun yüzde 20’sine yakınını oluşturdu."






 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ