"AKP'yi eleştirenin yaşama hakkı yok"

Türkiye'de devlet kadroları ve tüm toplum kesimleri; kanun kural tanımayan örgütlü bir suç şebekesi gibi çalışan AKP'nin yaptığı hukuksuzluklarla boğuşuyor.

İsmail S. Gülümser

Türkiye’de devlet kadroları ve tüm toplum kesimleri; kanun kural tanımayan örgütlü bir suç şebekesi gibi çalışan AKP’nin yaptığı hukuksuzluklara boğuşuyor. AKP’nin insanlık dışı uygulamalarına boyun eğmeyen toplum kesimlerinin, hukuk dışı işlerine alet olmayan, onların verdiği kanunsuz emirleri dinlemeyen ya da eleştiren devlet görevlilerinin başına gelmedik şey kalmıyor.


TÜRKİYE’NİN KANUN DEVLETİ OLDUĞUNA İNANMAK MÜMKÜN MÜ?

Alman televizyonunda sunucu ısrarla Kavakçı’ya soruyor, bir insan hiç suç dosyası hazırlanmadan nasıl bir yıl hapiste tutulabilir. Kavakçı arka arkaya ülkenin bir kanun devleti olduğunu, tutukluluklarda mutlaka önemli bir gerekçenin olduğunu iddia ediyor. Ancak ülkeyi kabile devleti olmaktan kurtaracak gerekçenin ne olduğunu bir türlü söyleyemiyor. Ülke yöneticilerinin tamamı da gittikleri yerlerde yapılanların kanuna bağlı olduğunu iddia ederek kendilerini savunuyor, fakat kimseyi ikna edemiyorlar.

İktidar TV ekranlarında ellerinde somut suç delilleri olduğunu iddia ediyor. Ancak ne kendileri ne mahkemeler somut delil ortaya koyamıyor. Altan kardeşler ve Ilıcak; savcının iddianamesinin yalanlarla dolu olduğunu mahkemede ispatlamasına rağmen, TV konuşmalarında darbecilere mesaj verdiği iddiasıyla müebbet hapis cezası alıyor. Fransız televizyonuna konuk olan ülkemizin elçisi bu cezayı savunamayınca, yabancı televizyoncuların gözü önünde yazarların müebbet hapis cezası almadığını söyleyerek Fransız halkını kandırmayı seçiyor. Ülkenin hala bir kanun devleti olduğunu iddia ediyor.

Başbakan Almanya da on binlerce memurun hiç suçlama olmadan görevden atılmasını izahta zorlanınca yalana yapışıyor. Çok titiz çalıştıklarını 30 bin kişiyi göreve geri iade ettiklerini, mağduriyetleri en kısa sürede kaldırdıklarını söyleyerek hem yabancı televizyoncuları hem Alman yetkilileri kandırmayı tercih ediyor. Kendi bakanlarının ihraç edilenlerden 3 bin kişinin iade edildiği yönündeki açıklamasını sakladığını sanıyor.

PEKİ GERÇEKTEN TÜRKİYE BİR KANUN DEVLETİ Mİ?

AKP son dönemde menfaatleri için birçok kanunda insan haklarına aykırı, kabile devletini çağrıştıran düzenlemeler yaptığından, Kanunların çoğu insan hakları kriterleri açısından ciddi problemli hale geldi ama hala geçerli bir kısım kurallar var ve faaliyetlerin bu kurallara göre yürütüldüğü izlenimi veriliyor. Ancak ne kadar saklamaya çalışsalar da ülkenin kanun devleti olmaktan hızla uzaklaştığını, kuralların kişilere göre farklı yorumlanarak insanlık suçu ayrımcılık işlendiğini, her devlet biriminde kuralların içini boşaltacak yollar geliştirildiğini, kuralların istediklerine soykırım yapmada kullanıldığını tüm dünya görüyor.

KAST SİSTEMİ KURULDU KANUN VE KURALLAR ÜÇ TOPLUM GRUBUNA FAKLI UYGULANIYOR

Ülkede iktidara karşı duruşuna göre kanunların farklı uygulandığı üç grup göze çarpıyor.

Memurlara devlet hizmetinde bu üç gruba farklı muamele etmesi gerektiği amirlerince telkin ediliyor. Hangi insana nasıl davranılacağını kurallar belirlemiyor, iktidarın gönderdiği talimatlar belirliyor. Memurlar görevleri gereği kanunları herkese aynen uygulamaları halinde sorgulanıyor. Partililer ve tüm görevlilerinden, devlet hizmetinde kişilerin dünya görüşüne göre insanlık suçu ayrımcılık yapmaları isteniyor. Son günlerde OHAL’i fırsat bilip yaptıkları tecavüzleri, insan hakları ihlallerini, ayrımcılığı kalıcı hale getirmek için yeni yollar geliştiriliyor. Bazılarının kanunların verdiği haklardan yaralanmasını engellemek amacıyla, yıllar önce demokratikleşmeyle kaldırılmış olan 12 Eylül darbe dönemi ürünü güvenlik soruşturması, tekrar hayata geçirilerek kurdukları ayrımcılık pekiştirilip toplumda oluşturdukları üç kast grubu kalıcı hale getiriliyor.

1.KAST GRUBU KANUNLARDAN DOYASIYA YARARLANAN SUÇ İŞLEMESİ SERBEST OLANLAR  

Ülkenin nimetlerinden doyasıya yararlanması için, kanunların gerektiğinde esnetildiği, gerektiğinde kaldırıldığı, gerektiği zaman onlar için özel kanunların çıkarıldığı, yaptıkları asla sorgulanamayan, suçlarının soruşturulmasına izin verilmeyenler. Bunlar hiçbir mevzuata takılmadan kapalı kapılar ardında pazarlıklarla ülke kaynaklarını iktidarla bölüşüyorlar. Bu grupta;

-Ülkenin tüm ihalelerinde adı geçen iktidar döneminde yıldızı parlamış, her ihalede yetkililere pay vererek ülke kaynaklarını iktidarla bölüşecek ortaklıklar kurmuş iş adamları, müteahhitler ve iktidar partisi yöneticileri,

-İktidarın insanlık dışı davranışlarına bazen açıktan destekleyen bazen sukut ederek, iktidarın işini kolaylaştıran bu yolla iktidar nimetlerinden yararlandırılan dini ya da sosyal grupların önde gelen isimleri,

-İktidarın hukuksuz işlerini savunma görevini üstlenen, inanmadığı, hatta daha önce eleştirdiği şeyleri menfaat karşılığı gazete köşelerinde, TV ekranlarında anlatma görevi üstlenen ikiyüzlü gazeteci-entelektüel ve partililer

-İktidarın istediğini ele geçirmede maşa olarak kullandığı, suçlarına ortak ettiği hukuksuz kanun dışı işlerini yapmaya hazır devlet memurları, güvenlik elemanları, hâkim savcı ve üst düzey bürokratlar.

-AKP Merkez ve il teşkilatlarında parti direktifleri doğrultusunda partinin hukuksuz işlerini takip eden, parti adına ihaleleri işe alımları ve devlet kaynaklarının paylaşımını yönlendiren, gerektiğinde devlet görevlilerine talimat veren parti yöneticileri milletvekilleri.

-Geçiş döneminde desteğine ihtiyaç duyulduğu için şimdilik imkânlardan yararlandırılan bazı ortaklar.

Bu gruptakilerin çoğu için her şey serbest

Kanunsuz da olsa asla suçlanmayacaklarını, suçlansalar da hemen talimatla kurtarılacaklarını biliyorlar. Bunlar iktidarla işbirliği içinde: herkesin malını direkt ya da dolaylı yoldan gasp edebilir, Gazeteciyse hakaret edebilir-hedef gösterdiklerini tutuklatabilir, güvenlik görevlisiyse muhaliflere hayatı zindan edebilir, müteahhit ise ihalelerde her türlü yolsuzluk yapabilir, savcı ya da hâkimse hukuksuz talimatlarla karar verebilir. Partiliyse, devlet imkanlarını usulsüz yöntemlerle paylaşabilir, devlet kadrolarına her türlü yolu kullanarak yakınlarını getirebilir. Memursa yetki sınırları içindeki devletin imkânlarından istediğini yararlandırabilir, istediğini bu imkânlardan yararlanmasını fütursuzca engelleyebilir.  Yolsuzlukları ortaya çıkarsa kimse onları suçlayamaz dava açamaz.

2.KAST GRUBU KURALLAR BAĞLI OLAN KURAL DIŞI YAPACAĞI HER İŞTEN HESAP VERECEK OLANLAR

Bu grup kanun ve kurallara uymak zorunda olanlar; iktidarın yaptıklarını eleştirmediği için ülke kaynaklarından iktidarın müsaadesi ölçüsünde yararlanma hakkı verilen geniş halk kitleleri. Bunlar yapacakları her işi kurala uydurmak zorundalar, kurallara uygun hareket etseler bile iktidar istemezse bir bahane uydurmak isterse haklarından her zaman feragat etmek zorunda olan kesimler. Bu grupta;

-iktidarın yaptıklarından dolayı midesi bulansa da sol karşısında mecbur olduğu için desteklemek zorunda kalan sağ görüş mensupları, referans bulamadığı için bir türlü işini halledemeyen gariban partililer,

-İstikrarsızlıklardan ilk önce etkilenen ve istikrarsızlık olmasın da ne olursa olsun diyen geçim derdinde olan dar gelirliler,

-Yanlışlar karşısında mücadele etmiş, başarılı olamadığı ya da zarar gördüğü için korkarak mücadeleden vazgeçip kabuğuna çekilmiş kerhen de olsa şimdilik yapılanlara boyun eğmek zorunda hissedenler,

-İktidara inanmasa da basın ordusunun propagandalarından hamasi nutuklarından etkilenip zaman zaman gaza gelen, gerçek dışı haberlerle yönlendirilmeye açık nasıl karar vereceğini kestiremeyenler,

-AKP iktidarını rahatsız etmeden silik muhalefeti beceren muhalefet parti başkanı milletvekili ve partililer var.

Bu gruptakiler iktidar ne verirse ona katlanmak zorunda olan, çoğu kez haksızlığa uğramasına rağmen asla eleştirmemesi gerektiğini bilen, geçinemese de ülke kaynaklarının bölüşüldüğünü görse de itiraz etmeyen, çoğu iktidarın kalabalıklar oluşturmada kullandığı direk ya da dolaylı yollarla mağdur ettiği insanlar.

3.KAST GRUBU ÜLKEDE YAŞAMA HAKKI OLMADIĞI SÖYLENEREK, KANUNİ HAKLARI ELLERİNDEN ALINANLAR

İktidarın yaptıklarını onaylamayan gizli ya da açık eleştirdiği tespit edilen, iktidar tarafından vatan haini ilan edilip basında hakkında her gün karalama kampanyaları düzenlenen, yaşama hakkının elinden alınmasında mahzur görülmeyenler. Bu grubun kanunların verdiği haklardan yararlanması yasak, hiç suç olmadan tutuklanması ve işkence edilmesi, kaçırılması, kendileri bulunamazsa eş ve çocuklarına zarar verilmesi vatandaşlık görevi. İktidarın yok edilmesini istediği suç uydurmak üzere devlet birimlerine talimat verdiği bu grupta;

-Demokrasi talep eden yanlışa itiraz eden topluluklar, muhalif dayanışma grupları, partiler,

-Suçlarına ortak olmamış ileride soruşturabileceğinden korkulan memurlar güvenlik güçleri hâkimler, savcılar,

-Haklarını arayan ileride arayabilecek insan hakları savunucuları, avukatlar, milletvekilleri, parti başkanları,

-Sosyal projelerde yer alan ev hanımları, dürüstlüğüyle bilinen toplumun beğenisini kazanmış iş adamları

-iktidarın suçlarını gelecek nesillere aktarabilecek öğretmenler-akademisyenler-rektörler

-iktidarın yanlış politikalarını baskısını eleştiren entelektüeller- gazeteciler

-Yaptığı el örgüleriyle öğrencilere yardım eden 7-8 aylık hamile veya doğumdan yeni çıkmış çocuklu bayanlar bulunuyor.
Bu grup için devlet bir suç şebekesi gibi kullanılıyor

Bu grubun ülkede yaşama hakkı yok. İşyerleri, dernek ve eğitim kurumları, bankaları, gazeteleri, yardım kuruluşları polis zoruyla kapatılıp binaları malları zapt edilebilir.  Çalıştığı kurumdan atılabilir pasaportları alınarak seyahat hürriyetleri engellenebilir, Mesleki lisansı elinden alınabilir. Başka yerde çalışması engellenerek açlığa mahkum edilebilir. Gerekçe göstermeden ya da yasal işlemlerinden telefon uygulaması-banka hesabı-çalıştığı kurum yüzünden kanunsuz suçlamalarla suçlanıp tutuklanabilir, işkence edilebilir, 7-10 yıl ceza verilebilir. Devlet görevlilerince işkence edilmek üzere kaçırılabilir. Tedavisi engellenerek ya da intihar süsü verilerek ölümü sağlanabilir. Başka ülkede ise mafya yöntemleri kullanılarak ailesiyle birlikte kaçırılabilir. Hapisteyse talimatla mahkemelerden suç uydurmaları istenebilir, en ağır ceza neyse o cezanın verilmesi sağlanabilir. Kendisi bulunamazsa eşi çocukları hatta yakınları onlar yerine tutuklanabilir.  

ARAF’TAKİLER

İktidara karşı tavrına bağlı olarak bu üç kast grubu arasında zaman zaman geçişler oluyor.

-Bülent Arınç, Abdullah Gül gibi partinin kuruluşunda yer aldığı halde iktidarın insanlık dışı uygulamalarını benimsemediği cılız sesle de olsa bazı ortamlarda eleştirdiği için kenarda bekletilenler, iktidarı desteklediği zaman yeniden nimetlerden yararlanmasına izin verilen Ahmet Davutoğlu gibiler.  

-Eleştirilerin dozunu yükselttiği zaman tutuklanıp eleştiriden vazgeçme boyun eğme şartıyla salıverilen cübbeli Ahmet Hoca gibiler,  

-Eleştirilerinin boyutu AKP’ye zarar verdiğinde yok edilecekler listesine eklenen, dipçikle burnu sürtülüp, devlet şiddetiyle itaate zorlanarak susturulmak istenen,  Alpaslan Kuytul ve Furkan vakfı gibi dini gruplar.

-Önce en ağır suçlamalarla tutuklanıp AKP’nin tüm hukuksuzluklarını desteklemek kaydıyla salıverilen, hukuksuzlukları desteklediğinde reklam edilen, eleştirdiğinde eski dosyaları yeniden açılmayla tehdit edilen mafya yapılanmaları, kirli işlere bulaşmış derin yapılarda görev alanlar, Ergenekon ve balyoz gibi davalara adı karışmışlar.

-Tutuklanmayla tehdit edilip itiraf adı altında hazır ifadeyi imzalamayı kabul eden cemaat mensupları.

-Suçlamadan kurtulmak ya da fırsatlardan yararlanmak için AKP ile anlaşan zarar verenler yerine dava arkadaşlarını suçlama misyonunu üstlenen, menfaatine yenik düşmüş kendi içinde tutarsız bazı eski cemaat kaçkınları.

-Bugüne kadar iktidarın suçlarına ortak olmuş ancak yapılanlardan midesi bulandığı için tereddüt yaşayan bunu hissettirdiği andan itibaren, hayatının karartılmasıyla tehdit edilen devlet memurları,

Araf’takilerin büyük çoğunluğu iktidarın polis şiddetiyle, basında karalama kampanyalarıyla hukuksuzluklara boyun eğdirmesini bizzat yaşayarak öğrenmiş, tekrar aynı şeyleri yaşamamak için ne yapması gerektiğinin farkında olanlardan oluşuyor. Vicdanı yapılanları kabul etmese de iktidarın gücüyle baş etmenin mümkün olmadığını farkında olan zevahiri kurtarmayla yetinenler, yanlışa itiraz için doğru zamanı bekleyenler.

TEHDİT-ŞANTAJ-DEVLET KASASINDAN RÜŞVETLE, EĞİTİM VE DEMOKRATİK BİRİMLER ELE GEÇİRİLİYOR

AKP eski Sovyet rejiminin psikolojik savaş taktiklerini kullanıyor. Arkasına aldığı devlet gücünü kullanarak kurduğu kast sisteminde kimini nimetlerden yararlandırıyor, kimini yalan sansasyonel haberlerle korkutup sindiriyor, kimini polis baskısıyla boyun eğdiriyor ve ülkede her yeri ele geçiriyor. KHK’ları talimatla onaylattığı meclisi kullanarak, meclis, seçim sistemi, adalet sistemi, eğitim sistemi, emniyet, askeriye, üniversiteler, belediyeler ve tüm devlet birimlerindeki demokratik bağımsız denetim mekanizmalarını kendine bağladı, demokratik sistemlerin içini boşalttı, talimatla formaliteyi yerine getirmede kullanacağı birimler haline getirdi.  
Devletin en gözde okulları dâhil seküler eğitim veren halkın ilgi duyduğu çok sayıda kurumu bahanelerle kapattı     

868 süper lise(yabancı dil ağırlıklı lise),  içinde 230 bin öğrenci varken kapatıldı

299 Anadolu öğretmen lisesi, içinde 96 bin öğrenci varken kapatıldı

2.434 Anadolu Lisesi içinde 1,5 milyon öğrenci varken bu yıl kapatılıyor

937 genel lise içinde 756 bin öğrenci varken kapatıldı

1.064 cemaat okulu içinde 138 bin öğrenci varken kapatıldı

1.017 temel lise içinde 214 bin öğrenci varken gelecek sene kapanıyor

3.530 dershane içinde 1 milyon öğrenci varken kapatıldı

1.953 etüt merkezi içinde 117 bin öğrenci varken kapatıldı

Öğrencilerin girmek için sırada beklediği gözde okullar 4 askeri lise, 5 polis okulu, 3 astsubay okulu da kapatılanlar arasına katıldı
İmam hatip okullarının(İHO) önünde engel gördüğü eğitim kurumlarını aşamalı sinsi bir planla kapatırken yerine; 80 öncesi gibi gerektiğinde sokak hareketlerinde kullanmak üzere parti gençliği yetiştireceği İHO açtı

(umarız bu okulların öğretmen, öğrenci ve velileri iktidarın toplumu birbirine kırdırma oyununa alet olmazlar)   

450 olan okul sayısı ilk 8 yılda normal yollarla sadece 43 artmışken son 4-5 yılda 3.295 yeni İHO’u açıldı,

Zorlamalı yöntemlerle öğrenci sayısı ilk 8 yılda 235 bin iken son 4-5 yılda sayı 1,3 milyona çıkarıldı,

Son sınav düzenlemesiyle Anadolu liselerini de kapatıp İHO önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Tek lise alternatifi olarak halkın ilgi göstermeyeceği mahalle mektebini bırakarak İHO daki öğrenci sayını 2 milyona çıkarma planlandı.

OHAL den çok önce başlattığı geri dönülmesi imkânsız hukuk ve insan haklarına aykırı düzenlemelerle cebir ve şiddetle kişisel mülkler dâhil istediğini gasp edip, tüm devlet birimlerini kendine bağlarken, en gözde okulları kapatıp yerine partili gençlik yetiştireceği okulları açtı.

Planlayıp başkasına yıktığı darbeyle devletin tüm kaynaklarını gasp ederek üzerine geçirdikten sonra, içeride itiraz edenleri ele geçirdiği basınla hain ilan edip ve polis zoruyla sindirerek susturdu. Dışarıdan gelecek itirazların bazılarını ticari ilişkilerle satın alıp bazılarını ahlak dışı kirli pazarlıklarla, şantajla tehditle etkisiz hale getirerek herkesi darbeyle kurduğu bozuk düzeni kabule zorladı. Önümüzdeki günlerde göstermelik hale getirdiği seçimlerle Arap şeyhleri gibi ülkenin tek sahibi ve dini lideri olarak devlet hazinelerini ve ülke yönetimini aile ve yakın çevresiyle bölüşme yolunda hızla ilerliyor.

İran’ın yaşadıklarına muhatap olmamak için açıktan ilan etmiyor, darbesini bile başkasının arkasına saklanarak yapıyor. Fakat demokrasiyle yönetilen bir devletin kurallarını, gayrı insani gayrı ahlaki kafasına göre uydurduğu devlet malını çalmanın, yalan söylemenin, insanların mallarını gasp etmenin, zulüm ve işkencenin yasak olmadığı, şiddet ve radikalizme açık kurarlarla değiştirerek, tüm orta doğuyu tehdit edebilecek bir din devleti kuruyor.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ